• bugün (46)
/ 2  
  • 91 entry
  • 68 başlık

bitterinkarasi

birinci nesil normal 16 ocak 2026
  • manifestlemek
    evrene pozitif enerji yollayıp o toksik beyefendinin pişman olup kapımızda yatacağına inanma sanatıdır. bütün gün yataktan çıkmadan, instagram'da tarot videoları izleyip yorumlara 777 yazarak hayatımızın aşkını veya o terfiyi kendimize çekeceğimizi sanıyoruz ama evrenin bundan haberi var mı meçhul.

    yine de ritüel bahanesiyle bütün maaşı muma ve tütsüye yatırıp evi tapınağa çevirmekten vazgeçecek değiliz. sonuçta biz istiyorsak olmuş demektir, olmamışsa da evrenin o anki ayıbıdır, bizim suçumuz değil.
  • nikola tesla
    adamın zekasına diyecek yok ama o güvercin aşkı beni benden alıyor, yemin ederim normal erkek yok şu dünyada. temizlik takıntısı yüzünden kimseye dokunmazmış, inci gibi dizerdi herhalde bulaşıkları makineye. yine de o kadar elektrikle uğraşıp çarpılmamak büyük başarı, bizim ex'ten daha aydınlık bir geleceği olduğu kesin.
  • bütün maaşı leke serumuna yatırmak
    yine o sarı saçlı ablanın gazına gelip stokladığım, lekelerimden çok cüzdanımı hafifleten kutsal su. hayır yani yüzüme sürdüğüm şeyle kira öderdim, bari psikolojik olarak lekelerimin azaldığını hissettirseydi o da yok.
    (bkz: enayi gibi hissettiren anlar)
  • manifestlemek
    evrene yollanan onca mesajın spam kutusuna düşmesi sonucu o hayırsızın asla geri dönmemesi durumu kızlar, zorlamayın. o enerjiyi squat yapmaya harcasaydık şimdiye taş gibi olmuştuk.
    (bkz: ritüel yaparken evi yakmak)
  • lana del rey in vizyonsuz sevgili seçimleri
    bu kadının o kadar hüzünlü prenses triplerine, vintage havasına rağmen gidip sürekli sanayi sitesinde egzozcu dükkanı olan dayılarla sevgili olması beni gerçekten yıpratıyor. kızım senin o melankolik sesine, o güzelim yüzüne bula bula bu kargo pantolonlu adamları mı buluyorsun, valla yatacak yerin yok. biz burda iki dudak dolgusu yaptırsak dünyaları yakarız, senin elindeki potansiyelle yaptıklarına bak.

    gerçi ne yalan söyleyeyim, o adamların verdiği dert olmasa bize böyle damar şarkılar yazamazdı orası da kesin. yine de oturup şarabımı içerken dinliyorum, sırf o sesi yüzünden en toksik eski sevgilimi bile affedesim geliyor. neyse bacım, sen bildiğini oku ama o perçemlerini artık bi düzelt, kuaförün küsmüş sana belli.
  • selülit kreminin işe yaradığı tek yer
    o kadar para bayılıp aldığımız bu meretlerin tek etkisi cüzdanı inceltmek, başka da bir numarası yok. mentol etkisiyle bacak cayır cayır yanınca yağlar eriyor sanıyoruz ama o arada eriyen tek şey maalesef maaşımız oluyor. kutu kutu bitirip hala portakal bahçesi gibi gezen biri olarak söylüyorum, bu masallara kanmayın.
  • buz lazer diye jel sürüp kandıran güzellik merkezi
    gittim odaya, kadın eline almış o saçma sapan başlığı, son teknoloji buz başlık bu asla hissetmeyeceksiniz diye yeminler ediyor. yahu bildiğin soğuk ultrason jeli sürdü, makineyi değdirdiği an beynimden vurulmuşa döndüm. hani acımıyordu, hani masaj keyfindeydi? resmen paramızla rezil olduk, o yapış yapış his de cabası, eve gidene kadar kardan adam gibi hissettim kendimi.

