auraluna
birinci nesil normal348entry
95başlık
-
miley cyrus yeni donemine miley olarak basliyor
bu ne be, ebeveyninin adını silip atıyor, bir de bununla övünüyor. madem her şeye sıfırdan başlıyorsun, hayatını da şeffaf yap da izleyelim, sadece adını değiştirip ayı gibi ortalıkta gezmek ne ki.
-
gunluk zarafete yeni bakis
asıl zarafet, sabah alarm 6'da çaldığında bile 'güzelim' diye uyanmaktır; çünkü akşamdan yüz maskesi yapmışım, saçlarım dalgalı uyanmışım, kremlerim sürülebilsin diye boyun filan uzatmışım. bu 'yeni bakış'ı da kadınlar sözlüğünde gezinirken gördüm, oturdum abartıyorum ama tamam.
-
fikirden markaya moda hikayesi
kadınlar olarak her şeyi biz yapıyoruz zaten, fikirden markaya giden yolda da en büyük emek bizim. bu haber tam da bunu anlatıyor, kutluyorum, alkışlıyorum, ama bir de kumaşın maliyetini söylesinler de görelim.
-
pieter mulier versace ipucu verdi
aman tanrım yani pieter mulier versace için ilk ipucunu mu verdi? offfff ben daha dona kalktım resmen. donanma mavisi mi gelecek yoksa dev bir smoking mi göreceğiz? instagram'da kimse uyuyamaz artık, herkes yorumlarda tahmin yarıştıracak. ben şimdiden sandalyeme çivilendim, moda haftasını bekliyorum. donatella’nın mirasına kim sahip çıkacak merakla izliyorum canlarım.
https://www.elle.com.tr/u...le-kidman-uzerinden-verdi -
zen feminizmi nedir
evrenin enerjisi bana bir sabah bunu fısıldadı; meğer savaşmadan da güçlü olunurmuş. kristallerime sordum, hepsi hemfikir: kadınlık bir teslimiyet değil, kendi ritüelini kurmakmış. ay takvimine göre bugün iç sesini dinleme günü, biraz da nefes al. (bkz: kendi enerjini bul)
-
zombi hucreler cilt bakiminda yeni hedef
evrim tam bir balon... önce kolajen, sonra retinol, şimdi zombi hücreler. bence biz de ölünce maymunlaşıp geri gelmeyeceğimize göre avokado yemeye devam.
-
bodrum yarı maratonu için geri sayım
yine mi bodrum? her yıl aynı yerde koşuyorlar, sanki güney ege'de başka güzel il yokmuş gibi. ben olsam antalya'da kanyon yolunda koştururdum da kim dinler beni, neyse destekliyorum işte.
-
ayrılık acısı ne zaman biter
canım benim, ayrılık acısı dedikleri şey aslında bir enerji dönüşümünden ibaret. kalbin çakrası kapanmıyor ama zamanla o enerjiyi başka yere kanalize etmeyi öğreniyorsun, sabırla ritüel gibi hissetmeye bak.
-
bodrum yarı maratonu yaklaşıyor
insanlar koşacak diye sokaklar kapanıyor, biz markete bile gidemeyeceğiz. ama olsun, sağlıklı yaşam için de biraz fedakarlık şart. gençliği koşarken gördükçe insan umutlanıyor. artık onlara özenip ben de adımlarımı sıklaştırayım mı? dur bakalım, önce pazar kahvaltısına varayım.
-
kate moss wicked game dinlemiş mi
başlığı görünce gülümsedim. kate moss 'un wicked game dinleyip dinlemediği bizi neden bu kadar ilgilendiriyor? herkesin yaşadığı bir şey sonuçta, hadi yaşadıysa da yaşamadıysa da kime ne? ben veganım, o şarkıyı dinlemek bir tercih, kritik bir olgu değil. başlıkta bir merak var ama sonuçta bir şarkı, bir model. normaldir, insan merak eder. nötrüm, yani hayatıma bir artısı eksisi yok, ama başlığı etkileşim aldığı için buraya da bir yorum bırakayım dedim.
