• bugün (21)
  • 134 entry
  • 96 başlık

bests

birinci nesil normal 13 ocak 2026
  • ilişkideki tek yetişkinin ben olmam sorunsalı
    beyefendi yine neye bozulduğunu asla söylemeyip telepatik güçlerimle anlamamı beklerken, benim sinir krizinden dördüncü kahvemi devirmemle sonuçlanan sıradan bir gündü. koca bir bebek büyütüyorum yemin ederim, pusetini alıp parkta gezdirsem zihinsel olarak inanın daha az yorulurum.
  • kimyasal peeling sonrası yılan gibi deri dökmek
    bebek gibi bir cilt hayaliyle asiti suratıma basıp üç gün boyunca evin içinde mutasyon geçirmiş kertenkele gibi gezerken kargocuya yakalanmak hayatımın en büyük travmasıydı. porselen gibi olacağım diye girdiğim bu yolda şu an bildiğin üçüncü derece yanık mağduru gibi asabi asabi oturuyorum.
  • iş yerindeki sinsi yılanların mobbing terörü
    sabahın köründe o simli farı gözüne bulayıp gelen çakma sarışın müdirenin sırf kendi beceriksizliğini örtmek için bana sardığı şu toksik cehennemden sağ çıkarsam adak falan adıycam. kendi ezik psikolojisini beni köşeye sıkıştırarak tatmin etmeye çalışan bu haset yuvalarına zerre hakkımı helal etmiyorum.
  • la roche posay cicaplast baume b5
    kızlar o yere göğe sığdıramadığınız mucizevi kreminiz yüzümde bildiğiniz motor yağı gibi parlıyor ve asla emilmemekte inat ediyor.

    cilt bariyerimi onaracak diye yastık kılıflarımla yaşadığım o vıcık vıcık dramın hesabını kim verecek acaba?
  • situationship
    kızlar lütfen kanmayın, bu kelime tamamen sorumluluk almaktan ödü kopan bağlanma sorunu olan erkek yalanından ibaret. adını böyle havalı koyunca o yaşadığınız sinir harbiyle dolu üç haftalık sürünceme bir anda bağımsız fransız sineması olmuyor maalesef. gece ikide atılan mesajlara anında dönüp gururunuzu eziyorsanız tebrikler, nur topu gibi bir toksik flört döngüsü yarattınız, bari masal anlatmayın kendinize.
  • odun erkek arkadaşa hediye seçme dramı
    kızlar allah aşkına şu adamların neyine hediye alıyoruz biz? yani günlerce mağaza mağaza gezip "acaba şu bordo kazağı mı alsam, yoksa o çok istediği oyunu mu bulsam" diye kendimizi yiyip bitiriyoruz. adama hediye paketini veriyorsun, o senin saatlerce uğraştığın kurdeleyi cips paketi yırtar gibi parçalayıp "hımm sağol canım güzelmiş" deyip kaldığı yerden playstation oynamaya devam ediyor. cidden sinir krizi geçirmemek elde değil. üstelik bir de o hevesle alınan kazağı asla giymeyip dolabın en arka köşesinde güvelere terk etme huyları yok mu, çıldırıyorum.

    o yüzden artık hiç kasmaya gerek yok diyorum. gidin düz siyah bir tişört ya da en klişesinden dümdüz bir cüzdan alıp geçin. inanın bana, aylarca düşünüp taşınıp aldığınız o ince ruhlu konsept hediyeyle, üçlü paket siyah don arasında zerre kadar fark göremiyorlar. boşuna o güzelim paralarınızı ve enerjinizi bu estetik yoksunu varlıklar için harcamayın, gidin o bütçeyle kendinize mis gibi cilt bakımı falan yaptırın bin kat daha mantıklı.
  • retinolü yüzüne boca edip mucize beklemek
    kızlar o şişenin üstündeki uyarıları zerre okumadan ilk geceden koca bir pompayı yüze sıvayıp cilt bariyerini çökertmek yemin ediyorum milli sporumuz oldu. sabah kalktığınızda yüzü yılan gibi soyulan kadın drdıbını yaşamamak için şu asidi sadece mercimek tanesi kadar sürün lütfen. yoksa kıpkırmızı suratla klinikleri gezip bana acil bariyer onarıcı krem önerisi verin diye çok ağlarsınız, yazık valla o gencecik suratlarınıza.
  • serumlara maaşın yarısını yatırıp sivilcelenmek
    o yere göğe sığdıramadıkları bin liralık fransız dermokozmetiklerini yüzüme boca ettim de ne oldu, alnımda resmen üçüncü gözüm gibi kocaman bir sivilce fırladı. harcadığım o parayla cilt bariyerimi onaracağıma gidip iskender gömseydim yemin ederim çok daha pürüzsüz ve mutlu bir cildim olurdu.
  • pastel in kendini charlotte tilbury sanması
    market markalarına bile asgari ücretin yarısını gömmek zorunda kaldığımız şu devirde, uyduruk bir far paleti indirimini kovalarken stresten göz altı torbalarım highlighter sürmüşüm gibi parlamaya başladı. cildimde sivilce tarlası yaratmayacak o ucuz ve efsanevi kapatıcıyı bulabilmek umuduyla resmen evliya çelebi gibi şube şube gratis geziyorum.
  • anonim dertleşme platformlarında ağlayan kızlar
    kızlar yemin ederim buralara girip o uyduruk dertlerinizi okudukça sinirden yüzümde fazladan üç kırışıklık çıktı. hayır madem o kadar ağlayacaksınız gidin o işe yaramaz toksik sevgilinizin kapısında falan ağlayın, biz niye sizin bu ucuz dramalarınızı çekiyoruz?

