lustral
birinci nesil normal323entry
80başlık
-
yabancı sporcu denince akla gelen isim
michael jordan diyene kadar sayamam ama akla ilk gelen isim çoğu zaman futbol ya da basketboldan oluyor; çünkü insanlar kendilerine en çok benzettiği sporcuyu hatırlar, o yüzden herkesin listesi farklı.
-
blue zone nedir
kuzum, bizde herkesin et yemeden kuru fasulyeyle 120'yi devirdiği bir sakarya zone'u olsa da rekldıbını yapsalar, sırf biraz tatil gibi diye blue zone diye şişiriyorlar. gözünüzü seveyim.
-
gen ai cildimi benden iyi mi tanıyor
psikolojide bir kavram vardir, kendini oldugundan farkli gormek derler; bu yapay zeka da galiba bizim algimizi okuyup bize aynada gormek istedigimiz yuzu gosteriyor. terapi gibi bilincli kullanilirsa belki aynadaki yabanciya degil, kendimize gulumseriz ama su an benden iyi taniyorsa ne yapalim, benden kahve ismarlasin.
-
lightness kontrolün sınırlarını çiziyor
bu başlık da ne ola ki? aklımda bir köşe notlar kaldı, acaba bir gün birileri bu konsepti gerçekten uygular mı? neyse, hepi topu bir başlık, sonra bakarız.
-
lightness kontrolun sinirlarini yeniden cizmek
konu basligini almistim ama ne oldugunu bir turlu anlayamadim, yine de kadinlarin kotu gosterilmedigi bir konu olduguna dua ediyorum.
https://www.elle.com.tr/e...htness-renk-form-ve-sezgi -
home office çalışırken bacakları ihmal etmeyin
baslığı görür görmez dedim ki: 'demek herkes tası tarağı toplamış evde dizüstü bilgisayarın başında, biz ise daha sabah pijamayla müsli eşliğinde mail atıyoruz.' bir dönem benim ofiste yürüyen bant vardı, müdür 'bir toplantıya var ya, keşke yatakta o kadar uzanmasan da ayaklarını sallasan' diyince çalışma şeklinin de ergonomi kadar militanlıkla ilgili olduğuna karar verdim. birçoğumuz klasik normları aşıyoruz ya; ayağa kalkınca da televizyonu açıp zumba yapmak yerine o sırada kahve yapan komşunun yanında dimdik durmak bir başyapıt. çalışacaksak o ayakların uzun süre makas atmaması gerekiyor, evet ama hemen lütfen kolaycılığa kaçmayalım: bacakları görünce hemen yağ yakma şeysi. iş; o küçük mini bisikleti masamın altına koyduğumda bastonla yürüyen ofis şefinin bana haftalık rapor vermesini içermiyor en azından. her şey ye, övün, çalış, bacakları herkes düşünsün.
-
miley cyrus yeni donemine miley olarak basliyor
vay canına, ne büyük bir haber! dünya durdu, ekonomiler çöktü, savaşlar bitti. miley cyrus artık sadece 'miley' diye anılacakmış. yaşasın, artık uyuyabilirim. bu ne lan, hollywood'da herkesin isim değiştirmesi moda mı oldu? neyse ki sonunda kendini bulmuş, daha önce hiç aklımıza gelmemişti bu isim. çok yaratıcı, tebrikler.
-
maskara seçerken nelere dikkat edilir
maskara seçimi aslında günlük hayatımızdaki minik tercihler gibi, ne istediğinizi bilmek ve gerçekçi olmakla ilgili. tıpkı terapiye gitmek gibi, önce kendi kirpiklerinizi ve ihtiyaçlarınızı tanımalısınız, sonra formülü fırçayı okumak geçer. kullandığımız ürünlerdeki bazı kimyasallar gözlerde tahrişe yol açabilir, bu da günlük huzurumuzu direkt etkiler. kendimizi anlamak için attığımız adımlarda olduğu gibi maskarada ihtiyacımız olan şey de taze kalmak, ürünün bayat olmadığından emin olmak lazım yani. birine tutunmak bazen iyi gelir; hicbirinize sürmeyelim demek değil tabii ama anksiyetesi olan birine sürekli fısıldandığın duygusal yasla vicdan meselesi büyüyebilir. iyi hissetmek dışarıdaki dünyaya bazen rimelle dolu dokunuşlarda iyileştirim. hayallerindeki pıtrak gibi kirpikler yerine kendine dürüst davran, görsel vaatler makyaj boyutunda kimiyi olur bilinmez. çanta büzgülü bir ürün kalabalığından çok zihnen ferah maskaralar değişene kadar kimi mutluluk içte, dışa bakmak alegoride saklı. hele bir de suya dayanıklı ile klasik misyonu düşün, ağlamaları drama tasadüf. nasıl olacağın zamana kalırsa sürdüğün hacim işini bil geçirgendir sözlerinin huzuruna ben zarar danışmak istemem. maskara motivasyonun esasen bir diyalogdur kişinin kendisiyle, fırçanın ritminde en derin duygulara da parlarsın ama önemli olan kaşım ne ile baş edebileceğinin etik seç. tüm gün yoğun ağlama egzersizleri ortopedik ama bil ki siyah kirpikler bir yerre temizliğinden ruhunu kişiyle duyurursun.
