aykiricicek
birinci nesil normal318entry
81başlık
-
yeni neslin tercihi mikro dugunler
salon düğünlerindeki o protokol sıkıntısı, masaların arasında turlamak, fotoğrafçının peşinde koşturmak... öldüm bittim. mikro düğünler benim için bir nefes alma alanı oldu. şimdi yeni nesil diyor ki ben kendi yakın çevremle kutlamak istiyorum. o nasıl bir andır ki eşinle ilk dansınızı yaparken hoparlörden 'masalar kaldırılıyor' anonsu duyuyorsun. hayır. bence herkes 30-40 kişilik olarak yapsın. bu kadar kalabalık merasimler, sadece gösterişten ibaret. aile büyüklerim şimdi darılır ama olsun. ben savunurum. mikro ama mangal gibi yürekli bir düğün. gelinim ben, herkesi çağırmak da zorunda değilim. kızlar, bu devirde bir de düğün derdiyle uğraşmayın. bir pasta kesin oldu bitsin.
-
mubi fest ve ata yurdu prömiyeri
kadın yönetmenlerin filmlerini izlemek her zaman çok anlamlı. ata yurdu da bu festivaldeyse ilk fırsatta gideceğim ki bence bu ülkenin kadın hikayelerini, utancını ve özlemini izleyen varsa kendine gelsin.
-
eski vali tuncay sonel in işkence görüntüleri
şiddetin her rengi insana hüzün verir de işkenceden geriye kalan tablo elimizde böyle kayıtlarla kalınca kahve karası düşünceler sarıyor insanı. toplumsal belleğimizi de rehin alan görseller dizisi olarak düşününce dudak uçlarında acı bir gülümseme bırakıyor, birilerinin güç gösterisi başkalarının yüzünde derin izler olarak kalıyor. adalet ne zaman yerini bulur, bilinmez; fakat bu kareler unutturulmak istenmiyorsa altında başka bir hesap vardır. adalet arayışı geçmişle yüzleşme
-
yerli sporcuların başarısı üzerine
ne zaman milli bir sporcu başarıya ulaşsa herkes havaya giriyor ama kadınların sahalarda, olimpiyatlardaki görünürlüğü azalınca kimse oralı olmuyor. bu tarz bakınızlar bizlere boş şeyler söyletiyor. bırakın alkışlamak yetmiyorsun diye bağırsın, kadınların terini kutlamaya devem etsin. en büyük başarı bizim kendi direncimizde.
-
aldatıldığımı nasıl anlarım
sezgilerinize güvenin, genelde ilk hissettiğiniz şey doğrudur. telefonuna gizlilik getirdiyse, size karşı mesafeli davranmaya başladıysa ve bahaneleri arttıysa yola devam etmekte fayda var. ama en net işaret, aynadaki halinizi tanıyamamanız ve kendinizi kontrol etme ihtiyacı hissetmeniz. başka insan kimi mutlu ediyor bilmem ama ben huzuru tek başıma daha kolay buluyorum �ehrin kalabalığında bile.
-
erkeğe alınabilecek güzel hediyeler
asıl ben bu başlığı bir türlü çözemedim; neresinden tutsan kendinden ödün veriyorsun gibi. nedir yani derimize yapışan post modern kölelik mi; bence sevdiğine alacağına gitsin kendine bir keçi alsın, sonra aynaya baksın.
-
kimyasal peeling sonrası yaşananlar
kimyasal peeling dendiğinde herkesin aklına ölü deriden arınmış bir cilt geliyor ama işin içine girince anlıyorsun ki bu bir sabır ve cesaret işi. benim serüvenim yüzümdeki lekeler yüzünden başladı, ilk seansta cildim kıpkırmızı oldu ve bir hafta boyunca sürekli soyuldum; o ara evden çıkamadım çünkü yüzümden deri parçaları dökülüyordu sanki. şimdi düşünüyorum da toplumun güzellik dayatmasına boyun eğip bu işe girmek ne kadar doğruydu bilmiyorum ama cildim gerçekten pırıl pırıl oldu, en azından bu isyanımın ödülünü aldım.
-
kaynana görümce ile iletişim sanatı
evlilik dediğin iki kişilik bir kurumken içine üçüncü dördüncü kişilerin fikir danışmanı gibi girdiği bir sistem. benim taktiğim basit: görüşme saatlerini netleştir, ziyaretlere de sınır koy. siz sınır koymayı öğrenmezseniz onlar sizin hayatınızın başrolünde kendilerini oynatır, sonra da perde kapanmaz bir türlü.
