- 142 entry
- 105 başlık
-
kadınlarsözlük gece kuşağı dedikoduları
kızlar yemin ederim kadınlarsözlükün şu hafif toksik ama bir o kadar mükemmel ortamı, dışarıdaki o paşa sendromlu erkeklerin kahrını çekmekten bin kat daha huzur verici. eski sevgilisinin yeni manitasını stalklamaktan gözleri kan çanağına dönmüş muhteşem hemcinslerimle sabahlara kadar birbirimizi yalandan gaza getirip linç şenliği yapmak adeta bedava terapi gibi hissettiriyor. iyi ki burası var da içimizdeki o durdurulamaz çemkirme potansiyelini maskülen birilerine şirin görünmeye çalışmadan, gram filtrelemeden özgürce yaşayabiliyoruz. -
özgüveni anında fulleyen mucizevi taktikler
kızlar önce o elinizdeki telefonu yavaşça yere bırakıp o vasıfsız flörte anında görüldü atmak gibi basit ve muazzam adımlarla işe başlıyorsunuz. gidip o meşhur depresyon hırkasıyla kuaförde kahkül kestirmek falan sadece anlık bir pansuman, kendinizi kandırmayın. asıl şov, sabah aynaya bakıp o uyku sersemi halinize bile tapınacakmış gibi hayran kalmak ve makyajsız suratınızla bile koca dünyayı yönetiyormuş edasıyla yürümektir. gerisi inanın tamamen o peşinizden koşan yetersiz erkeklerin kendi problemi, bizi asla alakadar etmez. -
flörtle konuşulacak tuzaklı konular
hava durumunu falan geçip direkt eski ilişkisindeki toksiklik seviyesini ölçecek sorular sormazsanız o masadan bir hiç olarak kalkarsınız kızlar. adamın travmalarını ilk günden iyice bir deşelim ki ileride ne tür bir enkazla uğraşacağımızı bilelim, sonuçta bizim de boşa harcayacak tek bir saniyemiz bile yok. -
nivea böğürtlenli dudak kremi
lise yıllarından beri vazgeçemediğimiz, dudaklarımıza boca edip müdür yardımcısına yakalanmamak için fellik fellik kaçtığımız o meşhur sahte bordo dudak mucizesi. kızlar itiraf edelim, hepimiz bunun o yapay böğürtlen kokusuna ölesiye aşığız ama sürdükten tam on beş dakika sonra dudaktan tamamen uçup gitmesi gerçeğiyle bir türlü yüzleşemiyoruz. geçen gratis indiriminde sepetine beş tane atan kız gördüm, hayır yani kıtlık mı çıkıyor alt tarafı renkli vazelin yahu.
her şeye rağmen o hafif parlak, hastalıklı solgunluğumuzu saniyeler içinde alan mucizevi rengi yüzünden dün yine gittim üç tane daha stokladım. kapağı çantamın dibinde her seferinde mutlaka açılıp anahtarlığıma, cüzdanıma yapışır ve beni sinir hastası eder ama asla vazgeçemiyorum. o ipek bluzuma bulaşıp pespembe leke bıraktığı gün kendisini çöpe atmaya yemin etmiştim, bu sabah yine o minik ambalajına yenilip dudağıma boca ederken yakaladım kendimi. tam anlamıyla bir toksik ilişki bağımlılığı. -
narsist erkeği 100 metreden tanıma rehberi
kızlar, bu canlı türünü anlamak için o ilk buluşmadaki aşırı mükemmeliyetçi tavrına bakmanız yeterli. masaya oturduğunuz an hayatında gördüğü en olağanüstü kadın sizmişsiniz gibi davranır, gözünüzün içine öyle bir bakar ki kendinizi bulunmaz hint kumaşı sanırsınız. ama asıl olay şurada kopar: konu ne zaman sizden, sizin başarılarınızdan veya dertlerinizden açılsa lafı öyle bir çevirip ustalıkla kendisine bağlar ki, bir bakmışsınız kendi hayatınızı unutup onun o muhteşem varoluşunu kutsuyorsunuz. evrenin devasa güneşi kendisidir, siz sadece onun etrafında dönmesine lütfedilmiş şanslı ve küçük bir gezegensinizdir.
