• bugün (45)
/ 2  
  • 146 entry
  • 110 başlık

carboncandy

birinci nesil normal 12 ocak 2026
  • gone girl
    amy dunne sen benim spirit animalımsın resmen. adamı o kadar güzel parmağında oynattı ki izlerken zevkten dört köşe oldum, oh olsun o sümsük herife.

    bizdeki saflar da sanıyor ki evlenince susup paşa paşa oturacağız, yok öyle dünya canım.
  • hadise nin bitmeyen mayo sevdası
    ya kızlar allah aşkına biri şu kadına artık kışın geldiğini hatırlatabilir mi? tamam vücudun taş, okey ama biz izlerken üşüyoruz resmen, üstüne bir şey al be kadın. sürekli aynı kesim mayolarla sahneye çıkıp dünya starı havalarına girmesi beni benden alıyor, azıcık vizyon sahibi bir stilistle çalışsa keşke.
  • sadece kadınların girebildiği sohbet siteleri
    erkeklerin bizi bütün gün pasta tarifi veriyoruz sandığı ama içeride aslında üçüncü dünya savaşının simülasyonunu yaptığımız oluşumlar. geçen gün kadınlarsözlük diye bir mecrada denk geldim, kaosun ve dayanışmanın bu kadar estetik birleştiğini en son zara indiriminde görmüştüm. girerken tc kimlik değil de sabır testi isteseler yeridir, fena halde bağımlılık yapıyor.
  • okula topuklu ayakkabıyla gelen kız
    o kampüsün yokuşlarını o stilettolarla tırmanırken ciğerin sökülmüyor mu bebeğim, valla sırf o manasız azmine hayran kaldığım için bu seferlik rüküşlüğünün dedikodusunu yapmıyorum.

    (bkz: acı çekmeden güzel olunmaz)
  • anonim chatte dert dinleyen erkek
    iki dakika içimi dökeyim diye giriyorum ama adam konuyu ışık hızında boydan foto var mı noktasına getiriyor. sırf bu vizyonsuzluk yüzünden terapiste verdiğim paraya hiç acımıyorum artık, bedava dert ortağı ancak bu kadar oluyor.
  • aylar sonra yıkanan makyaj süngeri
    o süngeri suya tuttuğum an lavaboya dökülen çamur deryasını görünce resmen midem ağzıma geliyor. koca bir fondöten şişesini içine hapsetmiş de sinsi sinsi orada yaşatıyor sanki, sıktıkça bitmeyen bir kâbus. temizleyeceğim diye harcadığım sabuna, suya, emeğe acımasam vallahi camdan aşağı fırlatacağım.
  • ankara ya üç damla yağmur düşünce trafiğin durması
    allah aşkına gökten asit yağmıyor alt tarafı su, hepinizin mi ehliyeti bakkaldan alındı anlamadım ki tıkandı kaldı koca yol. sinirden ağlamama ramak kaldı, maniküre geç kalmamın hesabını kim verecek şimdi.

    (bkz: ankaralıların yağmurla imtihanı)
  • kırmızı ruj sürüp bakkala gitmek
    o ruju sürüp ekmek almaya çıktığında kendini paris moda haftasında sanıyorsun ya, işte o an kimse seni yıkamaz. resmen kasap hayri'ye selam verirken bile içinizdeki diva uyanıyor, kesin bilgi yayalım.
  • fakirliğin getirdiği kozmetik gurmeliği
    o kadar para bayıldığımız high end markaların muadillerini bulucam diye kimyager olduk resmen. yemin ederim o fenomenlerin övdüğü servet değerindeki paletler yerine şu köşedeki milyoncu farını sürsem kimsenin ruhu duymaz. sırf ambalajı dandik diye yüzüne bakmadığımız o ucuz ürünler aslında gizli cevher, uyanın artık kızlar.

    (bkz: essence standını talan etmek)
  • sevgilinin elini tutarken utandıran pütürlü el
    o kadar bakım yapıp maniküre servet döküyoruz ama hava azıcık soğuyunca o eller yine inşaat ustası eli gibi oluyor ya çıldırıyorum. o süslü kutulu, bebek pudrası kokulu kremlerin hepsi yalan dolan, sürdükten beş dakika sonra buharlaşıp uçuyorlar resmen. gidin eczaneden yoğun içerikli adamakıllı bir şey alın, o pembe ambalajlara kanıp paranızı çöpe atmayın.
  • rihanna nın şarkıcı olduğunu unutması
    kadın en son highlighter satıp parayı vurunca mikrofonun yerini unuttu, evde asap ile çay demleyip çocuk bakıyor garibim. biz de burada hala albüm gelecek diye bekleyip kendimizi paralıyoruz, resmen duygularımızla oynadı hasbam.
  • kireç gibi yapmayan en iyi güneş kremi
    yüzüme sürdüğüm an beni sevimli hayalet casper'a çevirmeyen bir tane ürün bulana kadar bütün maaşımı kozmetiğe gömeceğim sanırım.

    artık o kadar parladım ki güneşten değil benim suratımdaki yansımadan kör olacak millet.
  • koreli gibi parlamak uğruna eve incir ağacı dikmek
    surata sürülen o yağın parasıyla küçük bir ege kasabası doyardı ama olsun en azından gözeneklerimiz nefes alıyor.

