- 68 entry
- 45 başlık
-
kızılcık şerbeti fatih in vizyonsuzluğu
bu adamın anasının ağzının içine bakmaktan şaşı olması şaka mı? doğa'yı harcadı resmen, iki gram omurga göstersin diye ekranı kemiriyorum her cuma. yemin ederim aşk meşk değil bu, bildiğin travma yüklemesi yapıyorlar bize.
(bkz: ana kuzusu erkeklerden koşarak uzaklaşmak) -
aldatılınca kuaföre koşan kadın psikolojisi
kullandığımız en pahalı kapatıcı bile o herifin bize attığı kazığı kapatmaya yetmezken biz gidip saçımızı boyatarak evrim geçirmek peşindeyiz.
neyse ki kırık fön çektirince dünya bir süreliğine güzelleşiyor, yoksa katil olmamız an meselesi. -
salyangoz özlü kore kremleri
yüzüme sürerken kendimi sümüklü böceklerin kurbanı gibi hissettiren, o meşhur cam cilt vaadini sadece cüzdanımı boşaltarak yerine getiren aşırı abartılmış yapışkan sıvı. sabah uyandığımda koreli idoller gibi parlamayı beklerken yağlı güreşten çıkmış gibi uyanmam da cabası. -
sosyal fobiyi yenip ortamların içinden geçmek
eskiden kasiyere kolay gelsin derken sesi içine kaçan, otobüste düğmeye basmaya utanan ben; şimdi mekanda garsona kahve soğuk gelmiş diye tripleniyorum. hani o pısırık kız gitti, yerine içinden canavar çıkmış bir diva geldi sanki. valla bu değişim beni bile korkutuyor bazen, bir gün hızımı alamayıp milletvekili falan olacağım diye ödüm kopuyor.
işin komik tarafı da şu; yıllarca insanlardan kaçıp, iki tane motivasyon videosu izleyince birden ortamın assolisti moduna girmemiz. hayır yani bunun bir ortası, bir geçiş süreci yok mu bacım? ya görünmez oluyoruz ya da neon tabela gibi parlıyoruz, dengeyi bir türlü tutturamadık gitti.
(bkz: sessiz atın çiftesi pek olur) -
selülit kreminin koca bir yalan olması
dünyanın en tatlı para tuzağı olabilir kendisi. sürdüğün an o mentolün etkisiyle bacakların hafiften yanmaya başlayınca saf saf 'hah tamam işte yağlar çatır çutur eriyor' diye seviniyorsun ama eriyen tek şey o ayki kredi kartı limitin oluyor ne yazık ki. o portakal kabuğu görüntüsü, sen o lanet kremi sürüp streç filme sarınıp evin içinde penguen gibi gezsen de olduğu yerde duruyor.
mucize bekleyip kozmetik reyonunda servet harcayacağınıza gidin o parayla squat yaparken giymelik tayt falan alın, en azından psikolojik olarak bir faydasını görürsünüz. cildim nemlendi, yumuşacık oldu diye kendini avutanları pistten alalım, nemlendiriciye o kadar para verseydik zaten kraliçe elizabeth gibi gezerdik ortalıkta. -
evde manikür yapmaya çalışıp parmak doğramak
instadaki videolara kanıp gaza geldim ama banyo resmen teksas katlidıbına döndü. sol el neyse de sağ ele geçerken elim ayağım birbirine dolandı, etlerimi kestim yetmedi üstüne asetonu basınca anladım anyayı konyayı. üç kuruş kar edeceğim diye parmaklarımdan oldum, veririm parasını paşa paşa yaptırırım arkadaş. -
yağmurlu havada ankara trafiği
gerçekten inanılmaz bir olay, gökten iki damla su düştüğü an bütün şehir hipnotize olmuş gibi frene basıyor kızlar. hani sanırsın asit yağıyor da arabalar eriyecek, öyle bir korku, öyle bir panik havası. sabah işe giderken rimelimi sürmemiştim, dur kalk dur kalk yapa yapa o arada full makyajımı tamamladım, saçımı başımı düzelttim hala kızılay'a varamamıştım.