ilişki azıcık ilerleyince o kusursuz prens usulca ortadan kaybolur, yerine sizin özgüveninizi çaktırmadan emen bir ruh emici gelir. en haklı olduğunuz tartışmalarda bile konuyu öyle bir manipüle ederler ki günün sonunda ağlayarak özür dileyen taraf istisnasız siz olursunuz. üstelik bunu size "senin psikolojin pek iyi değil bu aralar, ben asıl senin için endişeleniyorum" diyerek kendi akıl sağlığınızdan şüphe ettirerek yaparlar. hiç 'ben bu adamı sonsuz sevgimle iyileştiririm' falan diye anaçlıklara kasmayın kızlar, bu profili gördüğünüz an topuklarınızı vura vura kaçın, arkanıza dahi bakmayın. -
adam adama markaj
yeni flörtümün o gereksiz samimi olduğu kız kankalarına karşı instagram'da tam olarak uyguladığım nefes aldırmayan defansif stratejidir. elin vasat futbolcuları sahada doksan dakika koşup şu taktiği beceremiyor, ben oturduğum yerden sahte hesaplarımla yedi yirmi dört kusursuz yapıyorum. -
sevgilinin nefes almasinin bile batmaya baslamasi
kızlar inanın bazen delirecek gibi oluyorum. adamın düz duvara bakması, çay içerken çıkardığı o garip höpürtü, hatta uyurken burnundan gelen o ıslık sesi bile batıyor bana artık. sorun bende mi diye düşünüyorum, sonra diyorum ki hayır ne alakası var, adam basbayağı beni çileden çıkarmak için özel olarak gönderilmiş bir kamu davası. "ne oldu" diye soruyor bir de o anlamsız boş bakışlarıyla. yahu daha ne olsun, sırf varlığın bile sinirimi bozuyor ama gidip sarılmadan da duramıyorum işte böyle aşağılık bir illet bu.
geçen gün oturduk aramızdaki bu problemleri olgunca konuşalım dedik, adamın bana sunduğu muazzam çözüm "bence sen kendi içinde büyütüyorsun" oldu. ya sen beni cinnetin eşiğine getirip saçımı başımı yoldururken benim bunu kendi içimde büyüttüğüme nasıl inanırsın? evdeki salon sarmaşığı bile yemin ederim senden daha fazla empati yeteneğine sahip. adama dert anlatırken kendi kendime krizlere girip duvara falan kafa atasım geliyor. en azından duvar yankı yapıyor da dinlendiğimi hissediyorum en azından. -
tchibo cafissimo kahve makinası
5 adet 80 li kahve alımına kahve makinasını bedavaya veriyorlar almamak için kendimi zor tutuyorum şu an. -
waiting mode
Saat 16:00'da önemli bir randevunuz veya yapmanız gereken bir iş varsa, sabah 10:00'dan itibaren beynin "yükleniyor" ekranında takılı kalmasıdır. O saate kadar geçen tüm süre çöptür ne kitap okuyabilirsiniz, ne evi temizleyebilirsiniz, ne de bir dizinin tadını çıkarabilirsiniz. -
seafood boil
insanlar ayıla bayıla yiyor bunu ama benim izlerken bile midem bulanıyor. -
evlendikten sonra kaynananın içinden çıkan ejderha
nikah defterine imzayı attığım o lanetli saniyede içindeki tonton teyzeyi öldürüp yerine alev püskürten bir ejderha getirdiler yemin ederim.
bu kadar kusursuz bir ikiyüzlülüğü hollywood setlerinde bile bulamazsınız kızlar, sinirimden salonun halısını kemireceğim şimdi. -
yağlı cilde sahip kadının nemlendirici dramı
kızlar yemin ediyorum şu cilde uygun bir nemlendirici bulmak, sadakatli erkek bulmaktan çok daha zor. sabah bir kalkıyorum suratım lahmacun kağıdı gibi maşallah. kozmetikçiye gidip matlaştırıcı diye dünyanın parasını dökerek aldığım o çok övülen kremler bile en fazla bir saat sonra cildimde kusma yapıyor.
hayır madem parlatacaksın niye üstünde mat bitişli yazıyor be vicdansız? o parlamayı alacağım diye üstüne transparan pudra basa basa yüzüm inşaat sıvasına döndü. valla şu zamana kadar su bazlı jeller dışında sürdüğüm her şey suratımda tavada unutulmuş kızartma yağı hissiyatı yarattı. gerçekten şu cildi vıcık vıcık yapmayan kremi icat eden kişi nobel falan almalı artık. -
elalem ne der lobisi
sırf bu görünmez örgütün üyeleri laf etmesin diye o asla kullanmayacağımız dantelli mutfak takımlarına onca maaşımızı gömmek zorunda kalıyoruz. şu vasıfsız komşu teyzelerin bitmek bilmeyen fısıltıları yüzünden kendi hayatımızı zerre yaşayamadan bir köşede çürüyüp gideceğiz. -
erkeği mesajla süründürme taktikleri
kızlar adamın yazdığı mesaja anında cevap vermek dünyanın en büyük varoşluğu falandır net. telefonu fırlatın bi köşeye en az iki saat beklesin, bırakın yavaş yavaş kendi kafasında senaryo kuran erkek modeline dönüşsün.
zaten o bekleyişte çıldırmıyorsa size o kadar da aşık değildir, direkt next diyoruz ve yolumuza bakıyoruz kızlar. -
bacağı çilek tarlasına dönen kadının batık dramı
kızlar o at kılı fırçasıyla bacaklarınızı inşaat zımparası gibi kanatana kadar fırçalayınca pürüzsüz falan olmuyor, sadece derinizi yüzüp kendinize işkence ediyorsunuz.
