• bugün (43)
/ 2  
  1. bu dizideki stil danışmanı kimse kesinlikle başrolden nefret ediyor olmalı. yani sabahın köründe o cart renkleri, tüyleri, payetleri üst üste geçirip ofise gitmek hangi evrende şıklık sayılıyor anlamadım. biz sabahları kahve makinesinin düğmesine basacak enerjiyi zor bulurken hatun podyuma çıkar gibi kruvasan almaya gidiyor, o arnavut kaldırımlı paris sokaklarında o iğne topuklularla nasıl bileğini kırmadan yürüyor o kısım zaten tam bilim kurgu.

    işin aşk meşk kısmına gelirsek o gabriel denilen adam resmen yürüyen kırmızı bayrak ama sırf fransız ve şef diye peşinde koşuyorlar. alfie gibi ingiltere prensi kılıklı adam varken bu kararsız şefe takılıp kalması vizyonsuzluğun zirvesi. sinir krizleri geçirerek izliyorum ama yeni sezon gelse yine ilk gün bitiririm o ayrı.
  2. gabriel o mutfaktan her çıktığında benim kalbim teklemezse namerdim ama o kızın giydiği palyaço kostümleri yüzünden göz tansiyonum fırladı resmen. bu kadar yakışıklı adamların vizyonsuzluğuna tahammül seviyem eksiye indi.

    (bkz: gabriel için emily in paris izlemek)