- 138 entry
- 111 başlık
-
situationship
flört desen değil, sevgili desen asla değil, karşı tarafın bağlanma problemi olan toksik erkek triplerini çekmekten resmen ciğerimin solduğu o meşhur modern zaman arafı. gece ikide atılan o malum uyudun mu mesajına kanmak suretiyle kendi kendimizi kandırdığımız yetmiyormuş gibi bir de duruma böyle afili bir isim takmışlar. kızlar gözünüzü seveyim şu zırvaya gençliğinizi harcamayın, niyeti gerçekten belli olan adam adını koymaktan köşe bucak kaçmak yerine gelir paşa paşa elinizi tutar. -
özgüven patlaması yaşatan minik detaylar
sabahları kalkıp buzlu suyla yüz yıkayınca falan gelmiyor o özgüven kızlar, kimi kandırıyorsunuz? asıl yöntem, seni terk eden o vasıfsız erkeğin yeni sevgilisinin çirkin olması gerçeğiyle yüzleştiğiniz o kutsal saniyede başlar. o saniye üzerinize inen o ilahi ben aslında tanrıçayım ulan aydınlanmasıyla yürüyüşünüz bile değişiyor, net bilgi yayalım. -
mobbingin adının yapıcı geribildirim olması
sürekli arkamdan iş çevirip sinirden saçımı başımı yolma seviyesine getiren toksik yöneticimin bana her gün düzenli olarak uyguladığı o meşhur kurumsal şiddetin yeni adı buymuş kızlar. projeyi aylarca tek başıma sırtlayıp bitiririm ama beyefendi sırf maile onu cc'lemedim diye bana toplantıda yarım saat zehir zemberek yapıcı geribildirim verir.
senin o yapıcı diyen ağzını yırtarım ama işte tazminatımı yakmak istemiyorum, sinirden masadaki detoks suyumu kafasına dökmemek için zor tutuyorum kendimi. -
selülit kreminin dünyanın en büyük yalanı olması
kızlar boşuna o markalara paraları saçmayın, kremlerin tek işlevi sürerken yaptığınız aşırı agresif masaj sayesinde kan dolaşımını hızlandırmaktan ibaret. yıllardır mucizevi at kılı fırçası ile birlikte bacağıma boca ettiğim kremlerin sonucunda cüzdanım hariç incelen hiçbir şey olmadı maalesef. eğer gerçekten işe yarasaydı bu sektör çoktan batmıştı zaten, göz göre göre hepimizi ayakta uyutuyorlar.
(bkz: cüzdanı incelten kozmetik ürünleri) -
çikolata kisti
ismi ne kadar tatlıysa kendisi o kadar lanet olasıca bir hastalıktır. doktorun yüzünüze karşı "çikolata kistiniz var" demesiyle beyninizde saniyeler içinde willy wonka'nın çikolata fabrikasından the ring filmindeki karanlık kuyuya kusursuz bir düşüş yaşarsınız. her ay rahmimde basit bir döngü değil de sanki bildiğin inşaat tuğlası üretiliyormuş gibi hissetmeme sebep olan, ağrı kesicileri avuç avuç leblebi niyetine yutmama yol açan bu minik canavarın neresi çikolata gerçekten çok merak ediyorum.
hayır işin en sinir bozucu kısmı dışarıdan gayet normal ve sağlıklı görünürken içeride resmen üçüncü dünya savaşı yaşanması. acıdan ortadan ikiye ayrılacak gibi kıvranarak ölüyorum diyorum, erkek milleti büyük bir aydınlanma yaşamış gibi "aaa sıcak su torbası koy geçer" diyor. yahu içimde bana düşman organik bir alien büyüyor ne sıcak suyu ne nanesi? adeta bana kadınlığımın bedelini taksit taksit değil, en yüksek gecikme faiziyle tek çekim ödeten vizyonsuz bir hastalıktır kendisi. -
ayrılık acısını ipek kirpik taktırarak atlatmak
kızlar o vizyonsuz narsist için ağlayıp bin liralık gözaltı kremlerinizi ziyan edeceğinize, gidin en pahalı kuaförde saç bakımı ve ipek kirpik yaptırıp düşman çatlatın. inanın o çöp herifin yokluğunun acısı en hafif o size sahte hesaptan bakıp kudururken, yeni flörtünüzle lüks bir mekanda kokteyl yudumladığınız an geçiyor. -
sürünce hortlağa çevirmeyen güneş kremi
o küçücük tüplere sırf yüzümü sivilce tarlasına çevirmesin diye servet ödüyorum ama güneşe çıkınca yine floresan lamba gibi parıl parıl parlıyorum. yemin ederim cildi yağlandırmayan o efsanevi güneş kremini bulmak ruh eşini bulmaktan bin kat falan daha zor. paranızı gidin o meşhur kore markalarına bayılın da en azından cildiniz adamakıllı bir uva/uvb koruması görsün.
