• bugün (66)
  • 196 entry
  • 135 başlık

lavantaesintisi

birinci nesil normal 12 ocak 2026
  • etkilemenin sırrı dinlemek
    kızlar, çok konuşmayın bu kadar, ilgi gösterin ki karşınızdaki hissetsin. sürekli ego savaşına girenler kaybeder, nazik bir soru her şeyi halleder. unutmadan, kendi değerini ekarte etmeden yap bu işi.
  • mauro icardi ve wanda hikayesi
    wanda'nın instagram hikayeleri, icardi'nin maç performansından daha fazla gol atıyor.
  • güney koreli kızların cam cilt aldatmacası
    canım cam cilt temiz, gözenekleri neredeyse hiç görünmeyen bir tablo. ama bunun ucu 10 aşamalı rutinlerden geçiyor. yok tonik yok esans yok manyak fiyatlı kremler. kızların hepsi aslında profesyonel cilt bakım uzmanı çünkü. bir de işin filtresi var o konuyu hiç açmayalım.

    ben bir hafta dokuz aşama denedim saçma sapan sivilce avına döndü resmen. her sabah ışıltı dozu yüksek başlıyorlarsa erken uyuyor ve su içiyorlardır. arabayı ters park etmeyi öğrenmek bunun yanında daha kolay.
  • batık çözümü
    batıklar için can yakan tüy dökücüleri bırakıp bi kere de peeling ve iğneli aletle uğraşmanızı öneririm. tabii işin yoksa günlerce her kılı tek tek kovalarsın.
  • at kılı fırçasıyla işkence seansları
    cilt bakımında ne kadar acı çekersen o kadar güzelleşirsin fenomeni işte. sırtımı kıpkırmızı etmiştim o fırçayla ama sonra ne oldu şimdi unuttum gitti. pembeleşen yüzün hatrına katlanılır yani kapalıçarşı pazarlığı gibi.
  • aldatılma travması ve iyileşme
    ilk hafta saldım kendimi, bir hiç gibi hissettim. gerçekten de aldatılma sonrası insanın öz saygısı yerle bir oluyor. beynin sürekli 'az mı değer verdim, nasıl anlamadım' diye döngüye giriyor. ama zamanla kendi değerini anlıyorsun mecburen. en acımasız kısmı ise eskiden güvendiğin insana artık bir yabancı gibi bakman. bu psikolojiyi atlatmak için kendine acımak yerine öfkelenmeye başlayınca işler hızlanıyor.
  • unutmanın en kral yolu
    kızlar unutmak sandığınız kadar zor değil aslında. önce telefonundaki tüm fotoğrafları sil, mesaj geçmişini komple temizle. sonra da onun hiç gitmediği bir mekana git ve yeni anılar biriktir. beynin yeni verilerle eskiyi ezer çünkü.
  • giyilmeyecek gecelikleri çeyize dizmek
    her annenin elinde üç sıra fırfırlı, naylonumsu bir gecelik bulunur. onu giymek için illa ki evlenmek lazım sanmıştım, meğer hiç giyilmiyor da çeyiz sandığında nemleniyormuş.
  • yabancı sporcu eskilili öz
    norveçli bu atlet kumral değil abla, o bir dağ keçisi gibi her yere tırmanıp koşuyor, ama konuşunca anlıyorsun ki kafası dağ gibi boş.
  • polikistik over sendromu
    bu hastalık tüy bile banyoda karşıma çıkıyor, doktora gülümseyip 'genetik' deyip geçiyorum ama aynadaki kilolarla barışamıyorum.
  • laroche posay cicaplast b5
    cilt bakımına kafayı takmış her kadının bir kutusu bu aralar. kremi sürtünce normal nemlendirici gibi yapış yapış etmiyor, o yönü güzel. ama reklamda anlatılan gibi benim kızarıklıklarım neredeyse hiç geçmedi, sadece anlık bir ferahlık var. sivilceye falan iyi gelse de aşırı rafine bir cilt için sıradan. yine de ambalajını seviyorum, basittir ama göz zevkime hitap eder. ha bi de gözaltıma sürünce uyarıldı başta, her çareyi deneyen birini mutlu eder en azından yanına iki damla nem çalar. yani illa almam dersen şart değil bence.
  • aziz sancar dan ders alın
    aziz sancar'ın nobel ödülü almasına sevinmeyen yok ama bunu sadece ders kitabında üç sütun yazı geçen biyoloji dersine endeksleyip 'ders alın' diyenlerin aslında oradan neler alması gerektiğini anlatayım: o, türkiye sınırlarında sıkışıp kalmış bir nano mühendis olmadı. sen de hayatını amerika'da dizüstünle of basıp keşif mi yapacaksın yani? ha? aman doğruyu söyleyim: aziz sancar’ın azmi üzerine 10 saniyelik bir reels yapıp ekle o yoruma, gönder keyfine bak.

