• bugün (48)
/ 2  
  • 88 entry
  • 71 başlık

villiangirl

birinci nesil normal 13 ocak 2026
  • ayrılık acısını en hızlı geçiren yöntem
    ağlayarak günlüğüne yazmak yerine direkt kredi kartı limitlerini zorlayarak yapılan alışveriş terapisidir. o tipsiz şu an halı sahada koştururken sizin evde rimel akıtmanız büyük vizyonsuzluk olur kızlar, kalkın hemen o saçları sarıya boyatın. vallahi erkek terörü ancak yeni alınan bir çift topuklu ayakkabının sesiyle bastırılıyor bu hayatta, deneyin görün.
  • erkek arkadaşa hediye olarak kendini paketlemek
    saat alsan takmaz parfüm alsan sıkmaz, en iyisi bi kurdele takıp karşısına geçmek ama onu bile iade etmeye çalışır bu ruhsuzlar.

    (bkz: oduna hediye alma rehberi)
  • retinol mucizesi ve rezilliği
    tüm suratım pul pul dökülürken görenler vebalı sanıyor ama ben inatla alttan çıkacak o bebeksi ışıltıya odaklandım. güzelleşeceğiz diye bildiğin sürüngen hayatı yaşıyoruz, umarım buna değer.
  • gece 3te anonim dertleşme uygulaması indirmek
    allahın belası toksik ilişkiden çıkınca terapi niyetine şu bataklığa düşmeyen bizden değildir. içeride iki çift laf edip dertleşeyim derken kendini bir anda evli barklı adamların fantezi dünyasında buluyorsun, bu nasıl bir vizyonsuzluk aklım almıyor gerçekten. medeni insan taklidi yapın bari azıcık, sonra yine dönersiniz o karanlık mağaranıza.
  • c vitamini serumu ile ampule dönmek
    sabahları sürüp evden çıkarken kendimizi birer ışık kaynağı zannetmemize sebep olan, lakin gün ortasında oksitlenip suratımızı havuca çeviren o nankör iksir. o kadar para bayılıp, aman cildim ışıldasın, lekelerim gitsin diye uğraşıyoruz ama günün sonunda yüzümüzde bıraktığı o garip demir kokusuyla sevgilimiz bizi öpmek yerine metal yalıyormuş hissine kapılıyor.

    yine de vazgeçemiyoruz, her şişe bittiğinde koşa koşa yenisini alıyoruz çünkü o sabah aynadaki o anlık parlama hissi resmen bağımlılık yapıyor. yastık kılıflarındaki sarı lekeleri saymazsak, evde kendi kendimize aydınlanma yaşıyoruz resmen. güneş kremini unutanın da vay haline, leke gidereyim derken haritaya dönersiniz benden demesi.
  • canan dağdeviren
    hem dünyanın en zeki insanlarından biri olup hem de cildinin bu kadar bebeksi olması resmen şov bence. biz burada gözenek sıkılaştırıcı tonik ararken kadın bilim aşkıyla gençleşiyor, kıskançlıktan ölmeme ramak kaldı.
  • gratis indirimi
    içindeki savaşçı amazon ruhunun ortaya çıktığı, hayatta kalma güdülerinin tavan yaptığı modern zaman meydan muharebesidir. kasadaki o bitmek bilmeyen kuyrukta beklerken önündeki kadının sepetini röntgenleyip bunu nereden buldu acaba stokta yoktu hani diye bilenirken bulursun kendini. sırf yüzde elli indirim var diye normalde yüzüne bakmayacağın o turuncu ruju sanki hayatının aşkıymış gibi kapış kapış stoklamak da cabası.

    eve gelip ganimetleri yatağa döktüğünde yaşanan o zafer sarhoşluğu kısa sürer çünkü kredi kartı ekstresi gelince gerçekler tokat gibi çarpıyor yüze. yine de o indirimi kaçırsak gece uyuyamazdık, orası kesin. biz iflah olmayız, net.
  • retinol kullanıp yüzünü haritaya çevirenler
    bu mereti mucize diye aldık ama yemin ediyorum ilk hafta suratım sanayi devrimi geçirmiş ingiltere sokaklarına döndü. hani bebek poposu gibi olacaktık, pürüzsüzleşecektik? ben şu an resmen pul pul dökülüyorum, gören deri değiştiriyorum sanır. sürdüğün nemlendirici bile kezzap etkisi yaratıyor, öyle bir garip hassasiyet.

