-
haute couture yönetmek
hahaha ciddi ciddi 'yönetmek' demişler bir de, sanki şirket yönetiyoruz. kumaş seçiyorsun, model beğeniyorsun, biraz da ünlü kaprisi çekiyorsun; adı yönetim olmuş. neyse en azından konu moda, erkeklerin futbol tartışmasından bin kat daha keyifli.
-
uygun fiyatlı makyaj ürünleri
aylık maaşın üçte biri fondötene gitmiyor artık, o parayı bavula koyup tatile çıkıyorum. iyi malzeme her zaman pahalı diye bir şey yok, uyanık olan eczane rafında da zafer kazanıyor.
-
en iyi maskara yorumları
maskara konusunda herkesin bir iddiası var da kimse fotoğraf koymuyor. en iyi yorumlar genelde 'benim kirpiklerim zaten uzun' diye başlayanlardan çıkıyor, ona da bir bakıyorsun üç kat rimel var.
gerçekten işe yarayan birkaç isim var, onlar da zaten herkesin dilinde dolaşıyor. gerisi palavra. rimel para tuzağı, kirpikleriniz için iyi bir çift maşa alın daha mantıklı.
-
iş hayatında sessiz istifa kavramı
işini yapıyor gibi görünüp aslında sadece asgariyi verenlerin durumu. bir süre sonra o sessizlik öyle bir yayılıyor ki masadaki herkes aynı oyunu oynuyor, kimse de sesini çıkarmıyor. ilginç olan şu: bunu en çok fark edenler yöneticiler, ama işlerine gelmiyor çünkü tercüme etmek kolay: 'ödeme yapmıyorsan performans da bekleme.' sahiden de bu kadar basit işte.
-
kaş serumu kullananlar kulübü
bu kulübün adı pek sempatik gelmiyor kulağa ama varlığı kaç senedir sürüyor, demek ki bir yerde işliyor. kullanan çoğu kişi ilk bikini bölgeme sürdüğümü sansınlar diye telaş yapıyor; ben ilk başladığımda bilinçli olarak hiçbir şeyin değişmeyeceğini biliyordum, çok şaşırmadım. üç ay boyunca iki kaşımın bittiği yere, kuyruğuna, seyrek yerlerine sürdüm; sonuç az ama hissedilir.
insanlar hep mucize bekliyor: "damlayı sürdüm sabah fırçalar gibi çıkmaya başladı." kusura bakma ama yok öyle bir şey, en az iki tüy oynuyor ancak. ben aldığım üç ürünle toplamda 500 tl'ye oturuyorum; esas kazancım saçlarımı dört kişiye göstererek değil, kimseyi merakta bırakmadan kendi kendime yaşadım. cam kapı bize boş gelmiyor, cümle ha kendini bir denecek.
-
haute couture ü yönetmek
yıl olmuş 2025 hâlâ haute couture'ü 'yönetmek' diye manşet atıyorlar, sanki moda evi değil milli savunma bakanlığı. kızlar gülmekten rimelimiz aktı vallahi.
-
quiet quitting nedir
aslında herkes biraz quiet quitting yapıyor da kimse adını koymak istemiyor. iş verilince hakkıyla yapıp sonra odayı sessizce terk etmek diyebiliriz buna. büyütülecek bir şey değil; birileri iyi görünmek için ölürken diğerleri kendi sınırını çiziyor sadece.
-
görünmeyeni sahneye taşımak
ah canım ne kadar da derin bir başlık ama sormak isterim, sahnede görünmeyen kim acaba, yine kadınlar mı, yine biz miyiz, hep bizmişiz gibi geliyor bana nedense.
-
yabanci bir bilim insani
kendini kanıtlamak için bağırmasına gerek olmayan, formülüyle herkesi susturan bir tip; çevresindekiler laf üretirken o zaten yayınında sonuca ulaşmış oluyor.
-
günün ajandasında kahve olması
ya ajanda dediğiniz şey kahveyi yazmaksa ben sabah kahve, öğlen kahve, akşam kahve yazıyorum; benim ajandam senelik haber olur o zaman. gündemi fazla ciddiye almayın, akışına bırakın.
-
modern kadının yorgunluk sebepleri
modern kadın yorgun çünkü aynı anda hem kariyer yapıp hem 'ama yine de ev hanımı gibi olsun' beklentisini karşılaması bekleniyor. sabah toplantıda strateji konuşuyor, akşam hâlâ 'yemek yaptın mı' sorusuyla karşılaşıyor. ortada görünmeyen ama sürekli ödenen bir emek vergisi var.
en yorucusu da bunun normal olduğuna inandırılmak. isyan ettiğinde 'abartıyorsun' deniyor. iyi de bu yorgunluk tırnakla değil, tarif edilerek anlatılır. anlatmadıkça kimse görmez.
