- 123 entry
- 90 başlık
-
barış alper yılmaz ın formayı sıyırması
sahada toptan çok kendi şovuna odaklanıyor gibi dursa da o formayı her kaldırdığında televizyonun içine düşmemek için kendimi zor tutuyorum. bir insan doksan dakika terleyip nasıl hala podyumdaymış gibi süzülebilir aklım almıyor gerçekten. -
evlilikte love bombing illüzyonu
yüzüğü parmağına takana kadar kapında kul köle olan o masal şövalyesinin, imzanın mürekkebi kurumadan kanepede göbeğini kaşıyan bir davara dönüşmesi trajedisidir.
kızlar gözünüzü seveyim uyanık olun, o baştaki muazzam ilgi seli sadece sizi o nikah masasına oturtana kadar süren çok ucuz bir vizyon şovundan ibaret. -
ayrılık acısını kredi kartı limitiyle unutmak
gidip kredi kartı limitini sonuna kadar zorlayarak o çok istediğin çantayı alıyorsun ve o vizyonsuz erkeğin numarasını her yerden anında engelliyorsun. ağlayacaksan da o yeni lüks çantana sarılıp ağla bari, gidip elin vasatına mı yanacaksın kızım? -
kuaför fırçası yememek için alınan minik şişeler
manikürcü kızın o yargılayıcı bakışlarına maruz kalmamak için her gece yatağa girmeden tırnak diplerime boca ettiğim sıvı altınlardır. ufacık bir damlasına böbreğimizi bırakıyoruz ama sabah uyandığımda o lanet etler yine de kurumuş ve yolunmaya hazır oluyor. resmen kozmetik sektörünün pembe fırçalarla bize kitlediği koskoca bir yalan ama indirim gördüğüm an kasaya depara kalkmaktan kendimi alamıyorum. -
erkek egosundan arındırılmış sohbet siteleri
manitamın bitmek bilmeyen boş tribinden kaçıp sinir krizi geçirmemek için sığındığım kadınlarsözlük sayesinde resmen ruhumdaki selülitler bile eridi. buradaki kızların toksik ama bir o kadar da haklı linç kültürü o kadar lezzetli ki, yemin ederim hiçbir erkeğin saçma sapan draması bana bu dedikodu hazzını veremez. -
dudak dolgunlaştıran parlatıcı terörü
kızlar allah aşkına iki milim dudak büyüteceğiz diye dudaklarımıza acı biber salçası sürmüş gibi gezmek zorunda mıyız cidden. sürdüğüm andan itibaren ağzımda volkanlar patlıyor ama aynaya bir bakıyorum sonuç hala dümdüz iki ince çizgi. acı çekmeye bayılan mazoşistler için üretilmiş sıvı işkence aletinden başka bir şey değil bunlar.
(bkz: güzellik uğruna çekilen acılar) -
strobing
yüze üç kilo aydınlatıcı sürüp gecenin karanlığında disko topu gibi parlama hezeyanı. o elmacık kemiklerinizden yansıyan florasan ışığı yüzünden karşıdan gelen şoförün gözü kör oluyor kızlar, biraz elinizi mi korkak alıştırsanız acaba. -
kaynana ve görümce ortak yapımı cinnet sebepleri
kızlar yemin ediyorum bu ikilinin yan yana gelip fısır fısır konuşmalarından balistik füzelerden korktuğumdan daha çok korkuyorum. kocamı aralarına alıp o pazar kahvaltısında bana bir sinsi sinsi bakışları var, sanki evlerine dışarıdan sızmış bir ajanım da gidip aile sırlarını devlete satacağım. mutfakta çay doldururken 'bizim oğlan bekarken şu keki ne çok severdi, her sabah yerdi' diye koro halinde bir muhabbet açıyorlar, sanırsın ben adama evlendiğimizden beri sadece kuru soğan ve taş yediriyorum.
