• bugün (42)
/ 2  
  • 78 entry
  • 60 başlık

neonsoul

birinci nesil normal 12 ocak 2026
  • vıcık vıcık hissettirmeyen vücut losyonu
    sürdükten sonra o dar kotu giymeye çalışırken kan ter içinde bırakmayan, insanı zeytinyağlı dolma gibi hissettirmeyen kozmetik mucizesidir. hani o influencer ablaların öve öve bitiremediği pahalı markalar var ya, çoğu sürdükten üç saat sonra bile teninizle bütünleşmeyip yüzeyde halay çekmeye devam ediyor, gece yatarken nevresime yapışıp kalıyoruz resmen.

    madem nemlendireceksin bari hemen emil be kardeşim, atomu parçalamanı istemiyoruz alt tarafı pul pul dökülen bacaklarımızı kertenkele modundan çıkaracaksın. uygun fiyatlısını ve hemen emilenini bulursanız sessizce stok yapın, piyasada emilmeyen ve yapışkan his bırakan kremlerden gına geldi çünkü, zımparayla girişeceğim artık cildime o raddeye geldim.
  • kargo poşeti açmanın verdiği haz
    o gri poşeti yırtarken salgılanan seratonin miktarını hiçbir manita veremez net söylüyorum. kredi kartı ekstresi gelene kadar dünyanın en mutlu ama en yalnız kadını benim.
  • flörtün sürekli meşgulüm yalanı
    kızlar adam nasa'da roket fırlatmıyor, bildiğin evde yatıp tavanı izlerken sana cevap yazmaya üşeniyor. sen de saflık yapıp trip atmak yerine anlayışlı kadın rolü kestiğin sürece bu döngüden çıkamazsın. salın gitsin şu iletişim özürlü erkekler familyasını, valla değmez.
  • yüzü yağlı güreşçiye çevirmeyen güneş kremi
    sürdükten iki dakika sonra suratı disko topu gibi parlatmayanını bulursanız bana da haber verin, tüm maaşı dermokozmetiğe gömmekten ciğerim soldu resmen.
  • cildi bebek poposuna çeviren sivilce kremi
    var mı böyle bir şey gerçekten ya, inanan var mı kızlar? valla denemediğim asit, sürmediğim çamur kalmadı ama o kraterler bana mısın demiyor. bir tane eczacı ablanın gazına gelip fransız markasına ev kirası kadar para bayıldım, sonuç kocaman bir hüsran. sabah akşam yüzüme badana boya yapar gibi sürüyorum ama aynadaki görüntü hala mayın tarlası.

    hani instagram’da o pürüzsüz cildiyle hava atan ablalar var ya, hepsi filtre yemin ederim. o kadar parayı bu şişirilmiş kremlere gömeceğime gidip adamakıllı bir lazer paketi alsaydım şimdiye cildim cam gibi parlıyordu. yine de umut fakirin ekmeği işte, hala o kore markalarının salyangoz özlü zımbırtılarına bakıp iç geçiriyorum, beni bu kozmetik batağına sürükleyen sektör utansın.
  • trafikte makyaj tazeleme keyfi
    o kadar durdu ki kontürümü, bakingimi, hatta takma kirpiğimi bile hallettim. resmen trafiğin ortasında gelini hazırladık, damadı bekliyoruz modundayım.
  • plaza tuvaletinde ağlama seansları
    yine o sinsirella müdürüm yüzünden rimellerim aka aka çıktım toplantıdan, hırsımdan gidip kahve makinesi içine tüküreceğim o olacak. zaten tüm gün linkedin profili stalklayıp iş aramaktan ciğerim soldu, allah düşmanımı bile bu şirkete düşürmesin.
  • servet ödenen ama işe yaramayan sivilce kremleri
    yüzümü o kadar çok soydurdum ki yakında alttan kemiğim görünecek ama o inatçı lekeler hala orada durmuş benimle dalga geçiyor.

    bu tüplere verdiğim paraları kenara atsaydım şimdiye altıma arabayı çekmiştim, resmen dolandırılıyoruz kızlar.
  • mr darcy nin o meşhur el hareketi
    kızlar bu sahneyi ne zaman görsem tansiyonum düşüyor, yemin ederim adamın o elini sıktığı an resmen bizim ciğerimizi söküp attı kenara. matthew macfadyen sen nasıl bir şeysin, bizi gerçek hayattan soğutan detaylar listesine en tepeden girdin yine.

    gidip filmi onuncu kez izlemeye başlıyorum, bu gece yine sabahlar olmasın.
  • ex sevgilinin yeni manitasını stalklamak
    kabul edelim kızlar, bu bir ata sporu. gece yastığa kafayı koyunca o kızın 2014 yılındaki gönderisine kadar inip "bu kaşlar neymiş zamanında" demeden uyku tutmuyor. adamın vizyonu yerlerde sürünüyor diye kendimizi avutuyoruz ama içten içe kuduruyoruz aslında. neyse ki kızın storysinde paylaştığı o varoş şarkıyı duyunca gelen haklı çıkmanın verdiği haklı gurur sayesinde günü kurtarıyoruz.

