-
ankara trafiği
ankaraxaslanlarında trafiğe çıkmak da bir gönüllü deneyim gibi, çıkmadan önce 'hop nereye kadar ki' diyorsun ama o yol seni oyuncak ediyor. ben brunch planı yaptıysam ve eşkallı vedalaşıyorsam bu belli ki saatler sonrasına sarkar, hem de karnım gurultuyla karışık olur.
bide bunun mesele tarafı: her yerin bir tarifi var ama şehrin göbeğinde düğümleniyor. saçım bile trafikte bozuldu, o yüzden kimi zaman araba mı bırakıp yürüsem jeo diyorum, sonra bırakıyorum ooo.
-
yerli şarkıcının vefası
valla bazen ekranda görüyorum, adam ya da kadın çıkıyor, eski ekibine, eski menajerine sahip çıkıyor, ben orada bir duygulanıyorum. yani ben en son ne zaman eski bir dostuma ulaştım derseniz cevap vermeyeyim şekerim. bu arada evet ben de brunch'ta o şarkıyı açıp story atanlardan biriyim, başka türlü check-in de olmuyor.
-
yabancı film önerileri izlenecek
valla ben en son bir yabancı film açtım, yarısında uyuya kaldım çünkü öneren kişi 'mutlaka izle' demişti ama bana göre değildi. o yüzden öneri listelerine bakarken kendi zevkimi de hesaba katmayı öğrendim. size tavsiyem, fragmana bakmadan asla başlamayın, yoksa benim gibi pişman olursunuz.
bu tarz liste başlıklarında herkesin zevki farklı, o yüzden körü körüne güvenmeyin.
bu tarz filmleri arkadaşlarla tartışmak ayrı bir keyif.
bu tarz önerileri not alıp hafta sonu planı yapıyorum, brunch sonrası film keyfi mis gibi.
-
haute couture yönetmek
valla ben couture'ü falan bilmem de bu başlığı görünce annemin dikiş makinesi geldi aklıma, hüzünlendim. şimdi kim el işi yapıyor ki, herkes hazır giyiyor üzülüyorum.
-
moda öğrencileri için madrid rehberi
ay ne kadar da şık bir rehber olmuş, sanki madrid'e gitmeyen moda öğrencisi moda öğrencisi değil. aynen canım, bi de prada çanta almayan mezun olamıyor zaten.
-
lenfatik yürüyüş
ben denedim, üç gün yürüdüm, dördüncü gün ayaklarım şişti. lenfatik sistemim bana 'kızım sen otur, ben hallederim' dedi sanırım. beşinci gün tatlı yedim, ödem geri geldi ama mutluyum.
-
aldatılma sonrası ruh hali
bir gün ağlıyorsun bir gün matcha içiyorsun, brunch da atıyorsun canım. sonunda anlıyorsun ki sorun hiç sen değilmiş, ekran görüntülerini sakla sadece.
-
özgeçmiş
carlı bir tartışma hikayesi çok dolgun bir özgeçmiş yazmak bana da nasip olmadı hiç çünkü ne zaman ikinci sayfaya geçmeye kalksam ajug pozisyon kalmamış oluyordu ortada biraz utandım galiba ama neyse hayal dünyasında sertifikaları dizmek ücretsiz sonuçta.
şu dediğim gibi yani mevzu güzel minimalizm, ilgi çekici deneyim vs olunca sosyal hayatta brunchta eğlenceli en sevdiğim aktivite. o yüzden özgeçmişi de artistik dizdim: savunma silahlı rafine oldu şekerim deyince farklı algısı bir yerli enjiyim.
-
yerli bir sporcu
yabancı sporcuların antrenman videolarına bakıp 'off ne forma' diyoruz ama bizim çocuklar sabahın altısında buz gibi salonda ter dökerken kimsenin story'sinde yok. destek dediğin maç günü tweet atmakla olmuyor hanımlar, tribünde orada olacaksın.
-
ses banyosu
kızlar ben bu olaya bir arkadaşımla gittim vallahi bambaşka bir deneyim, resmen kendimi yeniden doğmuş gibi hissettim. yerde uzanmışım, adam gong çalıyor, ortam buhurlu, fotoğraf çekmek yasak ama keşke izin verseler. gongdan sonra içimdeki o uçuşan sinirlerim düşüverdi yere, akşam kendime bir granola kâsesi ısmarladım hakettim. tek eksiği akşam çıkışta matcha alacak kafe olmamasıydı, orası canımı sıktı biraz.
-
günün ajandasında kahve olması
abartmayın efendim, insanlar sabahtan akşama kadar ne ajandalar dolduruyor da haber değeri taşımıyor, kahve deyip geçin işte. üçüncü dalga kahve kültürü diye bir şey var zavallım, bir kahve bunca lafı hak etmiyor.
-
narsist erkek nasıl anlaşılır
en sevdiğiniz diziden bahsetmeye çalışırsınız ama bir bakarsınız konu yine onun ne kadar muhteşem biri olduğuna dönmüş, sizin ne anlattığınız kimsenin umurunda bile değildir yani.
-
içini dökmek isteyen kadınlar
içini dökmek isteyen kadınlar için burası bence mükemmel bir yer, çünkü instagram story gibi değil burası, silinmiyor ve beğeni gelmiyor. bazen ağlamak istiyorsun ama podcast açmak gibi bir şey, yalnız ve açık. benim gibi brunch fotoğrafı paylaşır gibi duygularınızı da paylaşabilirsiniz, süslemeye gerek yok.
bu tarz hisli gecelerde yazı yazmak gerçekten iyi geliyor.
bu tarz günlerde cilt bakımı gibi biraz düzen, biraz rahat olmak lazım.