bir de bunların o bitmek bilmeyen 'biz senin iyiliğin için söylüyoruz' kılıfına soktukları efsanevi laf sokma seansları yok mu, insanı çaktırmadan sinir krizinin tam eşiğine getiriyor. hayır biriniz canım oğluna, diğeriniz biricik abisine bu kadar hastaysa en başından söyleseydiniz de ben sessizce aradan çekilseydim, siz de o kutsal çekirdek ailenizle sonsuza kadar koyun koyuna yaşasaydınız. inanın bana ikisinin aynı anda anlaşıp bana gülümsediği anlar, açıkça kavga ettiğimiz anlardan psikolojik olarak çok daha yıpratıcı. -
sivilce izlerini silgi gibi silen krem yalanı
üzerinde mucize yazıyor diye gidip yarım maaş gömdüğümüz o meşhur asitli kremler sadece yüzümüzü yılan gibi soymaktan başka bir işe yaramıyor kızlar. pürüzsüz bir cilt hayaliyle o kadar asidi yüzümüze boca ettikten sonra izlerimiz geçmediği gibi üstüne bir de yanan kıpkırmızı bir domatese dönüşüyoruz. -
narsist erkek turnusolu
sürekli eski sevgililerinin ne kadar sorunlu olduğunu anlatıp her cümlenin başına ben ekliyorsa, masadaki kahveden bile rol çalan o dev egosunu masada bırakıp arkamıza bakmadan kaçıyoruz kızlar. siz konuşurken gözleri sadece arkanızdaki camda kendi yansımasına takılan bu canlıların kalbinde kendilerinden başka kimseye asla yer yok. -
evde kendi etini doğrayarak manikür yapan mazoşist
kuaföre bayılacağın o iki kuruşu kâr sanıp, paslı et pensiyle kendi parmaklarını kan revan içinde bırakırken hissettiğin fakirlik acısını ta burdan hissediyorum. ertesi gün o taşırılmış dalga dalga ojelerinle ofise gelip 'tırnaklarımı hep kendim yaparım' diye övünmen ise tam bir görsel terör yaratıyor. -
mauro icardi nin yaralı erkek aurası
kızlar itiraf edelim, hiçbirimiz bu adamın attığı gollerle falan ilgilenmiyoruz. adamın yüzündeki o 'karım beni yine terk etti ama ben hala ona tapıyorum' hüznü hepimizin içindeki o meşhur kurtarıcı kadın kompleksini feci tetikliyor. ekrandan uzanıp o boyalı sarı saçlarını okşayarak 'geçti canım, ben sana mis gibi ıhlamur kaynatırım' deme isteği uyandırıyor yemin ederim. ama bir yandan da bu kadar inanılmaz toksik bir döngüye nasıl böyle gurursuzca sadık kalabiliyor diye ekrana bakıp sinir krizi geçiriyorum.
wanda nara gibi hayatını pembe dizi entrikası seviyesinde yaşayan birinin elinde resmen pinokyo olmuş koca adam. hayır paran var, kılık kıyafetin fena değil, milyonlarca insan sana tapıyor ama sen gidip arjantin magazinine meze olarak acı çekmeye bayılıyorsun. biz buluşmaya beş dakika geç kaldı diye adama engeli basıp hayatımıza devam ediyoruz, icardi'nin düştüğü hallere bak. cidden erkek milletinin kendi kendine dram yaratmada ne kadar vizyonsuz olabildiğine bu beyefendi sayesinde tekrar tekrar ikna oluyorum. -
sinsi görümce ve mağdur kaynana kombosu
inanın bana bu ikili dünya üzerindeki en senkronize çalışan ve iz bırakmayan yegane suç örgütüdür. o melek yüzlü görümceniz abisinin yanında en yakın dostunuz kesilirken, yalnız kaldığınız saniye anasıyla göz teması kurup psikolojik şiddetin kitabını baştan yazar. nikah masasında o romantik imzayı atarken sadece kocanızla değil, karanlık bir yeraltı mafyasıyla da evlendiğinizi iş işten geçince anlıyorsunuz. -
istanbul trafiğinde bozulan cilt bariyeri
sarıyerden beşiktaşa inene kadar yemin ederim stresten saç diplerim geliyor, egzoz dumanı yüzünden o kadar para döktüğüm cilt bariyerim resmen çöktü.
yakında debriyaja basmaktan sol bacağım sağ bacağımdan iki kat kalın olacak, bizi bu çileye mahkum edenlerin de ruju hep dişine bulaşsın. -
c vitamini serumuna maaş gömen kadın
sabahın köründe o sarı asidi yüzüme boca edip ofiste yürüyen florasan lamba gibi kör edici bir parlaklıkla geziyorum. cam gibi bir cilt uğruna o minicik şişelere yarım maaşımı gömmekten de asla vazgeçmeyeceğim, yüzü leke içinde gezen sivilceli kezbanlar düşünsün. -
mutlu evliliğin tek ve kesin sırrı
adama her kavgada hayatım gerçekten sen haklısın diyerek konuyu anında kapatmak ve arkasından hemen trendyol sepetini onaylamaktır. o haklı çıkmanın gururuyla televizyona geri dönerken ben yeni çantalarımla kargo yolunu gözlüyorum, sıfır stres bol huzur. -
kadınlarsözlükte toksik ilişki batağına düşmek
kızlar yemin ederim uykusuzluktan gözaltı torbalarım bağımsızlığını ilan etti ama o vizyonsuz ex'e ne cevap yazılacağını tartışmaktan çıkamıyorum buradan.
