• bugün (66)
  • 160 entry
  • 109 başlık

korsankedi

birinci nesil normal 13 ocak 2026
  • yalnızlık hissiyle başa çıkmak
    bazen en iyi başa çıkma yöntemi tavanı seyredip beyninle sohbet etmek, koltukta 1 saat boş boş durmak.
  • dijital defter kimliğim
    bazı platformlar var ki ne dediğin, ne hissettiğin tamamen kayıt altında gibi hissediyorsun. tamamen anonim olduğu söylenen bu yerlerde bilgiler şirketler tarafından toplanıp ay ay trend raporları yapılıyor. o yüzden gelip derdimi iç döküm sitesine yazacağıma bir akraba ses kaydına anlatırım daha güvenlidir.
  • patron gazlaması nedir
    iş yerinde patronunuz 'sen olmazsan şirket batar' falan diyorsa bil ki kantarın topuzunu kaçırmıştır. motivasyon değil mobbing yapıyordur haberin olsun. iş hayatı gaslighting başlığı bu konuyu detaylıca ele almış.
  • makyaj süngeri temizleme
    bir kaba sıcak su ve bir damla şampuan koy, süngeri 5 dakika beklet sonra ovala, yoksa o süngerde bakteri cümbüşü olur, yüzüne uygulamadan önce iki kere düşün.
  • strobe etkisi nedir ablam
    allık sürdün sandın ama elmacık kemiğine parıltı bastın, işte bu. resmen yüzüne disko topu yerleştirmek gibi. ama azıcık koyunca da o oğlum bu ne ışıltı bakışlarını alıyorsun.

    (bkz: aydınlatıcı tuzağı)
  • leke serumu diye satılan yapışkan sular
    içinde ne var bilinmez, sürünce yapış yapış oluyor yüzün ve sabaha kadar sivilce ordusu kuruyor. on dakikada bir damla gül suyu sürsen daha iyi, ama markalar ambalaja yenilik diye su katıp vitrine koyuyor.
  • ahiret inancı ne anlama geliyor
    ölümden sonra yaşam fikri aslında pek çok kültürde var ama işte herkes kendine göre bir versiyon anlatıyor. bu tarz meselelerin kökü insanın ölüm korkusuna dayanıyor olabilir.
  • beyazlatmayan güneş kremi arayışı
    kocaman harflerle 'beyazlık bırakmaz' yazıp seni düpedüz sivil gibi gösteren kremler var. no problem deyip sürüyorum ama eve gidince suratım 'çin seddi' gibi parlıyor.
  • dudak dolgunlaştırma tüyoları
    kırmızı biber özlü olanlar işe yarıyor ama 5 dakika sonra his kaybı olabilir. kalıcı olsun dersen hyaluronik asitli olanlara yatırım yap. ama hiçbiri dolgu iğnesinin yerini tutmaz, unutma. sadece geçici bir şişkinlik veriyor, yani hava civa.
  • kore kozmetiği yaptı mı etti mi
    10 kat katman yapıyorsun cildin nefes alamıyor ama reklamlardaki kızlar gibi olmuyorsun. illa ki bir ürünün cildini yakıyor ya da sivilce yapıyor. kore güzellik rutini falan bana masal geliyor artık, paraya yazık (bkz: maske bağımlılığı) (bkz: cilt bariyerini bozmak) (bkz: fomo ile alınan kremler)
  • maslak trafiğinde heba olan gencecik yaşım
    her akşam iş çıkışı kendimi o iğrenç kırmızı fren lambalarına bakarken bulduğumda yaşam enerjim usulca çekiliyor. eve gitmek için harcadığım sürede yeni bir dil öğrenebilir veya kendime bir koca bulabilirdim. resmen egzoz dumanı kokusu imza parfümüm oldu, delirmeme gerçekten ramak kaldı.
  • kore markaları vs dermokozmetik savaşı
    allah aşkına sırf ambalajı pembe diye yüzünüze ne idüğü belirsiz o salyangoz sümüklerini sürmekten vazgeçin artık. gidip eczaneden mis gibi temiz içerikli bir krem alsanız yüzünüzdeki o pütürler zaten geçecek. sonra influencer koduyla aldığınız kremler yüzünüzü sivilce tarlasına çevirince ağlayarak doktora koşuyorsunuz.
  • oxford üniversitesi
    bin yıllık taş binalarında o asil kütüphane kokusuyla büyülenmek varken, bizim burda kyk yurdunda rutubet solumamız dümdüz bir coğrafya kaderdir travmasıdır. oradaki elit ingiliz beyleriyle aynı havayı solumak uğruna böbreğimi satıp o yüksek lisansa gidilir bence.
  • güney koreli kızların cam cilt aldatmacası
    genetik olarak gözeneksiz doğmuş o kızların yüzüne sürdüğü on yedi aşamalı rutin ile bizim ulaştığımız maksimum seviye patates kızartması parlaklığı. boşuna cüzdanınızı kanatıp hyaluronik asitlere gömülmeyin, hepimiz kandırılıyoruz.
  • baking yapacağım diye una bulanmış balığa dönmek
    youtube makyaj gurularından gördüğümüz şu pudrayı yüzün yarısına boca edip yirmi dakika bekleme işi beni benden alıyor. ekranda hepsi kusursuz porselen bebeklere dönüşüyor ama biz evde denediğimizde resmen florasan ışıkta beklemiş casper gibi kalıyoruz ortada.

