- 125 entry
- 83 başlık
-
kocanın evde nefes almasının bile batması
adam salonda hiçbir şey yapmadan öylece dururken bile o varlığı yemin ederim evin tüm oksijenini vakumluyor, nefes alamıyorum sinirden. bazen çeyizimdeki taksitleri yeni bitmiş o düdüklü tencereye sarılıp hıçkıra hıçkıra ağlamak istiyorum, hayatımın en büyük hatası. -
la roche posay effaclar duo
kusma evresi yapacak diyerek pürüzsüz cildimi mayın tarlasına çevirmesine göz yumduğum, üstüne bir de avuç dolusu para döktüğüm o malum leke kremi. yüzümde pörtleyen devasa fransız sivilcelerimle gurur duyarak her gece inatla sürmeye devam ediyorum, kızlar biz harbi aklımızı peynir ekmekle yedik. -
makyaj süngerini kaynatarak bakteri çorbası yapmak
o süngeri sıcak suya atıp içinden çıkan vıcık vıcık fondöten deresini izlerken hayatımdaki tüm toksik ilişkilerden de arındığımı hissediyorum. kızlar cidden o küçücük süngerin içine üç şişe ürünü nasıl hapsediyorsunuz hiç anlamıyorum, resmen dibi görünmeyen karanlık bir bataklık mübarek. sıkıp sıkıp bitiremediğim o iğrenç kahverengi suları gördükçe her sabah yüzüme sürdüğüm şeyin aslında ölümcül bir biyolojik silah olduğuna iyice ikna oldum. -
la roche posay cicaplast baume b5 abartısı
kızlar bunu lekelere iyi gelir diye büyük umutlarla aldım ama yemin ederim yüzüme inşaat sıvası çekmişim gibi korkunç bir ağırlık yapıyor. bari işe yarasa da çektiğim çileye değse, olan sivilceyi geçirmeyi bırak yenilerine resmen halaylı davetiye çıkardı. mucize krem diye öven o koca yanaklı influencer tayfasının cildi kesin betondur, yoksa bu yağlı dokuya normal bir insan derisinin dayanması imkansız. -
görümcenin kaynanayı fiştekleyip kenara çekilmesi
yeryüzündeki hiçbir şeytan, bu ikisinin mutfakta fısıldaşarak üstüme kurduğu o sinsi pusu kadar tehlikeli olamaz. kocam olacak o ana kuzusu saf da 'onlar seni ailenin bir parçası gibi görüyor' masalıyla beni uyutmaya çalışsın dursun. -
dudaklara overlining yapmak
kylie jenner olacağım diye bıyık bölgesini fütursuzca boyamaya bayılıyorsunuz kızlar. o taşırdığınız dudak kalemleri dışarıdan bildiğin çikolatalı süt içip ağzını silmemiş ilkokul çocuğu gibi duruyor, yapmayın gözünüzü seveyim. -
mobbing yapan haset kadın yönetici
sabahın köründe suratına sıvadığı üç kilo fondötenle sırf ondan daha iyi giyiniyorum diye bana her gün hayatı zindan eden o kompleksli çirkefin yarattığı büyük travmadır. cidden plazalarda ezik egosunu bizim üstümüzde tatmin etmeye çalışan bu ruh hastalarından gına geldi, tuvalette ağlamaktan akmayan rimelim kalmadı. -
ideal ilişki
iki tarafın da ilişkiden bağımsız hobilerinin, dostluklarının ve yalnız kalma hakkının olmasıdır. Birbirine yapışık yaşamak değil, ayrı yollarda yürürken el ele tutuşabilme becerisidir. -
garnier
Türkiyenin yarısına C vitamini kremlerinden gönderen firma. -
sevgilinin sadece nefes alarak sinir bozabilmesi
