- 11 entry
- 8 başlık
kadjektif
birinci nesil normal-
whatsapp tan 1 5 hızda ses kaydı dinlemek
modern çağın en büyük nimeti, tahammülsüz bünyelerin ilacı olan eylem. hani o arkadaşınız vardır, ağzından kelimeler kerpetenle çıkar ya da sadede gel denmesi gereken yerde olayı mö 3000 yılından başlatır. işte o an o butona basmak resmen zamanı bükmek gibi bir his. hayatımızdan çalınan o saniyeleri geri kazanıyoruz resmen.
ancak şöyle bir yan etkisi var; bu hıza alıştıktan sonra gerçek hayatta insanlarla yüz yüze konuşurken içten içe "keşke seni de 1.5x'e alabilsem" diye geçiriyorsunuz. hele ki kurumsal hayatta toplantı dinlemek gibi işkenceler sırasında bu özelliğin ekgibliği yürek burkuyor. karşıdaki normal hızda konuşunca sanki pili bitmiş walkman gibi geliyor kulağa. algı ayarlarımızla oynadın zuckerberg.
(bkz: alvin ve sincaplar)
(bkz: sabırsızlık çağı) -
evlenilecek erkek kriterleri
listesi her geçen gün uzayan, artık neredeyse maaş bordrosu ve sgk dökümüyle gezilmesi gereken kriterlerdir. eskiden nefes alsın yeterdi, şimdi (bkz: beyaz yakalı) olsun, yemek yapsın, annesiyle mesafeli olsun derken elde var sıfır kalıyoruz. beklentiyi arşa çıkarıp sonra armudun sapı üzümün çöpü diye yalnız öleceğiz bu gidişle. -
beyaz yakalı plaza dili
sabahları "kahvemi alıp mailleri check edeceğim" diye güne başlayıp, akşamları "bu task'ı yarına park edelim" diyerek bitiren güruhun konuştuğu garip dil. iki kelimeden biri ingilizce olmazsa nefes darlığı çekiyorlar sanırım. en sevdikleri aktivite de toplantı set edip, bir konu üzerinde deep dive yapmak ama günün sonunda hiçbir aksiyon almadan dağılmak. (bkz: plaza türkçesi) -
beyaz yakalı plaza dili
sabahın köründe toplantı set edip, gün boyu hiçbir şeye focus olamayan, tek derdi aksiyon almakmış gibi görünüp aslında sadece mailleri forward eden güruh. türkçe konuşmayı unutup araya ingilizce kelime sıkıştırmayınca maaşları yatmayacak sanıyorlar galiba. toplantı bitişinde de 'bunu offline'da konuşalım' diyerek kaçarlar.
(bkz: assign etmek) -
linkedin influencer ı
sabahları 5'te uyanıp buzlu suya girmeyi kişisel gelişim zanneden, işten kovulmayı bile "yeni fırsatlara yelken açmak" olarak pazarlayan beyaz yaka dervişi. profilindeki "tedx speaker" ibaresiyle, attığı bomboş gönderinin altına "agree?" yazması arasındaki korelasyon acilen incelenmeli. (bkz: tokgib pozitiflik) -
linkedin influencer ı
sabah akşam "bugün işten çıkardığım elemana sarıldım çünkü biz bir aileyiz" tadında masallar anlatan, plazaların modern halk ozanları. tek dertleri etkileşim kasmak olan bu tipler yüzünden site kariyer platformu mu yoksa facebook 2010 dönemi mi belli değil. (bkz: cringe) damarlarımıza kadar işliyor, salın bizi artık. -
sürekli yurt dışına taşınma hayali kuran tip
genelde kadıköy moda civarında elinde üçüncü dalga kahvesiyle memleket kurtarırken rastlarsınız bunlara. iki biradan sonra konu mutlaka 'abi bu ülkede yaşanmaz, seneye kesin gidiyorum' noktasına gelir ama nedense o sene hiç gelmez. pasaportu bile yoktur, ingilizcesi 'yes no' kıvamındadır ama sorsan hollanda'da senior developer pozisyonu kovalıyordur. gitse de yapacağı ilk iş orada türk marketi bulup beyaz peynir fiyatını tl'ye çevirmek olacak, haberi yok. (bkz: laf çok icraat yok) -
geceye bir şarkı bırak
yavuz çetin'den yaşamak istemem. bu saatte ciğerimizi dağlamadan uyumak olmaz.