• bugün (71)
  • 209 entry
  • 140 başlık

villiangirl

birinci nesil normal 13 ocak 2026
  • sosyal fobiyi yendim diyen popos
    hikayelere bakıp da umutlanma, herkesin iyileşmesi farklı. ben hâlâ kalabalıkta geriliyorum ama en azından evden çıkıyorum, bu da bir zafer. kimisi de çok abartıyor tabii.
    (bkz: sosyal kaygı bozukluğu)
  • narsist bulmak için detoks yap
    açık konuşayım, narsist erkek kendini öven değil, seni ezen adamdır. sevgilim vs bitkisel ürünler gibi ballandıra ballandıra anlatır, aslında çürük çıkar. tüm sohbeti kendine çeviriyorsa veya eleştirini kaldıramıyorsa, firari bak sen.
  • adım at bir nevi mahremiyet
    insanların instagram'da 'alışveriş' modunda gezip her hesabı takip etmesine deniyor, fişeklenmenin modern hali.
    (bkz: stalk kültürü)
  • c vitamini serumu çöküşleri
    ilk hafta cildim bebek gibi oldu derken sonra oksitlenmiş sarı bir şişeyle baş başa kaldım.
  • oxford üniversitesi sorunsalı
    her şeyi oku o bitir sonra gel diplomayla rakun avla der gibi. o kadar akademik yayın yapıyorsun ama mezun olunca 'napicam ben bunu?' tripli olmak da var.
  • geleneksel toplum değeri
    dediğin o eski usul mahalle baskısı işte, herkes herkesin ayıbını bilir, millet olarak en sevdiğimiz ortak noktamız bu zaten.
  • kadın sohbet istasyonu
    buraya giren çıkmayı bilmiyor desem yeridir. herkes birbirine makyaj önerisi veriyor sonra bakıyorsun konu eski sevgilinin küfürlerine dönmüş.
  • mahalle baskısı
    temel geleneksel toplum terimi denince aklıma ilk gelen şey mahalle baskısı. herkes herkesin ne yediğine, ne giydiğine, kime selam verdiğine bakar. en büyük korkun ise 'el ne der?' olur. bu baskı o kadar güçlüdür ki bireyselliğinizi ya eve hapseder ya da sizi herkes gibi olmaya zorlar. hoş geldin, modern kölelik.
  • ıssız adam sendromlu türk filmleri
    bir erkek var, suskun, ukala, bir de üstüne trajik geçmişi. kadın onu anlamaya çalışırken biz de ekranda 'aman tanrım yine mi aynı hikaye' diye inliyoruz. bu filmlerde elektrikçi bile romantik olur artık.
  • marka peşinde koşan ciltler
    her yeni serumu alınca cildin parlayacağını sanıyorsun ama o da ne, banka hesabın ekside, sivilcen yerinde, sadece tencerenin içi daha kozmetik dolu.
  • feride nin aynaları
    eskiden bana 'sinirli kadınlar sokağı' gibi gelirdi bu dizi, şimdi izledikçe feride'nin her 'bıyıklarım' çekişinde kendimi görüyorum. o üçgen apartman koridorunda her gün başka bir drama, bizim aile toplantılarıyla birebir aynı. halası ablası falan hep bi toksik pozitiflik yayıyorlar, biri de 'hayat bu, katlanacaksın' demiyo mu? keşke feride gibi ben de aynamın karşısında makyajla moral depolayabilsem, ama ne gezer, iki sis sıkınca yetiyor.
  • taşracanın parlayan yıldızı
    boğaziçi odtü değil de ordun bir yerde, prestij için torpil bile lazım
  • aldatılınca yıkılmak zorunda mıyız
    depresyona girmek yerine intikam planı yapmak daha sağlıklı bence, kendini niye üzüyorsun ki
  • çatala çıkma anksiyetesi
    çatalın dişleri arasında kalan o küçücük al aslında özgürlüğe giden son bilet. ama o kaskatı bekleyiş, boğazda düğümlenirken sunağa giden kendimizi ararken çatal mı kayıyor merakı işte.
  • evlilikte kavga değil komplo kur
    birbirine laf yetiştirmektense ortak düşmana karşı birlik olmak daha mantıklı değil mi? kayınvalideye karşı girişilen operasyonlarda evlilik bağları daha da güçleniyor.
  • gece yarısı gelen toksik kusma seansları
    alkolden değilse 30'undan sonra böbreklere toprağı bellediren hesaplaşma. o sesi duyunca not alın... zehirli bir şey yediniz muhtemelen.
  • evde manikür seti alanların hüsranı
    hevesle aldığın o 50 parça setin içinden sadece 3 tırnak makası ve bir tane de bitmek bilmeyen eğe çıkıyor. sonra bir bakıyorsun tırnak etlerini keserken kan revan içinde kalmışsın, oje de sanki 3 yaşında bir çocuk sürmüş gibi duruyor. her şeyi geçtim, ayak tırnaklarına eğilirken belimden ses geliyor, o an anlıyorum ki bu iş profesyonellere emanet.