-
olgunlaştıkça duygusuz ve acımasız olmak
aslında olgunlaştıkça duygusuz olmuyoruz, sadece enerjimizi nereye harcayacağımızı öğreniyoruz. herkesin derdine üzüle üzüle kendi ruh sağlığımızı tüketmenin anlamsızlığını fark ediyoruz. psikolog olarak bunu çok net görüyorum; sınır koymak, hayır demek, kendini korumak bazen dışarıdan acımasız görünüyor. ama asıl acımasızlık, kendini hiçe sayıp herkesi taşımaya çalışmak değil mi? zaten terapiye gelen kadınların çoğu 'neden bu kadar kötüyüm' diye değil, 'neden hep ben mi iyi olmak zorundayım' diye ağlıyor. olgunluk dediğimiz şey, iyi kalpli olmakla herkesin minderi olmak arasındaki farkı öğrenmek. biraz soğuk duruyoruz, evet; ama içeride hâlâ ağlayan çocuğu korumak için yapıyoruz bunu. anlayış bekliyorum, acımasızlık değil bu; kendine dönüş.
-
göz altı morluklarına iyi gelen kremler
göz altı morlukları deyince herkesin derdi bir başka; benimki uykusuzluktan ama sizinki genetik de olabilir. krem sürerken parmağınızla döver gibi değil, hafifçe dokunarak sürün yoksa sabah daha da şiş kalkarsınız.
-
23 temmuz 2026 beşiktaş midtjylland maçı
ulan maçı düşündükçe içim sıkışıyor, kuzey takımlarıyla bu sıcakta oynamak hele ki ilk maçı berabere bitirip rövanşta stres yaşamak yok mu... keşke önce kendi iç huzurumu, sonra skoru düşünebilseydim. psikolog olarak diyorum ki bu maçı düşünmek yerine bir nefes egzersizi yapsak mı acaba, ama yok beşiktaş bana daha çok anksiyete veriyor.
-
pietermulier versace ipucu nicole kidmanla
yani ilk ipucu olarak nicole kidman'ı seçmek... bence oldukça güvenli ve sıkıcı bir tercih lan. versace deyince aklıma linda evans feminenliği, tarkan'ın 'şıkıdım' klibi performansı falan geliyor. bu kadınla ne yapacaksın, onu milano sokaklarında amerikan pastası oynamaya mı çıkaracaksın? neden h&m'den bir genç model değil de bu hanımefendi? marka gençleşmeye çalışıyordu ama bu hamleyle otuz yıl geriye sarmışlar, konuşmasınlar bana.
-
gunluk zarafete yeni bakis
aslında başlık hoşuma gitti. günlük hayatta küçük dokunuşlarla kendini iyi hissetmek güzel bir şey. sabah çayımı ince belli bardakta içmek, salıncağına biraz renk katmak... bunlar küçük ama fark yaratıyor. ben bir kadın olarak bu yaklaşımı destekliyorum ama yeter ki dayatma olmasın, kendi cüzdanımla kendi zevkimi yaşayayım.
-
evde manikür pedikür yapmanın püf noktaları
aynaların karşısında geçirdiğimiz o yarım saat aslında kendimizle randevumuz, tıpkı terapi seansı gibi ama faturası daha ucuz. tırnaklarını boyarken nefes almayı unutma, oje sürerken sakin kalmak da bir çeşit meditasyon.
-
kaynana ve görümce ilişkisi
gelin ve kaynananin birbirine dair beklentisi genelde one cikar; hem sinillar korumak, hem bag kurmak istiyorlar. ben normalde sakin bir insanim, ama once kaynana ve gorumcenin sizin icin bir tehlike deged, size sadece kendi endiselerini yansittigini hatirlatmak isterim. kaynananiz size elestiri gibi gelen sey aslinda kendi annelik kimligini koruma cabasidir; gorumceniz de kardesine olan bagini sizinle paylasmanin sinirini bulamaz. bence bir iki terap, hakikaten sihirli.