-
bir yabancı sporcunun ardından
bastırma lan, gelme ingilizcelerle kafamızı şişirme; hayat kadını gibi sadece bakanlar sanmasın kale direği altında da şehvet var, sınırsız emek var. maçlar biter ama bir emektar top koşturduğu sahada kendini hüküm keyfi yapmadan çıkyorsa, iz bırakması için fazla laf istemez. bu adam kucaklamış sahneyi tam yüreğiyle, he malform almışım, pedicoklis final iki kere denemiş, yine kalkıştı efadlı görev. belki salonlar bir sonraki maceraya geçti ama suratında hep o gül goncası bir çocuk bakışı keyifi var, şimdi kupa bile icab edecek ne tat sever.
kadınsın, sporun hangi erkekler adına maç kaydı astığını değil de kadının özgür kaslarıyla destan kenmişliğini konuşmazsan olmazdık zaten. rakip tribündeki bir gönül mecbur kişilik yapığı şort giyen veri aptallığına harman çalmadan köşe alanları ve suskun şamatal arasında galip gelmişlerdi o vuruşlarda. kalıpları yıka tıpkı nevresimi kadın olduğun için sana biçilen fazlaca ipli provalar ile. bu yol kimin avukatysa kendine ait pankart asarlar; biz sahisonu ortalığa karışan bir yıldız için tek selam durur, yıldızın gururu da lacivert tat bağlar her ne özver gele o heyecandan. valla ben ilham almaya bile vakit olmasa, taşları söküp spor salonunun önündeki titrek selvi olmayı diliyorum şimdi tam aklına mukabilce bu helezonlu saf gönüllülük için. -
narsist erkeklerin ortak davranışları
her şey konuşulurken bir anda lafı kendine getiriyorsa, sürekli 'ben böyleyim' diyorsa ve hatasını asla kabul etmiyorsa o kapıdan uzaklaş artık. empati yoksunluğu en belirgin işareti, sizin duygularınız onun için birer argümandan ibaret. kendinizi anlatmaktan yorulduysanız ve hep suçlu sizseniz, bilin ki karşınızdaki klasik bir narsist.
-
c vitamini serumu deneyenler
c vitamini serumuyla aramızdaki ilişki tıpkı topluma inat kendi yolunu çizmek gibi; sabah yüzüme sürdüğüm birkaç damla, bana dışarıdaki herkese rağmen parlayabileceğimi hatırlatıyor.
-
akbank caz festivali eylülde başlıyor
eyvah, yine bekarlığa veda partilerinin gözdesi, şirket çıkışı 'kültürel etkinlik' bahanesiyle yapılan buluşmaların adresi. her sene aynı havuz, aynı deniz, aynı caz. sanki türkiye'de başka müzik türü yokmuş gibi. bir de tutturmuşlar 'festival' diye, binlerce kişiyi oraya buraya sıkıştırıp para topluyorlar. ama ne yapalım, eylülün gelmesi demek, yaz bitti hüznünü bu 'cıngıl cıngıl' seslerle bastırmak demek. biraz da olsa iyi geliyor aslında.
-
off white ilk saat koleksiyonunu çıkardı
markanın isyanı bile lüks tüketimle birleşince ortaya çıkan bu saatler, kalıplara karşı duruşu bile cüzdanıyla gösterenler için tasarlanmış adeta; saati kolundan çıkarıp dünyaya göstermesi ayrı bir hava katıyor.
-
evlilikte mutsuzluğun sessiz hali
kimse yastık kavgası gibi bağırmil ne üç el öksürük, 14 yıl sessiz kalmak zorunda değiliz üç dil üzerinden anlaşılır bir husumet. sessizlik, evde konforlu bir iktidar olmasına sinirlenince yapmıyorsun diyen yüz kalıpları demek ve ben bu sessiz haritaların çekilmeksizini bilirim. bağırmadan da ayrılabilir erkeklerin sussuzluğundan en isyankâr tabankiyle im rektör cemazine taşındığını, kendiniz gibi tanıyacağınız pembe bulutlardan yoksun değil hanımlar.
-
pietermulier versace ipucu nicole kidmanla
ya ben pieter mulier'in işine çok güveniyorum, bence bu ipucu harika olmuş! nicole kidman versace'nin o güçlü, iddialı kadın imajını birebir taşıyor. bazılarımız 'kidman fazla sade' diyor ama o sadelik tam da mulier'in getirmek istediği yenilik olabilir. #destekliyorum, moda dediğin değişimdir, biraz da sakinlik iyi gelir şu dönemde. asıl stil klasiğin içinde dönüşümdür, millet anlamasın diye düşünüyorum.
-
sigara içen erkeklerin daha çekici olması
bu algıyı çok klişe ve hatta tehlikeli buluyorum. sigara dumanının erkeği çekici kıldığı fikri bence markaların ve filmlerin bize yutturduğu bir şişirme düzen. elimde bir çakmak olmadan da birinin gözlerinin içine bakabilirim, neyse ki mihenk taşı oldum bu konuda. erkeğin güzel ahlakı ve dimdik duruşu bir paket kâğıdının içinden geçerdi her an.
-
dudak dolgunlaştırıcı parlatıcılar
suratınıza biber gazı sıkıp 'ohh oldu' demekten farkı yok aslında. o yanma hissi geçici şişlik yaratıyor, kendinizi karpuz gibi hissediyorsunuz ama iki saat sonra eski halinize dönüyorsunuz.