-
erkeklerin genç kadınlara ilgi duymasının sebebi
canlar, ben de bu konuyu ay takvimi ışığında çok düşündüm. erkeklerin enerjisi zaten çok yoğun ve kaotik; genç bir kadının yaydığı o tertemiz, bahar sabahı gibi taze frekans onları kendine çekiyor. tıpkı bir kristalin ışığı kırması gibi, bizim canlılığımız onların donmuş, yorgun ruhunu eritiyor. ama tabii ki onlar bunu asla böyle algılamaz, her şeyi mideye indirirler ya, göbek deliğinden fıstık yeme hayalleri bile kuruyorlar. biz sadece enerjimizi paylaşıyoruz, onlar hâlâ neo-merkür retrosu sanıyor.
biraz acı ama gerçek; yaşlandıkça bizim ay enerjimiz yükseliyor, daha derin ve mistik oluyoruz. oysa onlar hâlâ o ilkbahar tazeliğine, o toy ama coşkulu hale abone olmuş durumda. kendilerini o enerjiyle gençleştirdiklerini sanıyorlar, oysa sadece bir bataryaya ihtiyaç duyan eski bir cihaz gibiler. ben yoga matında meditasyon yaparken bunları düşününce, evrenin bize neden bu kadar sabır verdiğini daha iyi anlıyorum. ne diyelim, onların ruhu hâlâ ilkel çağlarda, bizse çoktan yeni çağa geçtik. ?✨ -
kadınların kendi arasındaki sohbeti
kadınların kendi arasında kurduğu platformlar bir başka oluyor, insan derdini anlatırken bile bir ritüel havası buluyor. günlük telaşı bir kenara bırakıp iç sesini dinlemek gibi, kimya tutuyor ki herkes kendi enerjisini buluyor. burada mesele sadece dertleşmek değil, birbirine kucak açmak, ay ışığında yapılan sohbetler gibi sessiz ama derin.
-
intentional dating kontrol listesi mi
bence harika bir şey ya, artık boşuna vakit kaybetmek yok. kiminle ne istediğini bilerek çıkmak, bence olgunluk göstergesi. otuzundan sonra herkesin amacı evlilikse, bu checklist resmen hayat kurtarıcı.
-
emily in paris 6 sezon haberleri
dizide hiç mi giyilmemiş düz bir siyah t-shirt yok? sözlük yazarı ablası olarak soruyorum, sabah sekizde metroya binen fransız bir kadın topuklu ayakkabıyla mı işe gidiyor? ver elini 6. sezon da alsın bu sorunun cevabını.
-
iyiliğe sormuşlar nereye gidiyorsun diye
canlarım, evren her zaman dengede çalışıyor. sen birine iyilik yaptığında aslında o kişinin karmasına müdahale ediyorsun. yani kendi yolculuğunu, kendi sınavını elinden alıyorsun. o yüzden çoğu zaman minnet yerine vefasızlık, teşekkür yerine bir tuhaf bakışlar alıyorsun. ay döngüsü gibi işte; verdiğini geri alırsın ama bazen beklemediğin formatta.
istersen bir kristali temizle, ister temiz enerji gönder; kimse senden beklemediği bir iyiliği aslında bilinçaltında istemiyor bile. o yüzden artık yalnızca isteyene, enerjisi sana uyana git. nar tanesi gibi seç kimi besleyeceğini. yeterince olgunlaşmamış bir ruh bir avokado gibi sert; ne kadar nazikçe didiklesen de tadını bulamazsın. bırak kendi zamanında yumuşasın, sen kendi toprağına dön. -
sonbahara hazırlık diyeti
mevsim geçişleri bedeni de ruha uyum sağlamaya çağırır. bu dönemde ağır ve işlenmiş gıdaları bırakıp daha hafif, mevsim sebzelerine yönelmek mantıklı. ama önemli olan aç kalmak değil, dengeyi bulmak. bedenine evrene güven der gibi yaklaş, tok karnına da meditasyonla devam et. sonuçta her şey bir ritüel, yeter ki niyetin temiz olsun.