allah rızası için artık biri şu kızın telefonunu saklasın da hepimiz huzurla dağılıp rutin cilt bakımımızı falan yapalım. -
mauro icardi nin wanda nara takıntısı
milyon dolarlık adamın sahadaki o alfa karizmasını eve gidince wanda'nın kapı paspası olarak sıfırlamasına resmen sinir krizi geçiriyorum. kızlar yemin ederim bizden birine şu muamelenin çeyreği yapılsa adamı mahkemedeki donuna kadar alıp linç ederdik ama bu sarı kafanın o toksik draması bizi feci halde içine çekiyor işte. -
mert demir in sürekli yorgunmuş gibi bakması
kızlar bu adama bakarken benim kendi kendime uykum geliyor, hani her an sahnede bayılacakmış da bizden ambulans çağırmamızı bekliyor gibi bir hali var. şarkı söylerken bile nefes almaya üşeniyor sanki, o baygın cool bakışları atacağım diye resmen yaşam ünitesine bağlı kalma mücadelesi veriyor sahnede. vallahi izlerken tutup zorla koluna iki şişe serum takasım, ağzına da koca bir kaşık dut pekmezi sokuşturasım geliyor. -
narsist erkek turnusolu
eğer ilk buluşmada sadece ama sadece kendi hayatının ne kadar mükemmel olduğunu anlatıyorsa o masadan hesabı bile beklemeden depar atarak uzaklaşın. en ufak bir yapıcı eleştirinizde bile aniden mağduru oynayıp sizi dünyanın en kötü insanı gibi hissettiriyorsa geçmiş olsun, zehirli sarmala girdiniz.
kızlar yemin ederim bu tiplerin kalbi bir tek aynadaki yansımaları için atıyor, gidip gencecik ömrünüzü çürütmeyin şunlarla. -
leke giderici serum illüzyonu
yüzümüzdeki sivilce izleri geçecek diye her gece cildimize asit dayayıp sabah kıpkırmızı bir suratla uyanmaya resmen bayılıyoruz.
üç bin lira verip aldığım o minicik şişe bitince porselen bebek olacağımı sanmıştım ama yüzüm şimdiden patates tarlasına döndü. -
nivea q10 sıkılaştırıcı vücut losyonu
sürdüğüm an victoria's secret podyumuna fırlayacakmışım gibi bir his veren ama aslında sadece bacaklarımı yapış yapış yapan o meşhur losyon. hani böyle kutusunda on günde mucize falan vadediyor ya, inanın o on gün hayatım boyunca hiç bitmiyor. her banyodan sonra acaba bu sefer mucize gerçekleşir de o selülitlerim puf diye yok olur mu umuduyla kendimi resmen nivea fıçısına batırıp çıkarıyorum. sonuç? harika kokan, inanılmaz nemli ama hala yerçekimine kankalığı devam eden bacaklar.
kızlar allah aşkına kremle vücut mu sıkılaşır, kimi kandırıyoruz biz her yaz başı? hayır işin kötüsü o kadar güzel bir kokusu var ki insan sürmeden de edemiyor, resmen duygusal manipülasyon bu. spor salonunda dökmediğim teri yatak odasında kollarımı yorup bacaklarımı ovalayarak döküyorum. yakında kol kası yapıcam bunu süreceğim diye, galiba vadettikleri o meşhur sıkılaşma tam olarak bu. -
kore kozmetiği yorumlarında aklını yitirenler
kızlar allah aşkına o sümüklü böcek salgısını yüzünüze sürünce bir gecede porselen bebeğe falan dönüşmüyorsunuz biraz kendinize gelin. iki tane koreli cam gibi parladı diye ürün yorumlarında ölümsüzlük iksiri bulmuş gibi çıldırmanız beni gerçekten dehşete düşürüyor. alt tarafı basit bir nemlendirici sürüyoruz, dna sarmalınızı baştan yazmıyor bu ürünler uyanın artık şu pembe rüyadan. -
retinol sürüp yılan gibi deri değiştirmek
kızlar o çok övülen mucize kremi sürüp uyuduğum ilk gece sabahı aynada freddy krueger ile göz göze geldim. iki gram cilt bariyerini mahvetmek için o kadar parayı niye verdik harika bir soru gerçekten.
haftalardır fondöten süremiyorum çünkü yüzümdeki döküntüler yüzünden kertenkele gibi görünmek benim için gayet olağan bir duruma dönüştü. -
nikola tesla nın ıssız adam sendromu
bütün o çılgın icatları ve vizyonuna rağmen bizim gibi kızlardan bucak bucak kaçıp hayatını güvercinlere adaması tam bir red flag erkek hareketidir. madem o kadar zekisin git önce bir duygusal bağ kurma yeteneği geliştir de o muhteşem elektriklerinle bizi de bi aydınlat, vizyonsuz dahi. - daha çok