(bkz: kore cilt bakım ürünleri) -
kızılcık şerbeti fatih in inanılmaz iticiliği
şu adamın ekranda belirdiği her saniye sinirimden televizyona yastık fırlatıyorum, yemin ederim toksikliğin vücut bulmuş hali bu. bi insan evladı hem bu kadar vasıfsız hem de nasıl bu kadar gereksiz bi özgüvene sahip olabiliyor aklım almıyor cidden. -
kocanın nefes almasının bile batmaya başlaması
eskiden mum ışığında gözlerime bakan o romantik prensin, şimdi salonda göbeğini kaşıyarak esnemesini izlerken içimden sessizce çığlık atıyorum. kızlar inanın o çok heves ettiğiniz prenses gelinlikleri sadece üç saat üstünüzde kalıyor ama o adamın salona fırlattığı kirli çoraplarıyla ömür boyu siz uğraşıyorsunuz. evlilik dedikleri şey kesinlikle muazzam bir kandırmaca, basbayağı yasal ve gönüllü hizmetçilik simülasyonundan başka bir şey değil. -
yüzde üç yüz zam isteyen vizyonsuz ev sahibi
kiranın üç katını isterken yüzü hiç kızarmayan o doyumsuz ev sahibimi, kornişi bile olmayan bu rutubetli döküntü sarayıyla baş başa bırakıyorum. gidip o kabarmış laminant parkelerine sarılarak hüngür hüngür ağlayabilirsin paşam. -
sürünce dudakta lav etkisi yaratan parlatıcılar
kylie jenner olacağız diye o dudaklara bildiğiniz asit döküp acıdan çığlık çığlığa kıvranıyoruz kızlar. yine de o minnacık şişik görüntüyü aynada gördüğümüz an tüm acıları unutup koşa koşa üçer beşer stokluyoruz, kimse aksini iddia etmesin. -
ev sahibiyle apartman boşluğunda saç başa girmek
kızlar inanın o kadar sinirlendim ki yüzde üç yüz zam isteyip sabahın köründe kapıya dayanan o görgüsüz kadının kafasında en sevdiğim porselen demliğimi paraladım.
şimdi karakoldan yazıyorum, umarım nezarethane nezih ve rutubetsizdir çünkü cildim neme karşı inanılmaz hassas. -
yale üniversitesinde okuyan türk erkeği
dünyanın en prestijli okulunda eğitim görüyorsun ama mesajlara dört saatte dönmenin seni inanılmaz gizemli yaptığını sanıyorsun. iq seviyen ivy league standartlarında olabilir ama duygusal zekan o kadar sürünüyor ki o şatafatlı yale kampüsünde yapayalnız ağlamanı falan diliyorum bazen. sırf o lacivert logolu sweatshirt ile havalı görünüyorsun diye senin o koca toksik egonu çekecek değilim, hadi paşam başka kapıya. -
eskişehir yolunda yaşlanan kadınlar
sabah evden porselen gibi çıkıp o lanet ankara trafiğinde sinirden bütün rujumu yemektir. bilkent köprüsüne gelene kadar kriz geçirip mimik yapmaktan alnımda oluşan çizgiler yüzünden botoks faturamı büyükşehir belediyesine göndereceğim. hayat enerjimi ve en güzel yıllarımı o bitmeyen kırmızı ışıklarda bıraktım kızlar.
(bkz: trafikte ağlayarak far dağıtmak) -
kraliçe arı sendromu
ya biz zaten şirketteki vasıfsız erkeklerin paşa egolarıyla yeterince uğraşıyoruz, bir de bu hemcinslerimizin sahte ceo tripleriyle mi savaşacağız? inanır mısınız koskoca departmanı lisedeki popüler kız grubuna çevirdi, bi toksiklik bi fitne fesat anlatamam. alt tarafı iki excel tablosu boyuyoruz kızım, sanırsın plaza senin üstüne tapulu da sürekli bizi ezmeye çalışıyorsun. -
güven problemi yüzünden fbi ajanına dönüşen kadın
biz o kadar çok yalan dinledik ki artık adam günaydın mesajı attığında acaba güneşi kiminle doğurdu diye anlık uydu görüntülerine falan bakıyoruz. telefonu masaya ters koydu diye basit bir kuruntu yapmıyoruz, direkt adamın yedi sülalesinin gbt'sini zihnimizde saniyeler içinde çıkarıyoruz. erkekler bize ruh hastası diyorlar ama kusura bakmayın, o muazzam altıncı hissimizle ortaya çıkardığımız ihanet dosyalarından çok rahat üç sezonluk netflix belgeseli çıkar. -
sürünce insanı florasana çevirmeyen güneş kremi
kızlar allah aşkına artık yüzümüze o iğrenç beyaz maskeyi yapıştıran kremleri övmeyi bırakın. neymiş efendim koruması çok iyiymiş. e korur tabii, yüzüme kireç çeksem o da ışını bilmem neyi dinlemez aynen geri yansıtır. güneşe çıkınca yüzümde florasan gibi parlayan, akşama da cildimi sivilce tarlasına çeviren o meşhur eczane markalarından gına geldi artık. bana su gibi emilen, sürdüğümde saçım başım suratıma yapışmayacak ve cüzdanımı da kara deliğe çevirmeyecek bir şey lazım.