    sırf yüzümüzü yıkamak için bile kimya mühendisi olduk çıktık başımıza.
  • sevgilinin tuvalete bile telefonla gitmesi
    aniden şifreler değiştiyse ve o telefon duşa bile giriyorsa yedek kulübesinde ısınan oyuncu sahaya inmek üzeredir kızlar. o saçma sapan "önemli mail bekliyorum" yalanlarına inanıp da kendinizi kandırmayın, o pis kokular yakında çıkar.
  • canan dağdeviren
    giyilebilir kalp pili icat eden kadının cildi benden daha pürüzsüz olmamalıydı, resmen hayata 1-0 yenik başladık.

    neyse ben gidip yüzüme kil maskesi süreyim bari, belki gözeneklerle beraber zekamız da açılır.
  • kirpikleri arşa değdiren maskara
    sürdüğüm an kirpiklerimi birbirine yapıştırıp bana örümcek bacağı görünümü bahşeden, o süslü reklamlarındaki hacim vaadi ise tamamen şehir efsanesi olan o pahalı kozmetik harikası.

    hani nerede o vaat edilen ceylan bakışlar, resmen yoluk kuşa döndüm.
  • date e hazırlanırken gelen vazgeçme hissi
    tam fönü çekip rimeli sürdüğüm an gelen 'şimdi kim gidip bütün hayat hikayesini o adama en baştan anlatacak' bezginliği resmen modern çağın vebası. sırf yüzümdeki o kadar badana boşa gitmesin diye evden çıkıyorum yoksa pijamaları çekip yatmak varken elin herifine iki saat yapmacık gülümsemek bana şu an zulüm geliyor. kesin yine hesabı öderken gereksiz şov yapacak birisi çıkacak, şimdiden ruhum çekildi valla.
  • işe yaramayan leke serumlarına dökülen paralar
    yahu sürdüğüm asitlerle yüzümü nükleer atık sahasına çevirdim hala o inatçı sivilce izi bana mısın demiyor. influencer önerisiyle aldığım o pahalı şişelerin haddi hesabı yok, cildim parlamaktan deniz fenerine döndü ama lekeler hala orada sapa sağlam duruyor. hani 28 günde porselen gibi olacaktık, hani bebek popusu kıvamı? kandırıldık resmen.

    gece ayrı gündüz ayrı rutin yapacağım diye kimya laborantına döndüm evde. yok c vitamini okside oldu mu, yok retinol cildi kuruttu mu derken hem param bitti hem de sinirlerim laçka oldu. bu gidişle lekelerimle barış imzalayıp hayatıma dalmaçyalı olarak devam edeceğim, en azından stresten yenisi çıkmaz belki.
  • sabah akşam at kılı fırçasıyla bacak kazımak
    millet estetikle yağ aldırırken biz amele gibi bacaklarımızı kıpkırmızı olana kadar haşat ediyoruz, neymiş kan dolaşımı hızlanacakmış. yemin ederim kendimi haradaki yarış atları gibi hissetmeye başladım, tek eksiğim küp şeker. selülitler gitmezse o fenomenleri dava edicem haberi yok hiçbirinin.
  • dolar kurunun kozmetik alışverişine etkisi
    kız sephora indirim dönemi bile kurtarmıyor artık bizi, resmen güzelleşmek lüks tüketim oldu çıktık.

    valla gidip bim aktüel ürünleri kovalamaktan cildim kurudu, acilen ekonomik özgürlüğü olan bey bulup kura inat alışverişe çıkmam lazım.
  • retinol ile yılan gibi deri değiştirmek
    sürdüğünüzün ertesi sabahı bebek gibi uyanacağınızı sanıyorsanız büyük hayal kırıklığı yaşarsınız, bildiğiniz sürüngen gibi deri değiştirip haftalarca pul pul geziyorsunuz ortalıkta. o güneş kremini sürmeden balkona bile adım atarsanız, yüzünüzdeki lekelerle hayat boyu kanka olursunuz benden söylemesi.
  • pick me girl
    sırf flörtüne yaranmak için hemcinslerini saniyesinde satan ve ofsaytı bilen kadın imajı çizen o sinir bozucu tiptir. sabah akşam maskülen enerji övüp sonra niye üzüldüm diye ağlaması yok mu bitiyorum.
    (bkz: beni diğer kızlarla karıştırma)
  • ankara trafiğinde selektör tacizi
    ya adam resmen tamponumun içine girecek utanmasa, iki saniye bekleyemediği için arkadan taciz ateşi açıyor. valla frene bir asılsam o kaputundaki logoyu alnına monte edeceğim haberi yok.
  • sevgilinin trip atıp zeytinyağı gibi üste çıkması
    haksızken bile olayı evirip çevirip öyle bir anlatıyor ki sanırsın ben vatan hainiyim, beyefendi de masum köylü. bu erkeklerin içindeki sönmüş drama queen ateşini fazla yüz vererek biz harlıyoruz, net.
  • yapış yapış hissettirmeyen vücut losyonu arayışı
    dünyanın parasını verip aldığım o meşhur marka bile beni yağlı güreşçiye çevirmekten başka bir işe yaramadı. sürdükten sonra pijamamı giymek için çektiğim çileyi görseniz acırsınız, resmen yapışkanlı bant gibi geziyorum ortalıkta.
  • daha çok