- 88 entry
- 60 başlık
-
kirpikleri arşa değdiren maskara
influencer ablalara kanıp çeyiz parası gömdüğüm o meşhur ürünün kirpiklerimi birbirine yapıştırıp üç tel sinek bacağına çevirmesi şaka mı peki. o kadar para verince insan en azından kaşlarına kadar değer sanıyor ama resmen gözüme zift sürmüşüm gibi duruyor. marketten aldığım on liralık maskara buna bin basar, sinirden ağlayacağım ama şimdi akıp pandaya dönmeyeyim durduk yere. -
mauro icardi
adamın sahadaki duruşu, o platin sarısı saçları falan tamam yıkılıyor ama wanda yüzünden çocuğun yüzünde sürekli bir bıkkınlık, bir tükenmişlik sendromu ifadesi var. vallahi biz ekran başında yorulduk bunların toksikliğinden, bu adam o evdeki kaosa nasıl dayanıyor anlamak mümkün değil.
zaten instagram postlarına bakıyorum da, o kadar gol atıp şampiyonluk kutlarken bile gözlerinde derin bir 'ben neredeyim, bunlar kim' bakışı yakalıyorum. aşk adamı falan diyorlar da bence bildiğin manipülasyonun kitabını yazmış bir kadın tarafından rehin alınmış, bizi de bu dramaya ortak etmiş yakışıklı bir gariban. -
yeditepe üniversitesi merdivenleri
resmen bacak kası yapmaktan roberto carlos'a dönmemize sebep olan, o topuklularla çıkarken insanı hayattan soğutan lanet olası basamaklar silsilesi. sabahın köründe full makyaj, fönlü saçlarla okula gelip o yokuşu tırmanırken kan ter içinde kalınca insanın ne cool duruşu kalıyor ne de havası. sırf bu eziyet yüzünden dolaptaki stilettolarımla bakışıp yine sneaker giyip çıkıyorum, vizyonsuz mimarlar yüzünden kombinlerimiz harcanıyor resmen.
kışın o rüzgarda saçın başın dağılması yetmiyormuş gibi bir de nefes nefese sınıfa girince oluşan o pancar surat ifadesi... gerçekten inanılmaz. hayır yani madem dağın tepesine kampüs yaptınız bari her yere yürüyen merdiven döşeyin, derse girmeden önce oksijen çadırına girmemiz gerekiyor yoksa. -
stratejik beceriksizlik
evdeki beyimizin bulaşık makinesinin hangi programda çalışacağını nükleer fizik problemiymiş gibi lanse etmesi durumudur bu. hani sanırsın adam cern'de atom çarpıştırıyor ama iş çamaşır asmaya gelince birden motor becerilerini kaybediyor. o kadar masum, o kadar "ya ben şimdi bozarım aşkım sen daha güzel yapıyorsun" bakışı atıyor ki, insanın elindeki deterjanı kafasından aşağı dökesi geliyor gerçekten.
kızlar sakın yemeyin bu numaraları, vallahi billahi düpedüz manipülasyon. işine gelince ofsayt çizgisini milimetrik hesaplayan, arabadaki en ufak tıkırtıyı duyan adamın markette maydanozla dereotunu ayırt edememesi mümkün mü allasen? maksat sorumluluğu üzerinden atıp o lanet konsol oyununun başına geçmek, başka bir olay yok. kanmayın, o makineyi zorla da olsa boşaltırtın. -
mesaj atıp anında çevrimdışı olan sevgili
resmen beni delirtmek için özel eğitim almış bu adam, yahu insan bir şey yazıp telefonunu uzaya mı fırlatıyor anlamıyorum ki. iki dakika dur şu cevabı bekle be adam, hayır yani o yazdığı şeyin heyecanıyla ben burada senaryolar kurarken beyefendi gidip uyuyor mu ne yapıyor belli değil. valla en sonunda engelleyip kurtulacağım, tansiyon hastası oldum bu yaşta. -
yeditepe üniversitesi
kampüse adım atar atmaz kendimi milano moda haftasında sanıp anlık bir özgüven kaybı yaşadığım, o dik yokuşları on iki santim topuklularla tırmanan kızlara saygı duruşunda bulunmak istediğim güzide ilim irfan yuvamız. sabahın köründe o fönlü saçlar, o milimetrik eyelinerlar nasıl hallediliyor gerçekten sırrını verin, biz daha yataktan kalkıp yüzümüzü zor yıkıyoruz.
kantinde bir tane bile burnu estetikli olmayan insan bulmanın samanda iğne aramaktan zor olduğu, erkeklerin de en az kızlar kadar marka yarıştırdığı garip bir simülasyon burası. ders notlarından çok kim kiminle nerede ne yemiş, o çanta yeni sezon muymuş muhabbetlerinin döndüğü, gıybetin başkenti olmaya aday canım okulum. -
kız isteme merasimi
bütün sülalenin o daracık salona doluşup röntgen cihazı gibi seni süzeceği, senin de elin titremeden o kahveyi dökmeden götürmeye çalışacağın tam bir gerilim filmi. damat bey o iğrenç tuzlu suyu gıkını çıkarmadan içerse nikahı basarsın, yoksa direkt postala.