kızlar inanın bana bu erkek milletinin genetiğinde var, tam her şey çok güzel gidiyor derken adamın kanepede oturuş şekli bile gözüme batmaya başlıyor. hayır yani sabah kalktığında o boş bakışlarıyla bana günaydın demesinden bile devasa bir trajedi çıkaracak seviyeye geldim. evde boşa oksijen israfı yapmasın diye kafasına yastık bastırmamak için kendimi zor tutuyorum, işte aramızdaki o harika romantizm böyle bir cinnet hali. -
disko topu gibi parlayan cilde nemlendirici
yüzümüz zaten gün ortasında zeytinyağı fıçısına dönüyor kızlar, üstüne bir de o kalın kremleri sürüp kendini tavada kızaran patates gibi hissetmek isteyenlere gerçekten acıyorum. gidin bari mat bitişli su bazlı bir jel alın da suratınızdaki o vıcık vıcık parlama yüzünden uzaydan sinyal çekmeyin. -
kirpikleri arşa çıkaran maskara yalanı
influencer tayfanın öve öve bitiremediği o bin liralık maskaraların iki saat sonra gözaltına dökülüp hepimizi uykusuz rakuna çevirmesi şakası mı peki. valla indirimden kaptığım o üç kuruşluk pembe tüplü maskara bu pahalı çöplerin hepsini donunda sallar kızlar kimse kusura bakmasın. -
toksik erkeği kapı önüne koyma sanatı
kızlar o sizi delirtmeden siz onun eşyalarını siyah çöp poşetine doldurun ki bi nefes alın. adamın manipülasyon seviyesi arşa değdiği için sizin haklı olmanızı falan asla kabul etmeyecek, boşuna yormayın o güzel çenenizi. her yerden engelleyip silin gitsin, inanın bana o ruh emici herifi hayatınızdan şutlayınca gelen o derin aydınlanma hissi dünyanın en iyi antidepresanı. -
on adımlı cilt bakımı yaparken iflas etmek
sabahları yüzüme sürdüğüm o üç damla c vitamini serumu yüzünden resmen ay sonunu getiremiyorum ama sorsanız o glowy cilt için evimi bile satarım. minicik bir göz altı kremine verdiğim parayla küçük çaplı bir arsa alabilirdim, kırışmayayım derken kredi kartı borcumun stresinden daha çok yaşlandım yemin ediyorum. -
hayatı zindan eden toksik sevgiliden kurtuluş
o kan emici asalağı hayatımdan şutladığım an yemin ederim gökyüzünden melekler inip sırtıma masaj yapmaya başladı. cildimdeki o matlık meğer bütün ışıltımı sömüren bu ezik beyefendidenmiş, kızlar bir saniye bile düşünmeyin anında basın tekmeyi. -
dolar kurunun sephora sepetine etkisi
sepetteki alt tarafı iki parça serum ve bir güneş kremine az önce böbreğimi bırakıp da çıktım. kızlar bundan sonra güzellik sırrımız bol su içip yüzümüze hacı şakir sürmek, cildimiz ışıldasın derken sinir krizinden parlıyoruz zaten. -
içini dökecek yer arayan krizdeki kadın
üç sayfalık whatsapp destanı yazıp tam gönderecekken vazgeçerek tüm sinirini kuaförde saçından çıkaran o aşırı haklı ama bir o kadar da yorucu kadındır. hepimiz o eşiği çoktan geçtik, anlaşılamamanın verdiği o minik arabesk hissi dibine kadar yaşayıp kendi kendimizi bitirmeden asla rahat bir uyku çekemiyoruz maalesef. -
at kılı fırçasıyla derisini yüzenler
kızlar selülitler gidecek diye gaza gelip bacaklarımı öyle bir fırçalamışım ki yemin ederim duştan derisi yüzülmüş kurbanlık koyun gibi kan revan içinde çıktım. gerçi o dehşet acıya rağmen tenim şu an jilet gibi parlıyor ya, yarın ağlaya ağlaya o işkenceyi yine yaparım.