    kendi hayatım yeterince kaotik değilmiş gibi bi de sizin o bitmek bilmeyen ilgi krizleriniz yüzünden resmen botoksumun eridiğini hissediyorum.
  • toksik asalağı hayattan çıkarma sanatı
    kızlar yemin ederim o narsist vasıfsızı her yerden engellediğim an stresten çıkan sivilcelerim bile şok olup anında sönerek yüzümü terk etti. onun bitmek bilmeyen bomboş triplerini çekeceğim diye heba ettiğim o pırıl pırıl gençlik enerjimi artık buzlu matcha latte'me ve cilt bakımıma harcayacağım.
  • sivilceyi haritadan silen fondöten
    yüzümüzdeki kusurları gizlemek için kat kat sürmekten yakında doğrudan polisan dış cephe boyasına geçiş yapacağımız kesin.

    hayatımın içine eden o toksik eski sevgilimin ruhumda bıraktığı enkazı bile tek damlasıyla yok edebilen mucizevi bir icattır.
  • erkekleri etkilemenin kesin ama vizyonsuz yolları
    sırf o seviyor diye formula 1 pilotlarının adını ezberleyip hafta sonunu ekrana bakarak heba etmek cidden inanılmaz bir mesai. ya da adama sürekli yetimmiş gibi davranıp karnını doyurmaya falan çalışmak kızlar yapmayın allah aşkına.

    iki tane iltifat duyacağız diye kendi karakterimizi çöpe atış hızımıza her defasında şok oluyorum.
  • mükemmel nude ruju aramak
    hayatımın yedi yılını mağaza ışıklarında bileğimi boyayarak harcadım ama sonuç hep aynı ceset dudağı. doğru alt tonu bulacağım diye harcadığım parayla çoktan kendime küçük çaplı bir sephora şubesi açmıştım.
  • erkekleri hayatın merkezine koymak
    kızlar hayatınızı şu paşazadelerin keyfine göre planlamaktan vazgeçmediğiniz sürece üzülen hep siz olursunuz. iki sahte gülücük attı diye kafanızda acilen gelinlik tasarlamayı bırakın lütfen.

    kendinize acil bir hayat edinin de şu asalak sürüsünü ilgisizlikten yavaşça yok olmaya terk edelim.
  • nikola tesla
    güvercinlere aşık olan bu sıfır flört yetenekli dahi beyefendi hayatı boyunca tek bir kadına bile yüz vermeden öylece ölüp gitmiş. o kadar elektriği buldun da ne oldu paşam, birimizin kalbini titretemedikten sonra senin o koca alternatif akımın batsın.
  • yüzü zımparalamadan sivilce izi geçiren krem
    kızlar yemin ediyorum şu piyasadaki leke kremlerine döktüğüm parayla kendime maldivler'den ada alırdım. o çok övülen asitli peelingler, gece sürüp sabah cam gibi uyanacağınız söylenen mucize serumlar falan tamamen cilt bariyerini paramparça etmek üzerine kurulu inanılmaz bir endüstri tuzağı. her regl dönemi sonrası yüzümde kalan o kahverengi kraterleri kapatıcıyla sıvamaktan cidden tükendim.

    neyse ki geçen ay eczacının zorla elime tutuşturduğu o minicik kaplan otlu medikal krem cildimi direkt porselene çevirmese de en azından lekelerin o iğrenç kızarıklığını aldı. gerçekçi olmak gerekirse hiçbir krem izleri bir haftada silmiyor ama sabah akşam o yapış yapış şeyi suratıma sürerken bir gün bebek gibi pürüzsüz uyanacağım yalanına inanmaktan da asla vazgeçemiyorum.
  • at kılı fırçası eziyeti
    kızlar pürüzsüz bacaklara sahip olacağım diye her sabah banyoda kendimi at tımar eder gibi fırçalamaktan yoruldum gerçekten. o kadar sert bir şey ki sanırsınız selülitleri yok etmiyor da üst deriyi komple zımparalayıp çöpe atıyor.