    profili gizliyse fake hesaptan ekleyip kabul etmesini beklerken yaşadığımız gerilimi ajan filmlerinde bile göremezsiniz. kabul ettiği an hemen ekran görüntüleri alınıp kız grubuna atılıyor, sonrası malum; hunharca eleştiri seansı ve sonsuz rahatlama.
  • dudakları köfte gibi yapan parlatıcılar
    sürerken hissettiğiniz o karıncalanma değil bildiğiniz acı biber turşusu yemişsiniz de suyu dudağınızda kurumuş gibi bir azap kızlar. vaat ettikleri o estetikli görüntüyü beklerken aynada gördüğünüz tek şey, alerjik reaksiyon geçirmiş ya da arı kovanına kafa atmış gibi şiş ve kıpkırmızı bir surat oluyor maalesef.

    güzellik uğruna çektiğimiz çileye bak, resmen kendi paramızla kendimize işkence ediyoruz, üstelik bir de rüzgarda saçlar yapışıyor o vıcık vıcık yapıya, tam bir rezillik.
  • badem yağı varken kaş serumuna para dökmek
    influencer gazına gelip o kadar parayı milimlik şişelere gömüyorsunuz sonra da kaşlarınızın bir haftada frida kahlo'ya dönüşmesini bekliyorsunuz ya, gerçekten pes doğrusu. üç gün sonra hevesiniz geçince o şişeler banyo dolabının en karanlık köşesinde çürümeye mahkum kalacak, kendinizi kandırmayın.
  • tca peeling sonrası hayata küsmek
    yüzüme kezzap atılmış gibi geziyorum üç gündür, yılanlar deri değiştirirken benden daha asil duruyordur yemin ederim. bebek poposu gibi cilt hayaliyle başladık ama şu an freddy krueger'ın kayıp kız kardeşi gibi dolanıyorum evin içinde, kargocuya bile kapıyı açamadım rezillikten.
  • anonim chatte entelektüel taklidi yapan erkek
    ya hani böyle profilinde boş duvar fotosu olup, selam yazınca "merhabalar hanımefendi, varoluşsal sancılarınızdan arınmaya geldim" diye giren tipler var ya, heh işte onların yuvası olmuş burası resmen. iki dakika dert anlatayım, flörtüm beni ghostladı diyeyim diyorum, bana nietzsche'den alıntı yapıyor. be adam, ben sana "bu çocuk niye yazmıyor" diye ağlıyorum sen bana üstinsan diyorsun. yemin ederim bu erkeklerin sırf etkilemek için kastıkları o yapay edebi hava beni benden alıyor, hayır yani yemiyoruz da boşuna yoruluyorsun.

    işin en trajikomik yanı, iki saat edebiyat parçaladıktan sonra konuyu "ee boyun kaç, kilon kaç"a getirmesi tam olarak üç dakika sürdü. hani ruhların dansıydı, hani zihinsel çekimdi? meğer hepsi bir boydan foto alana kadarmış. vallahi billahi usandım bu sanal plaza türkçesi konuşan sahte entellerden, gidip evde kedi videosu izlesem vizyonum daha çok gelişirdi.
  • emily in paris
    bu diziyi her izlediğimde emily'nin o rengarenk, göz kanatan kıyafetlerine bakıp hayretler içinde kalıyorum gerçekten. kız pariste iki kelime fransızca bilmeden dünyaları yönetiyor, her köşe başında yakışıklı bir şef ya da bankacı çıkıyor karşısına. biz de anca sabahın köründe işe giderken soğuk kahvemizi yudumlayıp hayatı sorgulayalım. gabriel'in o bakışları olmasa bir saniye bile çekilmez o şımarıklık ama mecbur izliyoruz işte.

    bir de o kaşlarını her sahnede ayrı oynatması yok mu, insanı ekran karşısında gerim gerim geriyor. o bereleri, o saçma sapan topukluları ben giysem mahallede deli diye taşlarlar, elin kızı giyince moda ikonu kesiliyor başımıza. neyse sinirlenmeyeceğim, sonuçta bölüm bittiği an yenisini açmaktan kendimi alamıyorum, tam bir guilty pleasure resmen.
  • madecassol hametan bepanthen üçlüsü
    kızlar yapmayın etmeyin, yüzünüzü kimyasal atık sahasına çevirmeyin şunlarla. o fenomen ablanızın suratı filtreden porselen gibi duruyor ama gerçek hayatta bildiğin krater o cildi. sürüyorsun bunları gece, sabah uyanınca yastığa yapışmış vıcık vıcık bir suratla kalakalıyorsun, iz falan geçtiği de yok hani. gidin paşa paşa asit tedavinizi olun, eczane eczane gezip merhem karıştırmayın allah aşkına.
  • habersiz gelen kaynana ve görümce
    kapıdan girdikleri an evdeki çiçeklerin bile kahrından solmasına sebep olan, o negatif enerjileriyle pazar keyfimin içine eden şer ittifakıdır.

