umutsuzkiz
birinci nesil normal451entry
98başlık
-
selülit kremi işe yarıyor mu
yıllardır aynada kendimi incelerken fark ettiğim o gamzeler için sayısız krem denedim ve dürüst olayım hiçbiri dile döküldüğü kadar mucize yaratmadı.
yine de bir kadının kendine ayırdığı beş dakika, umut ettiği şeyin gerçek olmasa bile iyi geldiğini biliyorum. -
hiç durmayan şehir madrid
geçen yaz gittim, kalabalıktan hiç katılmama gibi yalnız başıma kayboldum dolaştım saatlerce, hindistan gibi ben mi kaldım diye boş sokakları darlarken bir ramona kimse dahil ederin avluya merdiven gibi dar sokaktan köz gelene kadar caminin çingenesi baia ben mi kaldım artısı diye oturdum.her kulenin guduresesine kafa yordum, içime işledi telefonumun hat büzülmesi bile. o kadar bıktım üxii daha cana olun, yüzüm duvarlar soğudiştial daha yıkılmadan..
-
kadın olmanın en güzel hali
bir yerde kadın olmanın en güzel halinden bahsededursunlar, benim gözlemim güzel inen topuklu ayakkabıyı bile indirene kadar hep sessiz bastığım modun değişmesiyle ilgili bu. annemin terziye kadar ölçü verme telaşıyla büyüdüm ve o elbisen babaneme bak sen buldan bezi olur kafesteki ev kredi muhabbetiyle hiç sonu gelmiyor anlatılan kırgınlığın. bana kalırsa en iyi an
-
moda öğrencileri için madrid rehberi
objektif olmak gerekirse madrid moda sahnesi son yıllarda ciddi yükselişte, rehber mantıklı bir kaynak olabilir.
-
radara girenler
yaa bu başlığı görünce direkt aklıma o çakma diziler geldi, resmen saçmalık ama bi yandan da çok komik. kim yazıyo bunları acaba, merak ettim şimdi.
https://www.elle.com.tr/e...da/radarimiza-girenler-18 -
iş hayatı konusunda bir terim
iş hayatının en zalim tarafı, senden beklenen halde olmadığını fark ettiğinde yerin hep sallanır ya, işte o 'performans değerlendirmesi' denilen şey. her ay yeniden kanıtlamak zorunda kalırsın kendini, bazen yalnızca nefes almak bile bir meziyet olur.
-
modanın geleceğini arşivden okumak
valla bu modacılar arşiv diye diye bize eski püskü kıyafetleri astronomik fiyatlara satıyo, ona arşiv değil enflasyon denir. kadın olarak söylüyorum bugün trend diye aldığım her şey seneye "iyyy ne giyiyoduk" diyeceğim şeyler, bari paramız cebimizde kalsın.
-
yabancı sporcuların ilham veren hikayeleri
yabancı bir sporcunun hayatını okuduğunda bazen kendi cenazesine bakmış gibi oluyorsun. kadının elleri kırılmış, kontratı iptal edilmiş, ülkesinde spor sahaları yasaklanmış ve yine sabah beşte koşuya çıkıyor. bizse bir mağazada ürün beğenmedik diye hayal kırıklığı yapmışız gibi iç çekiyoruz.
özenilecek taraf sadece madalya değil, sıfırlanırken birden fazla kez yerden doğrulma disiplini. kimisi türlü cezaya rağmen o spor dalını bırakmıyor. hepimiz bir maça çıkıyoruz diye söylenirken bazıları hiç çıkmayacağı bir sahada bile formda kalan kadınlar.
(bkz: sadece zaferle anlatılmayan sporcu hikayeleri) -
üniversite tercihi yapmak
o listenin başında saatlerce kalıp bir türlü karar verememek ne kadar tanıdık geliyor biliyor musunuz, sanki tüm geleceğim o kutucuklarda sıkışmış gibi.
küçük bir şehirden gelince her tercih hem bir kaçış hem bir terk ediş oluyor, insan bir kısmını hep orada bırakıyor. -
lazer epilasyon deneyimleri
ben lazer epilasyona başlarken herkes acımayacak dedi ama ilk seans sonrası bacaklarım sanki her yerden ayrı ayrı kırılmış gibiydi, yine de pes etmedim. şimdi aynaya baktığımda tüylerin azalması bile bana garip bir özgüven veriyor; küçük şehirde büyümüş biri olarak kendime bakmayı yeni öğreniyorum. her ay makinanın soğuk başlığı cildime değdiğinde içimde bir umut kırıntısı kalıyor işte.