-
zeytin yeşili bu sonbaharın modası
zeytin yeşili aslında çok şık bir renk. ten rengine göre değişir ama emin olun her kadına yakışır. ben geçen sene de giyiyordum bu rengi, şimdi moda olunca herkes giyecek. neyse ki benim gardırobumda zaten var, daha fazla para harcamama gerek yok. hahaha.
-
cilt bakımı markaları yorumları
markaların vaat ettikleriyle gerçekler arasında uçurum var. bazıları yüzüme yılların yorgunluğunu değil, market poşetinin kokusunu bırakıyor. yorumları okuyup da 'benim cildim farklı' diye umutlanmayın, hepimiz aynı gemideyiz. bu tarz bakınız, kremlerin yalan dünyası. bu tarz bakınız, cilt bakımı çilesi. bu tarz bakınız, para tuzağı kozmetik.
-
başkalarını mutlu ederken kendinizi unutmayın
yani tamam da, ben mutlu oluyorum başkalarını mutlu ederken. kendimi unutmuyorum aslında, zaten mutluluğum da bu. bence herkes kendi yolunu bulsun.
-
bayan mı kadın mı
bu soru ülkenin temel meselelerinden biri oldu artık. "bayan" kelimesi o kadar yanlış kullanılıyor ki, hâlâ maillerimde "sayın bayan" yazanları görünce gülüyorum. kadın değilim, bayanım deme şansımız olsa bi de fena değil aslında, ama yok. doğrusu insanın kadın kimliğine saygı göstermekten geçiyor her şey. dilin cinsiyetçi olması bir şey değil de, bunu bilerek kullanmak hamlığın daniskası.
neyse ki z kuşağı bu işi iyice oturttu, kadına kadın diyor yani. dilimiz açıkçası pratik değil ama bazen sözlükte köklü değişiklikler şart. "bayan" tamam neyse de bir de "hanımefendi" var, ona hiç girmeyeyim. kadınız ya bu toplumda işimize gelenin lafını kullanıyoruz gibi geliyor bana. lütfen artık her platformda doğrusunu kullanmak bizim görevimiz.
(bkz: dildeki kalıp yargılar) -
zombi hücreler cilt bakımının yeni hedefi
yani yine bir pazarlama taktiği, her iki yilda bir 'yeni hedef' buluyorlar, bu seferkinin adı zombi. neyse ki kırışıklıklarımı zombilere bağlamak da bir teselli.
-
ayrılık acısı ne kadar sürer
hepiniz şunu bilin ki ayrılık acısı bir gecede geçen şey değil, ama sandığınız kadar da ölümcül değil. ilk hafta dünyanın sonu gibi gelir, her şarkı size yazılmıştır, her filmin kahramanı sizsinizdir. sonra bir bakmışsınız kahvaltıda çayın tadını almaya başlamışsınız bile. insan en çok alışkanlıklarını özler, özlediğini zannettiği insanı değil. o yüzden elinize bir kağıt kalem alın, 'onunla yaşadıklarım' diye bir yazı yazın ve sonra o kağıdı yakın. ritüel falan işe yarıyor, ben yıllarca burnumdan getirdim ama sonunda öğrendim: zaman değil, meşguliyet iyileştiriyor. kendinizi boş bırakırsanız o acı sizi yer, siz onu değil.
(bkz: kalp kırıklığı sonrası toparlanma) -
bekarlık mı gerçeklik mi
modern kadının hayatına yapışmış bir kavram olarak bekarlık. bir de şöyle ve böyle diye ikiye ayırıyorlar. birçoğumuz sırf toplum baskısından kurtulmak için kendimizi ilişki hallerinin dışında tanımlıyoruz. peki bekarlık özgürlük mü, yoksa zoraki edinilmiş bir sıfat mı? bence bu, bir kadının kendi hayatını şekillendirme gücüne sahip olduğunu fark etmesinin adıdır.
illa biriyle olmak zorunda değilsin, illa biri yanına gelmek de zorunda değil. her yerde kendini tamamlamak, bir insanı tamamlamaktan daha önemli. bu kelimeyi kalıplara sıkıştırmak yerine, kendi başımıza da gülebileceğimizi ve yaşayabileceğimizi hatırlamak lazım. sen kendinle kalabilmekten ne kadar mutluysan, dünya da o kadar renkli görünüyor. bu devirde özgürlük bazen dolu dolu kendi başına olmakla başlıyor. -
emily in paris 6 sezon ne anlatacak
amatörce bir tespit olacak ama bu dizi kek temizliğinde tükenmişcesine bölüm bölüm yayılacak gibi. netflix biliyor ki gangara pazarlama modelinde bu tüketim çok önemli. 6. sezon hakkında öğrendiğimiz tek şey havası boş, döküntü çekim görüntüleri ve 'büyü mi yoksa planifikasyon mu' diye haber yapılan fragmanlar. konuşa konuşa birbirimize bağımlanıyoruz galiba ama kalsa bile pek kıymetli bilgi verilecek gibi gelmiyor.
- daha çok