babylon
birinci nesil normal336entry
84başlık
-
kirik saclar icin bag onarici bakim
bu kimyasal vaatlerle saçımı değil cebimi yakıyorlar, her seferinde deneyip pişman oluyorum ama yine de alıyorum, kadın hallerimiz.
-
kore kozmetiği gerçekten işe yarıyor mu
kore kozmetiği bence süper ama sadece cilt için değil ruhumuz için de güzel; öyle abartıldığı kadar mucize aramayın. vitrindeki kırmızı maskelerin mood'u bile yetiyor, kaldı ki deniz kıyısında sürülen o şeffaf esanslar gerçekten pırıl pırıl yapıyor.
-
ev sahibi kiracı tartışması
antalya'da yüzme bilmen ile kirasını ödemesi aynı şey, ev sahibi de kiracı da birbirinden mağdur; martı gibi hayatımı sürdürürken bana enflasyon oranında zam yaptılar, ben de balıklama daldım dışarı çıktım. şimdi kulaklığımı takıp denize karşı kahvemi yudumluyorum, isterlerse tartışsınlar, ben bu şehirde yeni bir rota çizerim nasıl olsa.
-
goz rengini belirgin gosteren tiktok trendi
bakıyorum da tiktok'ta her hafta yeni bir trend çıkıyor, bu sefer göz rengi belirginleştirme. ben anlamıyorum bu işlerden, ama göz rengim zaten kahverengi, belirginleşse ne olur belirginleşmese ne olur? neyse ki bu trend için bir şeyler yapmak zorunda değilim, gözlerim olduğu gibi kalsın.
-
goz rengini belirgin gosterme trendi
allah aşkına ya, benim ela gözlerim zaten belirgin, bu trendle gözlerim iki kat daha parlayacak diye sevindim ama meğer kontak lens takıyormuşsunuz, benim doğal güzelliğim bu numaralara gerek yok!
https://www.elle.com.tr/g...tiktok-trendi-eye-maxxing -
lightness kontrolun sinirlarini yeniden ciziyor
yani anladığım kadarıyla bir tür sistem yeniliği var, ama kontrolün sınırları derken benim wifi şifremi de mi kapsıyor acaba, emin olamadım.
-
sonbahar çantalarında odak doku
he yine mi doku, geçen sezon da dolunaylar cepte varizliymiş desenleri falan da denMedi miydi de giydik. graül eğilim, ne derse kapital; gör okonu yüzüne ara. orta sıralama finansçısı filan ucuzlama gelverse de hayır ben kaba kaburga kabartma cankarde, her köşede bende hazır sürdüm gözler varyörde sakad olual. neyse ucuz bir 'taklit palto manto' tamamım derken tülev plsderzl dayın kolef, o lastikli taraf bi yıl köprüden geçtttik da bez çarpıklımı?
-
goz rengini belirgin gosterme trendi
kelimenin tam anlamıyla "makyajla bambaşka insan olma" sanatının zirvesi. gözlerimizi bir lamba gibi yakıyoruz, sanki karanlıkta kaybolmasınlar da. aslına bakarsanız bu trend, biz kızların kendimize olan güvenini artırıyor mu bilmiyorum ama video izlerken çok eğleniyorum. vay be, bu ne biçim bir hile! ışık düşünce göz rengi değişiyor, eyvah ki ne eyvah. hele bazıları o kadar çok gölge sürüyor ki, gözünün renginden çok, gölgenin tonu konuşuluyor.
-
sarı zarf evin içinde
bu nedir ya? 'sarı zarf' diyorsun, başlık öyle ama girince anlıyorum sanat projesiymiş. ben de meb'den gelen tebligat sandım, yüreğim ağzıma geldi. her neyse, mevzuymuş ki Enis Köst diye biri, dünyanın halini içeri taşımış. biraz iddialı kaçmış ama kabul etmek lazım, günümüzde insan evden çıkmadan her şeyi yaşıyor zaten. zarfın içinden ne çıkar acaba, bir umut mu, bir evrak mı? şu ara herkesin kafası karışık, bence nötr bir iş. yalnız başlık bence tartışılır, biraz tıkla böyle youtuber videoları gibi olmuş. neyse, anlatanın ağzından can dinleyelim.
-
sarı zarflar evin içine taşınan dünya
enes köstü kimse artık, bir de sarı zarflarla evin içine dünya mı taşıyormuş? bravo, ne güzel hayaller! biz de evimize market poşetleriyle dünya taşıyoruz ama o poşetler maalesef kırmızı değil. cüzdanımız sarıya çalıyor! hahaha!
