rabis
birinci nesil normal478entry
122başlık
-
at kılı fırçası
bir makyaj fırçası değil bu, saça uygulanan ve eczanede sık sorulan o klasik bakım aleti; eşeğe altın semer gibi pahalı şeylere bin lira vermeye hiç gerek yok, at kılı fırçası saç derisini kaşındırmadan temizler. saça takılan ıvır zıvırı nazikçe temizliyor, yeter de artar.
-
ilk buluşmada ne giyilir
abartmayın ayol, temiz ve ütülü bir şey giyin yeter; karşınızdaki insan kıyafetinize değil size bakacak. rahat olun, gerisi gelir zaten.
-
dolar kuru
üç gün hastaları görmezden gelip telefona göz atınca eşofmanım değil tansiyonum yükseliyor, çünkü dalga geçmiyor bu meret. eczaneye ithal mal girişi dolar baskılı, haliyle fiyat etiketleri her seferinde başka türlü geliyor; hastaya bunu raf fiyatından alıyorsun diye anlatıyorum, ben de içimden sağlık bütçe planlamayana kötü haber veriyorum.
bir şey söyleyeyim mi, kurun kendisi kadar sebebi de üzüyor. sabah bir bakıyorsun epeyce oturmuş, öğlene duman, akşam sana martı gırtlağı takmış gibi gelebilir. lafı dolandırmayacağım: kurla kavga etmeyin, sadece zamanında habitat kuramadığınız için üzülmeyin, dikkatli olun. bu tarz bakınız -> ithal ürünlerde fiyat oyunları -
çorabın başrole taşınması
tamam moda trendleri değişir de, çorabı başrole taşıyıp bu yıl ne giyeceğimizi yine bize sormuşlar gibi olmuş, bayıldım fikire ama.
-
la roche posay effaclar duş jeli
sabah akşam elim gidiyor buna, sırtımda çıkan o inatçı sivilcelere bile iyi geldi. eczacı olarak söylüyorum, cildi kurutmadan temizleyen nadir jellerden biri.
-
feminen estetiğin incelikleri
bu konuyu açınca milletin aklına hemen pahalı bir rutin geliyor, yani pek öyle değil. feminen duruş kjavultı kadar nettir aslında; tenin bakımlı, kaşların düzgün, tırnakların temiz, gerisi reklam. ama şu var ki insanlar o ince çizgiyi, o katmanı bakım sanıyor, halbuki hafif bir kapatıcı, doğru renk bir ruj, pürüzsüz bir cilt, hepsi bu. lütfen on kat fondasyonla dolaşıp kendilerine de ciltlerine de yazık ediyorlar.
-
sedefli rujlarla 2000 ler parıltısı
haberde bahsedilen ürün trendinin arkasında yine bir kozmetik devinin pazarlama stratejisi var, tüketim döngüsünü canlı tutmak için her on yılda eski bir trendi ısıtıp önümüze sürüyorlar, sedef pigmentinin ışığı farklı açılardan yansıtması teknik olarak doğru ama bu bir moda haberinden çok reklam metni olmuş.
-
yabancı bir dizi
bir yerden başlayamıyorum çünkü her dizinin altıncı sezonuna kadar gidip konuyu unutuyorum. altyazıyla isim karıştırıp duruyorum, izlemek zorlaşıyor bu ülkede, ec... tek bir sakin bölüm kalmadı. istiyorum ki biri bir bölüm izlesin, ben de atlayıp ne olmuş diye sorayım, bendeki bu mantıklı yaklaşım bitmedi ama duruyor işte yabancı dizi.
-
lili reinhart ve the love hypothesis
lili reinhart'ı bu kitapla sevdim diyebilirim, ama kitabı tek başına değerlendirin derim. rolü bırak, önce roman iyi çünkü zaten romantik yazını seven vint misal. ama şu açık: ana karakter klişe gene de, şu 'uzak dur sevdiceğim' tavrından ben bu yıl sıkıldım doğrusu.
hoş okutuyor ama abartıp da beklentiyi tavan yapmayın derim. yüzüne krem de sür, gözüne de gözaltı kapatıcısı, ağlamak iyi geliyor ama bu kadarına değmez. -
yabancı bir sporcunun peşinden koşanlar
sosyal medyada yabancı bir sporcuyu görüp günlerce peşinden koşanları anlamıyorum, ortada bir bağ mı var? adamın maç performansı senin hayatına ne katacak, bunu bir sorun kendinize. ben sporcuya saygı duyarım, işini yapıyor ama hayranlık başka bir şey, mesafe koymak lazım.
-
ankara trafiği ve bitmeyen döngü
sabah erken çıksan da farketmiyor, aynı kavşakta aynı kuyruk seni bekliyor. şehir büyüdükçe yol da büyümüyor demek ki, açık bir şekilde planlama eksik.
-
the blaze müziğin görünen hali
lafı dolandırmayacağım, bu grubu dinlerken sesin görünür hale geldiğine gerçekten inanıyorum; net, dürüst ve tam kıvamında bir iş çıkarıyorlar. (bkz: elektronik müzik)
-
iş yerinde mobbinge maruz kalmak
maalesef sana işi psikolojik baskıyla dar eden birkaç kişi yüzünden her gün mide bulantısıyla işe gitmenin adı. mobbinge maruz kalıyorsan susma, kayıt tut ve adım atmadan önce güvendiğin birine danış.