eve dönerken sinirden direksiyonu kemirecektim resmen, yan şeritteki beyefendiyle bakışa bakışa akraba olduk yol bitene kadar. vallahi bu şehrin gridir, bürokrasidir hepsini çekerim ama şu iki damla yağmurda felç olma huyuna tahammülüm kalmadı, olan benim güzelim süet botlarıma oldu debriyaja basmaktan. -
sınıf annesi
öğretmenin sağ kolu değil resmen gölgesi olan, whatsapp grubunda terör estiren o dominant kadın profili. sabahın köründe 'poyraz'ın suluğu kayıp' diye destan yazınca kafasını duvara sürtüp kıvılcım çıkartmak istediğim tiplerdir bunlar.
bi dur allasen zaten kocamdan yeni boşanmışım, bi de senin 50 liralık fotokopi parası darlamanı mı çekeceğim sabah sabah. -
feedback vermek
sanki biz bilmiyoruz ne halt yediğimizi, bir de karşıma geçmiş 'gelişim alanların var tatlım' diye bik bik ötüyor kenar dilberi. senin o gelişim alanı dediğin yere ben plaza dikerim, bana işimi öğretmeye kalkma sakın. yediğin haltları ik'ya anlatmıyorsam o da benim asaletimden, dua et o koltuğuna. -
batıklar yüzünden çileğe dönen bacak
kese yapmaktan derim inceldi ama o kıllar hala içeride halay çekiyor resmen, ne sürsem fayda etmiyor. nemlendiriciyi boca etsem de ertesi gün yine pütür pütür o lanet görüntü geri geliyor, lazer harici her şey koca bir yalan bence. milletin bacağı mermer gibi parlıyor biz hala kırmızı benekli alabalık gibi geziyoruz, gerçekten inanılmaz sinir bozucu. -
at kılı fırçası kullananlar
instagram fenomenlerinin gazına gelip aldım ama bacaklarımı yolunmuş tavuğa çevirmekten başka bir halta yaramadı. o portakal kabukları yerinde duruyor, ben de kızarmış bacaklarımla oturuyorum. -
sürünce elleri yağlı güreşçiye çevirmeyen el kremi
kızlar allah aşkına o pahalı markaların nesi güzel anlamıyorum, sürdüğüm an ellerim vıcık vıcık oluyor ve telefonun ekranı resmen parmak izi tarlasına dönüyor. instagramda story atıcam diye o küçücük tüplere servet dökmeyin, gidin eczaneden adamakıllı bir nemlendirici alın bitsin gitsin bu çile.
gerçi kime anlatıyorsam, yarın indirimde görünce yine koşa koşa stoklayacaksınız biliyorum. -
gece 3 te çift aşamalı temizlik yapan kadın
alkollü gelmişsin eve, ayakta duramıyorsun ama o yağ bazlı temizleyici o surata değecek, yoksa sabah siyah noktalarla uyanma korkusu resmen karabasan gibi çöküyor insanın üstüne. cildim porselen gibi olsun diye harcadığım eforla atomu parçalardım yemin ederim, bu neyin bedeli gerçekten anlamıyorum. -
instagramdaki mükemmel anne profilleri
sabahın köründe full makyaj ve fönlü saçla çocuğuna organik avokadolu tost hazırlayanları gördükçe telefona kafa atasım geliyor. biz daha rüyadan uyanamazken bu enerjiyi nereden buluyorsunuz, atom mu parçalıyorsunuz evde anlamadım ki. salın bizi artık, kompleksten komplekse koşturuyorsunuz insanı.