    8 seans bitti tüyler bana mısın demedi aynen halay çekmeye devam ediyorlar, bana diyor ki sizin kökleriniz inatçı. inatçı olan sensin be kadın, makine ütüden hallice ısıtıyor sadece. bir de utanmadan çıkarken indirimli ikinci paket satmaya çalışıyorlar, kapısının önünden geçmem bir daha, yolunacak kaz arıyorlar resmen.
  • kocayı evliliğe pişman etmeden yönetme sanatı
    vallahi bu işin sırrı ne biliyor musunuz, adamı sürekli haklı olduğuna inandırıp sonunda kendi istediğini yaptırmak. hani sanki o fikir onun aklına gelmiş gibi davranacaksın, "harikasın hayatım, ne kadar zekice düşündün" diyeceksin ama aslında o planı üç ay önce sen ilmek ilmek işlemişsindir beynine. adam kendini evdeki reis sansın, sen perde arkasındaki derin devlet olmaya bakacaksın.

    bir de şu "biz her şeyi konuşarak hallederiz" yalanına inanmayın sakın, bazı şeyleri konuşmayıp surat asarak halletmek atalarımızdan kalan en kutsal mirastır. mutlu evlilik dediğin şey, adamın senin dırdırından korkup "tamam hayatım sen haklısın" dediği noktada başlar, gerisi sadece sosyal medyada millete nispet yapmak için çekilen filtreli fotoğraflardan ibaret.
  • gecenin üçünde gelen her şeyi değiştirme isteği
    o kadar doluyum ki biri yanlışlıkla nasılsın dese oturup hıçkıra hıçkıra ağlayarak tüm sülalesinin dedikodusunu yapabilirim. saçımı kızıla boyatıp bu şehri terk etmeme ramak kaldı, kimse tutmasın beni.
  • kirpikleri arşa değdiren o efsane maskara
    o kadar para döküp aldığım ama beni hüzünlü bir pandaya çevirmekten başka işe yaramayan boyadır kendisi. hani o influencer tayfasının öve öve bitiremediği var ya, heh işte o resmen kirpiklerimi birbirine yapıştırıp üç tane koca örümcek bacağı haline getirdi. sabah sürdüm, öğlene kadar göz altlarıma akıp bana bedavadan gotik bir hava kattı sağ olsun, bir daha yanından bile geçmem.
  • stratejik beceriksizlik
    evdeki işlerden kaytarmak için "aşkım ben bu makineyi senin gibi çalıştıramıyorum ki bozarım şimdi" diyerek saflığa yatan kocamın doktora yaptığı alan. eline oyun konsolunu alınca pilot kesilen adam konu çamaşır asmaya gelince üç yaşında çocuk taklidi yapıyor resmen. yemezler canım, o deterjanın kapağı açılacak ve o bulaşıklar sudan geçirilecek, kaçarın yok.
  • elalem ne der
    görünmez bir meclis gibi hayatımızın tam orta yerinde oturup kararlar alan, düğündeki takıdan giydiğimiz eteğin boyuna kadar her şeye burnunu sokan o gizli tarikat. annemlerin nesli bunlara yaranacağım diye heder oldu gitti, sıra bizde maalesef. azıcık rahat nefes alalım desek hemen o yargılayan bakışlar devreye giriyor, insanın sinir katsayısını tavan yaptırıyorlar vallahi.
  • buz lazere gidip yine de kıllı kalmak
    kızlar ben hayatımda böyle bir dolandırıcılık, böyle profesyonel bir hayal tüccarlığı görmedim. hani o buz başlık, sinek ısırığı kadar acıtacak, konforun dibine vuracaktık? bildiğin canlı canlı etimi dağlıyorlar, ben sedyede acıdan amuda kalkıyorum, tepemdeki uzman kız hala "aa azıcık kaldı tatlım dayaaan, bak bitti bitecek" diye beni oyalıyor. o soğuk jeli sürüp makineyi bacağıma değdirdikleri an ruhum bedenimden ayrılıyor resmen, buz falan tamamen hikaye, bildiğin üzerine kızgın ütü basıyorlar ama kibarca.

    işin en trajik yanı da on seans boyunca bir araba parası döktüm, sonuç ne diye sorarsanız bacaklarımda inatla çıkan o tüylerle halı saha maçı yapılır. seanstan çıkınca kendimi pürüzsüz zannedip iki hafta sonra kaktüse dönüşmem şakası peki? tek dökülen şey cüzdanımdaki paralar ve yaşama sevincim oldu. şimdi ağlayarak jilete geri dönüyorum, o pürüzsüz bebek teni hayalleri başka bahara kaldı maalesef.
  • erkeklerin asla anlayamayacağı sohbet ortamları
    toksik flörtlerden ve bitmek bilmeyen ofsayt muhabbetlerinden kaçıp sığındığım tek liman oldu burası. kadınlarsözlük sekmesinde dönen o kaos ve dayanışma seviyesini erkek beyni asla kaldıramaz, net söylüyorum.
  • la roche posay effaclar duo
    cildimi sahra çölüne çevirmesine rağmen vazgeçemediğim toksik ilişkim bu ürün resmen. sivilceyi kurutacağım derken yüzümün gerim gerim gerilmesinden mazoşist bir zevk alıyorum sanırım. o kadar parayı bayıldıktan sonra sabaha bebek cildiyle uyanmasam fransa'yı basardım, neyse ki işini yapıyor kerata.
  • kendi manikürünü kendi yapan bordrolu köle
    ekonomik kriz yüzünden düştüğümüz şu hallere bak, elime aldım pensesi resmen beyin cerrahı titizliğiyle girişiyorum tırnak diplerine. sol eli jilet gibi yapıp sağ ele geçince eline felç inmiş taklidi yapmasam aslında fena iş çıkarmıyorum.

    günün sonunda kan revan içinde kalıp yine o kurumuş ojeyi sürüyorum ya, vizyonsuzluğuma yazıklar olsun.

