- 101 entry
- 72 başlık
-
çikolata kisti
isminin tatlılığına aldanıp masum sanılan ama içeride resmen iç savaş çıkaran sinsi bela. millet çikolata yiyince endorfin salgılar, biz bunun yüzünden ağrı kesicilerle akraba oluyoruz. -
nikola tesla
kızlar inanın bana tarihin en büyük israfıdır bu adam. o boy pos, o karizma, o keskin bakışlar falan hepsi boşa gitmiş resmen. elin gudubet edison'u bile manita yaparken bu gitmiş otel odalarında güvercin beslemiş. vallahi ben o dönemde yaşasam o oteli basar, o kuşu camdan aşağı atar, o elektriği de alır bünyeye yüklerdim.
o zekayla, o gizemli hallerle bizi ne süründürürdü düşünsenize. tam böyle toxic ilişki yaşanacak, peşinden koşturacak, ağzımıza edecek adam tipi var ama beyefendi bilime adamış kendini. insanlık kazandı belki ama biz çok şey kaybettik, yazık oldu o genlere resmen. -
selülit kremlerine inanan masum köylü
ocağına incir ağacı diken kozmetik sektörünün en büyük yalanlarından biridir bu. sırf kutusu janjanlı, reklam yüzü manken diye maaşının yarısını bu vıcık vıcık jellere gömenleri gördükçe içim acıyor valla. sürdüğün an hissettiğin o yanma ve karıncalanma hissi de yağların cayır cayır yandığı falan değil, cildinin 'bana ne sürdün manyak mısın' deme şekli.
mucize beklemek yerine o popoyu kaldırıp iki adım atsanız, günde üç litre su içseniz zaten olay çözülecek ama yok, illa o kremi alıp vicdan rahatlatacağız dimi. sonra gelsin pizzalar gitsin kolalar, akşam da 'ay bu krem bende işe yaramadı galiba cildim çok inatçı' diye kendini kandırmalar. yemezler canım, yemezler. -
kaynananın pazar kahvaltısına çat kapı damlaması
sabahın köründe elinde bayat poğaçalarla kapıya dikilip "oğlum aç kalmıştır" bahanesine sığınan, insanda pazar günü cinnet geçirme isteği uyandıran o malum şahıs yine sahnede. yahu kadın, senin oğlun otuz beş yaşında, eli ekmek tutuyor, evi var ama yok illa o huzursuzluk çıkacak, o kahvaltı masasında gelini sinir etme teknikleri kitabından rastgele seçilen cümleler kurulacak.
bir de utanmadan yanında getirdiği o sinsi kızıyla fısır fısır konuşup gülüşmeleri yok mu, insanı kendi evinde mülteci gibi hissettiriyorlar. kocama bakıyorum ağzını açıp tek kelime etmiyor, sırf anası üzülmesin diye karısını delirtmeyi göze alan adam rolünü oynamaya devam ediyor, gerçekten sabır taşı olsa çatlar. -
manifestlemek
sabah akşam 777 aldım kabul ettim diyerek evrene enerji yolluyoruz ama evrenin spam klasörüne düşüyoruz galiba kızlar. o kadar adaçayı yaktım, ritüel yaptım ama sonuç toksik eril birey mıknatısı olmaktan öteye gidemedi maalesef. sanırım benim spiritüel kotam dolmuş, bi süre realiteye dönüyorum. -
oduna şekil vermeye çalışırken yontulmak
aylardır düşünüp taşındığınız, içine minik notlar iliştirdiğiniz, o pinterest'ten bulup binbir emekle hazırladığınız manevi değeri yüksek hediye kutusu var ya, heh işte onu yavaşça yere bırakın kızlar. maalesef karşımızdaki duygusal zekası şüpheli organizma o el emeği kurabiyeyi yerken "hmm güzelmiş" diyip geçecek ve asıl olayın yanındaki o pahalı saat olduğunu düşünecek. boşuna romantizm kasmayın, üzülen yine biz oluyoruz sonra.