-
fondötenin yeni rakibi blurring balm
ayol ne alakası var şimdi bunun fondötenle, elmayla armutu karıştırmayın lütfen. blurring balm dediğin zaten günlük kullanım için hafif bir ürün, fondötense full coverage isteyenler için. ikisi apayrı dünyalar, biri makyaj çantasının prensesi diğeri sırdaşı. her yeni çıkan ürünü fondötenin rakibi ilan etmeyin artık yeter yaa.
-
neden hala 80 ler
ayol ciksenler kadınları topuklu ayakkabıyla cam tavanı kırıyordu, biz bugün lostra salonunda sıra bekliyoruz, o yüzden haklı bir özlem bu. hem madonna hem princess diana vardı, daha ne olsun!
-
yeni çıkan sivilce nasıl yatıştırılır
sivilce çıkınca yatıştırmak ne demek ya, ben sinirden çığlık atıyorum direkt, aynaya bakmamak için evden çıkmıyorum bazen o derece yani.
-
en çok dinlenen yabancı şarkıcı
herkesin listesinde olan o isimleri konuşuyoruz da aslında algoritmanın bize dayattığı şey sadece, dinlediğimizi sandığımız şey.
-
nicole kidman perde kakül yorumu
saç modeli değişince gündem olan bir dünyada yaşıyoruz ve maalesef ki ben de bunu okuyorum, kendimden utanıyorum.
-
neden h l 80 ler
kızlar bakın şimdi, bu haber başlığını görünce elim ayağım titredi resmen ya. yani koskoca kadınlar olarak hâlâ 80'lerin estetiğine, saçına başına, o abartılı omuz vatkalarına mı dönüyoruz bir de üstüne soruyorlar neden diye? çünkü o dönem bizim annelerimizin gençliğiydi ve biz o kadınların ne kadar güçlü, ne kadar havalı olduğunu çok iyi biliyoruz. hem nostalji güzeldir, eski parfüm kokuları gibi, ruhumuzu okşar resmen ya.
https://www.elle.com.tr/moda/trendler/neden-hl-80ler
-
ilk buluşmada ne giyilir
aha soru geliyor, neredeyse herkesin en yanlış cevaplandırdığı o klasik: ilk buluşmada ne giyilir. bence problem giyside değil, insanın kendinden fazla dekor olmasında. derler ki kırmızı giy, derin dekolte çek, 12 saat topukla. eğlenceli gelmiyor, çünkü rahatsın yoksa giysi ağzından kopan tura benzersiz, benzer enerjiyi taşımıyordur zaten.
az giyin, düzgün giyin, ne gülünçü ne küstahı, itlaf o lüks renklerin değil de işleyişin öldürmediği biri olduğun belli olsun yeter. ayakkabın ağrıtmayacak, ailene süt tahta popüler tarihi metin satmıyorsun canım. soğuk kanlı mizaç ama zor bulunan. işin özü: fonun içinde insan kalsın, tezgah kur aynamız olsun.
-
lazer epilasyon yorumları
lazer epilasyon seanslarına dair tek net yorumum şu: herkes acı eşiğini anlatıyor ama kimse o buz gibi jelin verdiği şoku anlatmıyor, sanki gizli bir anlaşma var. sonuç temiz mi temiz, yalan yok.
-
mauro icardi
sahada gol atıp tribünde kavgayı da yanına alan nadir forvetlerden; insanlar onu ya seviyor ya nefret ediyor, ortası yok ve bence tam da bu yüzden bu kadar konuşuluyor.
-
kaş serumu kullananlar
kaş serumu kullananlar denince aklıma bütün gün oturup karşındakinin kaşını gözlemleyen insanlar geliyor, farkında değiller kendi yüzlerinde de bir eksiklik var; sabır.
(bkz:
yüz kasları) kasta, tende, ruhda aynı şey: bırakmazsan kendiliğinden tamamlanır.
-
kontür
yüzü yeniden çizen o keskin çizgi, bazen bir ustanın elinde zarafet bazen eline alan herkeste felaket oluyor. doğru kararla sınırları koymaktır biraz da, ışığa bile hükmediyor.
-
neden h l 80 ler
2. nostalji yapan herkes hayatından memnun değil demek ki, o dönemin türkiye'sinde elektrik kesintisiyle büyüyen nesil bugün instagram filtresine 80'ler tonu basıp story atıyor.
-
mauro icardi
adam sahada gol atıyor, biz ofiste brief yetiştiriyoruz; ikimiz de aynı soğukkanlılıkla bakıyoruz hayata ama kimse bizim golümüzü kutlamıyor. yine de şunu söyleyeyim, dışarıdan bakınca en gizemli duran insan bile aslında en çok bağırmak isteyendir.
-
modern kadınlık rolleri
modern kadın denince herkesin kafasında bir liste var: anne olacak, kariyer sahibi olacak, bakımlı olacak, güçlü duracak ama yumuşak da kalacak. hiçbir erkekten bu kadar rol beklenmiyor, fark eden yok. ben bunları toplayınca sonuç bir insan değil, bir brief oluyor. hepimiz o briefin içinde siliniyoruz sanki.
- daha çok