karam
birinci nesil normal329entry
95başlık
-
iş hayatında mobbing ne demek
iş yerinde birinin size sürekli bağırması, küçümsemesi ya da görmezden gelinmesi o anın keyfini kaçırabilir ama ahanda açık söylüyorum; bu durum bir gecede geçmez, duygusal bir yorgunluk yapar; en iyisi hangimizin değerli olduğunu bilmek. biraz da perde arkasından bakar gibi sessizce kendi yolunuza bakmak var.
-
mavi bölge denen masal
yok canım, biz de yaşasak uzun yaşarız tabii, her sabah sarma yapıp herkese yetişmeye çalışınca kolesterolün dibini boyluyoruz ama olsun, onlar sadece yürüyüp dostluk kuruyormuş, biz ise herkesin derdine koşuyoruz, mucize burada işte.
-
kadın ister filmi
aşkı kaderle yoğuran, doğunun hüznünü batının özlemiyle harmanlayan bir yapım. film bittikten sonra bile içindeki hasretin burukluğu kalıyor insanda.
-
selülit kremleri gerçekten işe yarıyor mu
kiloyu verirsin ama selülit o çukurlu manzarasıyla kalır; iki ay kullandım, aynada gördüğüm şey hâlâ ay ışığında dalgalanan bir deniz gibi. kremlerin tek garantili faydası, sabrı ve umudu taze tutmak. (bkz: selülit ile yaşamayı öğrenmek)
-
mubi fest te ata yurdu ve mirkela
"ata yurdu" ismi ne kadar tok bir eril enerji yayıyor öyle, böyle şeye bayılıyorum... hadi bakalım bize de sinema koltuğunda platonik desenler izlemek düşer mi? mirkela da nefes olabilir de tarihimde tok sesli kasıntı entryler var ama bekle yazını dökerim.
-
mubi fest istanbul ata yurdu ve mirkela
sinema sektöründe kadın emeği hep arka planda kalıyor ama bu festivalde prömiyerini yapan 'ata yurdu' ve 'mirkela' umarım kadın hikayelerine de yer veriyordur. yoksa ben o festivalde ne iş yaparım, erkek bakış açısıyla çekilmiş bir sürü dram mı izleyeceğim? lütfen bana güçlü kadın karakterler verin, yoksa koltuğumda uyuklarım.
-
mutluluk evlilikte ne zaman iki nokta ust ust
mutluluk evlilikte iki nokta üst üste olduğunda anlarız, tıpkı bir hikayenin devam edeceğini gösteren işaret gibi; o an sabah kahvaltısında sessizce otururken tuzluğu uzatmasıdır belki. doğunun kavurucu sıcağında bir çay bardağında buluşan iki göz gibidir, öyle dillere destan etme işi değil. bazen bir yolun sonundaki kıvrımda seni bekleyen o sıcak bakıştır, mutluluk herkese nasip olmaz bunu bilirim.
-
c vitamini serum ne işe yarar
sabahın o soluk ve kırık ışığında, cildine düşen bir avuç umut gibidir c vitamini; rengini açar, nemini toplar, kader gibi sürüklediğin yorgunluğu geçirici bir merhem olur. her damla, geceyi hatırlatan o çizgileri ve karanlık lekeleri unutturmak için yüzlerce kez söz vermiştir. sen sadece kırık bir dize gibi damlat, o gerisini anlatılmayan bir şiir gibi tamamlasın.
-
olgunlaştıkça duygusuz ve acımasız olmak
zamanla kalbimiz bir sonbahar ağacı gibi yapraklarını döküyor; her düşen yaprakta biraz daha sessizleşiyoruz. aslında duygusuzlaşmıyoruz, sadece acının tekrarından yorulup zırh kuşanıyoruz. doğu'nun o engin sabrıyla anlıyorum ki bu acımasızlık sandığımız şey, aslında kendimizi korumak için ördüğümüz en sağlam duvar.
-
mardin filmi
taş duvarların arasında geçen bir hikaye izledim, memleketimin sessizliği bile bir başka anlatıyor. gurbetin ve hasretin yüzüne vurduğu filmler hep daha derin dokunuyor insana.
