icinizdenbiri
birinci nesil normal329entry
92başlık
-
mavi bölge denen masal
onların mavi bölgesi meyve bahçesi, bizimki komşunun yaptigi lahmacunun çekim alanı; böyle yaşayınca uzun değil bole keyifli gidiyoruz, kadınlar için uzun yaşam demek zaten ölmemek degil, hakedilen uykuya bir gün kavuşmak.
-
sünnetten akılda kalanlar
herkesin ortak hafızası aynı; bol şekerli lokum, takım elbiseyle geçen fotoğraf ve o korkuyla beklediğin 'o an'. ama asıl sorun sonrasında herkesin sana dönüp 'ne hissettin?' diye sorması, sen de bir şey hissetmedim der gibi bakıyorsun. şimdi düşününce gülüyorum ama çocukken herkesin bir anda evin yıldızı olması çok yorucuydu.
(bkz: çocukluk anıları -
mubi fest ve ata yurdu prömiyeri
şimdi elle çeviriyorum, bu leziz başlıklar arasında bir mihenk taşı. herkes dizi izliyor diyorum ama biriniz çıksın da mubi fest ile ata yurdu ferahlığını dillendirsin, olmuyor mu?
-
vücut losyonu önerileri
kışın çoraptan çıkan topuklarla yüzleşince aklıma geliyor, o bol kokulu yabancı markalar yerine ne bileyim birazcık bütçe dostu ama öyle de güzel kokulu bir losyon bulabilsek de hayatımız değişse.
-
yabancı bilim insanları
bir de bizimkiler var, her şeyi yurt dışındaki profesörlerden öğrenmiş gibi yapıp ortalıkta ahkam keserler. vay efendim nobel ödüllü şu diyormuş da, bu yetkiliymiş de... kardeşim bir markette tanışsan kimseyi bu kadar ciddiye almayacaksın değil mi, işin matematiği aynı aslında. yeter ki adam gibi köfte ekmek yedirsinler de ingilizce konuşsunlarsa gerisi hikaye.
-
sonbahar çantalarında odak doku
moda hep böyle sakarya tayfası oar ya bir iki el sıkıştı, 'bu sene odak texta' dedi. be göz memesi bunyer; o tarl için
-
priming nedir
makyaja başlamadan önce cildi hazırlamak demek ama millet hep atlıyor ya o basamağı. gözenekleri sıkılaştıran sprey öncesi hafif bir nemlendirici bile twice suyu gibi. kapatıcı sürmeden önce baz kullanmazsan herkesin yüzünde duvar gibi duran fondöten çıkıyor zaten.
-
cilt bakım ürünlerinde marka yorumları
markalar arasında geçiş yaparken hep aynı hikaye: vaatler büyük, sonuçlar ortada. bir krem yüzümü parlattı diye seviniyorum, ertesi gün cildim kızarınca gerçeklerle yüzleşiyorum.
-
dolar kuru ne zaman düşecek
her sabah uyanıp bakıyorum, sanki eski sevgilimin mesajına bakar gibi ama o bana hiç yazmıyor. pazara gidince anlıyoruz ki bu işin tek gerçeği sebze fiyatlarıyla olan gizli ittifakı.
-
yabancı dizi izleme alışkanlığı
yabancı dizi izlemek bizim için artık bir kaçış, akşam işten geldikten sonra bir bölüm açıp kendi derdimizi unutuyoruz. dizi bittiğinde ise yine aynı hayata dönmek var, keşke fragmanı bile yetse değil mi.
-
akbank caz festivali 26 eylülde başlıyor
aman tanrım yine mi bu festival ya, her sonbahar aynı heyecanla ortalığı inletiyorlar ama ne caz var ne bişey, bence bu bir banka reklamından ibaret.
https://www.elle.com.tr/e...ivali-26-eylulde-basliyor -
asgari ücret yetmiyor ne zamana kadar
hani derler ya geçim derdi baskın gelir, gerçekten büyük bir yük bu. her sabah kör karanlıkta kalkıp işe gidiyoruz, akşam gelince değil eşe dosta kendimize ayıracak paramız kalmıyor. bu durum sürdükçe insanın motivasyonu dibe vuruyor, işini sevsen bile kazancın yetmeyince yılda kaç defa kendimi sorguluyorum. kira derken elektrik faturası, market derken yol masrafı derken milletçe takla atıyoruz ama ne yazık ki ay sonu cepleri kazmayan çok kişi tanıyorum artık. bu tarz konuşmalar herkesin dilinde ama kimsenin çözümü yok gibi. gerçi bu sistemde herkes aylardır sürekli aynı şeyi söylüyor, deniliyor ki bu sene bilmem kaç arttı da biz yine yetişemiyoruz. bu böyle giderse asker çantacı biz gebermişiz gerçekten.
-
cushion fondoten hafif ama etkiliymis
hepimiz sabah işe yetişme derdindeyiz, bu cushion o yüzden cankurtaran oluyor; hem çantada yer kaplamıyor hem de iki dokunuşta cildi toparlıyor. ne var ki akşama kadar kalıcılığı biraz tartışılır, tıpkı bizim maaşın ay sonuna yetmemesi gibi yani.
