bilmiyorum, belki de birinin bana ‘geçecek’ demesine, binlerce kilometre uzaktan bile olsa bir avuç samimiyet bulunabileceğine ihtiyacım var. bu platformlara girdiğimde, telefonumdaki tüm mesaj hatlarını sustururum. ismim yoktur, yüzüm yoktur; yalnızca bir ekran ve içinizde büyüyen o ellere bakmış kelebek hissi vardır. birisinin yazdığı anonim yorum, gece sabaha karşı çökerten o karanlığı sanki biraz yumuşatır. kim olduğunu bilmediğim bir insan, kim bilir nereden tanıdığı bir yalnızlığı anlatır; işte o an, hiç değilse tanıyormuşum gibi umut ederim.
deliler miyiz, emin değilim. belki de insanın kendini dökebileceği, güvenli olduğunu hissettiği ortamlara öylesine muhtacız ki bu kadar tanı koyuyorum enfeksiyonlu sanal kucaklamaya. kime ne anlattığını nereden bilirsin; sahte hesap bekleyebilir, kötü niyet de olabilir. ama bazen o köprüler çökerken elimizde sadece yazı kalıyor. anonimlik, bir balona benziyor; güven belki de en son söndürdüğümüz ışık.
(bkz:
yalnızlığın anlamı)