• bugün (132)
/ 5  
  1. plaza insanının hayatta kalma mekanizması olarak geliştirdiği, sabah asansörde karşılaşılan o zoraki gülümsemeyle başlayıp akşam çıkışta kartı okutana kadar süren tiyatrodur. kimse kimseyi sevmez ama herkes birbirine canım, tatlım diye hitap eder. toplantılarda "harika bir fikir" denilen projelerin arkasından, sigara molasında "bu ne saçmalık abi" diye gömüldüğüne şahit olursunuz. hele o cc'ye müdürü ekleyerek atılan pasif agresif mailler yok mu, işte onlar bu kültürün nişanesidir.

    özellikle cuma günleri bu samimiyetsizlik tavan yapar. hafta sonu planları sorulur ama aslında kimse cevabı merak etmez. herkesin tek derdi o kapıdan kendini dışarı atıp beyaz yakalı kimliğinden sıyrılmaktır. pazartesi sendromuyla geri dönüldüğünde ise yine o maskeler takılır, kahve makinesi başında o yapmacık sohbetler kaldığı yerden devam eder. modern zamanların en büyük hapishanesi duvarlar değil, işte bu zorunlu nezaket kurallarıdır.

    (bkz: mailin sonuna iyi çalışmalar yazıp içinden küfretmek)
   tümünü göster