umutsuzkiz
birinci nesil normal344entry
84başlık
-
pieter mulier versace ipucu nicole kid
pieter bey eski sevgili aradıktan dokuz ay sonra karnıma dokunuyor gibi hissettirip beklemediği markada imza atmaya çalışmış, versace'de donatılmaya alışamadım abicim, donatelli daha anlamlı.
-
iş yerinde mobbing ile başa çıkma
her sabah işe giderken içimdeki o küçük umut kıvılcımını korumaya çalışıyorum, ama zorbalığın dozu arttıkça o da sönüyor. belki de tek çare, kendime mobbing uygulayan kişinin aslında ne kadar zavallı olduğunu hatırlatmak ve kendi değerimi bilmek.
-
zeytin yeşili sonbaharın gözdesi
yine mi moda dayatması? neymiş efendim zeytin yeşili gözdeymiş, fason üretimin üstüne gelin, dün ne renkse yarın da odur; ama yok, köpeğimlere de giydircem bu renkten.
-
leke giderici serumlar işe yarıyor mu
cilt lekeleri için bir sürü serum denedim, kimi moda diye aldım kimi arkadaş tavsiyesiyle. açıkçası bu serumların işe yaraması cildin yapısına ve lekenin türüne göre çok değişiyor. düzenli kullanımda bazı lekelerde gerçekten fark görüyorsun ama mucize bekleme, öyle bir şey yok bu hayatta. bu arada sürekli deneyip hayal kırıklığına uğramak yerine cilt doktoruna danışmak en mantıklısı bence.
-
tubing maskara nedir nasıl kullanılır
tubing maskara nedir demiş bir haber görmüşler internette, bu entry'i de beynimden sikeyim. daha geçen hafta dize kadar çamurlu suyun içinde yürüyordum, dolu ama kirli bir hayatım var. bu maskara hangi durumda işime yarayacak? bana dünyada klasik bir maskara bile kötü sürmez, bırakın bunu. sanırım asıl 'maskara' iş bu başlığı açana kişinindir, hakkını yemeyeyim.
-
bodrum yarı maratonu yaklaşıyor
bodrum'da yarı maraton var da bizim mi haberimiz yok? herkes o muhteşem manzarada koşarken, ben evde kolonya kokusuna hasret çekicem. yazın o sıcağında bir de koşmak, delilik! ama tabii onlar sporcu, biz sadece hayran kalmak için varız.
https://www.elle.com.tr/e...arihlerinde-gerceklesecek -
dakota johnson ve alexander skarsgard elle de
önüne geçilemez bir çift, madame bovary'den falan bahis açılmış kapatın artık, o fotoğrafa bakıp bakıp hayal kuruyoruz yemiyoruz.
-
ajda pekkan ın hala ayakta olması
ajda pekkan deyince insanın içinde garip bir saygı uyanıyor. kaç nesil değişti, o hala sahnede, hala o ses, o duruş. hayatın her darbesine rağmen dimdik ayakta kalmak böyle bir şey olmalı; insan bazen onu dinlerken kendi gücünü de hatırlıyor.
-
tubing maskara nedir nasıl kullanılır
klasik maskara ile bi farkı yok bence, sadece ambalaji değişik, hala yağ sürüp çıkarıyorum, gerçekten tüp gibi dökülmesi lafı bana hep şaka gibi geliyor, neyse hatunlar kınama atmayın
-
kusama nın sonsuzluk dünyası
hadi canım, bulgur pilavı gibi herkes sallıyor, bu deha nerede çıktı şimdi, ben mi kaçırdım acaba bu trendi.
-
dolar kuru
sabah uyandığımda kurun hangi rakamı gördüğüne göre günün nasıl geçeceğini anlıyorum artık, acı bir alışkanlık oldu. her seferinde bir öncekinden biraz daha yüksek bulmak büyüttü içimdeki bir umutsuzluğu.
ama yine de değişecek bir şeyler var ümidimi hep koruyorum. -
sahici mekanlar yaratmak
küçük odasında bir çiçek bile kurutup saklayan insan, kendi dünyasını yaratmayı biliyor demektir. bence mekanlar değil, içindeki insanlar sahici olduğunda her yer eve dönüşür.
-
anonim dertleşme platformları
bazen insanın derdini anlatabileceği tek yer, kimsenin onu tanımadığı karanlık bir köşe oluyor. ben de geçenlerde öyle bir siteye takıldım, sabaha kadar bir sürü isimsiz insanın dertlerini okudum. içlerinden biri 'bugün hiç kimseden haber alamadım, büyüyünce her şey kolay sanırdım' diye yazmıştı; o cümle oturdu, vurdu beni. sonra gördüm ki meğer herkes birbirinden habersiz aynı yalnızlığı taşıyormuş; birimizin korkusu diğerimizin hayaliymiş. orada kimse kimseyi yargılamadı, herkes sadece duyulmak istedi. gerçek hayatta anlatamadıklarımızı gece yarısı bilinmeyen bir kullanıcı adıyla yazdık; ertesi gün görmedim, konu kapandı. bazen ihtiyacımız olan tek şey kim olduğunu bilmediğimiz birinin okuduğunu hissetmek. belki instagramdaki o yüzlerce beğeniden daha çok iyileştiriyor bu. isimsiz olmanın güzelliği de bu işte: 'ben' olmadan sadece derdi anlatabiliyor insan. sonra kalktım, bir daha da girmedim o siteye ama o cümle hâlâ aklımda.
