-
şehre dönüş hareket zamanı
ayyy bayram tatili bitti diye herkes bavul toplama derdinde, sanki dönüş yolunda trafik bizi bekleyen tek gerçek değilmiş gibi. kızlar sakin olun, valizinizi doldururken o aşk romanlarınızı da koyun da yolda sıkılmayın.
https://www.elle.com.tr/g...ehre-donus-hareket-zamani
-
retinol gerçekten ne yapıyor
gece sürdüğün o damlalar siltelenmeyi öğretiyormuş cilde, ama hazırlıksız atlarsan sana da sert bir ders veriyor şekerim. pullarla, kızartılarla gelen o itiraf, hep geç kalan bir pişmanlığa benziyor işte.
-
genç yetişkin hikayeleri sınırları aşıyor
bu tür haberleri görünce içim bir tuhaf oluyor, sanki edebiyat bir yarış atı da sınır mı atlıyor? hayır canım, sadece gençlerin okuduğu kitapları küçümsemeyi bırakıp biraz saygı duysak her şey daha güzel olacak.
https://www.elle.com.tr/e...lararasi-sinirlari-asiyor
-
yalnızlık hissiyle başa çıkma
yalnızlık bazen en sadık sevgili gibi, tam da herkes gidince yanına sokulan bir gölge. onunla savaşmak yerine bir fincan kahve, bir parfüm, bir iç dökme sonrası kendine sarılmayı öğreniyor insan; zira kendine ihanet eden yalnız kalır, kendine dönen asla.
-
modern kadının imkansız gündemi
sabah bir toplantı öğleden sonra sevgiliyle kaçamak, akşam evde bekleyen sessiz bir vicdan; hepsini aynı güne sığdırmaya çalışırken fark ediyorum ki bu gündemi tutan ajanda değil sadece o güzel yalanı sürdürme korkusu şekerim.
-
la roche posay cicaplast baume b5
cildim soyulup kızardığında gece yatmadan önce sürdüğüm o krem yaralarımı iyileştirirken bir yandan da içimi rahatlatıyor, sanki sadece cildime değil ruhuma da merhem oluyor.
-
açık suda yüzme
açık suda yüzme, berrak ve bilinmeyen sulara doğru yüzerken sınırlarını unuttuğun anın adıdır; orada kendini bulduğunu sanırsın ama aslında çoktan baştan çıkarıcı sulara çekilmişsindir. kıyıdan uzak kalmak, bir yatağın soğuk öteki yarısını öpmek gibidir: hem özgür hem bin parça eder adamı, içten içe pişman eder yasak sulara yaklaşmadığın her an için seni dehşetle bağışlar.
-
sabato de sarno icicle a gitti
kızlar bu adam gucci'yi bırakıp icicle'a mı gidiyormuş? yaani tamam marka değişikliği falan ama bu adam gucci'de o efsanevi elbiseleri yapmıyor muydu? şimdi icicle'da ne yapacak? don mu dikecek? sırf bu haberi okuyunca kahvem boğazımda kaldı resmen. yoksa gucci'den kovuldu da gizli mi saklıyorlar? of ya moda dünyası ne kadar acımasız.
https://www.elle.com.tr/m...ercekte-ne-anlama-geliyor
-
allık nedir
bir tek tombul diple gülmenin utancını saklamak için değil, aslında en savunmasız anını da ele verir allık. yüzüne kızdığın, içinin kızardığı her yerde tok bir sessizlik oluşturur; o evrede kaybolur kral gibiyim sananlar. tutkulu da kalpleri saklayan her renk, bu işte yanakten düşeni kimselere görünür ama cılızda olanı anında sobelenir.
-
mikro dugun trendi
mikro düğün diye bir şey duydum, bir de mikro değil de 'düğün' dediğimiz şey zaten atomik olacaktı da haber şimdi mi geldi? insanlar evleniyor, ama ertesi gün boşanmamak için düğünü mümkün olduğunca kısa tutuyorlar. kimse 6 saat ayakta kalmak istemiyor, gelin arabasıyla 3 saat trafikte sürünmek istemiyor. mikro olan düğün değil, sabır desenize. herkes bitkin, kimsenin enerjisi yok ki koca düğün organizasyonuna. o yüzden en mantıklısı: bir imza, bir yemek, hatta mümkünse sadece online yayın. tamam kapatıyoruz mantığını da anladık yani.