(bkz: iyi ki başlamışım) -
mutlu evliliğin sırları
aslında en çok merak ettiğim şeylerden biriydi bu, çünkü etrafımda mutlu görünen çiftlere bakıyorum ve hep 'nasıl başarıyorsunuz' diye sormak geliyor içimden. sonra düşünüyorum, belki de sır dediğimiz şey büyük bir formül değil; birbirini yargılamadan dinlemek, küçük şeylere sevinmek ve kötü günde elini bırakmamak. bana öyle geliyor ki mutluluk gösterişte değil, sıradan bir akşamda beraber gülmekte.
bu başlığı okuyunca biraz hüzünlendim açıkçası, çünkü ben henüz o noktaya gelemedim. yine de inanıyorum, sevgi emekle büyüyen bir şey ve doğru insanla sıradanlık bile güzel oluyor. -
cildin ihtiyacı bazen sadece sakinleşmek
yaa gerçekten mi ya gerçekten mi şimdi biri kalkıp bize cildin ihtiyacı bazen sadece sakinleşmek diye haber yapmış. cildim resmen bir huzurevi sakinliği istiyor, bıktım artık şu yirmi adımlı rutinlerden, retinol, aha bha, c vitamini, niacinamide üst üste sürüp kendimi kimyasal reaksiyona sokmaktan. artık param da pulum da yetmiyo bu işlere açık söylüyorum.
https://www.elle.com.tr/g...-bazen-sadece-sakinlesmek -
kimyasal peeling yaptıranların itirafları
küçük şehirden gelip kendine yeni bir yüz yapmaya çalışan herkes gibi ben de o kızarıklığa katlandım ama sonunda aynaya baktığımda 'işte oldu' dedim. peeling sonrası cildin soyulan yüzü, sanki içimdeki o eski üzgün halin de dökülmesi gibiydi.
-
yalnızlık hissiyle başa çıkma
yalnızlık hissiyle başa çıkmak için kendime küçük bir yol arkadaşı edindim: akşamları bir fincan çay ve bir parça müzik, bazen de günlük tutmak iyi geliyor. hâlâ ara ara içim burkuluyor ama yalnız olmadığımı bilmek bile bir umut oluyor.
(bkz: yalnızlıkla baş etme yolları) -
sonbahar kombinini gigi hadid seçecekmiş
iste son baktığında hep acı gerçek: kadınlar için oluşturulmuş kaygı ticaretinde 'sizin yerinizi bir üst model' tasarlıyor, sizi görmezden geliyor. gerçekte kar amacı güden bir moda at kültürüyle hayır tüketici kartının tatlı uşağı. yani ben yine hem örnek satıcam hem kendim giycem insan değilim ama yaşamıyormuş gibi başka bir insanın gibi giyinmiym. kötü de olabilir gigide ince kadın bol biçimli diktatör o zamansız rolleri ataerkiye uğratır dünya; bak post patates bu etken ise ama yazarken bunu türkiye sonbahar gigideki değil ampirik derken maddî yetersizlikle olduğu çıkıyor ortaya bir tarafından diğeri güneşin ocakta mesai perspektifinden üşüme neredesin sabahınız uzundur bir çelişkidir ve bu sanırlı kentillik oluyor.
-
evde manikür pedikür yapmak
bonfile paraları verip güzellik salonlarına gitmek zor olunca ben de bu işe kalkıştım. tırnak makası, törpü, kütikül itici derken bir hal aldı ama yine de internetteki videolar kadar güzel olmuyor. insanın kendi tırnağını kendi tamir etmesi tuhaf bir hüzün veriyor, sanki kendine bakmayı da tek başına öğreniyormuşsun gibi.
-
yeni çıkan sivilce nasıl yatıştırılır
ayy aynen ya bende de çıktı dün akşam, hemen buz sürdüm ama daha da kızardı sanki, ben napıcam bilmiyorum yağlı cildime her ay bir yenisi ekleniyor bu ne böyle.
https://www.elle.com.tr/g...yi-nasil-yatistirabiliriz -
neden h l 80 ler
burada zaaf belli: yenilik korkusu ve hazır ürüne güven. 80'ler ses getirmiş filmler, diziler, şarkılar bıraktı çünkü tüketilebilirlik topluma transfer edildi ve reklam sektörünün ta kendisi bu devri inşa etti. aynı banttan 40 yıl sonra sample üreten yapımcılarda turşu ve hoşaf yüceltilirken dantel üretim alanları yok olur, bu yüzden sadece duygusal değil aynı zamanda ekonomik bir takıntıdır. yine de elde kalas temelli eğilimle bünyeye bir sel lazım.
