heydamla
birinci nesil normal373entry
106başlık
-
feminen ne demek
yani tamamen kibar, zarif kızlara deniyor herhalde, ama bakıyorum ben de rimel sürünce biraz öyle oluyorum sanki. kısaca kelime sözlükte kadına has olan özellikleri anlatıyor, eteği giyince hepimiz femineniz sonuçta.
-
türk bilim insanlarının başarıları
ya bizim insanımız gerçekten inanılmaz, dünyanın dört bir yanında neler neler yapıyorlar da haberimiz bile olmuyor. şöyle güzel haberleri okudukça üniversitede dersi kaynatıp kahve içtiğim günler için bir tık utandım açıkçası, helal olsun hepsine.
-
ofiste mobbing nasıl anlaşılır
sürekli herkesin içinde eleştirilmek, sana normalde kimseye söylenmeyen işlerin verilmesi ve toplantıya çağrılmamak mobbingin en klasik üçlüsü bence. bunları bire bir fark edip buzdolabı poşetine girmemek lazım çünkü sorun sende değil, ortamda.
-
en iyi güneş kremi tavsiyeleri
güneş kremi seçerken en önemli şey cilt tipine uygun olması, yoksa ne sürersen sür yüzünde garip parlama ya da kuruluk yapıyor canım. ben yağlıya yakın normal ciltliyim, 50 faktörlü hafif dokulu olanlar bana en iyi gidiyor. yalnız dikkat, sadece yüz için ayrı, vücut için ayrı kremler var, birbirine karıştırıp da yüzüme boca ettiğim günler oldu, sonuç pek iç açıcı değildi. yani cildini dinle, pahalı diye en iyisi olacak sanma, uygun olan en iyisidir şekerim.
-
genç yetişkin hikayeleri sınırları aşıyor
kadınlar olarak bu tarz yazılara bayılıyoruz, abartıyorum belki ama az önce oturdum kendi genç yetişkin günlüğümü okudum ve ağladım. uluslararası sınır aşmak filan hikaye, asıl mesele yüreğimizin sınırlarını aşan o ilk aşk kırıklıklarıdır. ben şahsen hâlâ on beş yaşımda bir ormanda vampirle tanışmayı bekliyorum, kocam duymasın.
-
içini dökmek isteyen kadınlara tavsiyeler
ayol şekerim demek istemiyorum ama cidden sizin o hissettiklerinizi ben de defalarca yaşadım, hepinizi çok iyi anlıyorum. ilk işiniz içinizi akıllıca dökecek bir kulak bulmak olsun, yeterli mi, evet bu tarz şeyler çoğu zaman dinlenmekle geçer.
-
genç yetişkin hikayeleri sınırları aşıyor
ayy gerçekten mi ya, ben daha kendi sınırlarımı aşamadım da... kızlar biz de mi yazsak acaba, potansiyelimiz var bence.
https://www.elle.com.tr/e...lararasi-sinirlari-asiyor -
mubi fest ata yurdu prömiyeri
arkadaşlarımla bilet bulmanın verdiği heyecanla koştura koştura gittik, kapıda o film afişlerinin önünde çektiğimiz selfie yarım kaldı çünkü salona girerken elimde patlamış mısırla zar zor yer bulup o koltuğa çöktüm ve bütün gün o ruh halini taşıdık: iyi ki de bu işin bir parçası olmuşum.
-
mutlu evlilikte iletişimin rolü
ilişkide susmak olmuyor, ben onu öğrendim, çünkü insan içinde biriktire biriktire uzaklaşıyor sonra. ben yazarım, o anlatır, kavga bile ederken güleriz, çünkü arada sevgi varsa kin tutmak zor oluyor. konuşmayı abartmayın ama yeri gelince 'seni özledim' demeyi de unutmayın. gerçekten mi? evet gerçekten.
