- 133 entry
- 106 başlık
-
iş çıkışı spora gidip oradan date e yetişen kadın
sabah yedide kalkıp fondöteni yüzüme harç gibi sıvayıp plazada on saat beynimi yedikten sonra sanki gram yorulmamışım gibi kışlalarda sürünürcesine pilatese koşturuyorum.
oradan da çıkıp hiç terlememişim ve hep böyle mükemmelmişim yalanıyla iki kadeh bir şey içmek için o vasat herifle buluşmaya gidiyorum. modern kadınlık dedikleri bu kahrolası şey sırf bizi erkenden mezara sokmak için uydurulmuş koca bir eziyet yemin ederim. -
sürünce kirpikleri arşa çıkaran maskara
o kadar parayı basıp aldığınız sözde mucizevi maskaralarla gün sonunda panda gibi gezdiğinizi görünce resmen sinir krizi geçiriyorum. şu hayatta tek inandığım gerçek, indirime girdiğinde stokladığım o plastik fırçalı ucuz rimellerin yarattığı destansı takma kirpik etkisidir. -
ceset gibi duran göz altları için krem
şu minicik tüplere lüks araba peşinatı kadar para gömdüm ama maalesef o uykusuz vampir gibi duran suratımda zerre bir şey değişmedi kızlar. genetik morluklara sürülen o mucizevi iddialı içeriklerin hiçbiri etki etmiyor, boşuna reklam oyunlarına kanıp 15 mililitrelik gözyaşı şişelerine servet dökmeyin. sarı alt tonlu sağlam bir kapatıcıyı boca edip sahte bir aydınlıkla hayata devam etmekten başka çaremiz yok, gidin o parayla kendinize fıstık gibi ayakkabı falan alın. -
la roche posay cicaplast baume b5
yüzüme sürdüğüm anda beni yağ fıçısına çevirmesi yetmiyormuş gibi sivilce kusmama sebep olan sözde mucizevi krem. influencer tayfasının ballandıra ballandıra bitiremediği bu arkadaşı, bari cildim bariyer görsün diye umutlanıp aldım ama yemin ederim sanayideki motor yağını yüzüme sürsem daha iyi nemlenirdim. o beyazlık saatlerce geçmiyor, hayalet gibi geziyorsunuz evin içinde.
paramla nasıl rezil olurum isimli çalışmam resmen. bıyıklarımı ip ile aldırdıktan sonra bari kızarıklığı alsın diye dudak üstüme incecik sürdüm, iki gün sonra orada ergenlikten kalma gibi koca bir dağ filizlendi. hani bu her şeye iyi geliyordu, hani cildi bebek gibi onarıyordu? anladık fransız termal suyu falan da, benim yüzümde resmen paris banliyöleri gibi isyan çıkardı. cildiniz çöl gibi kuru değilse koşarak uzaklaşın. -
dolar artarken dyson hayallerinin suya düşmesi
indirim beklerken sepetimdeki cihazın fiyatı sabaha karşı dolarla beraber halaya kalkmış resmen. saçlarımı artık ocakta tost makinesiyle falan yakarak şekillendireceğim sanırım, ülkenin gidişatı tamamen o yönde. hayır yani bu saçma ekonominin faturasını neden hep benim havalı fön hayallerim ödüyor asla anlamış değilim. -
düğünde beyaz elbise giyen görümce
hanımefendi resmen kendi düğünüme benden daha kabarık ve bembeyaz bir elbiseyle gelip bütün gece sinsi sinsi etrafımda süzüldü.
allahım bana bu taşı çatlatacak sabrı verirken ona neden bir gram bile utanma duygusu vermemiş inanın aklım almıyor. -
cambridge üniversitesi kürek takımı
kızlar allah aşkına o nasıl bir gen havuzu öyle, inanın ekrana bakarken nefes almayı unuttum. hani sabah akşam sadece kürek çekip felsefe falan konuşuyorlar herhalde, başka türlü o kadar kusursuz olmalarının imkanı yok. gerçi yanlarına gitsek ingiliz kibrinden bize iki saniye bile bakmazlar ama olsun uzaktan izlemesi bile bir ömre bedel resmen. -
geçmiş hataları bile kapatan fondötenler
kızlar yemin ediyorum bunu yüzünüze sıvadığınız an o toksik ilişkinizin bıraktığı travmalar bile tamamen kapanıp pürüzsüz bir cilde dönüşüyor.
ama yapısı o kadar harç gibi ki, en ufak bir mimik yaptığınızda suratınızdaki fay hatları kırılacak diye korkudan bütün gün botokslu gibi hissiz gezmek zorunda kalıyorsunuz. -
eşinin yanında meleğe dönüşen görümce
inanın bana national geographic açıp yılan belgeseli izlemenize hiç gerek yok.
biz baş başayken üstüme zehrini akıtan o muazzam varlık, abisi odaya adım attığı an dünyanın en naif pamuk prensesine dönüşüyor ve ben her seferinde sinirden duvarları yumrukluyorum. -
yalnızlık perilerinin yokladığı o an
kızlar yalnızlık perileri geldiğinde hemen on aşamalı cilt bakımı yapıp eski flörtlerimi stalklayarak kendimi kusursuz ilan ediyorum. gerçi maskem yüzümdeyken yastığa sarılıp ufak bir sinir krizi de geçiriyor olabilirim.
