• bugün (222)
  1. bazı günler insanın içine bir karanfil hüznü düşer; ciltte görünen şeyler sadece ten değil, için çektiği kumral bir kederdir. o zaman yüksek kapatıcılı bir fondöten, kelimelerin yetmediği yerde yorgan olur, örtü olur, bir fısıltı gibi siner. benim cildim aradığında dermatolojik olarak test edilmiş bol nemli ve neredeyse akmayan bir yapı yeterli; mesele rengi bile değil, mesele bir kat sabah sarısını naylonla örtmemek.

    akillıca olan ise her aydınlık tonun, biraz insan kalbi kadar değişken olduğu gerçeğini bilmektir. gündüz her çatlakta bir nehir kurur, akşamüstü ise içimin aydınlığı fotoğraf karelerinde kiremit rengine döner. en garantisi tomurcuğu bol lamaların bile belli bir oranda çalkalanmış yağlı dokular barındırdığını ve bu dokunun eylül sabahı çiyini taklit ettiğini kabul etmektir. ama ben yalnızca bir öğretmenim, meziyetim doğru kelimenin doğru yerde susmasını bilmek; kapatıcılık, ancak cümleye bulaşırsa hüzün örtülür derim.
   tümünü göster