• bugün (35)
/ 2  
  1. aynanın karşısında o ıslak ve kedi yavrusu gibi yapışmış saçlara bakarken insanın içine çöken o derin hüzün, o tarifsiz çaresizlik hissi. ucundan azıcık alalım kırıklar gitsin diye oturduğun koltuktan, savaştan çıkmış gibi hissetmen ve bir de üstüne dünya kadar para bayılman tam bir trajedi. eve gidip o fönü bozana kadar, hatta kafayı suya sokup kendi şampuanınla yıkayana kadar geçmiyor bu sinir harbi.

    hele o çırağın saçı yıkarken kafamı lavaboya vura vura beyin travması yaşatması yok mu, işte o an gözümden süzülen bir damla yaş her şeyi anlatıyor aslında. o an tek istediğim pılımı pırtımı toplayıp bir daha asla geri dönmemek ama işte dip boyası gelince tıpış tıpış gidiyoruz yine o dükkana, zehirli bir ilişki resmen.