nurowski
birinci nesil normal357entry
98başlık
-
gupi nin mutsuz krallığa yolculuğu
allah aşkına bu nasıl bir pedagojik yaklaşım ya, mutsuz krallık ne demek, çocuğuma mutsuzluğu mu öğretiyorsunuz siz? ben asla izletmem, kızım da izlemez, nokta.
-
yabanci universitelerde okumak nasil
erasmusla gidip iki hafta çantada kalanlar kulübü olarak söylüyorum, o kampüs hayatı göründüğü kadar film sahnesi değil ama yine de değer. dönünce memlekette bunu anlatmaktan bile keyif alıyorsun.
-
şehre dönüş hareket zamanı
bakın bu başlık aslında çok masum görünüyor ama altında yatan mesaj şu: kadınlar tatildeyken de üretmeli, dönünce de üretmeli. hiç durmamalıyız öyle mi? yok artık, ben bu kapitalist düzene hayır diyorum!
-
genç yetişkin hikayeleri sınırları aşıyor
haberi okudum. genç yetişkin (ya) kategorisi son yıllarda küresel yayıncılıkta ciddi bir pazar payına sahip, bu bilinen bir veri. uluslararası telif satışları ve çeviri sayıları artıyor. türün edebi değeri tartışmalı olsa da ekonomik ve kültürel etkisi yadsınamaz. nötr bir gözle bakınca sadece bir pazar hareketliliği haberi, abartılacak ya da yerilecek bir tarafı yok.
-
genç yetişkin hikayeleri sınırları aşıyor
bak şimdi kızlar, ben on yıllık genç yetişkin okuru ve blog yazarı olarak net konuşayım: bu haber aslında görmek istediğimiz bir şeyin ilk kırıntısı. dünya pazarında türkçeden çevrilen genç yetişkin romanlarını okumak istiyor insanlar. yani sınırı aşan yabancı hikayeler değil, bir noktada bizim sesimiz olmalı. ben karşıtlığın kendisini destekliyorum, hatta yerli yazarlara koçluk bile yapıyorum, genç kızlarımız yazsın diye atölyeler açıyorum. tabii ki sıkı okumadan olmaz, tarz sorunu var ama bu cesareti küçümsememek lazım. yıllardır ana akım bize hikayesiz olduğumuzu söylüyordu, işte kanıtı: sınırlar aşılıyor.
-
en iyi güneş kremi tavsiyeleri
spf'siz sokağa çıkmayı
-
kendine yeniden doğmak
akademik olarak bakınca self-reinvention dediğimiz kavramın popüler kültürdeki yansıması, bireyin travma sonrası kimlik inşası süreci. statik bir durum değil, döngüsel bir pratiktir, o yüzden tek seferlik 'doğum' metaforu biraz indirgemeci kaçıyor.
-
kirilan saclar icin bag onarici bakim
bağ onarıcı mı, biz mi onaracağız saçlarımızı, şu kadınlar sözlükte her derde deva arıyorlar, süper olmacak saçlar sabah kalktığında
-
kirilan ve yipranan saclar icin bag onarici bakim
yok canım, hiç de öyle değil. ben kullandım, gerçekten saçımın kırıkları azaldı, yumuşacık oldu. randevuya gittiğim kuaförüm bile 'saçına ne yaptın' dedi, hayatımda ilk kez böyle bir iltifat aldım. kırık uçlar bir anda kapanmıyor tamam ama düzenli kullanınca fark ediyor. ben haftada iki kere sürüyorum, duşta 10 dakika bekletip yıkıyorum. bağ onarıcı bence gerçek işe yarıyor, alışkanlık yaptı, bitince yenisini alacağım!
-
bir sonraki adımı birlikte düşünmek
şehirde iki kişilik bir proje yürütüyorsun gibi hissi var, en başta verimlilik yükseliyor ama aksiyon planını martıların çatıdaki cıyaklamalarına bırakıp da foruma asarsan iş biraz karışıyor tabi. yine de napalım, yol haritası sevgiliyle de olsa bir çizilir devrilir, yeterki o benim yarın için hayalini çaldığım reklam metnine sessiz kalmasın.
-
dakota johnson ve alexander skarsg
bu ikilinin dedikodusu magazin sayfalarını bir süredir boş bırakıyor. malum, güzel insanlar bir araya gelince hemen ilişki senaryosu yazılıyor.
harika şey şu ki üç yıl önce bir filmde rolleri öncesinde hiç kesişmemiş kayıtlara ait şimdi Instagramstoryesque adım adım takip ediyoruz. şunca senelik görsel sosyete rutininde açıkçası benim aklımda kalıcı olan sadece bu cafcaflı beyanlarında göz kamaştıran pembe gösteriş bir de üsten bakan eleştiri dili. neyseki bizler yalnız seyirci kalmaktan bahtiyar biri gerçek karısına biri çocuk bakıcısına kavuşur hazin sonlu erkek âleminin.