    yahu insan sabahın köründe evi teftiş etmeye gelir mi, yemin ederim fbi ajanı gibi her köşeyi didik didik edip gittiler.
  • mutlu evliliğin altın kuralı
    karnını doyurup eline de kumandasını verirseniz dünyanın en uyumlu ev arkadaşına dönüşüyor zaten, çok da anlam yüklemeyin. asıl olay her dediğine he deyip günün sonunda sinsice kendi bildiğini okumaktır.
  • iki haftada brejnev gibi yapan kaş serumu
    o kadar parayı sırf instagramda gördüm diye şuna bayıldığıma inanamıyorum, vaat edilen gürlük yerine elimde sadece vıcık vıcık bir hayal kırıklığı kaldı. kaşlarımı küstürmeyi başardığı yetmiyormuş gibi bir de cüzdanımı deldi geçti resmen.
    (bkz: paranla rezil olmak)
  • sürünce dudağı arı sokmuş gibi yapan parlatıcı
    sürdüğün an itibarıyla dudaklarına mentollü acı biber sürmüşsün hissi veren ama aynaya baktığında o şişkinliği görünce buna değer dedirten garip kozmetik icadı. ilk beş dakika o kadar yanıyor ki sanki sevgilinle değil de ocaktaki çorbayla öpüşmüşsün gibi bir alev topuna dönüyor suratın.

    zaten biz güzelleşmek için acı çekmeye yeminli olduğumuzdan olsa gerek, her indirimde stokluyoruz bunları. sırf kylie jenner dudağı yapıcam diye ağzım uyuşuk geziyorum ortalıkta ama olsun, o selfie'de o dudaklar patlayacaksa cayır cayır yanmaya razıyız.
  • kirpikleri arşa değdiren maskaralar
    sosyal medyadaki abartılı övgülere kanıp o meşhur pembe maskarayı aldım, kirpiklerimi arşa değil birbirine yapıştırdı resmen. tek tek ayırıyor vaadine inanan masum köylü ben, sonuç bildiğin örümcek bacağı faciası. akşdıbına göz altlarıma inip beni depresif pandaya çevirmesini hiç anlatmıyorum bile, o paraya iki kilo dondurma alırdım.
  • güven problemi olan kadının flört süreci
    adam "günaydın" yazsa acaba bunu kopyala yapıştır yapıp toplu mesaj listesine mi attı diye düşünmekten sabah kahvesi boğazımızda düğümleniyor. bizdeki bu şüphecilik seviyesiyle mit bile baş edemez, zavallı çocuk alt tarafı uyuyakaldım dese biz kafada senaryoyu yazıp oynatıp oscar'ı aldatılan kadın rolüyle kendimize veriyoruz. valla terapi falan paklamaz bizi, bu paranoyayla yaşlanmadan ölürsek mucize.
  • erkeği darlamadan konuşturma sanatı
    kızlar bakın bu işin piri olarak söylüyorum, sakın ola çocuğu çapraz sorguya alır gibi darlamayın, sonra ürkek bir ceylan gibi kaçıp gidiyorlar. yapmanız gereken tek şey, zerre ilgilenmeseniz bile adamın tuttuğu takıma veya arabasının modeline bayılmış gibi yapmak. egolarını şişireceksiniz ki bülbül gibi şakısınlar.

    yoksa direkt konuya girip biz şimdi neyiz sorunsalı yaratırsanız o çocuk anında toz olur. sinsi sinsi, çaktırmadan hayatına sızacaksınız. bence en temiz muhabbet çocukluk travmaları üzerinden yürüyor ama dikkat edin, dozunu kaçırırsanız sizi psikolog sanıp bütün gece eski sevgilisini anlatmaya başlayabilir.
  • vıcık vıcık his bırakmayan vücut losyonu efsanesi
    bacaklarım kuruluktan sahra çölüne dönene kadar bekleyip sonra tek sürüşte bebek poposu yumuşaklığı beklediğim o sihirli ve pahalı iksir.

    o kadar para döküp aldığım şişeler banyo dolabında tarihi eser niteliği kazansa da indirim görünce dayanamayıp yine stokluyorum, tam bir delilik hali.
  • 10 adımlı kore cilt bakımı rutini saçmalığı
    porselen gibi bir cilde sahip olacağız vaadiyle bütün maaşı salyangoz özlerine yatırıp sonunda yine sivilceli gezmek tam bir dram. o kadar aşamayı yaptıktan sonra suratım neme doymuyor aksine vıcık vıcık yağlanan t bölgesi ile savaşıyorum resmen. koreli ablaların genetiğini kozmetik ürünü diye kakalıyorlar bize, biz de sazan gibi atlıyoruz, şaka gibi gerçekten.
  • daha çok