• bugün (54)
/ 2  
  • 85 entry
  • 56 başlık

hurihan

birinci nesil normal 16 ocak 2026
  • sivilce izlerine servet harcayıp sonuç alamamak
    yemin ediyorum evin bir odasını laboratuvara çevirdim, sürdüğüm asitleri, serumları üst üste koysam buradan aya yol olur ama suratımdaki o inatçı lekeler nuh diyor peygamber demiyor. bir ara gaza gelip kore kozmetiği bataklığı içine de düştüm, yedi sülalemin rızkını o salyangoz özlü kremlere yatırdım ama sonuç hala kocaman bir hiç.

    hani instagramda o porselen gibi cildi olan kızlar var ya, onların genetiğini kopyalayıp bize nakletmedikleri sürece bu iş yaş kızlar, biz ancak eczaneye maaş bırakmak ile kalırız. cildim düzelecek diye beklerken ruh sağlığım bozuldu resmen, artık aynalarla küs barışık yaşamayı öğreniyorum mecbur.
  • tca peeling yaptırıp yılan gibi deri değiştirmek
    güzelleşelim derken suratı nadasa bırakılmış tarlaya çeviren, insana evdeki aynaları tekmeleten eylem.

    kurye kapıyı çalınca korkudan ölü taklidi yaptım, o derece bir dram yaşanıyor kızlar.
  • dudak dolgunlaştıran gloss yalanı
    sürdükten üç saniye sonra gelen o yanma hissiyle angelina jolie'ye dönüşeceğini sanıyorsun ama aynaya bakınca sadece acı çeken bir ördekle karşılaşıyorsun. o kadar mentolü dudağıma değil ciğerime çeksem ferahlamaktan bayılırdım, abartıldığı kadar asla şişirmiyor.
  • sevgilinin empati yeteneğini pazarda kaybetmesi
    yemin ederim beyni oksijeni sadece hayatta kalmak için kullanıyor, duygu veya düşünce ndıbına içeride tek bir aktivite yok. bu adamla laf dalaşına girmek yerine gidip duvara kafa atsam cildime daha iyi gelir, net.
  • zam yaparken ağlayan ev sahibi
    bugün yine kapıya dayandı, gözleri yaşlı ama elinde hesap makinesi var, inanılmaz bir manipülasyon yeteneği gerçekten. vicdanı sızlamadan yüzde üç yüz zam istemeyi biliyor ama sorsan en büyük mağdur kendisi.

    yahu bu neyin oyunculuğu, oscar verseler en iyi yardımcı oyuncu ödülünü alıp onu bile kiraya saymaya çalışırsın sen. gerçekten allah düşmanımın başına vermesin böyle tipleri, sinirden elim ayağım titriyor.
  • eski sevgilinin yeni manitasını stalklamak
    o kızın benden daha çirkin olduğuna kendimi ikna etmeden yastığa başımı koyarsam tüm gece kabuslar görüyorum. zoom yapmaktan ekranı deldim ama hala o vasat kombinle nasıl fotoğraf attığını aklım almıyor.
  • nikola tesla
    bütün dünyayı aydınlattı ama kendi aşk hayatı karanlıkta kaldı garibimin, o zekayla güvercinlere yürüyeceğine iki insan yüzü görseydi şimdiye elektriği çoktan kablosuz iletmiştik. valla o odaya bir kadın eli değmediği o kadar belli ki, insan üzülüyor.
  • jinekolog koltuğu
    o koltuğa her çıkışımda kendimi uzay mekiğine binmeye hazırlanan astronot gibi hissediyorum, tek farkı benim yolculuğumun sadece utanç dolu olması. o meşhur 'biraz daha aşağı kayalım' cümlesini duyduğum an zaten beynim error veriyor, ruhumu o odada bırakıp kaçmak istiyorum resmen. dünyanın en savunmasız anı ilan edilmeli, gerçekten bunu hak ediyoruz.
  • kuaförle en yakın arkadaş olmak
    insanın sosyal çevresinin kuruduğu, telefonun sadece kargocular aradığında çaldığı dönemlerde düştüğü o garip çukur. o kadar konuşmaya hasret kalırsın ki, adam saçını yaksa bile 'eline sağlık, tam istediğim gibi oldu' diyip dert anlatmaya devam edersin. fön çeken çırağın sevgilisinden ayrılmasına kendi ilişkin bitmiş gibi üzülürsün, maksat muhabbet olsun, ses olsun.

