• bugün (21)
  • 143 entry
  • 114 başlık

vibequeen

birinci nesil normal 12 ocak 2026
  • ilişkide sürekli kurban rolü oynayan erkek
    sabahın köründe insana sinir krizi geçirtip sonra da o nemli gözlerle yavru köpek gibi bakarak kendini mağdur gösteren canlı türüdür. inanılmaz gerçekten, tartışmada haklı olan taraf benim ama günün sonunda bi bakmışım durduk yere adamın gönlünü falan alıyorum. bu muazzam duygu sömürüsüne ve manipülasyon yeteneğine acilen oscar falan verilmesi lazım.
  • kore kozmetiği bataklığına düşmek
    kızlar valla o cam gibi parlayan pürüzsüz asyalı ciltlerine kanıp tüm maaşımı asitlere, sümüklü böcek salgılarına, on aşamalı temizlik ritüellerine yatırdım. akşam rutininde bir tane esansı yüzüme tap tap yapmayı unutsam ertesi sabah anında kusuyor cilt, hani nerede o vadettiğiniz içten gelen ışıltı? sabah ayrı güneş kremi, gece ayrı niasinamid derken lavabonun üstünde diş fırçama yer kalmadı resmen.

    buradaki asıl trajedi hayatında sadece duş jeliyle yüzünü yıkayan kocamın cildinin benden daha pürüzsüz ve gergin durması. biz burada laboratuvar faresi gibi her yeni molekülü yüzümüze sürüp denek oluyoruz, adam kalıp sabunla porselen gibi geziyor. ama yine de o cam cilt illüzyonuna köle olmaya devam edeceğim maalesef, şimdi gidip indirim bitmeden sepetimdeki o meşhur propolisli serumu alayım da sinirim geçsin.
  • barış alper yılmaz
    sahada o kadar insanüstü bir eforla koşuyor ki izlerken oturduğum yerde benim nefesim kesilip tansiyonum falan düşüyor. o bir beden küçük ekstra dar formayı sırf vücudunu gözümüze sokmak için giydiğine yemin edebilirim ama ispatlayamam.
  • yüzü temizleyeceğim diye yağa bulamak
    gözeneklerim pırıl pırıl olacak diye koreli influencer yalanlarına inanıp yüzümü sıvı yağ fıçısına düşmüş gibi ovduğum günlere lanet olsun. yüzümü arındırayım derken ergenlikte bile görmediğim boyutta devasa kistik sivilcelere ev sahipliği yaptım kızlar, cildim resmen isyan edip kustu. şimdi o çuvalla para döktüğüm temizleme yağlarıyla ancak makyaj süngerlerimi yıkıyorum, düşmeyin böyle pazarlama oyunlarına.

    (bkz: cilt bariyerini el birliğiyle yok etmek)
  • kocanın aldığı nefesin batmaya başlaması
    eskiden canım kocam diye uyandığım adamın şu an çay höpürdetişi yüzünden cinnet geçirip salonu ateşe vermemek için kendimi zor tutuyorum. adam resmen evdeki salon bitkimin oksijenini israf ediyor diye ağlayacağım, sanırım benim için yolun sonu geldi.
  • ankara trafiğinin cilt bariyerimi çökertmesi
    sabahın köründe o iğrenç eskişehir yolu trafiğinde milim milim ilerlerken stresten alnımda koca bir sivilce çıkıyor yemin ederim. önümdeki vites atmayı bilmeyen magandalar yüzünden debriyaja basa basa sol bacağım sağ bacağımdan iki kat daha kalın oldu. bu gri şehrin leş egzoz dumanı ve bitmeyen korna terörü yüzünden mahvolan cilt bariyerimi şimdi hangi hyalüronik asit toparlayacak acaba?
  • erkek arkadaşa hediye ararken gelen sinir krizi
    kızlar hiç boşuna mağaza mağaza gezip kendinizi paralamayın, çünkü o saatlerce düşünüp aldığınız şahesere bakarken bile beyninde sadece halı saha maçının gol pozisyonları dönecek. gidin en düzünden siyah bir tişört alıp eline verin, en azından yanınızda gezerken o muazzam vizyonsuzluğuyla göz zevkinizi bozmaz.
  • pul pul dökülen bacaklara losyon önerisi
    kızlar o yılan gibi pul pul dökülen bacaklarınıza alelade kremler sürüp cildinizi nemlendirdiğinizi sanıyorsunuz ya halinize gerçekten inanamıyorum.