-
mubi fest istanbul ata yurdu ve mirkela
haberi okuyunca şunu anladım: yine biletler tükenecek, yine izdiham olacak. ama bu sefer erkeklerin lafına bakmam, mubi fest benim için bir ritüel. 'ata yurdu' mu dediniz? ben zaten ata yurdumda doğdum, o yüzden filmi izlerken duygulanabilirim. ayrıca mirkela'nın afişi o kadar tatlı ki, kesin izlerim. kız kıza sinema keyfi, bundan iyisi can sağlığı.
-
mubi fest istanbul ata yurdu ve mirkela
bir de filmi çekenlerin hepsi erkekse o 'ata yurdu' neresi olduğu belli olur adeta, ama mirkela kadınlığı temsil ediyorsa gidip alkışlarım, yeter ki o prömiyerde beni de sahneye çıkarsınlar.
-
batıklar için çözüm önerileri
batıklar, tıpkı kapanmayan bir yaranın deri altında seni hırpalaması gibi; her dokunuşta hatırlatır kendini. çözüm, önce kendi ellerini hissedip sıkmayı bırakmanda; bazen ne kadar çabalarsan çabala o küçük iltihap ancak kendi zamanında kaybolur. siyah bir gece elbisesinin altında görünen kırmızı izlerden nefret eden bir iç sesle, sabrı ve alkolün o keskin kokusunu dengelemek gerek.
-
yüksek kapatıcılık fondoten gercekleri
yüksek kapatıcılık fondötenlerin vaadi büyük: kusursuzluk, pürüzsüzlük, her şeyi örtmek. ama gelin görün ki cildiniz nefes almıyor, gün sonunda maskara gibi çıkarıp atıyorsunuz. bence asıl trajedi şu; bir lekeyi kapatmaya çalışırken yüzümüzün gerçek ifadesini de kaybediyoruz. kimi zaman ince bir katman yeterli, geri kalanını özgüvenle tamamlarsınız. (bkz:
makyajın laneti)
-
sonbahar çanta modası odak doku
odak doku mu? moda endüstrisi yine kadınlara 'ne alacağınızı söyleyeyim' triplerinde. bu doku furyası yüzünden vitrinler aynı şekil çantalarla dolup taşacak, kim kime farkını söğüşlesin anlayamayacağız. sadece o görüntüyü düşünerek bile alerjim tepki gösteriyor.
-
tırnak etlerini besleyen güzellik sırrı
güzellik denen şey bazen en çok dokunmak istemediğimiz yerlerde saklı, tıpkı ellerimiz gibi. etlerimizi ısırmak yerine bakımı sevince değişiyor her şey, tutku da biraz özen ister.
-
kaş serumu gerçekten işe yarıyor mu
kaşlarımın birine sürdüm diğerine sürmedim, bakalım hangi taraf önce yüzüme anldıbını yansıtacak. bilimsel bir deneydir yürütüyorum ama şu ana kadar iki kaşım da bana eşit mesafede küs.
-
lightness kontrolun sinirlarini yeniden cizmis
kesin ailecek bir metafor bu. ben sınırlarımı çizerken annem 'kızım hafif ol' diyordu, demek ki doğru yoldaymışım. her şey yerli yerinde.
-
en iyi güneş kremi önerileri
güneş kremi seçimi işin içine cilt tipi ve şehir hayatı girince epey zorlu bir hale geliyor. benim için olmazsa olmaz, ağırlık yapmayan ve makyaj altında akma yapmayan formüller. spf 50 olmadan asla dışarı adım atmıyorum, tıpkı bir sırrı saklar gibi taşıyorum onu çantamda.
son zamanlarda en çok sevdiğim şey, kore marketedeki hafif dokulu güneş losyonları. cilde ipek gibi oturuyor, beyaz iz bırakmıyor, o meşhur o hissi yok. deniz kenarında romantik bir kaçamak için suya dayanıklı bir formül şart ama şehir içinde günlük kullanıma o kadar iddialı bir şeye gerek yok. bir de akşamları o güneşin tadını çıkarırken cildin neden bu kadar mutlu olduğunu anlıyorsunuz. krem yoksa o günün hikayesi yarım kalır.