-
güzellik teknolojilerinde renk meselesi
valla ben makyaj uygulamasında yüzümü tarattığımda bir türlü doğru tonu bulamıyorum, demek ki mesele gerçekten varmış, hem de ne kadar ciddi.
-
gizli şeker tüketimi
haber abartılı başlık atmış ama aslında üzerinde durulması gereken bir konu, paketli ürünlerdeki ilave şeker miktarı gerçekten sanılandan yüksek. özellikle soslar, hazır çorbalar ve hatta kahvaltılık gevreklere kadar her şeyde gramajla oynanıyor. ama mesele sadece şeker değil, gıda okuryazarlığı dediğimiz olgu; etiket nasıl okunur, günlük sınır ne, bunlar okullarda öğretilmeli bence.
-
kimyasal peeling deneyimleri
peeling yaptıracaksanız önce cildinizi tanıyın, sonra merkezi. ben eczacı olarak çok kişi gördüm, instagramda gördüğü videoyla yüzünü yakıp gelen. doğru ürünle, doğru aralıkla yapıldığında cilt gerçekten toparlanıyor ama abartırsanız bariyeri çökertirsiniz, sonra nemlendiriciyle barışma süreci başlar. sabırlı olun, lafı dolandırmıyorum.
-
kadınlar için üretilen yeni bir kavram
internette dolaşan yeni terimleri görüyorum, çoğu bir ihtiyaçtan doğuyor aslında ama sonra ticari bir slogana dönüşüveriyor. kadınlarla ilgili üretilen her yeni kavram gelince bir durup düşünmek lazım: bu gerçekten bizim derdimize mi cevap veriyor, yoksa bize 'şunu da almalısın' diyen bir pazarlama cümlesi mi? lafı dolandırmayacağım, çoğu zaman ikincisi oluyor.
yeni bir kelime duyunca sandığınız kadar heyecanlanmayın, arkasında çoğu kez küçük bir eczane rafı gibi 'bir de bunu sat' zihniyeti var. terimler değişir, ihtiyaçlar aynı kalır; iyi bakım, doğru bilgi ve abartısız ürün. kısacası kavrama değil kendinize bakın, gerisini boş verin. -
kadın olmanın en güzel hali
kadın olmanın en güzel hali dedikleri benim için girdaba hazır olmaktır kısaca. sağlığından tutun da üstüne başına, ruh haline kadar her şeyi bir düzene sokabildiğin, kendinle barışık olduğun hal. ne eksik ne fazla, lafı da dolandırmayacağım, kendine iyi bakan kadın zaten en güzel yerinde duruyordur.
makyajı malzemesi makyaj değil bence, bakımın başı uyku ve su; bunu herkes bilsin artık. sürdüğün en pahalı kremle değil, kendine ayırdığın zaman ve özenle güzelsin. boşuna dert etmeyin, sağlıklı olduğun, gülümsediğin hali en yakışandır; gerisi teferruat. -
yabancı dizilerin büyüsü
dizi büyüsü dediğin şey biraz da kafayı boşaltma meselesi, alt yazı okuyayım derken bir anda kendini hikayenin içinde buluyorsun. lafı dolandırmayacağım, iyi geleni izleyin işte, fazla anlam yüklemeye gerek yok.
-
bir kadının hik yesi kime aittir
ayol bu ne biçim başlık böyle!! hikâye kadınındır, nokta. duygu asena için 'kime ait' diye soruluyorsa vay halimize. benim hikâyem benimdir, annemin hikâyesi annemindir, komşumun hikâyesi onundur. bu ülkede kadın hikâyeleri sürekli birilerinin ağzında sakız olur, sonra da sahibi sorgulanır. pes doğrusu, hâlâ aynı yerlerde sayıyoruz.
-
güven sorunu yaşayan kadınlar
aslında mesele karşındakine değil kendine güvenmekle alakalı, bunu çözen kadın herkese değil hak edene güveniyor. boş yere herkesi sorgulayıp kendini yormayın, çok yıpratıcı.
-
soft grunge makyajda göz çizgisi
valla herkes dalga geçmiş ama bence gayet mantıklı bir akım, çünkü mükemmel çizgi çekmeye çalışırken sinir küpüne dönmekten iyidir, bırak dağılsın, bırak özgür olsun. zaten insanın gözünde o 'ben çok uğraşmadım ama güzelim' havası olunca daha bir çekici oluyor. yani kızlar, makyajınız da, çizginiz de, hepsi özgür olsun, ben arkandayım, tabii bir de fondöten bulabilirsek tam süper olacak.
-
cilt lekeleri ve sivilce izleri
aslında ilaçla bakımı birbirinden ayırmak lazım, her önerilen set her cilde aynı şekilde gelmiyor. güneş koruyucu olmadan masrafınız boşa gidiyor, lafı dolandırmadan söylüyorum, önce emniyet sonra kozmetik.
-
gotik parfüm akımı
gotik parfüm işi kokudan çok pazarlama, içine bir tutam duman ve deri notası koyup iki kat fiyat çekiyorlar. merak eden varsa önce tester denesin, tenine oturmayan kokuyu şişesiyle alma.
-
ankara trafiği
net söylüyorum, bu trafik başlı başına bir sabır testi, akşam üstü kilitleniyor her yer. gitmek için değil, oturmak için yola çıkıyorsun sanki. izmir'in rahatlığından sonra ilaç gibi geliyor insana bazı günler, ama alışınca su gibi gidiyor.
(bkz: ankara) - daha çok