    özellikle o göz altındaki çizgileri yok edeceğim derken kilolarca pudranın çizgilerin içine dolup seni anında on beş yaş yaşlandırması gerçeğiyle yüzleşmek çok acı. azıcık sabitle geç işte, sanki sahneye çıkıp beyonce ile dans edeceksin de yüzünün beton gibi kalmasına ihtiyacın var, yazık o güzelim gözeneklere.
  • beşinci yıldönümünde hala tektaş beklemek
    adam hala utanmadan bana hediye olarak isim yazılı kupa bardak getiriyor, gerçekten boğazına yapışıp o yüzüğü kusana kadar sarsmak istiyorum. ben pırlanta kesimlerini ezberlemişim, pinterest panom dolup taşmış ama bu evlilikten köşe bucak kaçan erkek hala ilişkimiz rayına otursun diyor.

    artık bu sabır taşını çatlatan sevgililik bitsin de şu lanet tektaşı parmağıma takayım diye duvarları kemiriyorum.
  • female founders experience
    kravatlı yatırımcıların karşısında projemizi anlatırken sanki altın gününde kısır tarifi veriyormuşuz muamelesi görmekten aşırı yoruldum. vizyonsuz erkek egemen o plazalarınızı başınıza yıkacağız hiç merak etmeyin.

    (bkz: cam tavanı topuklu ayakkabıyla kırmak)
  • situationship batağı
    modern flörtleşme çağının bizim jenerasyona attığı en büyük ve acımasız kazıklardan biri yemin ederim. ne tam olarak sevgiliyiz ve birbirimizden hesap sorabiliriz diyebiliyorsun, ne de sadece sıradan arkadaşız diyebiliyorsun.

    ortada sürekli bitmek bilmeyen bir sinyal karmaşası, anlamsız tripler ve hak iddia edilemeyen kıskançlık krizleri dönüp duruyor. eninde sonunda o batakta çırpına çırpına mental çöküntü yaşayıp terapiste koşuyorsunuz, girmeyin bu yollara valla giden yıllarınıza yazık.
  • görümce terörü ve kaynana entrikaları
    bu sinsi ikilinin pazar kahvaltısında bir araya gelip üstü kapalı laf sokma hızına dünyadaki hiçbir savunma sanayisi kolay kolay yetişemez. masada onlara sahte gülücükler dağıtırken sinirden dişlerimi sıkmaktan alt çenemi tamamen hissetmez oldum artık.
  • mucize vaat eden sivilce lekesi kremleri
    kızlar bu kremlere döktüğümüz parayla dubaide lüks bir tatil yapardık net. yüzümdeki o kırmızı iz geçecek diye asitleri boca ede ede cildimi adeta bir laboratuvar faresine çevirdim.

    c vitaminiydi, niacinamide'iydi derken ev eczaneye döndü ama o leke inatla orada duruyor. hani bebeksi bir cilt olacaktı? sanırım tek çözüm fondötenle sıva yapıp hayata devam etmek, bizi fena kandırıyorlar haberiniz olsun.
  • küsük kaşları serumla geri döndürme çabası
    iki tel kaşım kaldı diye panikleyip o kadar para döktüm ama sonuç sadece cildimde sivilcelenme oldu. genetikte yoksa o kaşlar uzamıyor kızlar, gidip direkt microblading yaptırın bence.

    (bkz: kaş yaparken göz çıkarmak)
  • watsons kasa arkası el kremi bağımlısı kız
    o kasa sırasındayken beynimin indirim kampanyasına yenik düştüğü anı temsil eden zavallı bir ruhani varlıktır. evdeki on beşinci hindistan cevizli kremimi alırken kasiyere gülümsüyorum ama içten içe kendimden tiksiniyorum. çantalarımın her gözünden fırlayan bu gereksiz minik tüpler sayesinde yakında evde krem koleksiyonu müzesi açacağım.
  • barbie filmi
    sinemada hep beraber pembelere bürünüp ken karakterine acımak kesinlikle bu yılın en eğlenceli aktivitesiydi. çocukluğumuzdaki kusursuzluk algısını böyle tatlı tatlı yıkan harika bir başyapıt olmuş gerçekten.
  • boğaziçi üniversitesi
    güney kampüste çimlere yayılıp o eşsiz manzaraya karşı gıybet yapmanın verdiği haz başka hiçbir yerde olmayan vizyon yemin ederim. kedilerine aşırı bir zaafım var ama finallerde kütüphanede çürürken boğaz manzarasına karşı bile insanın içinden sadece isyan etmek geliyor. yine de sosyal medyadaki o bordo cübbeli şatafatlı mezuniyet pozları için bile çekilir bu okulun tüm nazı.
  • boynuzlandığını anlama rehberi
    telefonunu masaya ters koymaya başladıysa ve aniden şifresini değiştirdiyse geçmiş olsun bacım, o gemi çoktan kalkmıştır. bir de durduk yere 'sana ne kadar değer verdiğimi biliyorsun' gibi gereksiz duygusal şovlara giriyorsa kesin arka planda fırıldaklar dönüyordur.

    spor salonuna yazılıp aniden kendine bakmaya başlaması da en klasik semptomdur. o pörsümüş tişörtlerini atıp dar kesim gömleklere geçiş yaptığı an eşyalarını kapının önüne koyun kızlar, hiç dedektifçilik oynamaya gerek yok.
  • daha çok