• bugün (107)
  1. yabancı bir diziyi izlemeye başlayınca insan kendini evrenin en kültürlü kişisi sanıyor, sonra iki bölüm sonra aslında sadece altyazıyla instagram story izliyormuş gibi hissettiğini fark ediyor. benim gibi akıllısı tabii ki alt yazıyı kapatıp dublaja geçiyor ama o da bir yerden sonra dudak dekalajına düşüyor. neyse, saçımı da yaparım bir yandan, kafeye gidip aynı diziyi arkadaşımla aynı anda başlar, sonra 'aman n'aptın sen did you see that?' diye bağırıp dururuz, artık o tacik senesi tüm komşular brunch'tan seslenir.

    aslına bakarsan lezzetli olan ilk bölümü, kafamdaki o 'buna bayılacağıma eminim' kuruntusu. iki hafta içinde dizinin soundtrack'ini playlistime ekleyip birkaç kare yüz porsiyon atarım. özetle, dizi dediğin şeyin kültürel bir entelektüel faaliyetmiş gibi lanse edilmesine bayılsam da, bana soran olursa dürüst cevabım: ne diyim canım, benim dizi izleme biçimim bu; dizisi de aynı, sezonu da ona her bölümde bir dekor gibi eşlik ederim sadece *