(bkz: güzellik uğruna çekilen acılar) -
acısız lazer epilasyon yalanı
internetteki o sıfır acı pürüzsüz ten masallarına inanıp gittiğim ilk seansta acıdan resmen sedyeyi kemirdim. çuvalla para döküp kendime özel orta çağ işkencesi satın almışım ama dışarıya pamuk gibiyim diye de feci yalan söylüyorum. -
öve öve bitirilemeyen ucuz makyaj ürünleri
kızlar allah aşkına sırf o vizyonsuz youtuberlar övdü diye yüzünüze üç kuruşluk boyaları sürüp cildinizi inşaat sıvasına çevirmeyin artık. lüks markalara muadil diyerek size kakaladıkları o uyduruk far paletleri gün sonunda göz kapağınızda resmen çamur birikintisine dönüyor, kör müsünüz anlamıyorum ki. ucuz makyaj malzemesi alacağım diye cildiyecilere harcadığınız parayla gidip paşalar gibi en kaliteli fondöteni alırdınız, biraz kendi cildinize acıyın. -
bacaklardaki batık terörü
kızlar o kadar para döküp lazerlere gidiyoruz, fırçalarla keselerle derimizi resmen zımparalıyoruz ama şu lanet olası batıklar bir türlü bitmiyor. hayır yani anlamıyorum, vücudum neden kendi kıllarını içeri doğru büyütme gibi hastalıklı bir fanteziye sahip? sanki bacaklarım epilasyon sonrası bana inat olsun diye kendi içinde gizli bir direniş örgütü kurmuş gibi. pürüzsüz ten hayaliyle banyoya girip bacaklarımı çilek tarlasına çevirmekten o kadar yoruldum ki artık cımbızı alıp tenimle teke tek kavgaya tutuşuyorum.
kuru fırçalama dediniz, at kılı fırçasıyla her gün kendimi kazıya kazıya üstümde deri bırakmadım. glikolik asitler, laktik asitli bilmem ne losyonları derken kozmetik sektörünün en sadık sponsoru oldum ama sonuç yine o minik kırmızı noktaların bana sinsi sinsi gülümsemesi. hayattan tek beklentim şöyle bacak bacak üstüne attığımda ışığın o pürüzsüz tende kayıp gitmesi ama yok, o hakkı biz sanırım ergenlikte falan bir yerde sonsuza dek kaybetmişiz. -
situationship batağına saplanmak
kızlar inanılmaz bir illüzyon bu. adam sizinle sabah akşam mesajlaşıyor, hafta sonu planları yapıyor, regl sancınızı bile çekiyor ama iş ilişkinin adını koymaya gelince "ben etiketleri sevmiyorum, akışta kalalım" diye kriz geçirtiyor. ya sen organik domates salçası mısın neyin etiketinden kaçıyorsun? resmen adamlara bedavaya sevgililik simülasyonu yaşatıp kendi sinir sistemimizi çökertiyoruz.
başlarda o kadar tatlı geliyor ki "ne güzel işte darlamıyoruz birbirimizi" diyerek toksik bir pozitiflikle kendi kendimizi kandırıyoruz. sonra bir bakmışsın altıncı ayın sonunda adam başka kızla hikaye atmış, sen kudurup hesap sorunca da "biz seninle sadece takılıyorduk, sen çok yanlış anladın" diyerek seni akıl hastanesilik ediyor. kızlar lütfen şu belirsizlik cehenneminden koşarak uzaklaşın, gidin örgü falan örün vallahi cildiniz daha az yıpranır. -
kocanın nefes alışının batmaya başlaması
ilk başlarda yanımda uyusun da nasıl uyursa uyusun dediğiniz adamın, üçüncü yılda sadece nefes alıp vermesi bile sinir krizleri geçirmenize yetiyor. evdeki en büyük hobisi koltukla bütünleşip televizyona boş boş bakmak olan bir varlığa ömür adamak tam bir akıl tutulması. kızlar gerçekten bu evlilik dedikleri şey, insana sabır taşı olmayı öğreten yasal bir işkence yöntemi. -
kimyasal peeling yaptırıp yılan gibi deri dökmek
güzelleşeceğim diye yüzüme resmen asit bastırıp günlerce evin içinde radyasyona maruz kalmış mutant gibi gezdim. sonuç deseniz bebek gibi bir cilt yerine alttan yine benim aynı meymenetsiz yüzüm çıktı, sırf bir tık daha pembesi diye o kadar parayı ve acıyı ziyan etmişim resmen. -
kocanın nefes sesinin batmaya başlaması
adamın salonda tv izlerken aldığı o düzensiz nefes bile batıyor artık, yemin ederim sadece oksijen israfı yapıyor diye sinirimden oturup saatlerce ağlayabilirim. kalkıp kafasına teflon tavayla vurmuyorsam sırf nezarette nemden cildim bozulur diyedir. - daha çok