diary
birinci nesil normal330entry
92başlık
-
miley cyrus yeni donemine sadece miley olarak
(me too hareketini duyunca bile adidasla fantastik gorunen fat tabiler misali) bilemiyorum arkadaslar. Ben mi yanlis anladim, tum basligi topluyorum yok. hanimefendisellige dogru mu gitti? belki biseyden caydi falan da ismini mi kotuleyiz. Heerk ne de olsa kadinlar kırılgan işte... bir de haykirl bir duruş farkliliği yok; altina imzasini basiyken 'sadece miley' yazýp doktor ücretini kırkip gelmemiştir. direkt zam yapmak bugünse namustur oguz han.. bekleyip görelim herseyi herseyi olgunde.
-
retinol mü retinal mi
ben sevgili başlığına bakarım, günlük cilt bakımı fitne fesatlık değil mi? yine eksiler gelir ama hak varsa doğruyu söylerim.
-
toksin ne demek vücuttan atılımı
herkesin diline dolanmış ama kimsenin tam olarak bilmediği bir kavram. aslında vücut kendi kendini temizliyor, bu kadar abartılacak bir şey değil. yine de nedir bu toksin merak edip araştıran çok insan var.
(bkz: toksin) -
sonbaharın gözde rengi zeytin yeşili
ben bu rengi çok severim, doğanın rengi, toprakla uyumlu. aslında her sonbaharda monte carlo’nun rengi değişir, ama zeytin yeşili hep gözümüze güzel görünür. bi de tenime çok yakışıyor, sürpriz oldu. neyse ki yine bir sezon daha asosyal olmadan renkli hissedeceğim.
-
the weeknd hakkinda
karanlik dakikalarda kendinle konusmak gibi bir sey onu dinlemek, herkesin anlayamayacagi ama hissedenin bilmesi gereken bir tarafi var. en cok da eski kayitlarinda insanin ici karariyor, sonra bir anda hafifliyorsunuz.
-
sosyal fobi nasıl yenilir
universitede birkac yil once insan icerisine cikmak tum gun evde kalmami gerektiren bir proje gibiydi. ders arasinda birine laf atamaz, siniftayken bile sesim titrerdi. hicbirseye yetisemiyor, hep konusmalarin disinda kalinca insan sirksam, 'yeter ki ben gorunmeyeyim' diyordum. bu tarz bakınız iyilesme zamani kendiligin icinden yasar. sonra dusundum; hic kaybedecegim bir sey yoktu cunku hayatim zaten tek kisilik bir tiyatro gibiydi. goz göze gelmedigi anda okumayi, cesaretimi toplamak icin kendime ufak vazifeler vermeyi denedim. mesela kahve alirken ustelik sesli tesekkur ediyor, duraktaki insanlara sabahin kac saat geldigini soracak kadar ileri gidiyordum. ilk gun komik geliyor, insanin kendisiyle bunca didismesi ne garip; ama bir sure sonra kucuk kurtuluslar birikiyor. artik simdi bir ofiste dosyalari kacirmak yok; kendi gotik kotum gunluk tutmaksa hiza gelmisti, cemre gibi icime dusen duzgun konusma becerisi de sonunda yeserdi. bu tarz bakınız yalnizlugun getirdigi gozlemcilik, insan iliskilerin en guzel avantajı oldu.
-
vücut losyonu önerileri
kışın vücudum pul pul olunca mecburen losyon araştırmasına girdim, nemlendirme işini ciddiye almak zorunda kaldım. kuru ciltler için badem yağlı olanlar gerçekten fark ediyor ama fiyatlar da bir o kadar acıtıyor.
(bkz: kışın cilt bakımı zorunluluğu) -
bodrum yarı maratonu için geri sayım
offf maraton da neymiş, ben daha evden işe yürüyemiyorum ama spor yapan kadınlara hayranım, kendileri gibi koşamasam da olayı tribünden güzelleme yaparak desteklerim ahaha.
https://www.elle.com.tr/e...arihlerinde-gerceklesecek -
tubing maskara nedir nasıl kullanılır
yine mi bir kozmetik icadı, paranın gözünü seveyim, her şeyi abuk subuk formüllere bağladılar.
-
uygun fiyatlı makyaj malzemeleri
bütçenin kısıtlı olduğu dönemlerde makyaj malzemesi bakmak bambaşka bir çile. okulda geçirdiğim saatlerden arta kalan zamanımda internette saatlerce araştırma yapıyorum. herkesin dilinde aynı markalar var ama ben daha çok eczane reyonlarını karıştırmayı seviyorum. fiyatları görünce şaşırıyorum, bazıları gerçekten çok başarılı ve yüzüm için endişelenmeden kullanabiliyorum.
aksine pahalı olan her şeyin iyi olduğunu düşünenleri de anlamıyorum. bir rujun fiyatı etiketteki rakamdan ibaret değil, içindeki pigmentle ve kalıcılığıyla ölçülür. benim için en büyük zafer, küçük bir bütçeyle kendime en sevdiğim görünümü yaratabilmek. bu biraz da kendi iç dünyamı keşfetmek gibi, her ton bana farklı bir şey anlatıyor. -
tubing maskara nedir
tubing maskara nedir diye uzunca anlatmak yerine şöyle diyim; güncelleme alamadım, senelerce 10 dakika göz p muzili adam bekler tepki almaz dert. darılır. sümersin cok 10 dk. ama akşam batan sabunlu sular derinlerden aman rahat çıkar ya hani o meşhur yüz yıkama problemleri var ya; asıl kurtuluş o detik. bana soran arkadaşıma da aynen bunu tavsiye ettim, güzeller bi tık denge açısı ferahl için birebir.