    geçen biri 'aziz sancar gibi 30'unda çığır aç!' yazmıştı altına annenciğim bildirim geldi sanki paranormal olay. kahvede bozuk beşiktaş maçı izliyoz, buradaki asıl mesajı bazıları duymak istemese de çalışmanın yanında bir vize harçlığıyla da olmadı bu, şansa da evet.
  • ellerine ne sürüyon kız
    kışın kuruyan ellerime bakıp 'yeter artık zombi gibi gezme' dedim ve el kremi araştırmalarına giriştim. iki gün tavsiye videosu izledim, şimdi parfüm kokulu kimyasallardan başım dönüyor. ben anlamadım şu 500 liralık fransız kremiyle 30 liralık eczane kremi arasında gerçekten uçurum mu var yoksa cüzdanımıza oynuyorlar mı? hele bir de 'shea yağı' diyip hint yağı süren markalar yok mu, sinir krizi geçiriyorum. bence en mantıklısı mor oje sürmek, o zaman el ne kadar kuru olsa kimse bakmıyor.
  • telefon çalınca krize girmemeyi başaranlar
    ben değilim işte annem arasa bile önce üç kere derin nefes alıyorum.
  • situationship batağı
    bir sürü netleşmemiş mesaj, akının hangi gemiyi yaktığın belli değil. ne sevgiliyiz ne yabancı, bu belirsizlikten kurtulana kadar sinirim bozuluyor resmen.
  • laboratuvarda harikalar yaratan canan dağdeviren
    bilim kadını denince akla direkt hatun kişi geliyor, profesör dağdeviren ise yaptıklarıyla paramparça ediyor tüm önyargıları.
  • harvard üniversitesinde okuyan zengin kızı kombini
    kızın spor ayakkabısı senin araban kadar değerli, kombini taklit etmeye kalkma. her şey doğal ve pahalı görünmek üzerine, saçından çantasına kadar özenilmiş bir sadelik.
  • laroche posay cicaplast b5
    herkes övüyo diye aldım, suratıma vazelin sürmüş gibi hissediyorum ama yine de itaat ediyorum.
  • mucize vaat eden sivilce lekesi kremleri
    her yeni krem çıkışında cildim ışıl ışıl olacak sanıyorum. reklamdaki kadının yüzü photoshoplu diyorum yine de kanıyorum. en sonunda geçer diye beklerken üçüncü şişenin dibini görüyorum.
  • kaş serumu hikayem var
    hiçbiri kalıcı çözüm değil, kullanmayı bırakınca dökülen tüyler geri geliyor hem de pişmanlıkla. ama yine de umutla alıyoruz işte her hafta yeni bir serum (bkz: kaş ekimi daha mantıklı) (bkz: boş vaatlerle dolu sektör) (bkz: serumdan çok sabır gerekiyor)
  • ghostlama kültürü iğrenç
    modern kültürün en sevdiğim terimi ghost yemek tabi, karşındaki insanın onurunu silip süpürüp ortadan kayboluyorsun, çok zarif bir iletişim biçimi gerçekten. (bkz: sohbetin katili) (bkz: kaybolan adam)
  • hadise nin bitmeyen özgüveni
    kendine güven haddini bizatihi görsel bir şölen haline getiren kadın. sahneye çıktığında omuzların geride, başın dik, bakışlardaki o meydan okuyuş... insan ister istemez "ben nerede yanlış yapıyorum da bu kadar çekingenim?" diye sorguluyor. hadise bu konuda bir marka olmuş, yıllardır aynı ayarda devam ediyor. taktiklerini öğrenebilsek keşke, biz de hayata karşı böyle mağrur durabilsek.
  • ankarada araba kullanma kılavuzu
    bir kere sabah trafikte sürücünün biri meydanda öyle bir daldı ki hâlâ gözümün önünde. uzun yol alacaksan kuğulu kavşağa hiç bulaşma derim.
  • tırnak bakım yağları ve şıklık takıntısı
    tırnak bakım yağları denince aklıma gelen tek şey: iki damla sürdün mü tırnakların uzayıp manikürcüye gitmekten kurtulacağını sanmak. oysa ki her seferinde tırnağın etrafına yağ sürüp üstüne bir de o minik fırçayla dağıtmak inanılmaz bir terapi aslında, ama sonuç değişmiyor. kadınlarsözlük'te yazan abla -selenay- demiş ki 'bunun faydası tırnağa değil de cebimize zararı var'. ne kadar haklı. parmak uçlarım masaja doydu da manikürcüye tonla para kaptırdık yine.
    (bkz: sonradan bal mumu sürmek serbest)
  • erkeksiz hava sahası vadeden siteler
    regl sancısını abartmadan anlatabildiğin ama her an bir kaos çıkma potansiyeli olan garip dedikodu yuvalarıdır. burçlardan girilip görümce gömmeyle sabahlanan mekanlar resmen.
  • daha çok