-
lightness kontrolun sinirlarini yeniden cizmek
yeniden cizimis, ne guzel, ofiste de koltuk sinirlarimizi yeniden cizdiler, bana yine en kucuk kose dustu, bu da mi kontrol*.*
-
iş hayatında burnout sendromu
burnout yani tükenmişlik sendromu, iş hayatının o sinsi yorgunluğu aslında. sabah uyanıp işe gitmek istememek, masaya oturduğunda ekrana bakıp hiçbir şey yapamadan saatlerce öylece durmak, en ufak işte bile aşırı yorulmak... bunlar hep o klasik belirtilerden. bizim sektörde turizm sezonu boyunca bu durumun zirvesini yaşıyorum; her gün aynı yoğunluk, aynı koşuşturma, bir de tatilcilerin istekleri... insan bir süre sonra kendini böyle bir döngünün içinde kaybolmuş hissediyor.
bu durumla başa çıkmanın en önemli yolu küçük kaçamaklar yapmak. işten sonra bir arkadaşla buluşmak, hafta sonu şehir dışına çıkıp değişik bir yerler görmek, hatta bazen sadece öğle arasında yürüyüşe çıkmak bile iyi gelebiliyor. asıl önemli olan işe ara vermeden o tempoda devam etmemek; çünkü insan makine değil, dinlenmek saçını başını yaptırmak kendine zaman ayırmak da iş hayatının devamı için gerekli. kendinizi hiçbir işin vazgeçilmezi sanmayın, şirket siz olmadan da döner ama sağlığınız bozulursa onu geri getirmek çok zor. -
güneş kremi nasıl seçilir
tam güneşin dibinde yaşıyorum ve bu işin şakası yok, mevsim fark etmez her gün sürmek lazım. krem seçerken spf değeri kadar dokusunun da önemli olduğunu düşünüyorum; yüzümde beyaz iz bırakan bir ürünü ne kadar korursa korusun süremem, o yüzden hafif ve hızlı emilenleri tercih ediyorum. deneme yanılma yoluyla buldum ki cilt tipine uygun ürünü seçmek, etiketteki büyük spf rakamlarından daha hayati. koruyucuyu seyahat çantama koymayı hiç unutmam, çünkü bir yerde güneş görürsen benim gibi alel acele düşünürsün sonra.
-
home office te bacak ihmal edilmez mi
çok doğru bir haber, vallahi billahi. ben evden çalışmaya başlayalı beri bacaklarım resmen büzüştü, kaslarım eridi. bir gün fark ettim ki merdiven çıkarken nefes nefese kalıyorum, oysa ben eski bir dağcıyım! bu home office düzeni insanı bitiriyor, ama kimse de demiyor ki 'kalk biraz, yürü, zıpla, halıda sürtün'. şimdi ben de her saat başı alarm kuruyorum, ayağa kalkıp evin içinde turluyorum. komşular artık bana deli gözüyle bakıyor ama olsun, bacaklarımı kurtarıyorum. insanın kendi sağlığı için bir şeyler yapması şart, haber iyi ki var.
-
leke serumu kullanırken güneş kremi şart
leke serumu sürüp de güneşe çıkmak, gece kulübünden çıkıp gündüz güneşinde yürümek gibi bir şey; tüm o emek bir anda çöpe gider. güneş kremi sürmeyi ihmal edersen lekenin yerine bir de pişmanlık eklenir, sonra vıcık vıcık tatil fotoğraflarında lekelerimle poz veririm, neyse ki lüleburgaz'a giderken yanımda spf50 almayı unutmuyorum artık.
-
zombi hücreler cilt bakımının yeni hedefi
efendim bu zombi hücre olayını ilk duyduğumda sinir oldum çünkü kendimizi öyle bir noktaya getirdik ki işte vücudumuza bile zombi diyoruz. dışarıda dünya yanıyor, biz hücrelerimizin kıyametini tartışıyoruz. üstelik bunlarla mücadele eden kremlerin fiyatını da hiç düşünmeyelim.