(bkz: sabah 6 da uyanıp pilates yapmak) -
kiraya yüzde üç yüz zam isteyen açgözlü ev sahibi
o dökülen mutfak dolaplarına saray muamelesi yapıp utanmadan üç asgari ücret isteyen teyzenin zehirli özgüveninden ben de istiyorum. canım sen o evi bu rutubetle anca rüyanda o fiyata okutursun, hadi başka kapıya. -
trafiğin açılmasını beklerken ruhunu teslim etmek
yan şeritteki adamın burnunu karıştırmasını izlerken panik atak geçirmeme ramak kaldı, resmen ömrümü yedi bitirdi bu şehir. eve gidene kadar o kadar yaşlanacağım ki manitam beni kapıda görünce babaanne sanıp elimi öpecek diye korkuyorum kızlar. -
baking tekniği
o kadar pudrayı göz altına boca edince kimse porselen bebek olmuyor kızlar, bildiğin yeni sıvası bitmiş inşaat duvarına dönüyor surat. instagram'da filtreyle güzel duruyor diye gaza gelip gün ışığına çıkınca un çuvalına kafa atmış gibi gezmenin alemi yok. cildinizi o kadar kurutmaya değmez, azıcık nemli ve canlı kalsın şu yüzünüz. -
hadise
o kadar marka giyiniyor ama içindeki o gurbetçi kızı asla susturamıyor, o parayla nasıl bu kadar rüküş olmayı başarıyor gerçekten hayret verici. neyse ki sesi güzel yoksa o saç rengiyle falan hiç çekilmezdi. -
görümcenin sürekli laf sokma çabası
kızlar yemin ederim ben bu kızı anlamıyorum, hayır yani ne alıp veremediğin var benimle? alt tarafı abinle evlendim, tapusunu üzerime almadım ki. her aile yemeğinde, her bayramda o sinsi gülüşüyle gelip "yengem de pek kilo almış, evlilik yaramış hiii" demez mi, saçını başını yolasım geliyor. bir de annesiyle göz göze gelip kıkırdamaları yok mu, tımarhanelik olmama ramak kaldı.
kendi hayatı bomboş olduğu için bizimkine sardığını düşünüyorum artık. geçen gün yaptığı keki övdüm diye bana "biz hazır kullanmıyoruz canım, el emeği bu" diye triplere girdi. sanki biz marketten alıp önüne koyduk. vallahi sabır taşı olsa çatlardı, ben yine iyi dayanıyorum bu ikiliye.
(bkz: allah düşmanımın başına vermesin) -
tırnak bakım yağı kullanıp mucize bekleyenler
kızlar şimdi doğruya doğru, o minicik şişelere dünyanın parasını verip her gece ritüel gibi tırnak diplerimize sürüyoruz ama bir gün unutsak ellerimiz sanayi sitesinden çıkmış ustaya dönüyor. limonlu zeytinyağı kürünü denemeye üşendiğimiz için bu kapitalist oyuna geliyoruz, o vıcık vıcık hissi de sırf "bakımlı kadın" triplerine girmek için çekiyoruz resmen.
hani o instagram'daki bebek gibi eller var ya, hepsi yalan dolan filtre güzeli, buna inanıp her gece ellerini yağa bulayıp uyuyan masum köylü kardeşim, sürdüğün o yağ tırnağını uzatmıyor sadece o anlık parlatıyor, gerçeği kabullen ve o şişeyi yavaşça yerine bırak.
(bkz: evdeki malzemelerle tırnak bakımı yapmak) -
love bombing
iki günde ruh eşi olduğuna inandırıp üçüncü gün sırra kadem basan manipülatif heriflerin ata sporu. biz de saftirik gibi iki güzel lafa kanıp anında gelinlik modellerine bakmaya başlıyoruz. -
ofiste masanın üstünden eksik olmayan el kremi
o kadar para döküp aldığım o minicik tüpü çantadan çıkardığım an yanımdaki o sinsi merve'nin yine mi krem sürüyorsun bakışlarına maruz kaldığım hededir.
yahu sürmeyelim de ellerimiz timsah derisine mi dönsün, hem senin sıktığın o ucuz parfümden daha güzel kokuyor benim hindistan cevizli kremim, haspam. -
mauro icardi nin o eşsiz ve toksik çekiciliği
ya kızlar bu adamın bakışlarındaki o hüzünlü ve serseri ifade beni benden alıyor ama wanda nara yüzünden girdiği haller resmen akıl tutulması. dünyanın en yakışıklı adamı da olsan toksik ilişki bağımlısı olmak böyle bir şey işte, resmen adamı çökertti bu kadın. keşke simge sağın ile falan olsa da biz de rahatlasak, bu kadar sadakat bünyeye zarar valla. -
kocanın nefes alışının bile batması
adamın varlığı o kadar batıyor ki salondaki koltukla bütünleşip oksijeni israf etmesine bile tahammülüm kalmadı. keşke saksıdaki çiçekle evlenseydim, en azından fotosentez yapıp havayı temizlerdi. -
sabah uyanınca dolar kuruna bakmak
en sevdiğim nemlendirici bile lüks tüketim sınıfına girmişken ben hala indirim kodu peşindeyim, rujumu tazelemeye korkar oldum resmen kozmetik alışverişi benim için bitmiştir. - daha çok