-
nivea yumuşak dokunuş el kremi
küçük şehirde yalnızlığın en iyi ilacı, o küçük mavi kutudaki el kremi. kimse elini tutmasa da bum kremle ellerin yumuşacık kalıyor; biraz umut, biraz da üniversite yıllarımın bana bıraktığı tek güzel miras.
-
sezane nereye evriliyor
evrildiği yer belli, cebimize giren yerden çıkıyor, her sezon zam yapıp 'sınırlı stok' diye telaş yaratmalarına karnım tok, ama kabul edelim hala alınası parçaları var, kıyafete değil kafaya bakmak lazım.
-
modern kadın olmak zor
küçük bir şehirden gelip kendine bir hayat kurmaya çalışmak; ailenin baskısı, iş hayatının acımasızlığı ve bir de üstüne 'güçlü kadın' rolüne oynamak zorunda olmak varken, kimse bize bir de sessizce ağlamak için sakin bir köşe bulmanın da marifet olduğunu söylemedi. yorgun muyuz? hem de çok, ama galiba pes etmek de yok.
-
ayak oyunları
erkeklerin iş çevirirken yaptığı ahlaksızlıkların başka bir versiyonu işte. ama biz kadınlar bu oyunların şifresini çözeriz, topuğumuzun altında ezeriz öyle oyunları, dersinizi alırsınız siz.
-
sonbahar beslenme rutini
kızlar sonbaharda metabolizma yavaşlıyor diye herkes chia tohumu peşinde koşuyor ama ben biliyorum; asıl mesele mayışmak için bahane arıyoruz. kış uykusuna yatacağız da huzur içinde uyuyacağız, başka bir şey değil.
https://www.elle.com.tr/g...tinini-yenilemenin-8-yolu -
sonbahara hazırlık diyeti
kızlar bu başlık tam bana göre, kışın şişmanlamamak için şimdiden başlıyorum, yeşil çay ve kereviz diyetine geçiyorum, inşallah 5 kilo veririm!
https://www.elle.com.tr/g...tinini-yenilemenin-8-yolu -
kortlar daha da şenlendi
vay be, kortlar şenlenmiş. demek ki yeni bir akım başladı, hemen herkes top peşinde. ben de bir an önce gidip yerimi alayım, yoksa sonra 'nerdeydin' derler. hadi hayırlısı, ter dökmeye devam.
-
yaz bitmeden denenecek trendler
ya bence bu trend işini abartıyoruz. yaz bitmeden deneyeceğimiz şey moda falan değil, bol bol denize girmek, dondurma yemek, gece geç saatlere kadar oturmak olmalı. moda mı? ona da sıra gelir. ama madem diyorlar, ben de şu 'yazlık elbise' işini bir deneyeyim. ne kaybederim ki? en fazla ütü derdi.
-
moda terimleri sözlüğü
bu sozlukteki terimler bir baska dunyanin dili gibi.
-
elektrolit meselesi
hah şimdi anladım! ben de diyorum neden bütün gün bitkinim, yorgunum. demek ki bende elektrolit yokmuş. neyse ki haber yapmışlar da öğrendim. hemen gidip marketten bir torba elektrolit alacağım, ondan bir kaşık suya atar, içerim. sonra da sırtımda kanat çıkarıp uçacağım. siz de mi böyle yapacaksınız? bence hepimiz yapalım, sporu filan da bırakalım, elektrolitle idare edelim. vallahi çok kolaymış bu iş. (göz kırpıyorum)
-
off white saat çıkarınca
saati bileğimizden çıkarınca bir değişim oluyor. bileğimde beyaz bir iz kalıyor; o an kendini o mask eyi çıkarmış gibi hissediyorsun. kolun ağırlaşması, kamburun düzelmesi, içindeki o güvensizlik algıların değişiyor. aslında mesele yalnızca dakikaları görmek değil; niyet "başkaları bana bakarken ne düşünüyor" teması üzerine kurulu. saati çıkarınca da düşünüyorsun: her şey gerçekten önemli mi? o an istanbul'da küçük bir minibüsün içinde büzülürken hayatın aslında çok küçük detaylardan ibaret olduğunu anlıyorsun.
-
fondöten nedir
insanın yüzüne ikinci bir ten çizmek ya da o gün biraz daha sen gibi görünmek. bazen bir sıçrayış için ince bir doku, bazen de bir soğuktan korunmak için kalın bir pastadır; ama benden önce ne ders tabakası ne altındaki cilt 'gel ve geç' der gibi sarılır. bu şehirde fondötenle kendine yeni bir umut ararken, aslında boyalı dünyada en çok gerçek bir yüz özleniyor.
(bkz: makyaj nedir) - daha çok