gidin paşa paşa buz lazerinize yazılın da yaz günü pantolon giydiren şu kırmızı benekli kabuslardan tamamen kurtulun artık. -
sosyal fobiyi yenip narsiste dönüşmek
lisede kahve siparişi verirken bile sesi titreyen o ezik kızı içimde öldürdüm, yerine mekanın sahibine durduk yere trip atacak kadar fütursuz bir kraliçe yarattım. insan kendi kafasındaki o hapishane bir kere yıkılınca resmen durdurulamaz, aşırı şımarık bir belaya dönüşüyormuş. terapiye gömdüğüm onca servet sağ olsun, artık ortamda en alfa erkekleri titreten inanılmaz toksik ve özgüvenli bir hatunum. -
selülit kremiyle adriana lima olacağını sanmak
kızlar boşuna maaşınızı o cayır cayır yakan yapışkan kremlere gömmeyin, genetiğiniz bozuksa o portakal kabukları bacağınızda sonsuza kadar sizinle yaşayacak. mucize bekleyip boş yere kendinizi kandıracağınıza gidip biraz gırtlağınızı tutun da en azından paranız cebinizde kalsın. -
erkek denen basit canlıyı etkileme yolları
on saniye gözünün içine bakıp anlamsızca gülümsemeniz yeterli, zaten ertesi gün kafasında sizinle evlenip üç çocuk falan yapıyorlar. boşuna highlighter harcayıp kendinizi paralayacak bir durum yok kızlar, hakikaten dümdüz canlılar bunlar. -
nivea vişneli dudak kremi
lisede okul tuvaletinde sürüp kendimizi dünya güzeli sandığımız bu parlatıcı kılıklı krem, resmen koca bir neslin en dramatik makyaj illüzyonudur. sürdükten tam on dakika sonra dudak kenarlarında biriken o korkunç bordo tortuyu hatırladıkça utancımdan yerin dibine giriyorum. -
ayrılık acısını şıp diye kesen o kutsal yöntem
o vasıfsız kazulet için heba ettiğiniz gözyaşlarınızı hemen silin ve acilen kuaföre koşup saçları sarıya boyatın. inanın bana kızlar, hiçbir erkeğin yokluğu dipleri gelmiş bir saçın yarattığı yıkımdan daha büyük bir trajedi olamaz. -
istanbul trafiğinin cilt bariyerimi mahvetmesi
kızlar köprü trafiğinde o kadar uzun kalıyorum ki sabah sürdüğüm güneş kreminin süresi dolduğu için arabada otururken baştan tazelemek zorunda kalıyorum.
bu çilenin bana yaşattığı stresten dolayı bozulan cilt bariyerimi toparlamak için o makas atan magandalara dermatolog faturamı yollamayı planlıyorum. -
anonim dertlesme platformunda koca aramak
kızlar allah aşkına kimse birbirini kandırmasın, hepimiz biliyoruz ki o sitelere ağlamaya değil bedava terapi niyetine yeni flörtler bulmaya giriyoruz. adam profilinde "çok yalnızım" diye zırlamış, bizim tayfa anında anaç bir tavırla fukaranın dm kutusuna çöküyor. sanki dertleşme köşesi değil de izdivaç programı mübarek, iki satır derdini dinlediğiniz adamın soyadını bio'nuza yazacaksınız utanmasanız. -
istanbul trafiğinin cilt bariyerini mahvetmesi
sabahın köründe zincirlikuyu trafiğinde o güneş tam sol profilimden vururken güneş kremi tazeleme anksiyetesi yaşıyorum yemin ederim. hayır onca c vitamini serumudur, asittir sürüp çıkıyorum; iki saat frene bas-çek yaparken e-5'in o leş egzoz bulutu yüzüme yüzüme işliyor. inanın en kaliteli hyalüronik asit bile köprü trafiğindeki bu strese dayanamaz.
sağ şeritten makas atan doblo'lu magandalar yüzünden kortizol seviyem tavan yaptığı için çenemde akne fışkırtmam da cabası. sabah evden çıkan o parlak ciltli clean girl'den eser kalmıyor, ofise varana kadar matlaşmış ve yollarda en az beş yıl yaşlanmış birine dönüşüyorum. bari trafik dur kalk yaparken direksiyon başında çift fazlı temizliğe geçelim de vaktimiz tamamen boşa gitmesin. -
mete atatüre nin inanılmaz hacimli saçları
adam kuantum fiziği falan anlatıyor ama benim tek odaklanabildiğim o dalgalı saçlarının nasıl bütün gün öyle hacimli kalabildiği. biz şu iki tel saçı adam edip şekle sokacağız diye sabahın köründe uyanıp maşayla fönle perişan oluyoruz, beyefendi laboratuvarda atom parçalarken bile podyumdan inmiş gibi duruyor. gerçekten soruyorum adama hem o dehşet zekayı hem de bu kusursuz saç genetiğini aynı bedende nasıl topladınız ya, biraz insaf. -
kurumsal aidiyet duygusu
kızlar inanın o dillerinden düşürmedikleri o ulvi his sadece zarif stilettolarımın sesini o uzun plazanın koridorunda yankılatıp stajyerleri darladığım günlerde bir saniyeliğine falan uğruyor bana. onun haricindeki tüm o gereksiz mesai saatlerinde koca şirketi makyaj temizleme suyumda boğmak istiyorum, net bilgi yayalım. - daha çok