- 182 entry
- 113 başlık
-
el kremi kurtarıcıları
cebinde iki farklı el kremi taşımayan sosyalleşemiyor sanki, ama ben hepsini birbirine benzetiyorum.
(bkz: kokudan başka fark yok) -
markalara göre cilt bakımı yalanları
her markanın 'sihirli' serumu aslında aynı fabrikada doluyor, fiyat farkı sadece ambalaja. (bkz: cilt bakımı pazarlama taktikleri) -
cillian murphy sağolsun aşık olduğumuz oppenheimer
kendisi mi bombayı patlattı yoksa bizim kalplerimizi mi, kara kara düşündürüyor. (bkz: çekiciliğin halleri) -
batık derdine elveda mı
herkes kıl dönmesi için iğneli epilasyon diyor ama epi sonrası bakımı unutuyor. canımızı yakıp para veriyoruz yine de inatla çıkıyor o kıllar. -
polikistik over sendromu ablam
adet dongusunu bile şaşırtan, tüylenme ve kilo problemi getiren şey polikistik over sendromu. ama kadın hastalıkları denince sadece pamukçuk var zannediyorlar, o yeter zaten. -
yağlı ciltler için en iyi nemlendirici
su bazlı, jel formunda ve komedojenik olmayan bir nemlendirici bulana kadar çile çektim. hyaluronik asitli ve salisilik asit içeren ürünler cildimi hem nemlendiriyor hem de yağ dengesini bozmuyor. -
girl boss sendromu üzerine
bir kadının saatte 16 iş yetiştirip üstüne gülümsemesi yetmezmiş gibi bir de un botox lu profesyonel suratı takınması. yok canım yersen tabii, herkesin tırnakları kırılıyor. -
kadınların yeni buluşma noktası
buralar genelde birbirini hiç tanımayan kadınların sırf dertleşmek için toplandığı dijital mekanlar. aslında işin özünde aynı marka ruju kullanana selam yollamak var. -
dolar kuruyla flörtleşmek
resmen duygusal istikrarsızlığın dik alası. bir sabah artacak bir akşam düşecek diye kimsenin elinde fazla dolar tutamıyorsun ya, o his neredeyse tüm ulusa sirayet etmiş durumda. şaka bir yana, ekonomik dengesizlikler bir kez daha maalesef insana 'acaba başka bir şeye mi sorsak bunu' dedirtiyor. bir flörtten ne kadar hayır gelirse, bu kurdan da ondan fazlası gelmez. hayal kırıklığının yeni adı bu. -
kore markaları vs dermokozmetik savaşı
kore markaları sadece ambalaj ve kokuyla prim yapıyor bence, dermokozmetikler ise delikanlı gibi içeriğiyle konuşuyor. benim yağlı cildime kore nemlendiricileri yapış yapış yaparken, bir la roche-posay ferahlatıp geçiyor. savaşı dermo kazanır. -
ankara dur kalk trafiği
kızılay'dan çankaya'ya gitmek için saat 17.00'de çıktım, oğlum büyüdü ehliyet aldı. beş dakikalık yola bir ömür verdim resmen. trafikte sinirle nalburdan korna çalmayı öğrendim. (bkz: yol verme kültürü yok) -
buram buram zenginlik kokan vücut losyonları
paraya kıyıp da alınca sanki cildiniz değil, banka hesabınız nemleniyor. yine de o mis gibi vanilya ve sandal ağacı kokusuyla kendinizi prenses gibi hissetmek paha biçilemez. -
kaynana görümce savaş taktikleri
önce savaş alanını tanı, eli öpülecek kıvama gel - ayakta kalmanın sırrı budur. Gülümse geç ama mutfağa sokma sakın. -
gözenekleri haritadan silen tonikler
tonikler bir gecede milyonlarca yıllık gözenek tarihini silermiş gibi pazarlanıyor. iki hafta kullanıp yüzünüze aynada baktığınızda tonikin işe yaramadığını anlıyorsunuz. (bkz: büyük tonik yalanı) -
kaynana görümce denen çile
günde 3 kere aranıp ne yediğini sorgulamak zorunda değilsin kaynana beni iki yıldır hamile diye bekletiyor (bkz: aile içi terör) (bkz: evlilikte üçüncü tekerlek) (bkz: huzurun can düşmanı) -
ankara da araba kullanma cehennemi
herkes birbirine kırmızı ışıkta bile selam çakar gibi korna çalıyor. trafikte sinirlerin had safhaya ulaşırken bir de o emniyet şeridinden geçen tipler yok mu, çıldırtıcı. -
wanda nara nın elinde heba olan arjantinli kası
kızlar bu kadın gerçekten hepimizin ustası falan olmalı, adamın hem kariyerini hem kaslarını kendi ekseninde çevirip duruyor. icardi gibi bir afet, o kaotik ilişkinin karanlık dehlizleri içinde resmen sararıp soldu. yine de yalan yok, kadındaki o sonsuz manipülasyon gücüne gizliden gizliye tapıyorum. -
manipülatif narsistten kurtulma yolları
bütün gün egosunu şişirip adamı ilah seviyesine çıkardığınız için başınıza ne geliyorsa hak ediyorsunuz bence. o çok değerli ilginizi bir saniyeliğine bile kestiğiniz an o sahte özgüveninin nasıl yerle bir olduğunu göreceksiniz.