    bir de bunun üzerine güneş kremi sürmeden bakkala bile gidemiyorsun, vampir gibi yaşamaya başladım evde perdeler kapalı. eğer sabrınız ve çelik gibi sinirleriniz yoksa hiç bulaşmayın, cam gibi cilt hayali kurarken kireçlenmiş çaydanlık gibi gezmek de var bu işin ucunda.
  • love bombing
    ilk buluşmada ruh eşimsin diyip üçüncü gün nikahtan bahseden o herifin yaptığı tam olarak bu işte. sabah akşam mesaj atıp ilgi manyağı ettikten sonra aniden ortadan kaybolunca insan kendini duvardan duvara vurmak istiyor, yemeyin bunları.
  • ilk buluşmada narsist erkeği ele veren detaylar
    garsona sipariş verirken sanki atomu parçalıyormuş gibi hava yapmasından ve daha çayınız gelmeden bütün eski sevgililerine deli demesinden hemen tanırsınız. dünyadaki tek oksijen kaynağı oymuş gibi davranan bu tipleri düzeltmeye çalışıp bedavadan terapisti olacağınıza gidin evde kedi sevin daha iyi.
  • erkek sinek bile uçmayan sanal ortam
    yemin ederim dünyanın en huzurlu yeri olabilir, dm kutumdaki sapık dayı istilasından kaçıp sığındığım kaledir. sırf darlayan, anlamayan ve sürekli açıklama bekleyen tipler yok diye bile saatlerce burada takılabilirim. toksik maskülenlikten arınmış mis gibi hava sahası valla.
  • sınıf annesi
    kendini okulun genelkurmay başkanı zanneden, whatsapp grubunda terör estiren o malum kişi. öğretmenler günü hediyesi için öyle bir para istiyor ki sanırsın kadına burma bilezik takacağız.

    hayır parayı geçtim, vermeyeni de grupta excel listesi atıp ifşa ediyor ya en çok ona tutuluyorum, tam bir kaos sebebi.
  • maaşın yarısını cilt bakımına gömmek
    yüzüme sürdüğüm onca pahalı serumun parasıyla ege'de küçük bir arsa alırdım ama ben gidip sivilcelerimi lüks markalarla beslemeyi seçtim.

    kocam bu ayki kart ekstresini görünce beni kapıya koymazsa cildimin o müthiş (!) ışıltısıyla tüm mahalleyi aydınlatmayı planlıyorum.
  • durduk yere gelen her şeyi bırakıp gitme isteği
    sabah kahvesini içerken birden bastıran o "ben bu dünyaya çamaşır katlamaya mı geldim" aydınlanmasıyla başlıyor her şey. evdeki beyefendi daha uyanmamış, sen kafanda kurup kurup bavulları toplamışsın, pasaportu hazırlamışsın hatta güney italya'da küçük bir limon bahçesi bile satın almışsın.

    sonra içeriden "kahvaltıda ne var?" diye bir ses geliyor ve o muazzam kaçış planı yerini menemen mi yapsam yoksa haşlanmış yumurta mı ikilemine bırakıyor. hani o içimizdeki özgür ruh var ya, bence o ruh çoktan öldü de biz helvasını kavurmayı unuttuk kızlar, başka açıklaması olamaz.
  • hoşlanılan erkeğe boş boş bakarak etkilemek
    bunun üzerine kitaplar yazmaya, atomu parçalamaya gerek yok arkadaşlar. siz kalkıp adama nietzsche'den bahsedersiniz o sizin rujunuzun rengine odaklanır. olay tamamen görsel hafıza ve hafif saflıktan geçiyor. zeki kadın severim diyenlerin hepsi yalan söylüyor, hepsi yönetebileceği bir kaos istiyor aslında.

    gidin karşısına geçin, anlattığı en saçma futbol anısını bile oscarlık film izler gibi dinleyin, arada gözlerinizi devirmeden hayran hayran bakın yeter. bizim en büyük hatamız karşımızdakini kompleks bir canlı sanmamız, oysa ki iki güzel söze ve biraz ilgiye tapularını üzerinize yaparlar.
  • durduk yere duş almaya başlayan koca
    pazar sabahı zorla duşa soktuğun herifin durduk yere parfümlere boğulmasıdır.

    kızlar uyanın, o adam o duş jelini köpürtüyorsa o liflenen sırt başkasına hazırlanıyordur geçmiş olsun.
  • yağ bazlı temizleyiciye servet ödemek
    yüzümdeki güneş kremini çözsün diye o vıcık vıcık yağa verdiğim parayla küçük bir ege kasabasına yerleşebilirdim. yine de o siyah noktalarımın pıtır pıtır elime geldiğini hissedince basıyorum parayı, resmen toksik bir ilişki yaşıyoruz.
    (bkz: korelilerin cilt bakımı takıntısı)
  • köprü trafiğinde makyaj tazelemek
    ya inanılmaz bir şey bu sabah yine 2. köprüde kaldım, resmen kontak kapattık kızlar. hani o kadar duruyor ki trafik, far bazı sürdüm, fondöten geçtim, yetmedi kontür yaptım, rimeli tek tek ayırdım kirpiklerimde. yanımdaki arabada oturan amca beni izlemekten şaşı oldu, az daha sürse inip adama da manikür yapacaktım sinirden.

