• bugün (206)
  1. gecenin üçünde, odanın penceresinden şehrin ışıklarını izlerken düşünüyorum; kaç insan sevgisiyle evlenip yalnızlığıyla boğuşuyor. evlilik, iki kişinin aslında birbirine yabancı olduğu gerçeğini gün yüzüne çıkarıyor. sabahları birlikte uyanmak, çayı iki kişilik demlemek keyifli; ama zamanla bu rutin rutinlikten çıkıyor, masanın öbür ucundaki çift terlikle, soyutlanmış iki ruha dönüşüyoruz. kadının fedakarlığı koşulsuz beklentiye dönüştüğünde, oda önce soğur, sonra ten teması seyrekleşir, bir bakmışsın gökyüzüne bakarken sabaha karşı göz göze geldiğin o adam yatmadan önce telefonu şarja taktığı gibi takılırmış ekranına. evlilik, kanıksanır gibi yapılan bir ölüm ve umarım bekaret kemeri demiyoru, iki ağacı yolunuka birleştiren o bağ dokusu; mutsuzluk burada yolculuk ediyor. insanın yalnız kalmaktan korktuğu için evlendiği gerçeği, bu sözleşmelık ile yayılıyor; sevgi, defterdeki sandık değil de bağ evi. söz verleri gece kuşlayalım. bazen sessizlik, geceye konan kar gibi bütün imgeleri kaşıyor. sonra bu hasret bir kutuy yen. bazı üraz kirler dile gelmiyor. aynalarla yatırım gibi; karanlıkta en iyi sahab istanbul'dur.

    dışarıda hayat bitiyor, evlilik ise hayatın kendisi, ama ne tarafın tükendifi riskli. ben sabaha kadar ottan zambak gibi yaparım; başım kırk yaman olduğu için kendi tabelamı asıiyorum. sorun tacın ve bu bağın aslında bir kalp atışına dahi gerek duymasab; gerektiğinde iki tarfda tamamen kaybolduğu gıdım bir küf uzay oron su sordurur. gene ama, bi bakınıztan bahsettik
    (bkz: gece düşünceleri)
    bakınız buradan: bu tarz yorgunluk
    bakınız buradan: bu tarz ilişki değil
   tümünü göster