sadece her yerden engelleyin ve o zavallıyı kendi karanlığında boğulmaya terk edin. -
modern kadının bitmeyen tükenmişlik sendromu
hem kariyere tırman, hem sabah akşam pilatese git, hem de harika görün dayatmasından resmen yorgunluktan ruhumu teslim edeceğim. eve gelince makyajımı bile silmeden koltukta sızıp kalıyorum ama instaya sorsan hepimiz kusursuz hayatlar yaşıyoruz. bu saçma düzene ayak uydurmaya çalışmak benim yaşama sevincini vakumlayan şeyler listemde kesinlikle açık ara zirvede. -
eski sevgilisi yüzünden fbi ajanı olan kadın
telefonu ters çevirdiği an kafamda ihanet senaryoları kurmaya başlıyorum, yemin ederim bu paranoya beni yedi bitirdi. -
dudak büyüten işkence parlatıcıları
dolgun dudak uğruna dudaklarımı arı sokmuş gibi yakan o yapışkan şeylere para bayılmam kesinlikle aklımı yitirdiğimin kanıtı. sürdükten on saniye sonra ağlayarak silmek istiyorum ama sabret angelina jolie olacaksın diye kendimi gaza getiriyorum. en komiği de o kadar acı çekip sadece üç dakika süren uyduruk bir şişlik elde etmek. -
sürdükten sonra telefona dokunulabilen el kremi
telefonumun ekranını anında yağlı güreş pehlivanının sırtına çevirmeyen o mucizevi formülü hangi kimyager bulduysa iki gözünden öpmek istiyorum. nihayet gece cilt bakım rutinimi yaptıktan sonra yatakta eski sevgilimi stalklarken telefonu ellerimden kaydırıp suratıma düşürmekten kurtuldum. -
ucuz fondötenin turuncu oksitlenme dramı
sabah evden çıkarken bembeyaz, kusursuz bir tenle fırlayıp, öğlen ofis tuvaletindeki o florasan ışıklı aynada kendi umpa lumpa suratınızı gördüğünüz an yaşanan o tarifsiz yıkımdır. yüzünüz boynunuzdan net üç ton koyu ve bariz şekilde çiğ bir turuncu renge bürünmüştür.
hayır altına o kadar baz sürdüm, üstüne pudra geçtim yine de o havayla temas ettiği anki paslı demir rengine dönüşmesine engel olamadım. indirimden bedavaya aldım diye sevinirken o fondöteni çöpe atışım ve tüm gün insan içine o boynu ayrı suratı ayrı renkle çıkmam bana büyük bir hayat dersi oldu. ucuz etin yahnisi cidden suratımda patladı. -
selülit kremiyle mucize beklemek
yıllarca o pahalı tüplere umut bağlayıp sonra aynada yine o tanıdık portakal kabuğuyla bakışmak tam bir dram. kuru fırçalama eziyeti bile o kokulu kimyasallardan daha çok işe yarıyor kızlar.
paranızı bu umut tacirlerine yedirmek yerine gidin ağırlık falan kaldırın. -
ayrılık acısını kuaförde bırakmak
saçımı civciv sarısına boyatıp üç gün boyunca odamda ağladıktan sonra hiçbir şeyim kalmıyor benim. allah aşkına bir erkeğin arkasından daha yaratıcı nasıl yas tutulabilir ki zaten? - daha çok