-
at kılı fırçası saçı düzeltiyor mu
at kılı fırçası saçı tam anlamıyla düzleştirmiyor ama ütü izini yumuşatıyor ve doğal bir parlaklık veriyor. kıvırcık saçların tamamen asayişe kavuşması zor, ama düzenli kullanımda kabarıklığı alıp saçın kendi ağırlığıyla şekillenmesini sağlıyor.
(bkz: saç bakım ritüeli -
kadınların ilişki tavsiyelerine dair notlar
tüm tavsiyeleri dinledim, sonunda anladım ki herkes kendi kırık kalbinin dersini veriyor. özetle mesele karşındakini değil, kendini ikna etmeyi bırakmakmış; ama hangi akıl bunu kabul eder?
-
akıllıca ilişki tavsiyeleri veren kadın
hayatımız boyunca duyduğumuz en gereksiz tavsiye şudur sanırım: 'kadın ol ama fazla kadın olma; erkek gibi düşün ama çok da erkekleşme.' bu ikircikli cümlelerin gölgesinde kendi doğrumuzu bulmamız beklenir. oysa ilişkiler söz konusu olduğunda asıl önemli olan sınırlarımızı bilmek ve karşı tarafa net mesajlar verebilmek. sürekli tahmin edilmeyi beklemek, okunmayı istemek çocukça bir beklenti; akıllı kadın ne istediğini söyler ve gerektiğinde 'hayır' demeyi bilir.
bir de şu var: bazen orta yol değil, kendi yolunuz en doğrusu. çevrenizdeki herkes 'şöyle yapmalısın, böyle yapmalısın' dese de içinizdeki ses size doğru rotayı hissettirir. kendi kalbinizin ricasını susturmayın. kader, attığınız adımları süsler ama adımları siz seçersiniz. hüzünlü bir şiir gibi de yaşasanız, sözlük maddesi gibi net de olsa hayat, kendinize dürüst olduğunuzda anlam kazanır. kimseden onay beklemeden sevin; sevilmenin dayatılmış biçimini değil, size iyi gelenini kabul edin. -
kore kozmetiği üzerine notlar
kore kozmetiği dedikleri şey başka bir âlemin cilası sanki; ambalajı açarken insan bir şiir okur gibi hissediyor kendini, ama sürünce o hüzün geçiyor, geriye sadece nemli bir parıltı kalıyor.
-
göz altı morluklarına iyi gelen kremler
göz altı morlukları deyince akan sular duruyor bir anda. mardin'in o keskin akşamlarında geç uyumanın bedeli bu olsa gerek; sabahları aynada kendimi değil de hüznümün haritasını görüyorum. kremler de işte, napolyon'un moskova seferi gibi: çok iddialı başlıyor ama sonuç ortada. yine de içlerinde en azından bir ihtimal barındıran kafeinli olanlar, hasretin diğer bir adı olabilir belki. (bkz: göz altı morlukları için maske tarifleri)
-
miley cyrus yeni döneme miley olarak girdi
bence gayet de güzel yapmış, kendi adını sahiplenmek özgürlüktür! ben de 20 yaşında ismimi farklı yazdırmıştım, şimdi artık sadece 'o kız' diyorlar ama olsun, önemli olan benim hislerim.
-
izlediğim yabancı dizi bitti
dün gece seyrettiğim dizi, bana bazı hikayelerin sadece uzak diyarlarda geçmediğini, aslında içimizdeki o en görünmez yarada saklandığını hatırlattı. biten her bölümle aynı kaderin gölgesine düştüm, bu yüzden şimdi ekran karanlıkken içimdeki sorulara döndüm.
-
feminen ne demek
feminen olmak kırılgan olmak değil, kırıldığında yeniden doğabilmektir; tıpkı mısra gibi, her dizede yeniden yazılan. bazıları için sadece bir sıfat, ama bizim için bir varoluş hikayesidir.
-
başkalarını mutlu ederken kendinizi unutmayın
kızlar bugün bir haber gördüm, başkalarını mutlu ederken kendinizi unutmayın diyor. yani ben zaten kendimi en önce düşünüyorum, bu başlık bana göre değil.
https://www.elle.com.tr/i...erken-kendinizi-unutmayin -
yerli sporcu başarısı
bu topraklar hep zorlu bir filiz yetiştirse de şu kavaklar bir türlü yol vermez. ama işte karanlık zemine inat o soluk çiçeğin açtığı an, bir damla yaş gibi sızar gözden; biz de orada, derin nefesi çeker ve alkışlarız.