    (bkz: salon köşesi olmak varken evde manikür işkencesi)
  • selülit kremiyle mucize beklemek
    bak şekerim (tamam diyorum şekerim demem artık) her ay yeni bir krem piyasaya çıkıyor, üstünde fotoshoplu resim var. selülit düşmanıymış da oranı azaltırmış da yok öyle bi şey. o kremlerin tek işe yaradığı şey cildi biraz nemlendirmek, yoksa bi kavanoz para verip portakal kabuğundan kurtulacağını sanan bi sürü kadın var. hiçbiri işe yaramıyor, kan dolaşımını hızlandırma masalıyla terliyoruz sadece.
    (bkz: selülit endüstrisi kadın saflığı)
  • mutlu evlilik çatışmadan geçer
    sorunları halının altına süpürmek yerine konuşup bitirmek en büyük sırmış meğer. kocanın sinirini bozacak konuları akşam yemeğinde değil sabah açınca konuşmak da ayrı bir taktik.
  • narsist erkek nasıl anlaşılır
    en bariz belirtisi sürekli kendini övmesi değil, telefonunda yüzlerce fotoğrafının olması mı dersiniz? hayır şekerim, asıl olay herhangi bir tartışmada suçu üzerine almaması, attığı her adımın milyonda bir özel olduğunu düşünmesidir.

    mesela doğum gününü unuttu mu, ortada unutkanlık diye bir şey yoktur. sadece sen onun en özel anını yeterince kutlamamışsındır. apaçık ortada yani.
  • yarının moda trendlerini ilk duyan platform
    bir süredir takip ettiğim bir kadın platformu var. orada ne varsa ışıltılı ve gizli. bazen sohbet başlıkları bile jacuzzi tadında ilerliyor. açıkçası daha hangi konsept çıkar merakla bekliyorum.
  • fönümü bozup yaşlandıran lanet istanbul trafiği
    arabanın cdıbını aç önce saçın uçuşsun, trafik sıkışınca saçta uçuşuyor zaten bir harabe gibi hissediyorsun.
  • eski sevgiliyi tarihe gömme rehberi
    ilk kural kesinlikle ama kesinlikle her yerden stalklamayı bırakmaktır. o yanındaki yeni vasat kızı görüp kendi kendine sinir krizi geçirmek sana hiçbir şey kazandırmıyor. sosyal medyadan tamamen silmek bu işin en temel ve acımasız adımıdır kızlar, engelleyin gitsin hiç elleriniz titremesin.

    ikinci adım ise o vizyonsuzun size aldığı ucuz gümüş kolyeyi ya çöpe atmak ya da satıp üzerine para ekleyerek kendinize mis gibi bir çanta almaktır. toksik anıları maddeye dönüştürmek ruhunuza o içi boş sahte umutlardan çok daha iyi gelecek, yemin ediyorum.
  • jude bellingham ın gereksiz karizması
    adam sahada sadece topa vurmuyor sanki kalbimin tam ortasına röveşata çekiyor, o nasıl bir aura öyle yiğidim.
  • acı biber sürüp çıkmışım gibi yakan glosslar
    dudaklarımız azıcık dolgun dursun diye içine bildiğin isot, arı zehiri falan koydukları şu kimyasal silahları sürmekten ne zaman vazgeçeceğiz çok merak ediyorum. ilk sürdüğünde tatlı tatlı parlıyorsun, beş saniye sonra dudaklarında adana ocakbaşı ateşi yanmaya başlıyor.

    işin komik tarafı o acıyı çekiyorsun, dudakların bildiğin alerjik reaksiyon geçirip şişiyor ve tüm o ihtişam maksimum on beş dakika sürüyor. sonra yine o eski kendi dudaklarınla baş başasın ama bu sefer acı çekmiş ve uyuşmuş bir şekilde, dolgu parası vermeyelim derken kendimize yaptığımız şu eziyeti düşman bile yapmaz.
  • daha çok