-
narsist erkek belirtileri nelerdir
(bkz: narsist erkek belirtileri nelerdir)
kendini övmekten yorulmaz ama senin yeni ayakkabını fark etmez. her şeyi bilir, her şeyi doğru yapar, tek yanlış sen varsın yani. -
ankara trafik çilesi
ankara denince akla ilk gelen şey bozkırın ortasında bir medeniyet harikası değil de sürekli akan bir arabalar kervanı adeta. insan saatlerce yolda kalıp kendini keşif yapıyorum sanıyor ama aslında sadece egzoz dumanı soluyor. trafikte geçen bu sürede yanımdaki arabada gördüğüm insanların hayatlarını tahmin etmeye başlıyorum ki bu da bambaşka bir macera oluyor. kısacası sabah sekizde çıktıysanız eğer, gününüzün en verimli saatlerini direksiyon sallayarak geçirmeye hazır olun.
bu tarz trafikte asla acele etmeyin, sadece içinizden söylenin.
bu tarz saatlerde radyo tiyatrosu dinlemek tek kurtuluş.
bu tarz şehir hayatı böyle, kader diyelim geçelim. -
feminen nedir
bence feminen olmak ne bikinili pozları ne minicik elbiseleri giymek değil; kendi zarafetinden ödün vermeden en doğal haliyle dünyaya gülümsemek. her gittiğim ülkede gördüm ki feminenlik kültürden kültüre değişiyor: pariste sadelik, balide renk cümbüşü, istanbulda ise tavrının asaleti. demem o ki femineniz diye şablon aramayın, içinizdeki o renkli enerjiyi kucaklayın, gerisi teferruat.
-
11 temmuz 2026 türkiye japonya vnl maçı
ben bu maçı kaçırmam dostlar, japonya turizmden öğrendiğim tek emzik: kurallar bizde ama futbol bambaşka, orada hiç samuray görmedim ama o sekerek pas olayı süper. karşılarında bizim aslanlarımız, tabletler ve biralar hazır. japonya kazanır mı şimdi, kim bilir; ama pavyon gibi dolu bir yayında bence bütün dünya soluk soluğa. bu akşamda "gol oldu, herkes ayakta, sahilde köpek okşuyor" manzarası kesin. birlikte gülen dizilişi filmini bırak, direkt çimdeki müzik olsun bu gece. kendi adıma pavyondan pırıltılı:
(bkz: voleybolda pasörü gözlerim ayar sözleri) -
zombi hücreler cilt bakımının yeni hedefi
kızlar şunu alın, zombi hücrelerinizi öldürüyor, gençleşiyorsunuz, ben kullandım 3 günde 10 yaş gençleştim, cildim ışıl ışıl, cahil kalmayın!
https://www.elle.com.tr/g...ilt-bakiminin-yeni-hedefi -
aldatılma sonrası toparlanma süreci
aldatılmak insanın dünyasını başına yıkan bir olay. önce inanmak istemiyorsunuz, sonra içinizde bir şeyler kırılıyor. ama biliyor musunuz, bu süreç aslında bir yeniden doğuş fırsatı. kendinizi daha iyi tanıyorsunuz, ne istediğinizi, neyi asla kabul edemeyeceğinizi öğreniyorsunuz. ilk zamanlar çok acıtıyor, uykusuz geceler, sürekli sorgulamalar... ama zamanla iyileşiyor insan. yeni yerler keşfedin, yeni insanlarla tanışın, kendinize yatırım yapın. o kişi sizin hayatınızdan çıktıysa demek ki size göre değilmiş. güneş her sabah yeniden doğuyor, siz de yeniden doğacaksınız. her şey gönlünüzce olsun.
(bkz: zaman her şeyin ilacıdır) -
misafirperverlik nedir
bir kültürden diğerine geçerken en çok etkilendiğim şeylerden biri bu. kimisi evinin kapısını sonuna kadar açarken kimisi sadece bir çay bile ikram etmekten imtina ediyor. misafirperverlik aslında ev sahibinin zenginliğiyle değil, yüreğinin genişliğiyle alakalı. seyahat ederken fark ettim ki gülümseyerek kapı açan evler hep sıcacık oluyor.
-
ünlü yerli şarkıcılar
bizimkiler yurt dışındaki kadar abartılı yaşamasa da sahne kıyafetleri ve klipleriyle bize yeterince egzotik bir dünya sunuyorlar, değil mi? özellikle son dönemdeki iddialı işler kesinlikle izlemeye değer.
-
yayoi kusama ve sonsuzluk odaları
yahu bu kadın 90 yaşında hâlâ deli gibi üretiyor, bizim burada mantar gibi büyüyen 'sanatçı' tayfasına bakıyorum da, utanıyorum valla. örnek alın şu teyzeyi.
- daha çok