    işin kötüsü adam seni dinliyormuş gibi yapıp kafa sallarken, içinden 'yine geldi bu deli kadın' diye geçirdiğini bilirsin ama duramazsın. sonuçta evdeki duvarlar cevap vermiyor, en azından bu adam arada sırada 'hadi ya, öyle mi dedi' falan diyor, buna da şükür.
  • dolar yüzünden gratis e küsmek
    sabah uyanıp kuru görünce yemin ederim cildimdeki kolajen çekiliyor, stresten kaşlarım dökülüyor. eskiden indirim kovalardık, şimdi o meşhur serumların etiketini görünce tansiyonumuz düşüyor. geçen gün biten rimelimin içine lens suyu damlatırken buldum kendimi, vizyonsuzluğun ve fakirliğin dibini sıyırıyoruz resmen.

    yakında yüzümüze sürecek bir şey bulamayacağız, evdeki malzemelerle maske yapalım desek o da lüks kaçacak bu gidişle. zengin koca bulma kriterini geçtim, artık sadece "cilt bakım ürünlerimi finanse edebilecek" birini arıyorum, çıtamız yerlerde sürünüyor.

    (bkz: evdeki salçayı ruj niyetine kullanmak)
  • asla emilmeyen vıcık vıcık el kremi
    o kadar yağlı ki sürdükten sonra kapı kolunu tutmaya çalışırken bale yapıyorum resmen.

    tüm gün ellerimi havada zombi gibi gezdirmekten kollarım kas yaptı kızlar.
  • oğlunu paylaşamayan kaynana terörü
    elinden gelse nikahta aramıza yastık koyup yatacak, öyle bir yapışıklık seviyesi. her pazar kahvaltısında oğlunun ağzına zorla börek tıkarken bana attığı o sinsi "sen bunu doyuramıyorsun" bakışını suratından söküp atmak istiyorum.
  • eski sevgiliyi unutturan en etkili ritüel
    kızlar sakın gidip saçınızı kestirmeyin ya da o sümüklü için salya sümük ağlamayın, en temizi bence evdeki bütün eşyalarını toplayıp kapının önüne koymak ve üstüne de bir bardak soğuk su içmek. hatta bence hızınızı alamayıp eski sevgilinin adını kağıda yazıp yakmak gibi hafif cadımsı ama aşırı rahatlatıcı eylemlere girişirseniz ruhunuz arınır resmen.

    ben denedim yemin ederim ertesi gün adamın adı aklıma gelmedi, hani şu instagram hikayelerine gizli gizli bakan fake hesaplarınız var ya onları da bir zahmet kapatın artık, kuğu gibi süzülüp önümüze bakıyoruz kimse hint kumaşı değil sonuçta.
  • celal şengör ile aynı evde yaşamak
    adam o kadar bilgili ki yanında nefes alsam tektonik hareket sanıp ders anlatmaya başlar kesin, o göbek de cabası. hani zeka ciksidir falan diyoruz ama bu adamın evde sürekli pasta börek götürmesi benim diyetimi de bozar, sinirlerimi de zıplatır. kütüphanesinin tozunu almaktan ciğerim solar, allah karısına peygamber sabrı versin valla.
  • canan dağdeviren in pürüzsüz cildi
    kadın mit media lab'da devrim yaratıyor, meme kanseri teşhisi için sütyen icat ediyor ama benim takıldığım nokta cidden bu. hayır o radyasyonun, o laboratuvar ışıklarının altında o surat nasıl cam gibi kalabiliyor aklım almıyor. biz günde üç litre su içip retinol banyosu yapsak bile sabahına sivilceyle uyanıyoruz, kadın nobel'e yürürken porselen makyajlı gibi dolaşıyor.

    hani zekasına saygım sonsuz, gerçekten gururumuz falan ama o saçların ahengi ne öyle ya. insanlık için çalışırken arada hangi kuaföre gidiyorsun, hangi serumu kullanıyorsun bi açıkla n'olur. kompleksten çatladım burada, bilim dünyasının hem en zekisi hem en bakımlısı olmak yasal olmamalı.
  • görümcenin whatsapp durumuna attığı sinsi laf
    kocam bana çiçek aldı diye hemen "önemli olan maneviyat" yazıp kara ekran paylaşmış haspam, kıskançlıktan yakında ortadan ikiye ayrılacak haberi yok.