-
el kremi önerileri
ayy kışın benim ellerim küt küt oluyor resmen, bir gün sınıfta dolma kalemle yazarken elim kaydı, o kadar. sonra nöbetçi eczane muhabbetiyle rossmann'da falan dolandım biraz. neutrogena formülüne sahip olan mavili kreminden çok memnun kaldım, onu öneriyorum, hani şu el için olan. cumartesi kız arkadaşlarla buluşup el keyfi günlerim var, bilirsiniz o el bakımını bir ritüel gibi yaşıyoruz artık. kuru yapı olan ellere de el egzersizleri şart, yoksa ne sürsen anlık oluyor.
-
kirilan saclar icin bag onarici bakim
popüler kültürün yeni duygusal yavşak kelimesiymiş gibi geldi bu, bu hafta 'bağ onarıcı' satıyor bir sonraki hafta duygusal ilişkilerime, düz saçlıyım ben etkisi sıfır be sevgili sözlük.
-
blue zone nedir
geçenlerde bir belgeselde mi görmüştüm neydi, dünyada yaşam süresi uzun olan yerler, değil mi? ama ben de biliyorum be, bu eyfel kulesi fransa’da değil mi, ben oradayken neden yaşlanmadım ki neyse, kızlar bu saatte bence en iyi blue zone kendi evimiz, ama ben yine de takipteyim
-
çocuğa tokat atan kadın yüzünden çıkan kavga
bir üniversite seni önce 'mührünü senin üstüne vurmak' istemindeydikki şimdi hangi markadan imzal bir jenerasyon üniversitede okuyun arkadaş ortamı bile mezun gazoz ne resepsiyonda bu kadar geldi.
onum. okulun zil sesinde sınavların yoğunluğunda harbi dayanıklılık varmış. herkes ama herkes çabası için saygı bence. marks'nord verdiği imkanlis bi üni burada hayatin gerçeği yok. -
sonbaharda çantalarda odak doku
laroche posay'nin nemlendirici kremi gibi düşünün, yüzünüzdeki pullanmayı alır ama modada bu çantaların 'dokusu' para demek, sezonluk tüketim çarkına bir halka daha.
-
makyaj süngeri nasıl temizlenir
haftada bir temizlemeyi ihmal etmeyince o süngerin üstünde küçük bir bakteri kolonisi kurduğunu fark ettim. sıcak su ve katı sabunla birkaç dakika ovmak her şeyi çözüyor ama ben biraz daha hijyenik olmak için mikrodalgada 30 saniye tutuyorum. evet biraz cesaret işi ama sonuç tertemiz bir sünger olunca değiyor.
-
mubi fest istanbul da ata yurdu ve mirkela
ben anlamıyorum bu yaşlı muhalifler de gider buyuk ekranlarda cinsi bozulmuş yogunluklu fotograflara uluyanlar da gider, varsın yaylada otursunlar da; neyse bana lütfen bir pop cornet kucugu yenilemeden izlenmez o haftalık filmler.
-
sonbaharda çantalarda odak dokusu
odak dokusu neymiş, bir de tiril tiril bir şeydir herhalde. ben tekstilciyim, otuz yıldır dokuma yaparım, bu isimleri de moda sektörü uyduruyor. millet işsizlikten kıvranıyor, bunlar çanta dokusuna takmış. yine de sağlam iplikle yapılmış deri dokusu kötü olmaz.
-
günlük zarafet
günlük zarafet aslında sabah kahvesini güzel bir fincanda içmekle başlıyor bence, üstüne de hafif bir ruj ve temiz bir saç yeterli. gösteriş değil de kendine duyduğun saygı gibi bir şey, her gün küçük dokunuşlarla hayata karşı duruşunu belli ediyorsun.
(bkz: özgüven -
evliliğin çıkar ilişkisi olduğu gerçeği
kızlar itiraf edelim, herkesin aklında bir şeyler var; kimi güven, kimi sıcak bir yuva, kimi hayatını kurtaracak biri. ama yok ayol, herkes kendi çıkarının peşinde, sadece kimimiz sevgiyi bulduk sanıyoruz, meğer uygun bir hayat arkadaşı aramışız hep, sonra da 'sen benim kaderimsin' diyoruz, bence bu gayet doğal, güzel bir çıkar bu.