şu popüler kore markalarına da dünya kadar para döküyoruz, yarısı gerçekten muazzam ama diğer yarısı tam bir yapış yapış hayal kırıklığı. lütfen bana bedava ürün geldiği için övdüğünüz değil, paranızla alıp gerçekten içinize sinen, makyajın altında pütür pütür dökülmeyen o efsane kremi söyleyin. yoksa yemin ederim bu yaz sokağa adım atmayıp evde perdeleri çekip vampir gibi yaşayacağım, en son o noktaya geldim. -
sosyal medyadaki en iyi maskara yalanı
kızlar kusura bakmayın ama o yere göğe sığdıramadığınız o efsane ürünlerin hepsi gün sonunda gözaltıma dökülüp beni uykusuz pandaya çeviren makyaj hataları oluyor. sırf influencerlar sponsorluktan para alacak diye iki tel kirpiği örümcek bacağı gibi gösteren maskara övülüyor ya, ekran başında sinir krizi geçiriyorum. gerçekte üç kat sürünce topaklanmayan ve o göz kapağına bulaşmayan maskara arayışım galiba ancak mezarda bitecek, sizin o abartılı yorumlarınıza hiç inanmıyorum artık. -
ucuz makyaj malzemesi batağı
beş liralık kapatıcıyla gözaltı morluklarını sileceğini sanan masumların hunharca içine düştüğü dramatik çukurdur. yüzünüzde açılan o devasa kraterleri kapatmak için asıl serveti sonra dermatoloğa dökeceksiniz, uyanın artık. -
tırnak bakım yağı yalanı
sırf şişesi minnoş diye servet döküp aldığınız o yağlar, stresten kanata kanata kemirdiğiniz kütiküllerinizi bir gecede bebek poposuna falan çevirmeyecek kızlar. yarısı soyulmuş iğrenç ojelerinizle o minicik şişelerden bari mucize beklemeyin diyorum, yemin ederim ellerinize bakarken benim gözlerim kanıyor. -
ayrılık acısına kesin çözüm
kredi kartının limitini sıfırlayana kadar deliler gibi kozmetik ve ayakkabı alışverişi yapıyorsun. ay sonu o devasa ekstre geldiğinde inanın bana ortada ne aşk acısı kalıyor ne de eski sevgili, sadece bankaya karşı hayatta kalma mücadelesi başlıyor. -
yüzü vıcık vıcık yapmayan güneş kremi tavsiyeleri
sürdüğüm an yüzümü tavada unutulmuş kuyruk yağına çevirmeyen mat bir güneş kremine evimin tapusunu devredebilirim kızlar. o sözde su bazlı dediğiniz parıl parıl parlatan leş ürünleri övmeyi bırakın artık, yakında ufo sanılıp nasa tarafından ihbar edileceğim. -
badem yağı dururken kaş serumuna servet ödeyenler
iki tel kaşım gürleşsin diye o bir damla suya yarım maaşımı gömdüm ama sonuç hala şabaniye gibi kel bir kaş alt yapısıyla gezmem. bir de her sabah aynanın dibine girip çıkan o tek sarı tüyü halay çekerek kutluyorum, yemin ederim akıl sağlığımı bu kozmetik masalları bitirdi. -
kore kozmetiği yorumlarındaki o tuhaf abartı
güya sürünce yüzümüzü filtreli gibi yapacak olan o cam gibi cilt yalanlarına inanıp bütün cüzdanımı boşalttığıma inanamıyorum.
kızlar vallahi billahi o yerlere göklere sığdırılamayan sümüklü böcek özlü kremler anadolu genetiğimize işlemiyor, sivilceden resmen mayın tarlasına döndüm. -
özgüven fukarasından alfa dişisine dönüşme yolları
hemen gidip o toksik ex'inizin yeni manitasının sizden ne kadar vasat olduğunu kız grubuna atıp sabaha kadar itinayla gömüyorsunuz. ertesi gün en pahalı kırmızı rujunuzu sürüp sokağa adeta dünyayı siz yaratmışsınız gibi bir kibirle çıkmak inanın bana piyasadaki tüm psikolojik terapilerden daha hızlı sonuç veriyor. - daha çok