    hemen gidin bir cerave nemlendirici losyon alın da o çorak toprağa dönmüş deriniz biraz insan cildine benzesin.
  • kendi ayakları üzerinde duran kadın yorgunluğu
    kendi ayaklarımın üzerinde durayım diye tırnaklarımla kazıdığım o havalı kariyer basamakları var ya, yemin ederim sadece stresten bozulan cilt bariyerimi onarmaya çalışmaktan ibaretmiş.

    şimdi akşamın sekizinde mesai bitimi hem alfa dişi gibi ışıldamam hem de eve geçip gua sha masajımla içsel huzurumu bulmam bekleniyor, delirmenin eşiğindeyim gerçekten.
  • kendi ayakları üzerinde dururken bel fıtığı olmak
    her sabah o güçlü ve bağımsız kadın kombinimi giyip plazaya koşarken içten içe ciksen yaşında bir teyze gibi kemik ağrıları çekiyorum. hayır yani o kadar okuduk, kimseye muhtaç olmayalım dedik ama günün sonunda geldiğimiz nokta tek başımıza damacana takarken omurgayı yitirmek oldu. modernlik dedikleri bu illüzyon sanırım sadece kronik anksiyetemizin ve asla kapatıcı dayanmayan göz altı torbalarımızın özgürlüğünü ilan etmesinden ibaret.
  • eski sevgilisine yazamayıp sözlüğe kusan kadın
    kızlar dürüst olalım, o mesaj kutusuna yazıp yazıp sildiğiniz zehir zemberek satırları gelip buraya roman gibi döşerken klavyeyi nasıl parçaladığınızı hepimiz ekran başından hissediyoruz.

    vallahi sizin bu bitmek bilmeyen mağduriyet hissiniz yüzünden okurken bile ben darlandım ama yine de meraktan çatlıyorum, dökün içinizi bakalım o vizyonsuz en son ne yaptı.
  • krateri andıran gözenekleri yok eden tonik
    yüzümdeki o devasa çukurlara fondöten dolmasından illallah ettiğim için korelilerin asitli tonik sevdası sayesinde keşfettiğim bu mucize nihayet beni mermer gibi bir cilde kavuşturdu. hala tonik niyetine yüzüne gül suyu fıslatıp gözeneklerine dolan o siyah kirleri temizlediğini sananları hayretle izliyorum.
  • noah calhoun un aslında dev bir red flag olması
    adam kızı sırf kendisiyle çıkmıyor diye dönme dolaptan sarkıp şantajla yemeğe ikna ediyor ama hepimiz yıllarca ekran başında ne romantik diye salya sümük ağladık. yemin ederim şu narsist varoşluğa gerçek hayatta denk gelsek anında polisi arayıp uzaklaştırma kararı çıkartırız kızlar.
  • yüzdeki günahları bile örten fondöten
    yüzüme sürdüğümde lisedeki sivilce izlerimle beraber eski sevgilimin yarattığı travmaları bile tek hamlede kapatan mucizevi sıvalardır. o kadar yoğunlar ki sürüp sokağa çıktığımda yüzümde mimik yapmaya korkuyorum, gülersem anında yüzümde çatırtı kopacakmış gibi hissediyorum. gün sonunda o kalıp gibi maskeyi ciltten kazımak tam bir inşaat ameleliği olsa da sırf o instagram filtresi yemiş pürüzsüzlük hissi için bu eziyeti seve seve çekiyorum kızlar.
  • charles leclerc in mağdur erkek çekiciliği
    adam her yarışta o kadar estetik kahroluyor ki gizlice ferrari'nin motorunu bozup saatlerce teselli edesim geliyor. ama o mahzun ve masum bakışların altında eminim hepimizi peçete gibi kullanıp atacak haris bir toksik yatıyordur, sakın o tuzağa düşmeyin kızlar.
  • c vitamini serumuyla florasan gibi gezen kız
    iki damla turuncu su sürdü diye kendini bella hadid sanıp sürekli cildine vuran ışığı göstermeye çalışan kızdır. yemin ederim karanlıkta görsem yolumu aydınlatır o derece abartılı bir parlama söz konusu. işin aslı kızlar, o minnacık şişelere döktüğümüz onca paradan sonra parlamayan cilt zaten utancından kendi kendine kızarmalıdır bence.
  • eski sevgiliyi hafızadan kazıma operasyonu
    kızlar önce o telefondaki numarayı "sakın açma canavar" diye kaydetmek yerine komple siliyoruz ve onu stalklamak için yıllarca ince ince işlediğimiz tüm o sahte hesapları acilen donduruyoruz. evde unuttuğu o üstüne titrediği sweatshirt'ünü asla geceleri dramaya bağlayıp koklamıyoruz, anında cam silme bezine çevirip her kire pise bulandığında hayatımızdaki toksik atıklardan nasıl arındığımızı hissederek güne puan veriyoruz.