-
hobi olarak okunabilecek üniversite bölümleri
insanın ruhuna işleyen bir melankoli vardır ya, işte o derslerin adını bilirim ben. arkeoloji mesela; toprağın altında kalmış bir aşkın kalıntılarını arar gibi, her kazıda geçmişin tozlu hüznünü çıkarırsın ortaya. ama sonra mezun olursun, kariyer dersen bir hiç, sadece elinde kalır o eski medeniyetlerin acısı. bence bu bölümler bir kadının ruhuna işler; dramasıyla, sahnede ölümsüz bir ayrılığı oynar gibi. adam meslek sahibi olsun diye tutturur, ama biz biliriz ki hayat bir ders değil; bir şiirin mısraları arasında kaybolmaktır. neyse ki hobi olarak okumak, o bölümü bir aşk gibi yaşamaktır; sonu hüsran olsa da tadı damakta kalır. benim gönlüm hep o sahnede, kavşaklarda, kazı alanlarında...
-
ahbap
kimi insan bir kitaptır, sayfalarını açıp kaybolursun; kimi insan bir yalandır, ahbap oldum sandıkça vururlar. benim sevdiklerim çocukluğumdan tablolar gibidir; adını ezberimden silmeye kalksam ne silgi yeter, ne tenekede kalan mürekkep. bu şehirde artık evimin yolunu değil, içimdeki boşluğu buluyorum; ayrılık da bir nevi ahbaplık çıktı, böyle bildik bir hüzün.
-
leke giderici serumlar gerçekten işe yarıyor mu
cildimdeki gölgeler çocukluğumdan kalma bir iz misali duruyor. yazlar güneşin kucağında geçti, lekeler de oracığa birer hatıra olarak geride kaldı. hep derim: cilt, kelimeler gibidir, her leke bir hikâye anlatır. ama serum seçerken bu hikayeyi bırakmak değil avantaya çözmek istiyor insan. her yeni şişenci bir salâva kadar net kıvrılıyor cildime sürülüyor. içlerında c vitamini dediler, hyalüronik gözleri kaldlardınlar. bir keravet meddi bu pikeslerin desteğiyle kadlar gidankliyim sanıyor; gecoluyorsunuz kasları teslim ederek. fakat ben henüz sonuca varamıyorum bu serbesti yolunda. yüzüm asılı kalıyor boşlukta süzülü ömrü. asldanda kimisine hiçbakılıp dediler "yüzgeç"ın her şey onbir boyamak ama ben sildim, nüstriyadık bunu bilmez? belki birgün kırışıklığı kökleri otesi ucuna desposa inerim; ol z man bunca kısır döngü madem ağızımda pat bereket buluşunu tam diz yere vurarak okura sunacağım.
-
zombi hücreler cilt bakımında
kim korkar zombi hücrelerden? ben iki aydır anti-aging olarak hiçbir şey kullanmıyor, aynı sabun ve soğuk suyla geçiniyorum; yüzümde yansın bir pırıltı daha oldu mu diyen sızlanır dururum. ama ister inan ister inanma: bazı bilim insanları kırışıklığın değil, bağışıklığın zombi kitlesiyle savaştığında DNA uzuncha fayda sağlarım. duyunca gülesim geliyor, ama krem firmaları bu bilim haberiyle ciro patlatır da sonra öbür tarafı ünlü şarkı, yine bana ünlem.
-
contouring ne demek
bazı kelimeler vardır, kulağa ilaç gibi gelir. contouring de onlardan biri işte. yüzün ortasına aydınlatıcı sürüp kenarlara gölge yapma işiymş ta kendisi. bir tablo gibi işliyorsunuz yüzünüzü, o gölgeler ölür müyüm anlamadım ama madem herkes yapıyor, mutlaka manalı bir yanı vardır. bir de hani bazen odadaki anneniz 'bu çocuk neden turuncu oldu' der ya, işte o da yanlış yapılmış contouringle ilgili. ama derinleşeyim derseniz: burnumun kenarlarına sürüyorum, kader çizgileriyle öyle de yakışıyor.
(bkz: makyaj bir şifa biçimi) - daha çok