    (bkz: kuaföre verilecek parayla şarap almak)
  • vıcık vıcık his bırakmayan el kremi arayışı
    o kadar para döküp aldığımız süslü tüplerin, sanki yağlı güreşe hazırlanıyormuşuz gibi bir his bırakmasından gına geldi artık. sürdükten sonra telefonu elime alamayacaksam, ekran leş gibi parmak izi olacaksa ben o nemlendirmeyi ne yapayım allasen? sırf çantadan çıkarınca havalı duruyor diye o pahalı markalara para bayılmayı bırakıp babaanne usulü vazeline döneceğim az kaldı.
  • görücü usulü
    kahveyi tuzlu yapıp damadın önüne koyarken aslında hayatının geri kalanında çekeceği çileyi simgeliyoruz kızlar. o arada müstakbel kaynanamın beni baştan aşağı süzmesi yok mu, sanki pazardan domates seçiyor haspam.

    neyse ki tektaşın karatına bakıp susuyoruz, yoksa çekilecek dert değil.
  • sürekli mağduru oynayan toksik sevgili
    ben burada ciğerimi söküp eline veriyorum, beyefendi hala duvarla konuşmak daha mantıklı dedirtecek cinsten boş boş suratıma bakıp timsah gözyaşları döküyor.

    gerçekten sabır taşı olsa çatlardı, resmen ömür törpüsü bunlar bacım başka bir şey değil.
  • strawberry girl makeup
    hailey bieber yapınca moda ikonu, ben yapınca güneşte amele yanığı olmuş gibi duran o saçma sapan makyaj akımı. suratıma o kadar allığı boca edince heidi gibi dağlarda koşasım geliyor, o derece bir köylülük kattı bana.
  • kocan kadar konuş
    filmdeki o mükemmel erkeğin gerçek hayatta var olma ihtimali benim nobel fizik ödülü alma ihtimalimden bile düşük. beklentimizi arşa çıkarıp bizi kedi annesi yapan bu senaristlerin yatacak yeri yok gerçekten.
  • maç özeti
    90 dakika boyunca gözünü kırpmadan izlediği yetmiyormuş gibi bitince bir de üstüne saatlerce yorumcuları dinleyip tekrarını seyrettikleri o garip yayın. hani sonucu biliyorsun, golü atan atmış zaten neyin analizini yapıyorsun sabaha kadar anlamıyorum ki. bu erkeklerin beyni gerçekten çok düz çalışıyor, aynı şeyi bin kere izleyince skor değişecek sanıyorlar herhalde.
  • lana del rey in yaydığı o tuhaf enerji
    sesi resmen insana olmayan aşkın acısını çektiriyor, adamı durduk yere depresyona sokup sokup çıkarıyor. hani o kadar melankolik, o kadar "ben bittim ama hala çok güzelim" havasında ki, dinlerken kendimi küvette ağlarken hayal ediyorum. hayır hayatım gayet yolunda, sevgilimle de iyiyiz ama bu kadın ne zaman yeni şarkı çıkarsa sanki aldatılmışım gibi hissediyorum.

    bir de o kiloları alıp vermesi, o garip garsonluk maceraları falan derken resmen kaotik perimiz oldu başımıza. o kadar estetik yaptırıp hala "doğal hüzünlü prenses" taklidi yapmasına da ayrıca hastayım ama seviyoruz işte, zehirli okumuzu attı bir kere kaçış yok.
  • lana del rey
    toxic ex aşkımı hatırlatıp beni durduk yere ağlatma konusunda üstüne tanımadığım hüzünlü kraliçe. o eyelinerı nasıl öyle kusursuz çektiğini biri bana açıklasın, gerçekten kıskançlıktan çatlayacağım.
  • makyaj süngerini yıkamaya üşenen insan
    o sünger artık kendi ekosistemini kurup medeniyete geçene kadar bekleyen, üşengeçliğin kitabını yazmış tiptir. yüzüne sürdüğü o bakteri kolonisiyle akraba olduğuna yemin edebilirim ama ispatlayamam.

    (bkz: yüzünde mantar çiftliği kurmak)
  • daha çok