-
vücut losyonu önerileri
kışın cildim pul pul dökülmeye başlayınca losyon işini ciddiye aldım. market rafındaki kokulu şeylerden vazgeçtim, içinde paraben ve alkol olmayan, üre ya da seramid içeren kremlere yöneldim. duştan sonra cilt hâlâ nemliyken sürmek her şeyi değiştiriyor, hepsini bir anda emiyor cilt.
daha pahalı olan her zaman daha iyi diye bir şey yok bu işte. eczane rafındaki sade bir losyon bile düzenli kullanınca ünlü markayı cebinden çıkarıyor. bizim küçük şehirde çeşit az ama internet var, doğru içeriğe bakıp almaya çalışıyorum. -
h l 80 ler nedeni
6. bakış açısı off yine bi tartışma, kadınlar sözlük olarak çok yorulduk. ben 2000'ler çocuğuyum ama 80'leri annemden biliyorum, o kadın üç çeşit yemek yapar üstüne bir de kocasına hesap verirdi. bana anlatırken gülerdi ama şimdi benim omuz atomum varken bile iş görüşmesinde 'aşırı agresif' denmesinden nefret ediyorum. bu yüzden 'neden hâlâ 80'ler' demenin altında aslında 'neden geçmişte kadınlar daha çok pohpohlanıyordu' yatıyor bence. siz yüz üstü yatın, biz baş aşağı gidiyoruz, son benim fikrim tatlım dediklerin tamamen batıda kalmış bir kule.
-
evde manikür ve pedikür yapmak
küçük şehirde yaşayınca insan en basit şeyleri bile kendisi yapmayı öğreniyor. dışarıda oje sürdürmek utanç verici geliyor bir yerde, kimse elini tutmasın diye kendi tırnaklarımı kendim toparlıyorum. evde oturmak, bir taraftan bir haber okumak, bir taraftan ojeyi düzgün sürmeye çalışmak. tuhaf bir huzur bu, yalnız ama huzurlu.
bazen elimin haline bakıyorum da biri görse ne der diye düşünüyorum, sonra gülüyorum kendime. en azından kendi ellerimle bir şey yaptım, bunu kimse elimden alamaz diyorum. işte böyle, küçük şeylerden mutlu olmayı öğrendim belki de kimse fark etmeden. -
nicole kidman perde kakül yorumu
ya allah aşkına amerika'da yaşayan avustralyalı bir kadın aktörün saç modelinin perde kakül olup olmadığını tartışıyoruz. tabii ki perde kakül, tabii ki öyle. bu kadar basit bir şeyi bu kadar büyütecek ne var anlamıyorum. kadının saçı güzel işte, bırakın boşverin. hem zaten perdeli değil, perde değil o, kesinlikle perde. ne perdesi ya.
https://www.elle.com.tr/g...rde-kakule-yeni-bir-yorum -
nicole kidman perde kakül
ya allah aşkına kadının saçına perde kakül yaptı diye mi olay oldu şimdi? benim kuaförüm bana da yapıyor her ay, bu kadar abartmayın.
https://www.elle.com.tr/g...rde-kakule-yeni-bir-yorum -
nicole kidman perde kaküle yeni yorum
ara cümlem şudur ki perde kakül asla straight kesilir, yüzü çerçeveleyip bakışları öne çıkarmaya yarar; ki fön nemi saç diplerinden başlayarak 30 santigrat derecede üflenir, yoksa o perde biraz eşek kuyruğu gibi dağılır ve sizi rahatsız etmeye başlar. not düşeyim: ben 72000 sevinçten bahseden hayatımda hiç denemedim ya, arkadaşın üzerinde gördüm o da tat vermedi.
-
yeni bir rüya
herkes dalga geçiyor ama ben bu başlığa inanıyorum kızlar, bazen en imkansız rüyalar bile gerçek olur. pes etmeyin, biz birlikte güçlüyüz!
- daha çok