gidin en teknolojik, en ışıklı, düğmesi bol olan aleti alın, paketi açarken gözleri parlamazsa ben de hiçbir şey bilmiyorum. biz detaya takılıyoruz ama adamların mutluluk algoritması o kadar basit ki, işine yarayan bir şey varsa tamamdır. şiir yazmakla falan uğraşmayın, okumuyorlar zaten. -
mobbing yapan sinsi yönetici
sırf sabah kocasıyla kavga etti diye o negatif enerjisini üzerime kusan, kompleksli ve ruh emici kadına tahammül seviyem eksiye düştü artık. canım sen o çirkin kalbini de alıp gitmezsen yemin ederim ofisin ortasında o saçını başını yolacağım az kaldı. -
nivea böğürtlenli dudak koruyucu
bunu sürünce dudaklarımda oluşan o morumsu renkle kendimi buz tutmuş gölün dibinden yeni çıkarılmış gibi hissediyorum resmen.
nemlendirmesi falan hikaye, sırf o yapay böğürtlen kokusunu içime çekmek için alıp çantanın en dibine atıyorum. -
diz çökmeden yapılan evlilik teklifi rezaleti
elalem helikopter kiralayıp boğazda volkan patlatırken bizimkinin koltukta maç izlerken uzattığı yüzüğü o an kafasına fırlatmamak için zor durdum. hayaller paris hayatlar müge anlı stüdyosu resmen, vizyonsuz herif. -
celal şengör
zekanın bir erkeği çekici kılması gerekirken bu beyefendide ibrenin tam tersine dönmesi inanılmaz bir olay. yani tamam jeoloji tanrısı falan ilan ettiniz de, o papyonu ve yemek yerken ağzından saçılanları görünce tüm libidom yerle bir oluyor. hani kültürlü adam, aristokrat tavırlar falan diyorsunuz ama bana daha çok huysuz ve her şeye karışan, sürekli bağırarak konuşan o çekilmez emekli albay enerjisi veriyor.
oylu hanım'a peygamber sabrı diliyorum gerçekten, evde 7/24 fay hattı ve dışkı yeme muhabbeti yapan, sürekli kendi sesini duymaktan zevk alan biriyle yaşamak cilt bariyerini bozar, erken yaşlandırır insanı. allah düşmanımın başına vermesin. -
at kılı fırçasıyla derisini yüzen kadın
selülitler yok olsun diye bacaklarımı kıpkırmızı olana kadar haşur huşur fırçalarken kendimi sanayide kaporta düzelten usta gibi hissediyorum. işin kötüsü o kadar acıya rağmen aynaya bakınca kendimi adriana lima sanmam sadece beş dakika sürüyor.
bir de o fırçanın sertliğine dayanmak gerçekten bordo bereli iradesi istiyor, güzellik uğruna çektiğimiz çileye bak. -
aldatıldıktan sonraki ilk 24 saat
kızlar ben o şerefsizin yeni manitasını bulacağım diye fbi ajanı gibi çalışmak varken neden kuantum fiziği öğrenmedim ki diye duvarlara kafa atıyorum şu an.
tek tesellim o varroş kızın giydiği leopar desenli tayt olabilir, vizyonsuz herif yemin ederim. -
flörtle konuşulacak saçma sapan konular
yahu adam gelmiş bana 'naber, nasılsın' döngüsünden çıkamıyor, ben buna ne anlatayım şimdi? kalkıp kuantum fiziği tartışalım demiyorum ama bari bir zombi istilası olsa ilk kimi feda ederdin falan diye sor be adam. vizyon sıfır, heyecan sıfır. anca story'lere alev atıp duruyorlar, sanıyorlar ki biz de o sönük alevlerine hemen düşeceğiz.
sonra biz trip atınca suçlu oluyoruz. valla ben artık direkt sence uzaylılar bizi izleyip gülüyor mudur diye giriyorum konuya. boş boş bakarsa next'liyorum, hiç uğraşamam ruhsuzlarla. biraz zeka kırıntısı, biraz delilik arıyoruz çok mu şey istiyoruz allah aşkına? -
sadece rimel sürüp çıkmak
o kadar kapatıcı ve aydınlatıcı boca ettikten sonra bunu iddia etmek düpedüz zeka testi yapmaktır, biz yemiyoruz bari o saf erkekleri kandırın.
