• bugün (110)
  1. vitrinde görünce bin türlü mana yüklediğimiz kelimeler var ya, mesela self-care diyip aslında sadece bir maske alıp eve dönüyoruz. şu 'work-life balance' mevzu bahis olduğunda ise hiçbirimiz istediğimiz dengeyi bulamadan çekmecede eski bir tarak gibi duruyoruz. eski eşyalar gibi bu kelimelerin de ne zaman toprak olacağını merak ediyorum sahiden, hepsi bir gün formikaya dönüşecek ama önce bir on yıl dolaşacaklar dilimizde.
  2. kendini yeniden kurmak öyle bir sözlük istiyor ki, kimse bu terimleri ilk günden doğuştan bilmiyor. boundary çizmek, hard pass demek, enerjini koruma altına almak; hepsi bir yıkımdan sonra öğrenilen şeyler. her birini acıyla ya da uyanışla öğrendik, ama artık kullanıyoruz ve geri adım atmayı düşünmüyoruz. bu terimler bir lüks değil, kendini ayakta tutma refleksi.