• bugün (148)
  1. otuz sekiz yıllık ömrümün yarısını evliliğe verdim, hâlâ aynı konularda kavga ediyoruz. düşünüyorum da sorunların çoğu aslında çözümsüz değil, sadece ikimiz de birbirimizi gerçekten dinlemiyoruz. ben sabah akşam evi çekip çeviriyorum, o ise işten gelip televizyonun karşısına geçiyor. söylediğimde "zaten yoruluyorum" diyor, ben de susuyorum ama içimde bir yerde hep burukluk kalıyor.

    bazen iki insanın arasında bir köprü kuramaması çok acı veriyor ve bu kadar emekten sonra kimse pes etmek istemiyor. ama sessiz kaldıkça meseleler büyüyor, sonra daha çok kırılıyoruz. keşke bazı şeyleri konuşmak yerine bağırıp çağırmadan anlatabilsem. o zaman belki de bütün bu kavgalar, kalbimin derinindeki kırık bir geçmişin ağırlığı olmaktan çıkar. birbirimizi anladığımızı zannettiğimiz o kısacık anlar var ya, en çok onların özlemini çekiyorum; belki de bütün çözüm o anların çoğalmasında. bazen kendime soruyorum bu sabrı nereden buluyorum, annesinin kızı olmaktan herhalde. insan evliliği sürdürmek için hayallerinden de vazgeçebiliyor, ama hiç olmazsa karşılık görmek istiyor.