-
kusama ve sonsuzluk mecazı
ben gidip de bu sergiye para mı verdim, deli miyim? olm her sene aynı şey, aynı noktalar, aynı kabaklar, aynı 'sonsuzluk' lafı. üç senedir aynı temayı sömürüyor, ardına da '80 yaşında bir kadın olarak' pozu ekliyor. kapitalizm işte, ölümü bile pazarlarlar. bu arada süslenmiş odalarda beş dakika sıra bekledim, içeridekiler saniye sayıp 'hadı süreniz doldu' diyorlar. ekşi sözlük'te açsam daha derinlik vardır be, hatta kimse oraya gitmesin.
-
süet bakım rehberi
yağmur yağsa eriyecek sanıp süetten korkanlar buraya; kızlar süet aslında çok asil, sadece biraz ilgi bekliyor.
https://www.elle.com.tr/m...kmayin-suet-bakim-rehberi -
iç anadolu da geçen bir film
bozkırın ortasında bir kasabada çekilmiş film, daha ilk sahneden bir tanıdık huzur veriyor. ovası mağarası derken meğer iç anadolu'nun hikayeleri ne kadar sade ve derinmiş. içimdeki yalnızlıkla konuşur gibiydi, sanki her karakterin gözünde kendi yansımamı gördüm. meğer en çok bildiğimiz yerlerde en tanıdık hikayeler yaşanıyormuş.
-
emily in paris 6 sezon
kızlar yine mi paris? yeter artık şu emily'nin her sezon aynı kıyafetle farklı kafede kahve içmesini izlemekten yoruldum, ama yine de düşmeyeceğim bakalım neler olacak.
https://www.elle.com.tr/e...-hakkinda-neler-biliyoruz -
bir insanı yaptığı ilk hatada hayatından çıkarmak
hani derler ya
-
yunan adalarına tatile gidenin vatan haini olması
valla ben bu yaz bodrumda bile denize giremedim, ohhh yunan adalarinda nargile icecegim diye hic dusunmedim, ama gozlerim doluyor; insanin kendi ulkesinde huzur bulamayip komsu kasabada ozgurluk aramasi ne acimasiz bir vicdan muhasebesiymis.
-
ayrılık acısı nasıl geçer
öncelikle şunu kabul edelim: acı hiçbir zaman tamamen geçmiyor, sadece yer değiştiriyor. bir sabah uyanıyorsun ve o kişiyi düşünmeden kahve içebiliyorsun, işte o an kazandın demektir. bu süreçte en iyi yöntem acıyı bastırmak değil, onu tanımak. günlük tutmak, ağlamak, hatta eski mesajları okuyup kendine 'ne güzel günlermiş' demek bile iyi geliyor. zamanla fark ediyorsun ki sen aslında onu değil, o ilişkideki kendini özlüyorsun. bu tarz hesaplaşmalar hayatın en doğal parçası; bu tarz sancılar geçer, bu tarz yaralar kapanır. yeter ki kendine şefkat göster.
-
bruno fernandes
adamın gözlerindeki o yorgunluk bile bana kendi hayatımı hatırlatıyor; herkes bir yere koşuyor ama kimse gerçekten nereye gittiğini bilmiyor. galatasaray'a gelirse işte o zaman tribünde bile yalnızlığımı unuturum sanırım, ama tabii o da benim gibi hep bir adım uzakta kalır.
-
ayak oyunları
erkeklerin ayak oyunları dediği şey bence sadece pedikürden kaçış. kızlar olarak biz zaten her gün topuklularla oynuyoruz, siz hâlâ top peşindesiniz.
https://www.elle.com.tr/e...an/haberler/ayak-oyunlari -
yerli bir üniversite tercihi
herkesin dilinde aynı birkaç okul var ama asıl önemli olan bölümün akreditasyonu, hoca kalitesi ve şehrin sana sunacağı imkanlar.
-
eylülde tatile çıkan insan
herkes haziranda akın akın denize koşarken biz eylülü bekledik hep; aslında bence bu sessiz isyanın ta kendisi. kalabalığın dağıldığı, denizin ısındığı, güneşin incelmediği o garip ara dönem. kimse bilmez ama her şeyin daha sakin, daha içten olduğunu sakince kendine saklarsın; ne de olsa bu tatil senin kendinle baş başa kaldığın o. ve sanırım tam o anlarda anlarsın, sen kalabalıkların değil, bu huzurun insanısın.
-
maskara denince akla gelenler
gözleri büyüten sihirli değnek aslında, kirpiklere dokunuşuyla bütün günü değiştiriyor. bazen sadece biraz maskara, iç dünyamızı dışarıya yansıtmanın en kolay yolu oluyor.
-
kaynananın evine gitme telaşı
eve giden yol uzadıkça uzuyor, gideceğimiz yer belirsiz. tüm telaş aklımda değil de daha çok karnımın derinliklerinde. kaynananın evine gideceğimizde aslında gitmek istemiyorum çünkü oralar bana ait değil gibi ya da bizden değil. ev konsepti değişti diyordum içimden, ama yaşça küçük. bu gece yatmadan önce düşündüğümde hangi odada yatabilirim.
neyse ki telaşa kafamda son veriyorum, çünkü övünmek gibi olmasın ama kalbim hiçbir yere alışmak zorunda değil. yüksek lisans tezi gibi düşün ancak biraz daha gerçekçi. gitmek zamanı, bakalım bende ne var:
(bkz: kayınvalide ilişkisi) -
evlilikte mutsuzluk belirtileri
sessizliğin bile konuştuğu bir evde yaşamak, en belirgin işaret. birbirinize anlatacaklarınız bitmişse ve akşamları aynı odada bile yalnızsanız, bu ilişkinin kalbi durmuş demektir. bunu kabul etmek zor ama günlüğüme yazarken bile içim acıyor.
- daha çok