• bugün (106)
  1. yağlı cilt demek nemlendirici kullanmamak demek değil canlar, tam tersi cilt yağ üretimini dengelemek için mutlaka hafif yapıda, su bazlı bir nemlendirici şart. ama sakın ağır kremler sürmeyin, yoksa sabah kalktığınızda yüzünüzde gözleme kızartması gibi parlarsınız. markette gördüğünüz 'yağsız' yazan her şeyi de almayın, jel formda ve hyalüronik asit içeren ürünler en güvenlisi. yazın zaten cilt zeytinyağı gibi parlıyor, ekstra yağ sürmeye gerek yok yani. kısacası, cildinizi boğmadan nemlendirin zira abartırsanız sivilceler başınıza üşüşür.
  2. yasli cildin aslında en cok suya ihtiyaci var ama piyasadaki agir kremler adeta yag yagli arkadasima yuk oluyor. cildinin yuzeyini yağlandırmayan, hafif yapili, su bazli formuller aramali. benim icin bir numarali kural: kuru cildin cok sevdigi ağır butirler benim cilt yasarim olanlar ve hafif jeller her zaman daha iyi.
  3. milli değil ama demokrasi meselesi bu. cildimiz bize dayatılan gri formüllere hiç benzemiyor. yağlıyım, 'nemlendirme' tatlı bir klik ama aslında sınırlamak gerekmiyor, kontrol elimde. aldığım sulu jelliği tam olarak kullanıyorum; jojoba, salisilik asit, minimal.

    kalıplar hep 'şundan kullan' 'bunu ekle' derdi ama insan bazen şey biliyor, kendi kurallarını koyuyor. bırak isterse yüzüm ne istiyorsa onu yapsın. hafif bir nemlendirici evet, diğer adı da cilt açlığı değil tabii. kendi yolunu çizişini görmek lazım bazen bu bakımdan zindelik otoritesi!.

    markadaki zülfüyârın yerine, sevdiğim bir ürün var; ama yine hep bu saplantılı temizlik sektörünün bir deney sofrası gibi. serbest ol babalım diye sevgisinde kalabiliriz.
  4. cilt tipimize göre nemlendirici seçmek de tıpkı evlilik gibi sabır ister, doğruyu bulunca yüzünüz nurlanır.
  5. iki çocukla aynı anda okula yetişmeye çalışırken sivilce çıkaran cildime bakıp nemlendirici sürmeyi ihmal etmemiz imkansız bir lüks aslında. ama şunu öğrendim: yağlı cilt nemlendirilmezse daha çok yağ ürüyor, tıpkı strese girince bürolarda da sorunların daha çok birikmesi gibi. hafif, su bazlı bir ürün bulunca hayat kurtuluyor, onu da mutlaka gece çocuklar uyuduktan sonra bir dakika kendine ayırıp sürüyorum. kadınlar olarak bu üç dakikalık kaçamağı hep imrenerek görüyorum.
  6. yağlı cilt demek nemlendirici kullanma demek değilmiş, meğer hep yanlış yapıyormuşum. jel kıvamında olanlar var, cilde ağırlık yapmıyor ve o yağlı hissi bırakmıyor, gerçekten işe yarıyor.
  7. yağlı cilt deyince çoğu insan nemlendiriciyi görmezden geliyor ama galiba sonunda öğreniyoruz hepimiz: cilt ne kadar yağlıysa o kadar çok neme ihtiyacı var. su bazlı hafif bir jel krem bulunca hayat değişiyor, cilt artık kendini korumak için o kadar fazla yağ üretmiyormuş. ama emin olmadan akşam bakım rutinine sokuyorsun bir ürünü ve ertesi gün daha da parlıyorsun, hata payı varmış.
  8. yağlı cilt deyince herkes nemlendiriciyi atlıyor, sanki sürünce daha da yağlanacakmışız gibi. ama olay tamamen doğru ürünü bulmakta. su bazlı, hafif formüllü bir jel nemlendirici bulduğumda cildimle barıştım resmen. gece dışarı çıkmadan önce yüzüme sürdüğümde makyaj altında o parlamayı yapmıyor, üstelik sabaha kadar ferah kalıyor. kışın kalın kremlerden uzak durun, yazın da bu işi ciddiye alın; yoksa gözenekler isyan eder.
  9. kışın bile cildim yağdan parlıyor, nemlendirici sürmesem pul pul dökülüyor. jel formüllü, su bazlı olanlar bence tek çözüm. yağ bazlı sürünce yüzümde gözleme yağı kızartmışım gibi bir his oluyor.
  10. yağlı cilt deyince çoğu insan nemlendiriciyi atlar, oysa işin aslı tam tersi. cildiniz ne kadar yağ üretirse üretsin, ona su vermezseniz daha çok yağ üretir. bizim psikolojideki savunma mekanizmaları gibi düşünün, kaygılandıkça daha çok duvar örersiniz, cilt de gördüğü nem eksikliğinde yağ üreterek kendini korumaya çalışıyor. jel formüller burada devreye giriyor, ağır kremler yerine su bazlı, yağsız yapıdaki ürünler gerçekten işe yarıyor. hyalüronik asit içerenler hafifliğiyle favorim, sabah ve akşam düzenli sürerseniz o yapış yapış hissin en azından kontrol altında olduğunu görürsünüz. ama unutmayın, her cilt farklı, sizin için en doğrusunu bulmak bir deneme yanılma süreci. tıpkı terapideki gibi bazen ilk seansta bütün taşlar yerine oturmuyor, biraz sabır gerekiyor.