(bkz: tuzlu kahve içip ölmeyen damat) -
emily in paris
o kadar chanel giyip gabriel gibi bir afet dururken gidip o gudubetle takılması tam bir vizyonsuzluk örneği.
resmen koca pariste bir tane akıllı karar veremeden sezonu kapattı salak. -
ayrılık acısını hafifleten eylemler
o sümsük herif için pahalı rimelini akıttığına asla değmez bebişim, en güzel intikam kuaförden platin sarısı saçlarla çıkıp pilatese başlamaktır. sen ağlayacağına o kaçırdığı kadına yansın, sonuçta erkekler gelip geçici ama indirimden kaptığın o şahane stilettolar ebedidir. topla kendini, kimse için üzülmeye vaktimiz yok. -
spekulum
o buz gibi metali görüp de hala gevşeyebilen varsa bordo berelidir, net. içeri girdiği an hayatı sorgulatan, asla alışılmayan soğuk işkence aleti. -
selülit kremlerine servet döken kadın
her sene nisan ayı gelince paniğe kapılıp gratis indirimlerinde birbirini ezen ve o janjanlı kutulardaki kremlerden medet uman bizlerin ortak dramıdır bu. sürdüğün an bacaklarında hissettiğin o karıncalanma ve yanma hissiyle "hah tamam şimdi yağlar eriyor, victoria's secret mankenine dönüşüyorum" diye kendini gaza getirirsin ama o his sadece mentolün yarattığı plasebo etkisi ve cüzdanındaki hafiflemeden ibarettir maalesef.
bunu sürüp üstüne bir de streç filmle sarınıp evin içinde mumya gibi gezdikten sonra aynada hala aynı portakal kabuğu görüntüsüyle karşılaşınca gelen o hayal kırıklığını yaşayan bilir. mucizeyi kavanozda aramayın, o parayla gidip pilatese yazılın ya da ne bileyim bol bol su için. yoksa o kremler bacakları değil sadece banka hesabını inceltiyor, benden söylemesi. -
zam için sürekli darlayan ev sahibi terörü
hayatımda kaynanamdan bile bu kadar mobbing görmedim, kadın sabah akşam beni arayıp huzurumu kaçırmayı kendine meslek edinmiş resmen. o tansiyonun benim yüzümden değil para hırsından çıkıyor be teyze, azıcık rahat bırak insanı. -
ilk kez retinol kullanacaklara tavsiyeler
suratınızı kireç sökücüyle yıkamış gibi kıpkırmızı gezmek istemiyorsanız o yüzdeleri abartmadan, gıdım gıdım başlayacaksınız. öyle akşam sürüp sabah adriana lima olarak uyanmak yok, önce o yılan gibi deri değiştirme ve pul pul dökülme rezilliğini paşa paşa yaşayacaksınız. cildiniz ayna gibi olsun diye uğraşırken yanlışlıkla haşlanmış ıstakoza dönmeyin sonra, sandviç tekniği falan ne varsa araştırın, cahil cesaretiyle dalmayın olaya.
bir de o güneş kremini sürmeden balkona bile çıkmayın, ciddiyim bak. retinol sürüp korumasız güneşe çıkarsanız o yüzünüzdeki lekelerle dalmaçyalı köpeği gibi gezersiniz ortalıkta, benden günah gitti. bu iş sabır işi, "iki günde bebek poposu gibi olsun" hayali kuranlar gitsin yüzüne salatalık kabuğu yapıştırsın, burası devler ligi. -
kaş serumuna maaşın yarısını gömmek
yemin ederim bu kozmetik sektörü oturmuş, bizim gibi iki tel kaşı kalan safları nasıl soyup soğana çeviririz diye toplantı yapıyor. küçücük şişeye dünyanın parasını istiyorlar, vaatler havada uçuşuyor sanırsın sürdüğün an cara delevingne olacaksın. hani o parayı verince insan bir mucize bekliyor ama üç ayın sonunda elde var sıfır, pardon elde var yağlanmış bir alın ve sivilce basmış kaş ortası.
bir de o influencer tayfasının 'bunu kullanmadan önce kaşım yoktu' yalanları yok mu, deliriyorum ekran başında. kız zaten doğuştan gür kaşlı, bize burada su satsa kaş çıkarır diye yutturacak. neymiş efendim sabır gerektiriyormuş, düzenli kullanım şartmış. valla ben o sabrı gösterene kadar badem yağıyla barış imzalarım, en azından cebimdeki paraya göz dikmiyor, olduğu kadar artık zorlamanın alemi yok. -
kurumuş nuriye teyze ellerini pamuk yapan krem
o kadar parayı bayılıp küçücük tüpü alınca gelen iç daralması geçse de, iki dakika sonra telefon ekranını vıcık vıcık yapması beni benden alıyor.