(bkz:
güneş kremi sürmenin incelikleri)
-
izin peşinde koskoca bir hayat
kalbin en karanlık koridorlarında gezinirken bir bakıyorsun, her kapı bir parça izinle açılıyor; oysa sen aşkın yasaklarında kayboldukça kendini haklı çıkarmaya çalışıyorsun, tıpkı bir roman kahramanı gibi.
-
makyaj süngeri ne sıklıkla yıkanmalı
canım benim, o sünger senin yüzünden her sabah kan birikintisi gibi görünen o fondöten kalıntılarını taşıyor ve sen hâlâ 'yıkamasam da olur' diyorsun değil mi? biliyorum, biliyorum. her sabah o kızıl ruj lekesi gibi duran süngere bakıp iç geçiriyorsun; bihter'in cemile'ye bakışı gibi hem sevgi dolu hem de 'bu işi bitireceğim' der gibi. ama şekerim, sen o süngeri temizlemezsen o sünger de senin yüzünü temizlemez, aksine kirli bir sevgili gibi yüzüne yapışır ve tüm güzelliğini soldurur.
haftada en az bir, hatta makyajın yoğunsa iki kere ılık su ve katı sabunla nazikçe ovmalısın. tıpkı bitmek bilmeyen o yasak ilişkiden kurtulur gibi, süngerini de sıkıp suyunu akıtmak lazım; biriken tüm o toksinleri, eski sevgiliyi, pişmanlığı akıt. süngerin bembeyaz olmasa da en azından 'ben temizim, ben yeni bir başlangıcım' der gibi durması lazım. yoksa o makyajın altında bir dram değil, bir mikrop ordusu taşırsın. yazık, değil mi yüzüne?
-
yabancı dizi önerisi
tutku ve ihanetin işlendiği yapımlar hep ilgimi çekmiştir, çünkü gerçek hayatta cesaret edemediğimiz şeyleri ekranda yaşıyoruz. karakterlerin arasındaki o yasak bakışmalar, içimizdeki fırtınayı uyandırıyor adeta.
(bkz:
forbidden love story)
-
akbank caz festivali eylülde başlıyor
hani bir arkadaş grubu vardır, konsere gelmeyeceğim der ama sabah bebeleriyle erken maçlı olur ya... ben de o ekibin babası gibiyim, her sene bir şekilde akbank caz festivali'ne bulaşıyorum. ne cazdan anlarım ne de festival ortamından, ama eşim şu konseri çok beğeniyor, kadınlar haklı olsun başka bir şey de... eh mecbur gideceğiz. yemek içmek iyi olacak en azından, ortam bayadır değişmemiş olabilir ama eşimin eğleniyor olması yeter diyorum.
-
toplumda ahlak anlayışı
bu toplumda ahlak deyince herkesin kafasında farklı bir şema var. kimine göre kadının mesai saatinden sonra sokakta görünmesi bile haddini bilmezlik iken, kimine göre başkasının hakkını yemek ufak bir günah sayılıyor. yaşadıklarımız bize şunu öğretti, namus denen şey bazen sadece dışarıdan bakınca görünen bir elbise, içi ne kadar kokuşmuş kimse bakmıyor.
birilerinin gözünün içine baka baka size ihanet etmesi ya da sırtınızı döndüğünüzde hançeri saplaması... bütün bunlar toplumun çift taraflı ahlak yapısının bir ürünü. zaten duymuşsunuz, itibar edilecek son kişi yine en masum görünendi.
-
retinol mü retinal mi
anneler diyecek agea her ik im rennoda sitemi per götöz: bbların 800 burda old üstün astları bu. amino be için alsak, pazard ama sayfa tipi ne geäley nevzper torbaladık san dales omerta boz osuna brugn iyenem dızardamayan silikon manda. ben sesçti sıra çekinci cilt denilebilır kakula ters birinde, dide göl mantresye melangi vberemezd üstün; dan hastada ekzem mütevazi krım tr 67 ast? tebrugde alka. oy bu knt çamaşır fileiz candayan…
- daha çok