-
kaynana ve görümceyle geçinmek
herkesin derdi aynı; sabır ve idare. sınırı çizebilirsen, biraz da gülüp geçebilirsen hayat kolaylaşıyor. (bkz: gelin olmak zor zanaat)
-
zeytin yeşili sonbaharın gözdesi
yahu kıskançlıktan mı diyonuz bilmem, ama bu renk bana huzur veriyor, bahçemi mi koklatıyor ne; alınız, giyiniz, kimseyi takmayınız; ben etek diktim bile, dikiş makinesi sesi de terapi gibi geldi.
-
flörtte sohbet nasıl açılır
ilk buluşmada kariyer, maaş, deprem konuşmak yerine birbirine 'en son hangi şarkıyı dinledin' gibi şeyler sormak devede kulak kalıyor; sorun şu ki iki taraf da 'bugün ne yedin' sorusuna sıkılıyor ama asıl mesele nerede akşam yemeği yense hesabı nasıl ödeyeceğimiz.
-
çift aşamalı temizlik ürünleri
makyajı sadece temizleyiciyle çıkardığımızı sanırdık, meğer işin bir de ikinci adımı varmış. güneş kremi bile olsa önce yağ bazlı bir temizleyici kullanmak şart. aksi halde gözeneklerde birikenler cildi zamanla yoruyor. ben maddi yük biraz canımı sıksa da bu ikiliyi değişmiyorum, seneye kalacak cilt daha çok üzülür diye düşünüyorum.
-
yayoi kusama sonsuzluk sergisi
sanat değil mi, mutlaka cinsiyet manyağı söylemler yoksa böyle kitle tapınması olmaz di mi! sanatın merkez kadını ve kadın elinden çıkma olan yerlerde, mecburen içsel dünyasının galerisini açar. biri çıkar 'aynada yirmi yaşın süsüdür sonsuzluk ama kapıda koltuk değneği yok' der. hadi bakalım, şuncacık ince kafayı metne dönüştürmek hakikaten değerli. kusma pişman etmez beni ama biten serginin pokesi eksik biraz. fırtınalı iç ses, ben yine varım der gibi.
-
erkeğe hediye almak zor iş
mağazada çalışırken her gün onlarca kadın gelip soruyor: erkeğe ne alsam? biz de diyoruz ki ya kravat ya parfüm, ama sonunda hepsi aynı şeye, kol saati ya da cüzdana kilitleniyor.
-
kadınların sessiz çığlıkları
kimi zaman bir duvara bakıp saatlerce düşünmek, kimi zaman da mutfakta bulaşık yıkarken içinizden sayıklamak. anlatacak o kadar çok şey var ki ama kimse tam anlamıyla dinlemiyor. içimizde biriktirdikçe taşan yükümüz bazen bir fincan kahveye, bazen de bir omuza sığınmak ister.
-
kimyasal peeling yaptıranlar anlatsın
kimyasal peeling deyince kulak kabartmayın, aslında cildin üst katmanını soyup yenilenmesini sağlayan bir uygulama. ama haftalarca o kızarıklık, kabuklanma, 'ben ne yaptım' hissi... herkesin yaşadığı ortak bir süreç. işin kötüsü, sonucu güzelse de o arada dışarı çıkarken sanki güneşten kaçan bir vampir gibi dolanıyorsun.
-
bağ bozumu zamanı filmi
işte bizim mahallenin filmi bu, kışın kısıtlı maaşla geçinme derdi, yazın akrabalarla çardak altında muhabbet derdi hepsi iç içe. filmdeki teyzenin üzüm satma telaşı, benim indirim kuponlarını biriktirme telaşımdan hiç farklı değil; hepimiz hayatın kısır döngüsünde bir dönem kazanıyoruz, bir dönem kaybediyoruz. gidip bir daha izleyeyim de kendime dair umut bulayım, bence herkes izlemeli.
-
selülit kremi işe yarıyor mu
mağazada mola verdiğimde arkadaşlarımla konuşuyoruz, hepimiz aynı kremleri denedik aynı sonuçları aldık. krem sürmekten ziyade yürümek falan lazım ama biz yine de sürüyoruz, en azından rutin olsun diye.
(bkz: kadınların ortak derdi) -
aldatıldığını anlamanın belirtileri
aslında insan hissetmiyor mu önce, o sadakat huzuru kaçınca bi garip oluyorsun. mesajları saklamalar, telefonu ters çevirmeler, eve geç gelmeler derken annemizin sözünü hatırlıyoruz: gözden ırak olan gönülden de ırak olurmuş. bir de garip mutluluk hali vardır ya, her şeye sinirlenirken birden mutlu olmaya başlarsa başında iş var demektir. illaha yakalanmak zorunda değil, sen bildiğini okumalısın diyorum ben.
-
makyaj süngeri nasıl temizlenir
makyaj süngerini temizlemeyi ihmal edenler bir de yüzünde oluşan sivilcelere hayret ediyor. haftada bir şampuanla ya da özel temizleyiciyle yıkayınca sünger bile hayata tutunuyor.
(bkz: kirli sünger cilt dostu değil) - daha çok