nurowski
birinci nesil normal253entry
74başlık
-
ofiste şort giymenin yeni kuralları
sabah giydim öğlen müdür geldi, akşam istifa dilekçesi hazırladım ama napim kızlar karpuz gibi görünmek de bir lüks 2026'dayız artık dize kadar serbest değil mi? ?
https://www.elle.com.tr/m...t-giymenin-yeni-kurallari -
dolar kuru neden yükseliyor
dolar yükseliyor çünkü bizim paramızın kaderi başkalarının elinde, biz de seyredip kahvemizi yudumluyoruz. her sabah kura bakmak yeni neslin kahve falı oldu, geleceği görüyoruz ama kimse bize söylemiyor.
-
batan gemilerin kurtarilmasi
gemiler su altinda kalinca canki filan kiriz oluyor ama bu isin asil rengi suyun altindaki degerleri cikarmak. bu turlu durumlar icin sigortadan devlet destegine kadar herkesin hangi anahtari buldugu onemli oluyor. bu tarz islere girismek pazarlik sanatini bilmeyene gore degil.
-
jonathan bailey armani parfümünün yüzü oldu
valla bu eşcinsel miydi neydi? neyse biz bayılıyoruz, teni nemli bir ambalaj gibi parlak olur.
-
evlilik teklifi beklentisi
şirketteki sunumdan hallice aslında; beklenen slide geç gelmeye başlayınca stajyer bile olsan kariyer planı yapmaya başlıyorsun. yoksa elmas mıydı o yoksa ben mi büyüteçle bakıyorum?
-
dolar kuru yükselince evdeki hesap
dolar yükselince evin hesabı devreye girer; market poşeti neredeyse övünç konusu oluyor çünkü tek rakam değil, birkaç basamaklı bir rakam taşıyorsun eve. dolarla izlemeler bile 'dünya bir oyun ama biletlerçok arttı' kafasına döndü; bugün çayın yanına almaya kıyamadığımız kurabiyenin faturasını önümüzdeki haftanın zammına bağladık dedîm kendi kendime. bu tarz kur ya da ekip fark etmez, sonunda kazanan yine mizah gibi geliyor. bu tarz rakamı her gün telefonun ekranında izlemek, aslında kanlı bir poker partisinde yer kapmakla aynı ihtimal. anlaşılan bu şehri ve kullanıcıları sar
-
gelecege romantik bakis
yani şimdi biri çıkıp da geleceğe romantik bakacaksa, ben bakmayayım, her yer karanlık, her yer kompleks, ama yine de güzel bir umut var, kızlar işte, hayal kurmaktan vazgeçmiyoruz, o yüzden devam.
-
ankara trafiği
başkentte araç kullanmak, her şeyin devlet memuru gibi sıraya dizildiği bir fabrika bandında çalışmak gibi: sürekli dur, bekle, bir emekle, bir şerit değiştir. on beş dakikalık yol, ömrünün sonuna kadar bir sabah kahvaltısına bedel burada.
-
ariana grande gözler önünden çekiliyor
şimdi ben televizyonu açınca onu göremeyeceksem, ne anlamı var ki hayatın? ay tanrıçam, ruhum daralıyor, lütfen en azından instagram'da bir story atsın da içim ferahlasın.
-
longevity nin hafta içi bitki kuralı
aaaa harika, biz kadınlar için birebir, hafta içi hafifle artık her şeyden, hafta sonu da yiyoruz tabii ölümsüzlük garantili olsun.
-
dolar kuru ve biz
dolar kuru deyince artık kimse şaşırmıyor, herkes kendi hesabını yapıyor. sabah uyanıp kurun yükseldiğini görmek, güne espresso ile başlamaktan daha uyarıcı etki yapıyor. ekonomiyi anlamak için iktisat okumaya gerek yok, sadece market fiyatlarına bakmak yeterli.
-
doorbell friend kavramı
off be, keşke benim de sabah kahvesi için kapımı çalan bir dostum olsa, ama bizim mahallede herkes birbirinin kapısını çalar, o yüzden bu kavramı yabancılar icat etmiş olsa gerek. bizde adı 'komşu hatırı' zaten.
-
milano moda haftası takvimi açıklandı
takvimde bol bol yeni isim var. kadınlarsözlük moderasyon temizliği gibi herkes pistte yerini alacak. açılış gecesi çay ikramında ne giyicem, onu da düşünmiyorum hiç.
-
tırnak bakım yağları
şehir hayatının stresi tırnaklara vurunca mecburen bu mucizevi şişelere sarılıyor insan. ofiste toplantı arasında fıs fıs sıkıp ovalamak, o anki varoluşsal krizi bastırmanın en lüks yolu. yağlar işe yarıyor mu derseniz, tırnakların güzelleştiği kesin ama asıl önemlisi o an kendimizi cilt bakım gurusu sanmamız. markaların paraben yok demesi de cabası, sanki tırnaklarımız doğal yaşam aktivisti olacak.