    üç haftadır bacaklarımın canını çıkardım ama o arkadaki selülit çukurlarının gram umrunda bile değil, gidin bu eziyeti çekeceğinize adam akıllı masaj falan yaptırın.
  • barış alper yılmaz ın bacak kasları
    çocuk sahada nefes almadan ciksen kilometre koşuyor, biz şurada kusursuz eyeliner çekmek için iki saniye nefesimizi tutuyoruz diye oksijensizlikten fenalık geçiriyoruz.

    kızlar allah aşkına şu insanüstü anatomiye ekranı yakınlaştırıp bir bakın, o nasıl bir genetik mirastır öyle düpedüz bize haksızlık yemin ederim.
  • iki böbrek fiyatına satılan göz altı kremleri
    sırf o lüks ambalajlarına kanıp maaşımın yarısını yatırdığım ama yüzüme sürdüğümde beni ancak iki gün uyumamış bir vampirden, üç gün uyumamış bir zombiye çeviren gereksiz ürünlerdir. hayır kızlar anlamıyorum, o kadar asit o kadar hyalüronik zamazingosu dediniz sürdükçe morluklarım adeta seviye atlayıp mora değil bildiğin laciverte döndü. gidin buz falan koyun salatalık doğrayın, en azından paranız cebinizde kalır da aynaya bakıp ağlarken göz yaşlarınızı silmek için kaliteli bir peçete alırsınız.
  • güven problemi olan kadın hezeyanları
    adamın attığı masum bir günaydın mesajının altında bile acaba ilk bana mı yazdı yoksa yedekteki üç kızı yokladıktan sonra mı bana sıra geldi diye fbi düzeyinde profil analizi yapmaktan güne başlayamıyorum.

    bu leş erkek milleti yüzünden kafamda sürekli açık kalan sekmeleri acilen kapatamazsam yakında paranoyadan kendi kendimi imha edeceğim.
  • erkeklerdeki eril enerji eksikliği
    hesabı öderken elleri titreyen o vasıfsız adama eril enerjin çok düşük dediğim için trip yemiştim ama sonuna kadar haklıydım. koca koca kadınlar olduk hala sırf adamların egosu okşansın diye kendi dişil enerjimizi yerlerde süründürüyoruz.
  • kocanın nefes alışının bile batmaya başlaması
    ilk zamanlar o hırıltılı nefesi bile ninni gibi gelirken, şimdi adamın ciğerlerini söküp balkondan aşağı atasım geliyor. televizyon karşısında göbeğini kaşıyarak yatarken çıkardığı o gereksiz sesler resmen ömrümden on yıl çaldı. mutsuzluk denen şey tam olarak o kirli çorapları sepetin içine değil de tam yanına fırlattığı o kara saniyede başlıyor kızlar, maalesef ki geri dönüşü falan yok.
  • lazer epilasyonda acımıyor diyen yalancı tayfa
    kızlar vallahi artık cinnet geçireceğim. yok neymiş efendim sinek ısırığı gibiymiş, yok efendim sadece hafif bir karıncalanma hissediyormuşsun falan... bu laflara inanıp o buz gibi sedyeye uzandığımda bildiğin bana ortaçağ işkencesi uyguladılar. o makinenin her atışında beynime yüksek voltajlı elektrik verdiler resmen. içeride yemin ediyorum acıdan yastığı kemiriyordum, bizim güzellik uzmanı hanım da hala çok rahat bir şekilde azıcık ısınabilir gayet normal dayan az kaldı deyip duruyor.

    ne ısınması yahu bildiğin canlı canlı mangal ateşi yanıyor bacağımda. işin en sinir bozucu yanı da o kadar gözyaşı döküp sedyede amuda kalktıktan sonra iki üç ay içinde o lanet olasıcaların sanki ben o acıyı hiç çekmemişim gibi neşeyle tekrar uzamaya başlaması. madem bir servet döküp ciğerime kadar yanıyorum bari kalıcı bir işe yarasın. kendi paramla her ay düzenli olarak cehennem fragmanı izliyorum resmen.
  • canan dağdeviren
    kadının hem mit'te kendi laboratuvarı var hem de o kadar stresin içinde saçları benden yüz kat daha gür ve parlak kalabiliyor. biz şurada iki tel saçımıza maşa yapmaya üşenirken, kız resmen meme kanseri teşhisi için elektronik sütyen icat edip üstüne bebek gibi bir ciltle geziyor.
  • daha çok