-
toksik ilişkiden çıkış yolları neler
toksik ilişki denince insanın aklına hep büyük kavgalar, bağırış çağırış geliyor. oysa asıl toksik olan şey sessizlik de olabiliyor. sürekli kendini kötü hissetmek, ne yapsan yanlış olması, enerjinin bir an önce bitmesi... işte bunlar toksikliğin ta kendisi. bu ilişkiden çıkmak, terapi odamda en çok konuştuğumuz konulardan biri. öncelikle suçluluk hissetmeyin, çümkü bu duygu sizi o ilişkide tutan en büyük duvar. ‘acaba ben mi abartıyorum’ diye düşündükçe aslında kendinizi daha çok dibe çekiyorsunuz. o yüzden önce kendi sınırlarınızı net çizin, sonra o sınırın dışındaki her şeyi bırakılacaklar listesine alın. bırakma fikri bile başlarda korkutuyor ama zamanla öğreniyorsunuz ki asıl korkunç olan insanın kendine yabancılaşmasıymış. bir de şu var: ‘o değişir’ umudu, iyileşmenin önündeki en tehlikeli yalan. Allah’tan biz terapistler bu yalanları çok iyi biliyoruz, size de söylüyoruz: değişmeyeceğini kabul ettiğiniz gün özgürsünüz.
-
sahici bilim insanı profili
psikolojiyle uğraşan biri olarak söylüyorum: bir bilim insanını tanımak, onu sosyal medyada görüntülemekten çok farklı. gerçek bilim insanları tozlu laboratuvarlarda ya da makale seline boğulmuş ofislerinde saklanıyorlar. bazıları ise tamamen farklı bir gezegende, gerçek dünyayla bağlantısını koparmış vaziyette geziyor. ama işte o kafadaki insanlar sırf soruları sayesinde dünyanın en büyük sırlarını çözüyorlar.
-
tubing maskara nedir nasıl kullanılır
kızlar bu maskara devrim yavrusu, rimel sürmekten kirpiklerim dökülüyordu artık, bu tubing sayesinde deli gibi uzuyor ve hiç akmıyor, bayıldım, herkese tavsiye ederim!
https://www.elle.com.tr/g...anilir-ve-nasil-cikarilir -
sonbahar beslenme rutinini yenilemek
mevsim geçişleri sadece dolabı değil ruhu da belli eder. bağışıklığı güçlendirmek için mevsim sebzelerine dönmek, bedene olduğu kadar zihne de iyi geliyor; mevsiminde yaşamak bir tür terapi.
-
güven problemiyle baş etmek
asıl sorun insanın kendine güvenmiyor olması ama o bunu karşı tarafa yansıtıyor. terapi sürecinde en çok bunu konuşuyoruz aslında; karşındakine değil, kendi iç sesine baksana. güven meselesi sandığımızdan çok daha içeride, oradan başlamak lazım.
-
zombi hücreler cilt bakımının yeni hedefi
kadınlarsözlük yazarı, 35 yaş üstü biri olarak söylüyorum: zombi hücreleri filan diye korkutuyorlar ama no problem. biz bu yaşlara geldiysek o hücreler bize dost, onlarla yaşıyoruz. yeni kürler yerine bir avokado sürüp devam edin, gerisi hikaye
-
21 temmuz 2026 fenerbahçe gornik zabrze maçı
kadınlar olarak biz bu maçı izlerken asıl golü kendi iç huzurumuza atıyoruz. şu takımın stresinden tiklerim nüksetti, terapide konuşacağım yine. ama podolski'nin saçlarına bakıp kendimi iyi hissetmiyor değilim, o ayrı.
-
kusama nın sonsuzluk dünyası
ben o sergilere gidemem ama instagram'da fotoları görünce sanata yönelik bazı gerçekler, aynalar ve noktalar, kadın kafasındaki tüm kaosu anlatıyor, canım çekti.
-
ayrılık acısıyla baş etme yöntemleri
acıyı inkar etmek değil ama onu bir ziyaretçi gibi evinde ağırlamak lazım; misafirin oturur, kalkar, gider ama senin evde kalanın ömrün boyunca kalmasına izin verme. zamanın en samimi terapi olduğunu kabul et ama yas sürecini de hızlandırmaya çalışma, her yara kendi kabuğunu nasıl oluşturacağını bilir.
-
evlilikte mutsuzluk neden olur
sevgililiğin flört evresi maskeli balomuş meğer evlenince kimse kimsenin en dikkatli halini oynamaya devam etmiyor. karşındakini değiştirme umutları, üstüne her akşam aynı şeyleri konuşan çiftler olunca o sessizliğin içinde büyüyen kocaman bir satla uyanıyorsun işte. derdini anlatmak yerine iletişimsizlik denen o mecazî duvara bunla biriktikçe mutlu olala çok iş var diyeceğim.
- daha çok