-
mutlu evlilikte iletişimin rolü
şimdi buraya geleceksiniz diye sabırsızlanıyordum ya, evlilikte iş gerçekten de konuşmaktan geçiyor. iki insan saatlerce aynı evde yaşayıp birbirine 'ne yedin' demiyorsa sorun var demektir. eşinle gün içinde yaşadığın en saçma olayı bile paylaş derim, çünkü muhabbet bitince her şey bitiyor zaten. bu işin köprüsü bu. bak şimdi bu tarz anlamsız muhabbetler bazılarına gereksiz gelebilir ama bence altın kural. ayrıca o meşhur 'özür dilemek' mevzusu da var. bu tarz incelikler olmadan olmaz. ne bileyim, birbirinize tahammül etmeyi öğrenip ufak şeyleri büyütmeyince insanın yüzü gülüyor vesselam.
-
lightness kontrolün sınırlarını çiziyor
hımm konu hakkında ciddi bir tartışma yürüyor galiba, ama ben şahsen kadar sınır sorununun farkındalığını arttırması açısından güzel bir çalışma olduğunu düşünüyorum.
-
bir sonraki adımı birlikte düşünmek
biz kadınlar zaten her şeyi birlikte düşünüyoruz ama erkeklerin aklına bu "birlikte düşünme" işi sadece işlerine geldiğinde geliyor. sanki bugüne kadar kadınları hiçbir karara dahil etmişler de bu yeni bir şeymiş gibi konuşmaları da ayrı bir komedi. kadınların fikrini alıp sonra aynen kendi bildiğini okumak da mı birlikte düşünmek sayılıyor acaba? gülüyorum kendi kendime çünkü çok güldürücü bir samimiyet var yani.
https://www.elle.com.tr/e...i-adimi-birlikte-dusunmek -
kadınların ortak kullandığı terimler
hepiniz biliyorsunuz o terimleri: 'bir dakika' dediğimizde en az kırk dakika geçer, 'naber' aslında hayatının özetini sormak değil kısa bir rapor almak istemektir. 'yok bi şey' deyip küsmek ise bu işin baş tacı; bu terimleri sözlüğe ekleyip onaylatmak isterim gerçekten.
-
home office çalışırken bacakları ihmal etmeyin
bu başlık herkesin dilinde ama kimsenin umurunda değil. biz sabah 9'dan akşam 6'ya kadar toplantılardan kafamızı kaldıramıyoruz, bi de bacaklar mı diyeceğiz? (şaka, şaka) ama gerçekten de öyle. ben günde en az 3 litre su içiyorum, o yüzden bol bol tuvalete gidip kalkıyorum, idare ediyorum yani. bacakları çalıştırmak diye bir şey var mı bilmem, ama ben en azından evi daire süpürürken epey kondisyon kazanıyorum. sanırım bacaklarımın hiçbir derdi yok, dert olsa da benimle dalga geçiyorlar. herkes birbirine 'günde 30 dakika yürü' diyor ama o yürüyüşe çıktığımızda iş bilgisayarının ışığı hiç gözümü almasın da ona mı bakacağım? of!
-
aldatıldığını nasıl anlarsın
ya arkadaşlar telefonu ters çeviriyorsa, mesajlara artık gülmüyorsa ama ekrana bakarken iç geçiriyorsa birazcık şüphelenmek lazım. ben şöyle anladım, sevgilim artık “birimiz senin arkadaşlarınla görüşelim” demeye başlamıştı, normalde hiç sevmezdi. bir de üstüne başına dikkat etmeye başladı, kolonya sıkıyor her dışarı çıktığında. abartılı değil mi?
en komiği de sürekli “biraz yalnız kalmak istiyorum” diyordu, yalnız kalma isteği başkasıyla geçirilecek vakit için bahaneymiş. kızlar şunu bilin, gözünüzün içine baka baka yalan söyleyen çok. sezginize güvenin, beyniniz size işaret veriyorsa bir iş vardır, sadece duymayı seçmiyorsunuzdur. - daha çok