• bugün (44)
/ 2  
  1. tırnaklarım uzasın, manikürüm bozulmasın diye servet döküp aldığım, sürdükten sonra beni vıcık vıcık yağ içinde bırakıp hiçbir işe yaramayan şişelerdir. o kadar övüyorlar, o kadar linkliyorlar ki sanırsın içindeki sıvı ejderha kanı falan. sazan gibi atlayıp alıyorum, sonuç yine hüsran, yine kağıt gibi soyulan tırnaklar. sadece klavyeyi, telefonu yağladığımla kalıyorum, resmen parmak izi bırakma makinesine dönüştüm.

    işin trajikomik yanı, mutfaktaki sızma zeytinyağına limon sıksam yemin ederim daha çok fayda ederdi. ama yok, illa o minik, süslü, üzerinde 'büyülü onarım' falan yazan pahalı şişelere o parayı bayılacağız. akşam sürüp yatıyorum, sabah prenses tırnaklarıyla uyanmayı beklerken sadece yastık kılıfımı yağlamış oluyorum. tırnak etlerim de bana bakıp kıs kıs gülüyor sanki. yine de ilk indirimde yenisini almazsam neyim, böyle de toksik bir ilişkimiz var işte.