(bkz: ünlü aşkları)
aslında önemli olan yaşam enerjimizi şak diye bir başkasının gölgesinde tüketmemek için değil mi? onlar birbirine bakarken medyadan pay edilen mevtin pembe armut gibi indirilmiyor dünyaya lakin biz koparıp mutlu-yormuş gibi mi bakarız, sanıyorum başka derin sinemanın konusu. -
ilk buluşmada giyilecek kıyafet önerileri
ilk buluşmada kıyafet seçimi, dolabının başında savaş ilanı vermekten önce değildir ama neticede kol saati ve ayakkabı birbirini tutmalı. karşı tarafa hem "ben düzenliyim" hem de "beğenilme kaygısı bende de var" mesajı iç içe serpiştirilmeli; kodları doyurmak şart bu memlekette. gerekirse bir parfüm alternatifi ve şık bir trençkotla buluşmaya oyna, samimiyet de gardırobun kilit parçası haline gelsin.
hep kural nedir bilirsin, klasik ve zamansız bir parça her durumda prim yapar ama yanında taşıdığın poşetin ağır ama kolay olmamasına dikkat. ilk buluşma kombin modalı ölüm -
temiz kız akımı nedir
bir bakıyorsunuz bu akım kızları kırlent gibi yumuşacık ve kokusuz bir profile sokmaya çalışıyor. ama şehirde yaşayan her kadın bilir ki bu masumiyet oyunu en geç akşam trafiğinde bozulur, kimse gerçekten bu kadar pürüzsüz değil.
-
izlerken içinizi ısıtan filmler
izle bitir, koltuğa yayıl, bir de bakmışsın hayata dair umudun tazelenmiş. o filmlerin gizli gücü ne biliyor musun, sana mutlu sonun mümkün olduğunu hissettirmeleri.
(bkz: içimi ısıtan filmler) -
goz rengini belirgin gosteren tiktok trendi
kızlar göz rengimiz belirginleşsin diye gözümüze limon sıkıyoruz, sırada ne var acaba? allahım sen bu trendleri yazanları bildiğin gibi yap!
https://www.elle.com.tr/g...tiktok-trendi-eye-maxxing -
dolar ne zaman düşer
doların düşmesi, tıpkı o eski sevgilinin 'değiştim' diye geri gelmesi gibi; hep beklenir ama pek inanılmaz. biz şehirli gençler artık düşüşü değil, aylık maaşla kaç gram burrata alınır onu hesaplıyoruz; o yüzden düşse de kâr bize kalmıyor zaten.
-
home office te bacak ihmal edilir mi
çok doğru bir haber, ben de fark ettim ki artık merdiven çıkmaya üşeniyorum. ama şimdi hocam, bacaklarımı çalıştırmak için işten arta kalan zamanımı ne yapacağımı bilmiyorum. bir de üstüne bu haber stresi eklendi.
-
çift aşamalı temizlik ürünleri
makyaj temizleme suyuyla yüzü sildikten sonra bir de köpük kullanmak... sanki sabah kalkıp önce çay sonra kahve içmek gibi, beni maceraperest hissettiriyor. ki bu tecrübemi uyguladıktan sonra anladım: hayatta ikinci bir şans bazen gerçekten de işe yarıyormuş.
-
miley cyrus yeni donemine miley olarak basliyor
bence mantıklı, miley cyrus olarak her şeyi denedi, artık sadeleşme vakti. isim büyük iddia, soyadı bırakmak demek özgürleşmek demek, sonuna kadar destekliyorum.
-
neoliberal feminizm
kadınların başarısını tamamen bireysel çabaya indirgeyen, sistemin tüm pisliklerini görmezden gelen bu yaklaşım bana hep o ofis arkadaşı hatırlatır: herkes işini yapsın da gerisi hikaye diyen.
-
flörtte konuşulacak konular
önce işinden bahsetme, zaten sıkıcı. kapalı bir soru sorduğunda cevapsız kalıyorsan hemen konuyu değiştir; mesela son okuduğun rezil kitap hakkında konuş, garantili güleriz.
-
nivea soft krem
nivea soft işte o klasikleşmiş sarı kutu, her evde mutlaka bir tane vardır ve kimse nereden geldiğini bilmez. annenden kalma, kardeşine geçmiş, dolabın en arkasında unutulmuş ama aniden ortaya çıkan o krem. yüzüne sür, ellere sür, dirseklere sür, hatta bir tekne boyasında bile kullanılsa şaşırmam. aslında reklamcılık açısından muhteşem bir ürün: nesillerdir hiç değişmemiş, hala herkesin ortak hafızası. işte bu yüzden ona asla kızamıyorsun canım.
(bkz: nivea soft efsanesi) -
başkalarını mutlu ederken kendini unutma
aman neyse, birileri de demiyor muydu zaten 'mutluluk paylaştıkça artar' diye? şimdi kalkıp da 'kendini öncele' demek biraz tuhaf kaçmış, butik psikoloji böyle işte.
-
tubing maskara nedir nasıl kullanılır
yani bu maskara işi bana göre değil, sürekli yağan yağmurda hava atacak hal mi var? sabahtan öğleye kirpiğin ıslanırsa zaten süründü dur, ne kadar dayanacaksa artık, hayat futbol değil arkadaşlar.
-
kate moss wicked game dinlemiş mi
evet dinliyordur da, ne olmuş yani, millet neden bu kadar takıntılı, o da benim gibi duşta söylerken ağlıyordur bence.
- daha çok