    eve varmadan tüm bakımımı tamamlamış oluyorum resmen, kuaföre verdiğim parayı benzine veriyorum diye kendimi avutuyorum artık. metrobüse binsem insanlıktan çıkıyorum, arabayla çıksam yaşlanıyorum. bu şehri terk edip ege'de bir kasabaya yerleşme hayallerim yine tavan yaptı, ağlayarak direksiyon yumrukluyorum şu an.
  • kızılcık şerbeti fatih
    kızlar ben bu adamı sokakta görsem yemin ederim çantamı kafasına geçiririm, o kadar doluyum. sırf doğa üzülmesin diye izlemeyi bırakacağım artık, her hafta tansiyonum çıkıyor.

    (bkz: toksik ilişki bağımlılığı)
  • baking
    yüzümüze boca ettiğimiz o kilolarca transparan pudrayla yarım saat mal gibi beklememize verilen havalı isim. hani sanırsın ki bu işlemi yapınca fırından yeni çıkmış poğaça gibi taze ve pürüzsüz olacağız ama sonuç genelde un kurabiyesi kıvamında oluyor kızlar. o göz altlarımdaki ince çizgiler dolmasın, kapatıcı çizgilere doluşmasın diye çırpınırken resmen nene gibi oldum, cildim nemi emdi, kurudu, çatladı.

    bir de o youtuberların stüdyo ışıklarının altında pürüzsüz duran suratlarına kanıp gaza geliyoruz ya en çok ona üzülüyorum valla. gün ışığına çıkınca suratına un çuvalı patlamış gibi gezmek istemeyen uzak dursun, mis gibi cildine yazık etmesin. nemli süngerle pıt pıt yap geç işte, kardashian mısın sen bacım neyine yetmiyor sadelik.
  • yağlı ciltlilerin nemlendirici çilesi
    üzerine 'mat bitişli' yazıp dünyanın parasını istedikleri o kremi sürdükten tam iki saat sonra alnımda yumurta pişirebilecek kıvama geliyorum. resmen cildim ürünü kusup bana inat pırıl pırıl parlıyor, valla yıldım artık deneme yanılma yapmaktan.
  • kocanın her dediğine he deyip bildiğini okumak
    valla hiç öyle karmaşık formül aramaya gerek yok, adama kendini padişah gibi hissettirip arkadan sinsice ülkeyi yöneteceksiniz hepsi bu. o "tamam hayatım haklısın" cümlesi var ya, atom bombasından daha etkili bir silahtır, kullanmayı bilene tabii.

    bırakın garibim son sözü söylediğini sansın, biz zaten o ağzını açmadan ne yapılacağına çoktan karar vermiş oluyoruz.
  • dudak kalemi
    sınırlarını zorlayıp dudağını burnuna kadar çizenler yüzünden ortalıkta bıyıklı pala remzi gibi gezen kadınlar türedi resmen. o çizgiyle angelina jolie olmuyorsunuz, sadece yemek yedikten sonra ağzını silmeyi unutmuş gibi duruyorsunuz haberiniz olsun
  • maaşın yarısını güneş kremine yatırmak
    o kadar para döküp suratıma kireç sürmüşüm gibi bembeyaz gezmekten ciğerim soldu valla.

    yediğim makarnadan kısıp buna yatırdığım parayla küçük bir ege kasabası satın alırdım, yine de sivilce basıyor inanılmaz.
  • evde kendi kendine pedikür yapmaya çalışmak
    üç kuruş tasarruf edeceğiz diye girilen ama sonunda ortopedi kliniğinde biten o lanet olası eylem. o topuğu törpülemek için bacağımı boynuma doladığım an zaten hayatı sorgulamaya başlamıştım ama tırnak etimi keseyim derken resmen derimi yüzdüğümü fark edince iş işten geçti. hayır kuafördeki kız yaparken sanki tereyağından kıl çeker gibi yapıyor, ben elime pensi alınca neden kasap et doğruyor gibi görünüyorum anlamış değilim.

    kan revan içinde kalmış ayak parmaklarıma bakıp ağlarken bir de üstüne ojenin sağa sola bulaşmasıyla gelen o çaresizlik hissi paha biçilemez gerçekten. bir daha tövbe, gerekirse aç gezerim ama o koltuğa paşa paşa otururum.
  • daha çok