(bkz: doğal görünümlü dolandırıcı) -
selülit kremlerine inanıp maaşı gömen kadın
yahu o kadar parayı sırf bacağım azıcık yanıyor, karıncalanıyor diye kesin çalışıyor şuan yağlar eriyor hissine kapılmak için veriyoruz resmen. o mentol ferahlığını hissedince sanıyoruz ki bacak victoria's secret podyumuna hazırlanıyor ama duştan çıkıp o lanet ışığın altına geçince gerçekler tokat gibi çarpıyor yüze.
kızarmış patatesleri ketçaba banıp yerken, bir yandan da o pahalı tüpleri bacağa boca edip mucize beklemek bizim genetiğimizde var sanırım. üzgünüm ama o portakal görünümü ancak squatsız bir hayattan vazgeçince düzeliyor, krem falan hikaye, cüzdanı inceltmekten başka işe yaradıkları yok. -
en iyi yüz pudrası
Yves rocher in pudrası demeyeni dövüyorlar. -
murat bozun yaşlanmaması
O kadar estetiğe nenem bile yaşlanmazdı para senin gözün kör olsun :( -
bir türlü iyi bir süpürge bulamamam
Philips Aqua Plus 8000 Serisi Kablosuz Dikey Süpürge sini kullanıyorum 1 yıldan fazladır gayet başarılı. -
murat boz un yüzüne yaptırdığı işlem
o güzelim adam gitmiş yerine balmumu heykeli gelmiş resmen, görünce tansiyonum düştü. insan kendine bunu niye yapar anlamıyorum, aşkım o dolgularla gülmeyi bile unutmuşsun. -
sevgilinin her kavgada mağduru oynaması
adamdaki bu manipülasyon yeteneği karşısında nutkum tutuluyor resmen, ben sinirden titrerken o yine bir yolunu bulup zeytinyağı gibi üste çıkmayı başarıyor. kendimi sorgulamaktan beynim yandı, bu ilişki tam bir toksik atık sahasına döndü kızlar kaçın. -
love bombing
ilk üç gün seni hayatının merkezi yapıp, sabah günaydın mesajlarıyla, akşam iltifat yağmurlarıyla bulutların üzerine çıkaran adamın dördüncü gün sırra kadem basmasıdır. tam bu sefer oldu, galiba evleniyorum moduna girdiğin an o korkunç düşüşü yaşatırlar insana. kanmayın bunlara, hepsi aynı nane. -
aldatıldıktan sonra kuaföre koşma sendromu
o saçlar o hırsla mutlaka küt kestirilir ya da civciv sarısına boyatılır, sanki herif o peroksit kokusunu alınca pişmanlıktan sürünerek geri dönecekmiş gibi. aynaya bakınca güçlü bir kadın değil de, kalbi kırık ve saçları tiftik tiftik olmuş bir enkaz görüyorsun aslında ama kimseye çaktırmıyorsun. cidden sırf bir tane basiretsiz yüzünden canım saçlara kıymaya değer mi, yapmayın kızlar kendinize gelin. -
her organizasyonu evlilik teklifi sanmak
adam ayakkabısını bağlamak için eğilse kalbim ağzıma geliyor, tansiyonum düşüyor heyecandan.
sonra kalkıp bağcığını sıkılaştırınca kafasına çantayı geçirmek istiyorum, valla şiştim artık. -
çantada duran ama asla sürülmeyen el kremi
her indirimde stoklayıp sonra varlığını unuttuğum o pahalı kozmetik ürünleri mezarlığında başköşede duruyor kendisi. gratis'e girince kendimi kaybedip girdiğim anlamsız alışveriş krizlerimin en masum kurbanıdır, zavallım kurudu gitti tüpün içinde. -
kirpikleri arşa değdiren maskara
o kadar övülen fırçasıyla kirpiklerimi tek tek ayırmak yerine birbirine zamk gibi yapıştırınca sinirden ağlayıp bütün makyajımı mahvettim. takma kirpik etkisi değil de daha çok örümcek bacağı efekti arayanlar koşarak alsın. - daha çok