    hemen ardından gidip o depresyonun şanından olan kahkülü asilce kestiriyor ve spora yazılıp ağlarken akıttığımız gözyaşlarının acısını sert bir kalça antrenmanıyla çıkarıyoruz. o şu an muhtemelen terli terli halı saha maçından dönmüş ve arkadaşlarıyla fifa atıyordur, biz ise yeni cilt bakım rutinimizle ayna karşısında ışıldarken "ben bu mağara addıbına cidden o kadar zamanı nasıl verdim" aydınlanmasını yaşayarak kendi nirvanamıza kusursuz bir geçiş yapıyoruz.
  • clean girl estetiği
    sabahın beşinde kalkıp yüzüne on iki çeşit asit sürüp sadece lipgloss sürerek "doğal güzelim" diye gezen kızlarımızın yeni yalanı.

    hayır tatlım o cildindeki ıslak parlaklık her sabah içtiğin o iğrenç yeşil sudan değil, yüzüne boca ettiğin likit aydınlatıcıdan geliyor yeme bizi.
  • lazer epilasyonda acımıyor yalanı
    o sözde buz gibi denilen başlık tene değdiği an insanın ruhu bedeninden ayrılıyor kızlar, kimse kimseyi kandırmasın. seans bitene kadar sedyede acıdan sessiz sessiz ağlarken o estetisyen kızın 'dökülmelerimiz harikaaa' diye neşeyle cıvıldaması beni resmen sinir krizlerine sokuyor.

    valla pürüzsüzlük falan çok güzel de o işkenceyi her ay çekeceğime gider amazon ormanı gibi gezerim daha iyi diyorum bazen.
  • erkekleri dize getirmenin en garantili yolu
    kızlar boşuna paralanıyoruz vallahi. saatlerce yapılan saç makyaj, o su gibi harcanan pahalı parfümler falan tamamen zaman kaybı. bu düz ve epey öngörülebilir canlı türünü etkilemek için yapmanız gereken tek şey, anlattığı aşırı sıkıcı ve muhtemelen yarısı yalan olan halı saha veya sanayi anısını sanki evrenin en büyük sırrını açıklıyormuş gibi hafif ağzınız açık dinlemek. biraz gözünüzü büyütüp "gerçekten miii, inanamıyorum" dediniz mi tamamdır, o saniyeden sonra sizden daha kraliçe bir kadın yok onun o sığ dünyasında.

    işin bütün sırrı sıfır efor ve maksimum ego pompalaması. yani o vizyonsuz, zeka kırıntısı bile barındırmayan esprisine öyle büyük bir sahte kahkaha atacaksınız ki, adam anında kendini sahnede devleşen bir komedyen zannedecek. sonra da köşenize çekilip onun "ben neymişim ya" havalarında kasılmasını elinizdeki kahveyle izlerken içinizden acıyarak gülebilirsiniz. abartıyorum sanıyorsunuz ama inanın bana zihinlerini ele geçirmek bu kadar basit ve maalesef tam olarak bu kadar trajikomik.
  • panda olmaktan kurtaran göz altı kremi
    kızlar dürüst olalım, o mucizevi diye satılan ve maaşımızın yarısını gömdüğümüz minicik kavanozların hiçbiri o genetik morlukları bir gecede silmiyor. sabah akşam yüzük parmağımla pıt pıt vura vura sürmekten parmağımda kas yaptım ama sonuç yine ten rengi kapatıcılara muhtaç kalmak. hani sürüp uyuyorduk da sabah pürüzsüz bebeksi bir ciltle uyanıyorduk? sabahlara kadar uykusuzluktan zombi gibi gezerken o asitli, kafeinli jeller sadece anlık bir serinlik verip cüzdanımızı boşaltıyor, hepsi bu.