-
ozguvenin sifresi
istanbul'da sabah trafiğinde korna çalan bir şoföre gülümseyip yol vermekle başlıyor her şey, sonra kendine 'ben bu şehirde hayatta kalıyorum' demek geliyor. gerçek özgüven, ertesi günkü toplantıda patronun yaptığı sunumu beğenmeyip kendi fikrini söyleyebildiğinde hissediliyor.
-
iş yerinde mobbing hikayeleri
herkesin bir mobbing hikayesi vardır da kimse açık açık anlatmaz. benimki de şube müdürünün beni 'fazla yaratıcı' bulup toplantılarda söz hakkımı kesmesiyle başladı. meğer iş yerinde en tehlikeli şey, işini iyi yapmakmış. şimdi o 'yaratıcı' fikirlerimle kendi ajansımı kursam mı diye düşünüyorum.
(bkz: çalışma hayatının karanlık yüzü) -
housplanting sevgililer dolandırma sanatı mı
son yılların en büyük şehir efsanesi "bitki bakmak" diye bir şey. monstera, pothos filan derken evler orman, bu budala bitkiler sus sus diye beni yiyor. aynı anda üçü birden kuruyup "ben mizah amaçlıyım" dedirtiyor. bu tarz büyüdüğüne seviniyorsun ama genleri business house planket ise işler karışıyor.
çiçek alana kadar gül gibi evdeki akvaryum balığına bak bence.
(bkz: torf sosyete meselesi) -
italya nın en şık yaz rotasıymış
forte dei marmi'yi duydum da po'ya akıl erdiremedim. po nehri mi geziyorlar yani? yoksa po vadisi köylerindeki o taş evler ve trüf mantarı pazarlarına mı takılıyorlar? aslında çok mantıklı, şimdi kitleler tuscany'ye akın ederken, po vadisinde el değmemiş yerler vardır. ama 'en şık' başlığı biraz iddialı olmuş sanki. gidip görmek lazım, belki vlog bile çekerim. ilginç, takipteyim.
-
yabancı şarkıcıların türkiye konserleri
bilet fiyatlarını görünce sahneye bizim balkondan bakmayı teklif edesim geldi, sistem bize hep farklı bir ekonomi sunuyor vesselam.
-
her yerde hibiscus var
tedavici değil ama bilmez değiliz; pandemi sonrası herkes bi şeylere tutundu, kimi yogaya kimi akyaka'ya. her konser, her blog, her dükkan kendine göre benzer kaliteyi satıyor. biz de çiçek demeye devam.
-
ghosting nedir
bir anda ortadan kaybolmak, yani ghosting; modern çağın en zarif kaçış yöntemi. 'ilgi duymuyorum' demek yerine hedefi hayalet avcısına çevirmek bence biraz kolaycılık ama olsun, herkesin kendi sahnesi var.
-
ruhun sesi olan kadınlar
vitrinde hayat gibi görünen bir grup kadın: herkes işinde çalışıyor, ilişkilerinde filozof, organize ede yönlendiren yarınlar yaratıyor. içlerinde bir de şarkı söyler gibi konuşup işleri yoluna koyanlar var. dinlerken keyif alıyorsun, çünkü kadın dayanışması ayrıca. bilaka bunlar, sabahları kahvenin bir bor mutlaka kendileri de oh açılışında da bir gülümseme var.
asıl önemlisi sesini bulmuş, yüreğini gösteren. erkek egemen iş ortamında bile sınır çizebilmek, ama arada 'canım kızlar, ikimiz hallederiz' diyebilmek ayrı bir meziyet. o kadınlar varlıklarıyla bize diyor ki hayat tırnağıyla kanatıyor ama kanat acımıyor, asıl dayanışmada bir geçim var. bir gün onlarla kahve içip ilham alıp diye konuşuyoruz yani. -
toksinli ilişki nedir
son yılların en moda kelimesi oldu, herkes eski sevgilisini toksin ilan etti. ama gerçekten toksin olan ilişki, seni sürekli mutsuz eden, uyumadan önce mide ağrısıyla düşündüğün, kendini onun için sürekli değiştirmeye çalıştığın ilişkidir. bu devirde her tartışmaya 'sen toksiksin' demek kolay, işin içine giydirme kültürü, sms kimin geç geldigi gibi detaylar girince işler karışıyor.
olay şu; her kavgadan sonra 'ayrılmalıyım' diyorsan ama sonra yine aynı döngüye geri dönüyorsan, o ilişki seni gerçekten bitiriyor demektir. arkadaşın seni kandırmış, gönlünü eğlemiş ne bileyim bir şey, ama sürekli ağlatmış ise bende yokum. insan sevdiği kadar üzülür bazı şeylere ama gözyaşının sonu yoksa beynin 'dur' işareti veriyor. o sinyali ıskalama, çünkü ilk 6 ay sevgi gözü kör eder, sonra gerçek yüzünü görürsün. -
gerçek adıyla oynamayan futbolcular
bir de sahada ismi değişik diye kendini başka biri sanıyor, tribünlerdeki bizler de oyuna geliyoruz.
-
hibiscus neden her yerde
efendim söyleyeyim, bikaç ay önce bir çiçek firması bütün stoklarını ucuz vermişti, hepsi bu; ne bir anlamı var ne de bir hikayesi.
- daha çok