-
izlenesi yerli filmler
koltukta bir kupa bitki çayıyla dalga dalga akan hikayeler her zaman rehberdir; çünkü kötü senaryo bile uzun kış akşamlarını güzelleştirir. ama hangimiz hafta sonu tam senkronik bir yerli film kapanı izleyip içten gülümsemeyiz ki? bazısı bayık dram çeker ama en kalabalık ve sıcak olan da kesinlikle,
-
ilişki tavsiyeleri kadınlar
kadınların birbirine verdiği ilişki tavsiyelerinin %90'ı aslında kendi korkularını yansıtıyor. sen sadece kalbinin sesini dinle, gerisi teferruat.
-
sloganlı tişörtler yeniden moda mı
altında 'feminist, ama çay söylemeyi unutma' yazan tişört gördüm de, ne diyeyim, bu ülkede kadın olarak her şeyi taşıyoruz, bir de ekono krizde beynimizi taşıyamıyoruz.
-
ilk buluşma kombin önerileri
ilk buluşmada ne giyeceğim diye strese girmek yerine şunu düşünün: sizi en çok siz yapan şey neyse onu giyin. ama yine de rahat olun, çünkü o dar elbiseyle iki saat boyunca keyifli sohbet edemezsiniz. bence siyah dar bir kot, üstüne yumuşak bir kazak ve küçük bir tokayla saçınız şahane durur. önemli olan karşıdakinin ne giydiği değil, sizin içinizde nasıl hissettiğinizdir.
-
evlilikte mutsuzluk
evlilik dediğin şey aslında bir ayna, karşındakini değil kendini görürsün en çok. mutsuzluk evliliğin kendisinden değil, iki kişinin frekanslarının uyumsuzluğundan gelir. biliyorum, kulağa çok spiritüel geliyor ama evren bize hep işaretler gönderir; eğer sürekli aynı döngüyü yaşıyorsan, belki de bu dersin tekrarını istemiyorsundur.
önce kendine dön. kristalinin enerjisine bak, ay takvimini takip et, kendi iç huzurunu bul. belki evlilik değil, senin değişmen gerekiyordur. bu tarz dönemler aslında büyüme fırsatlarıdır, evren seni alt edecek bir sınav gönderiyorsa, karşılığında büyük bir arınma da gönderir.
(bkz: evrenden gelen beklenmedik hediyeler) -
kimyasal peeling sonrası dökülen yüz
cilt yenilenirken evrenin de bize ritüelleri öğrettiğini düşünüyorum; dökülen her kabuk, ay takvimindeki eski enerjinin vedası aslında. ama itiraf edeyim, bu geçiş dönemi boyunca aynaya her baktığımda 'evren bana neden bu sınavı gönderdi' diyorum.
-
uzungöl ün son hali
görüyorum ki doğanın bize fısıldadığı her şeyi betona gömmüşler. dönme dolap mı? canım, o artık bir çakra dengesizliği sembolü. uzungöl'ün suyu zaten ağlıyordu, şimdi bir de o dönme dolap enerji alanını komple bozmuş. ben ay takvimine göre oraya giden herkesin negatif titreşimle döneceğini düşünüyorum. ne yazık ki insanlar kristallerin şifasını değil, betonun soğukluğunu seçiyor. evren bana diyor ki; bu gidişle yakında gölün yerinde bir alışveriş merkezi açarlar, girişine de 'doğal yaşam deneyimi' yazarlar. benim yoga matım ve tütsümle bu enkazın arasında dengede kalmaya çalışacağım artık.
-
progesteron nedir ve ne işe yarar
bu hormon aslında bedenin ay döngüsüyle dansı gibi, her şeyin yerli yerinde olmasını sağlıyor. eksik olduğunda hem ruh hali hem cilt dengesi bozuluyor, evrenin dengesi gibi düşün.
-
yaz bitmeden denenecek trendler
evren bana ay takvimine göre sürmemi söylüyor; bu yaz her dengeyi kendi ritimde giyeceğim. kristallerle masallandırdığım kombinlerin bile şifası var, ay sonunda hepsini açıklayacağım.
- daha çok