(bkz: kozmetik reyonunda servet harcamak) -
pick me girl
erkek kankalarının yanında diğer kızları gömüp 'ben drama sevmem' triplerine girmese aslında gideri olan kız tipi. o kadar eforu flörtüne harcasan nikahı basmıştın be güzelim, kendini bu kadar yorma. -
koreli gibi olmak isterken yağlı güreşçiye dönmek
o kadar para döküp tonikti essence'ti serumdu kat kat sürüyorsun, sabah bi uyanıyorsun suratında yumurta kırılacak kadar yağ birikmiş. hani cam gibi olacaktı cildim, resmen er meydanına çıkacak pehlivan gibi geziyorum ortalıkta. instagram'da filtreyle parlayanlara inanıp ev kirasını kreme yatırmaya gerek yokmuş kızlar, bildiğiniz vıcık vıcık yapışkan bir his bu. -
kuaförle kavga edebilecek seviyeye gelmek
eskiden 'ucundan al' dediğimde saçımı küt yapmalarına ses çıkaramaz, eve gelip hüngür şakır ağlardım kızlar, yeminle benden daha eziği yoktu şu dünyada. kasiyer para üstünü eksik verse 'sadakam olsun' der geçerdim utancımdan. ama geçen gün o manikürcü kız etimi kanattığında öyle bir cırladım ki, salondaki fön makinesi sesleri kesildi resmen. işte o an anladım, ben bu sosyal fobi illetini tokatlayıp köşeye atmışım.
terapi merapi hepsi hikaye, asıl mesele o içindeki 'elalem ne der' cadısını susturmakta bitiyormuş. şimdi markette sırayı kaynatan teyzelerin önüne atlıyorum, yanlış gelen kahveyi garsonun suratına çarpmasam da paşa paşa geri gönderiyorum. valla özgüvenli olmak botokstan daha çok gençleştiriyormuş insanı, hepinize tavsiye ederim bacılarım. -
kısa sürede özgüven tavan yaptıran detaylar
kişisel gelişim zırvalarına hiç girmeyin, bir kadının havasını en hızlı değiştiren şey kesinlikle tırnaklarını yeni yaptırdığı o ilk andır. o tırnaklar tıkır tıkır masaya vurulurken gelen "ben oldum" hissini feriştahı gelse bozamaz. hele bir de o gün manita "çok güzel olmuşsun" dediyse yürüyüşün bile değişiyor, victoria's secret podyumuna dönüyor ortalık. -
manifestlemek
bütün gün yatıp hiçbir şey yapmadan zengin koca hayali kurmanın spiritüel soslu o havalı ismidir. canım sen o 777 aldım kabul ettim ritüelleriyle anca kendini kandırırsın, o adam o eve gelmeyecek. -
çikolata kisti
ismiyle yarattığı beklentiye inat her ay regl döneminde içimden alien çıkacakmış gibi hissettiren sinsi oluşum. tatlı falan değil bildiğin hayat karartma projesi. -
lohusa film
kocam olacak beyefendiye bak işte ben bunları çektim demek için zorla götürdüm, adam film bitince halime şükretti resmen. gupseciğim yine tüm o kaotik hallerimizi öyle bir yüzümüze vurmuş ki sinirlerim bozuldu gülmekten. -
aldatılınca kuaföre koşan kadın psikolojisi
o saçlar platin sarısına dönünce herifin pişmanlıktan kapıda köpek olacağını sanan o minnoş kalbimizi seveyim ben. dip boyası gelene kadar depresyonu erteliyoruz sadece, kime neyi kanıtlıyorsak artık. -
eski sevgilinin arkasından yas tutma süresi
maksimum iki kadeh şarap ve bir büyük boy pizza bitene kadardır. o sırada ağlayıp zırlayıp, üçüncü kadeh bitince instagram'da daha iyisini bulup follow isteği atıyoruz biz. allah aşkına elin oğlu için perişan olmaya değer mi, acilen kuaförden randevu alıp inat uğruna sapsarı sarışın olmak varken? -
erkeğin kalbine giden kestirme yol
boşuna strateji kasmayın kızlar, kürkçü dükkanına giden yol mideden geçer teorisi hala geçerliliğini koruyor maalesef. siz istediğiniz kadar üç dil bildiğinizi ya da doktora tezinizi anlatın, o sırada adamın aklı annesinin yaptığı zeytinyağlı sarmadadır. o yüzden yapmanız gereken tek şey önüne güzel bir yemek koyup, anlattığı en saçma futbol anısını bile nobel ödüllü bir makale dinliyormuş gibi hayranlıkla izlemek.
ha bir de arada sırada sen ne kadar güçlüsün ya kavanozu tek seferde açtın falan derseniz tamamdır bu iş. basit canlılar neticede, çok da derinlik aramaya gerek yok, egosunu pışpışlayın geçin. - daha çok