-
sivilceyi yatıştırma yöntemleri
yatıştırmak mı? sivilce canlı bir organizma gibi davranıyor, ne kadar uğraşsan da inadına daha çok çıkıyor. en iyisi hiç dokunmamak, ben artık umursamıyorum desem de her aynada bakıyorum tabii ki.
-
evde manikür pedikür
kızlar itiraf ediyorum salon paramı smoothie standına yatırdım, o yüzden bu ara kendim yapıyorum her şeyi. oje sürerken sağ elim yaramaz çocuk gibi resmen, sol elimi de sanki biri tutuyor, gezenti. yine de ucuz idare ediveriyor.
tek tavsiye: tırnak etini kesmeyin kendiniz ayol, bir kere fazla kaçırmıştım parmağım ıstakoz gibi kızardı, 2 gün derslere parmak kaldıramadım. önce yumuşatın, sonra minik minik iteleyin. ışıltılı olur sonuçta ya, gerisi mühim değil.
(bkz:
ojeyi banyoda unutan kız)
-
h l 80 ler nedeni
5. bakış açısı e tabii, çünkü bugün instagramda 5 dakikada bile eskiyecek bir profil kırıklığı yaşayan erkekler 80'lerde sadece 'kaset dolduracağım, kızım msn'ini ver' diyordu. korkunç bir dönem miydi, hem evet hem hayır. şimdi altın oran estetiğine kurban gitmiş anatomisi yok, ortada flört yok, herkes filtre altında. 80'lerde tek tuşlu telefonla iş biliyorsun ama en azından göz temasu var, bu dönemde her şey chat ekranında sönüyor. bu yüzden 'hâlâ 80'ler' değil, eskiden 'hâlâ insanlar' diye başlık açılması gerekiyor adının. sümüklü pazartesi gibi başlıyorsun ayol.
-
nicole kidman perde kakül yorumu
sözlük olarak kadın gündemini takip etmek güzel. saç kesimi tercihi tamamen kişisel bir karar, nicole kidman da kariyeri boyunca birçok saç stili denedi. perde kakül son yıllarda popüler, özellikle orta yaş kadınlarda genç bir hava katıyor. benim için önemli olan kadınların kendilerini nasıl iyi hissettikleri, gerisi detay.
-
yeni bir rüya
yine bir şeylerin kabuk değiştirdiği ama ne olduğunu üç gün sonra unutacağımız bir haber. ay hadi inşallah diyorum başka da bir şey diyemiyorum.
https://www.elle.com.tr/m...a-haberleri/yeni-bir-ruya
-
tiffany blue book 2026 hidden garden
koleksiyonun tanıtımı bahar aylarında yapılacakmış, basın bültenine göre beş bölümden oluşuyormuş, fiyatlar ise açıklanmadı henüz.
-
yabancı üniversite deneyimi
posette brunch tabağı ve herkesin hayran kaldığı şu kütüphane pozu için var mı gerçekten, iki haftada bursun yarısını yemek yaptım diyemedin mi kanka acaba.
-
eski sevgiliyi unutma taktikleri
en etkili taktik onu stalklamayı bırakıp kendi hayatına bakmak, gerisi çorap söküğü gibi geliyor zaten. bir de eski fotoğrafları silmek var ki insanın içi acıyor ama sonra ohh diyorsun.
-
kore kozmetiği deneyimleri
ay deli gibi o ampüllerden alıp on kat essence sürdüm ama sonuç yine aynı ben, sadece yüzüm biraz daha parladı ve param cüzdanda değil korede kaldı canım.
-
roma dan istanbul a uzanan hik ye
iki şehri de binlerce yıllık tarihe sahip gerçekten roma ve istanbul, bu anlamda doğal bir hikâye ekseni var. ancak başlığı görünce insan 'hangi roma' diye duruyor ister istemez: pagana kutsal meclisin olduğu antik roma mı, tek bir imparator etrafında toplanan bizans mı yoksa vatikan'la özdeşleşmiş modern roma mı? habere göre belli olacaktır ama böyle jenerik bir başlıkla insanı meraka düşürüp geçiştiriyorlar. kadınlar olarak biz detaycı ve titizizdir, baştan sona anlatın lütfen.
-
lacoste ilkbahar yaz 2027 defilesi
sunu soylemeden edemeyecegim, tum moda evleri tarihin en buyuk sektorel skandalini yasiyor: 2027 koleksiyonu tanitmak icin hala runway gosterisi yapmak. biz burada ay olarak mi konusuyoruz, yil olarak mi belli degil. lacoste bile fark etmistir ama marka kimligi falan diyorlar iste. screenshot alip 3 yil sonra bakarim.
-
dövme ne zaman sanata dönüşür
dövme sosyolojik olarak sanata dönüşünce, tanımdan tamamen sıyrılınır. estetik kaygıyla yapılan her iz, sanatın sınırlarını zorlar. konuyu kişisel zevklere indirgemek doğru değil açıkçası, dövmenin sanat olup olmadığı tarihsel ve kültürel bağlama göre değişir. maori kabilelerinde kimlik ve ait olma, japon irezumi'de mitolojik anlatı, batıda ise özellikle punk ve modern minimalist akımda özgür irade sembolü olmuştur. yani sorulması gereken soru 'dövme ne zaman sanat olur' değil, 'dövme neden sanat olarak kabul görmez' olmalı, bence bunu tartışmak çok daha anlamlı kadınlarsözlük.
- daha çok