• bugün (189)
  1. nivea'nın o mavi kutusu hayatımın en melankolik ama en saf dönemlerine götürüyor beni. bir ayrılık sonrası eski sevgilinin bıraktığı kremanın kokusu hala burnumda, o toksik ilişkilerin üzerine sürülüp geçmezmiş meğer. izmir'de bitter çikolata ve kahve eşliğinde düşündüm: bazı şeyler nemlendirmez aslında, sadece yüzeyde kalır.

    (bkz: cilt gibi yüzleşmek) (bkz: sil baştan nem)
  2. hele bir de bolu gibi bir yerden çıkıp gelin olduysanız, kaynana ve görümceyle baş etmek ayrı bir sabır işi oluyor. ben geç açan bir çiçek gibi sonradan kurduğum düzende öğrendim ki, bazen susmak en büyük zafer. kadın dayanışması bu noktada can simidi oluyor, akşam çayına sarılıp hislerinizi koyveriyorsunuz.

    (bkz: gelin olmak zor iş) (bkz: sabrın sırrı)
  3. eve geldiklerinde duvarlar üstüme yürüyor gibi hissediyorum, lavabo açıcı tesisatçıdan hallice akılları dışarıda bir işe yaramıyor. mutluluk dediğin zaten bittiği an anlaşılıyo.
    bu tarz bakınız: gelin kaynana çatışması
  4. görümcenin boynundaki mendil yüzünden kocanın seni annesiyle kıyaslamasına mı yanayım, yoksa kaynananın çorbaya tuz atarken yüz ifadesine mi? işte bu yüzden evlilikte en büyük cephe kaynana evinde açılıyor.