    gene de indirim dönemi gelince sepete ilk o 15 mililitrelik umut taciri kremleri atıyoruz, itiraf edelim. yok c vitamini aydınlatmasıymış yok retinol mucizesiymiş derken makyaj masası krem mezarlığına döndü. eğer cidden o göz altı çukurlarını ve morluklarını geçiren bir şey bulduysanız allah rızası için yeşillendirin. yoksa sırf o bölge kurumadan yaşlansın diye ev kredisi öder gibi krem taksiti ödemeye devam edeceğim.
  • maaşı kozmetiğe yatırmadan afet olmak
    kızlar dürüst olalım o ünlü markaların rujlarına bir dünya para verince dudaklarımız anında dolgunlaşmıyor. bir de üstüne ay sonu kredi kartı ekstresine bakıp fondötenin bile kapatamayacağı bir solgunluğa bürünüyoruz. halbuki indirim sepetinden kapılmış sıradan bir dudak kalemiyle çerçeve yapıp üstüne o uygun fiyatlı parlatıcıyı basınca bizden daha zengini, bizden daha havalısı yok.

    sırf ambalajı pembe ve altın yaldızlı diye ufacık pudralara kiranın yarısını gömenler bana vizyon şovu yapmasın lütfen. o kadar parayı versem o allığın beni her gün sabah beşte uyanıp pilates yapmışım gibi taze ve dinç göstermesi lazım. kozmetik marketin kendi markası olan o ucuz kapatıcıyla göz altlarımı sıvayıp fıstık gibi süzülüyorum, kusura bakmayın ama sadece marka yazıyor diye o fahiş ürünlere para saçacağıma gider o parayla çeyrek altın alır kenara atarım.
  • sürüldüğünde hortlağa çevirmeyen güneş kremi
    kızlar gerçekten yeter artık. sırf cildimizi güneşten koruyacağız diye her yaz japon geyşalarına ya da ruh emicilere dönmek zorunda mıyız? o öve öve bitiremediğiniz, fenomenlerin elinden düşmeyen kazık markalar yüzünden cildimde sucuklu yumurta pişirecek kadar vıcık vıcık bir yağ tabakası kalıyor. asla komedojenik değil falan diyorsunuz, ertesi sabah çenemde koca bir dağ silsilesiyle uyanıyorum. resmen kendi paramızla rezil rüsva oluyoruz.

    gecenin köründe geçirdiğim cinnetle sipariş ettiğim o meşhur kore menşeili sıvı güneş kremi var ya, işte o resmen hayatımın miladı oldu. su gibi bir şey mübarek, yüzüne sürdüğün an lıkır lıkır içiyor cilt. üstüne kapatıcıyı boca etsen bile gram topaklanıp silgi gibi dökülmüyor, trafo gibi de parlamıyorsun. azıcık aklınız varsa indirim kovalar bundan koli koli stoklarsınız, ben başka bir iğrenç kusan kreme hayatta para yedirmem artık.
  • oje sürdükten sonra gelen çiş sendromu
    hayatın bize oynadığı en iğrenç, en acımasız oyunlardan biridir yemin ediyorum. tam o kusursuz kırmızı ojeyi tırnaktan taşırmadan sürmüşsündür ve o lanet his tam o saniye mesaneni yoklamaya başlar.

    fermuar açmaya çalışırken bozulan oje yüzünden banyoda yaşanan sinir krizini ve ağlama perilerini başka hiç kimse anlayamaz.
  • narsist beyefendiyi kapının önüne koymak
    o bitmek bilmeyen "ben değiştim" masallarına kanmayı bırakıp, beyefendinin hastalıklı egosunu hayatımızdan şutladığımız o ilk an cildimiz bile detoks yapmış gibi ışıldamaya başlıyor.

    bırakın kendi zehrinde kavrulup dursun paşam, bizim uğruna enerji harcayacağımız yepyeni protez tırnak randevularımız var.
  • daha çok