(bkz: cilt bakımıyla yalnızlık savuşturmak) -
o vasıfsız narsisti hayatından çıkarma ritüeli
o size kendini bulunmaz hint kumaşı sanan manipülatif çöp poşetini kapının önüne koyduğunuz an resmen cildinizin parladığını göreceksiniz. arkasından ağlamak yerine gidin kendinize buzlu bir matcha latte ısmarlayın, inanın bana dünyanın en iyi anti-aging yöntemi bu toksik detoksu. -
istanbul trafiğinin cilt bariyerini yok etmesi
sabahın köründe o mis gibi yaptığım on iki aşamalı cilt bakımının e-5'e çıkar çıkmaz egzoz dumanı ve kornalar eşliğinde eriyip gitmesini izlemekten inanılmaz yoruldum kızlar. yan şeritteki o maganda minibüs şoförü üstüme kırdıkça stres hormonlarım yüzünden çenemde anında kistik sivilce çıkıyor, yemin ederim kortizol seviyem tavan yapıyor.
kuaförde harcadığım o üç saatin fönü daha ofise varmadan hava alayım diye camı iki milim açtım diye bozuluyor. hayata karşı bütün yaşam enerjimi o dur kalklar arasında bıraktım, fren gaz yapmaktan sağ alt bacağım sol bacağımdan iki kat daha kalın oldu, vücut simetrim bozuldu resmen. -
mobbingci müdürün sabah tripleri
sabahın köründe o 8 santim topuklusuyla koridorda terör estiren narsist direktörüme içimden saydırırken dışımdan gülümsediğim için yakında kalıcı yüz felci geçireceğim.
inanın bu kadının o devasa egosunu her gün pışpışlamak benim asitli peeling seanslarımdan bile daha çok yıpratıyor şu gencecik ruhumu. -
vizyonsuz erkek arkadaşa alınacak hediyeler
kızlar gidip o vizyonsuza dünya parası döküp akıllı saat falan almayın, eninde sonunda onu halı sahada unutup size sinir krizleri geçirtecek. gidin en ucuzundan düz siyah bir tişört alın, nasıl olsa o sığ beyniyle başka renk giymeyi akıl edecek kapasitesi yok. -
çikolata kisti
ismine kanıp tatlı bir şey sanmayın, bildiğiniz cehennem azabının rahimde vücut bulmuş halidir bu illet. her ay o malum dönem yaklaşırken acaba bu sefer hangi organıma yapışıp hayatımı zindan edecek diye kafayı yiyorsunuz. adını koyan doktor kesinlikle bir erkekti, neresi çikolata bunun bildiğin iç organlarıma atılmış sinsi bir kördüğüm yahu.
(bkz: regl sancısından duvarı tırmalamak) -
yüzüne kezzap dökmüş gibi gezen retinol kurbanı
bebek gibi cildim olsun diye geceleri o mucize denilen kremi sürüp sabahları yılan gibi deri dökerek uyanıyorum kızlar. güzelleşmek uğruna kendi yüzümüzü resmen kimyasalla yakıyoruz, sonra da leke kalacak korkusuyla güneş gören vampir gibi evde perde arkasında saklanıyoruz. porselen gibi olacağım derken cilt bariyerimi elime verdiler, eski sivilceli günlerimi mumla arayacağım hiç aklıma gelmezdi. -
kocanın nefes alışının batmaya başlaması
adamın salonda oturuşu, çay içişi, hatta sadece oksijen tüketerek varoluşu bile inanılmaz sinir bozucu bir hal alıyor. hani flört ederken "ne tatlı gülüyor" dediğiniz o adam var ya, işte o masada çorba içerken çıkardığı ufacık bir ses yüzünden bile ciddi ciddi cinnet geçirme eşiğine geliyorsunuz. evdeki incinlık falan değil batan, sadece onun evin içinde kapladığı hacim tahammül edilemez bir şeye dönüşüyor.
