-
yüzüme çamur sürsem daha pürüzsüz duracak ama gidip en ucuz fondöteni alıyorum ve gün ortasında ompa lumpaya dönüşüyorum. bari üç kuruş verdik diye sevinirken cildimde patlayan sivilcelerin tedavi masrafı aylık kiramı geçiyor. indirim sepetinde ezilme pahasına kaptığım o parlatıcı da bildiğin simli un kızlar, resmen ayaküstü kandırılıyoruz.
-
sabah evden çıkarken bembeyaz, kusursuz bir tenle fırlayıp, öğlen ofis tuvaletindeki o florasan ışıklı aynada kendi umpa lumpa suratınızı gördüğünüz an yaşanan o tarifsiz yıkımdır. yüzünüz boynunuzdan net üç ton koyu ve bariz şekilde çiğ bir turuncu renge bürünmüştür.
hayır altına o kadar baz sürdüm, üstüne pudra geçtim yine de o havayla temas ettiği anki paslı demir rengine dönüşmesine engel olamadım. indirimden bedavaya aldım diye sevinirken o fondöteni çöpe atışım ve tüm gün insan içine o boynu ayrı suratı ayrı renkle çıkmam bana büyük bir hayat dersi oldu. ucuz etin yahnisi cidden suratımda patladı.
-
sabah sürdüğünde ne kadar güzel duruyor ama öğlen olduğunda yüzün turuncu bir havuç rengine dönüşüyor. sarı alt tonlu olduğunu düşünen cildim akşamüzeri portakal rengi bir meyveye evriliyor. bir de üstüne yağlandı mı tam bir felaket. parasından geçtim, utancına yanarım.
(bkz: self-checkoutta allık sürer gibi numarası yapmak)