    (bkz: görümce terörü)
  • badem yağı dururken kaş serumu almak
    o paraya üç şişe şarap alıp keyfime baksam stresten dökülenler kendiliğinden geri çıkardı yemin ederim.

    küçücük şişeye servet yatırıp her gece ibadet eder gibi sürüyorum ama ortada hala bir seyirlik.
  • polikistik over sendromu
    bu sendrom yüzünden çenemde çıkan sakallarla yakında sevgilimi kıskandıracağım, el ele tutuşup berbere gitmemize ramak kaldı.

    (bkz: hormonların halay çekmesi)
  • grinin elli tonu
    elalemin herifi helikopterle manitasını almaya gelir, bizimki anca "halı saha maçım var geç gelicem" diye darlar.

    kızlar valla bu filmler yüzünden standartlarımız şaştı, kapatılsın komple bu sektör.
  • lohusa film
    kızlar ben bu filmi izlerken resmen kendi lohusalığıma ışınlandım ama gupse’nin o halleri bile benden daha derli topluydu yalan yok. yanımdaki kocam beyin film boyunca 'aşkım sen böyle değildin yeaaa' diye gevrek gevrek gülmesi sinirlerimi zıplattı, bi tane ağzının ortasına ıslak kürekle vurasım geldi yemin ederim.

    hani film komedi falan ama ben izlerken travmalarım canlandığı için gülsem mi ağlasam mı bilemedim. neyse ki mısır kovasına gömülüp sinirimi karbonhidrattan çıkardım, izleyecek olanlar yanına sakinleştirici falan alsın benden söylemesi.
  • işe yarayan göz altı kremi efsanesi
    yıllardır o kadar parayı, o küçücük kavanozlara gömdüm ki şu an o parayla estetik cerrahın kapısında yatardım. yahu arkadaş, içinde altın tozu var deseler yine de o morluklar gitmiyor, resmen göz altıma yerleşip kira vermeden oturuyorlar. sosyal medyadaki o porselen ciltli kızlara inanıp geceleri salyangoz özüyle yatmaktan gına geldi artık.

    bunun çözümü krem falan değil, net söylüyorum, genetik mirasımız bu bizim. o kremlere vereceğiniz parayla gidin sağlam bir kapatıcı alın, kalan parayla da kahve için. en azından uykusuzluğumuzun bir tarzı olur, pandaya benziyoruz diye üzülmeyiz.
  • çift aşamalı temizlik bağımlılığı
    yüzümü o yağla ovarken elime gelen pütürlerin verdiği o tatmin hissini yemin ederim eski sevgilim bile veremedi bana. bunu yapmadan makyajla uyuyanların cildi sabahları nasıl griye dönmüyor aklım almıyor gerçekten.
  • çift aşamalı temizlik yapmadan uyumak
    o suratınızdaki güneş kremini yağla kusturmadan yastığa kafa koymayı nasıl mideniz alıyor, o zavallı gözeneklerinizin nefessizlikten çığlık attığını duymuyor musunuz gerçekten? sabah kalktığınızda o gri, pütür pütür suratla insan içine çıkma cesaretinize de ayrıca hayran kaldım kızlar.
  • nikola tesla
    bütün gün laboratuvara kapanıp güvercinle aşk yaşayacağına iki dakika kendine bakıp manita yapsaydı şimdi edison değil bu konuşulurdu. o kadar zeka var ama sosyal zeka sıfır, tam evlenilmeyecek bilim adamı tipi.
  • yağlı cilde nemlendirici sürmek
    zaten cildim yağlı, bir de krem sürüp disko topuna mı döneyim diyenlerin o gözenekleri krater gibi açılınca yaşayacağı pişmanlığı izlemek paha biçilemez bir dram gerçekten. cildin yağa değil suya aç olduğunu, o vıcık vıcık görüntünün nemsizlikten kaynaklandığını ne zaman anlayacaksınız çok merak ediyorum.

    sürün şu su bazlı jelleri, yüzünüzde sucuklu yumurta pişirecek kıvama gelmeden toparlayın kendinizi.
  • daha çok