bir de o boş boş bakıp "hayatım neyin var, niye suratın asık" diye sormaları yok mu, insanı o saniye delirtir. ya seni gördüm, senin bu anlamsız rahatlığını, o kirli çorapları halının tam ortasına fırlatışındaki o arsız umursamazlığı gördüm daha ne olsun! boşanma avukatlarının numaralarını telefon rehberine pilates hocası diye gizli gizli kaydetmeye başladıysanız zaten çok geçmiş olsun kızlar, o imzalar kafada çoktan atılmış. -
kore kozmetiği ürün yorumlarındaki abartı
o güzellik influencerlarına inanıp aldığınız yapış yapış salyangoz kremleri yüzünüze sürünce sizi bir gecede porselen bebeğe falan çevirmiyor. lütfen sırf yüzlerce lira verdiniz diye o vıcık vıcık hissi bize muhteşem kore cam cilt parıltısı diye satmaktan vazgeçin artık. -
ayrılık acısını botoksla yenmek
o paspal için döktüğüm gözyaşlarına acıyıp hemen gidip dudak dolgusu yaptırdım ve inanın bana o iğneler kalbime batan acıdan çok daha iyi geldi. bütün gece ağlayıp cildinizi kırıştıracağınıza gidin yüzünüze can gelsin, o vizyonsuz varlığa zerre değmez. -
evlilik teklifi beklerken sinir hastası olmak
dört yıldır o tektaş kutusunu göreceğim diye adamın yaptığı her anlamsız sürprizde kalp krizi eşiğine gelmekten cidden yoruldum. lüks restorana gidiyoruz aha kesin yüzük çıkacak diyorum, cebinden anca halı saha maçı daveti falan çıkıyor. ben bu gidişle o beklenen romantik teklifi muhtemelen hastane odasında sinir krizi geçirip saçlarımı yolarken alacağım herhalde. -
eski sevgilinin yeni sevgilisinin paçoz olması
o kızı onun yanına yakıştırdığını gördükten sonra gelen 'ben bu vasıfsızla nasıl zaman harcamışım' aydınlanması ömrüme ömür katıyor. yemin ederim kızı stalklarken kendimi podyumda yürüyen devasa bir victoria's secret mankeni falan hissediyorum. -
evde manikür pedikür yapma yanılgısı
pazar sabahı gaza gelip bütün o tırnak penslerini masaya dizerek adeta bir açık kalp cerrahı edasıyla başlanan ama sonu hep kan revan içinde biten o hüzünlü eylemdir. sol elimle sağ elimin tırnak etlerini almaya çalışırken parmaklarımı öyle bir deşiyorum ki kan kaybından acile kaldırılmam an meselesi oluyor.
en sonunda yamuk yumuk sürülen o ojeye bakıp 'aman ne gerek var o kadar parayı kuaföre bayılmaya, tertemiz oldu işte' diye kendi kendimi kandırarak yara bantlarımla hayata tutunuyorum. -
fondöten kusan makyaj süngerini hayata döndürmek
o beyaz yağ sabununu süngere sürterken lavabodan akan leş gibi kahverengi fondöten nehrini izlemek bana inanılmaz bir terapi gibi geliyor. hayır anlamıyorum o küçücük sünger yarım şişe ürünü içine hapsetmeyi nasıl başarıyor, cidden bildiğin kara delik falan olmalı. yıkamaya her üşendiğimde yenisini aldığım için çekmecem bakteri yuvasına döndü ama dışarıdan sorsan cilt bakımı rutinimi asla aksatmayan kusursuz bir kraliçeyim. -
albert einstein ın tam bir toksik koca olması
tüm dünyayı değiştiren o devasa zekasını sadık karısı mileva'yı hayattan soğutup kendi kuzeniyle aldatmak için kullanan bu adam tarihin en büyük vizyonsuzu olabilir. sen kalk izafiyet teorisiyle evrenin sırrını çöz ama evde karına zorla kurallar listesi dayatan pespaye bir ilgi arsızı narsist modeline bağla, sinirden yemin ederim elim ayağım titriyor. -
kirpikleri arşa çıkaran maskara efsanesi
kızlar şu sosyal medyada gördüğümüz inanılmaz dolgunluk, sıfır topaklanma falan diye satılan o meşhur maskaraların alayı koca bir balon. influencer tayfasının kirpik lifting ve ipek kirpik üstüne boca ettiği o ürüne kanıp cebimizdeki son parayı da gidip kozmetik mağazalarına gömüyoruz. süreyim de gözlerim ceylan gibi irileşsin derken, anında birbirine yapışmış üç tel örümcek bacağıyla aynada bakakalıyoruz.
gerçekten hayatımın maskarası diyebileceğim o kutsal tüpü henüz bulamadım. sabah sürüp akşama kadar gözaltlarıma pandadan hallice siyahlık akıtmayan, temizlerken de kendi kirpiklerimin yarısını pamukta bırakmayan bir şey üretsinler artık. yüzlerce lira bayılıp aldığımız o güya dünyanın en iyisi dedikleri ürünler bile birkaç saate göz kapağına bulaşıp bizi yorgun mimiğine sokmaktan başka hiçbir halta yaramıyor maalesef. - daha çok