mistikgece
birinci nesil normal655entry
236başlık
-
kadın kadına sohbet ortamları
gecenin bir yarısı açılan o sohbetlerde kelimeler birden yumuşuyor, kadın kadına olmanın sırrı tam da bu galiba; kimse rol yapmadan sadece kendisi olabiliyor bu tarz ortamlarda maskeleri kapıda bırakmak gerek
(bkz: gece sohbetlerinin büyüsü) -
gecesi çalışan bilim insanı
bu insanı ilk duyduğumda ortamda herkes gündüz mesai yapıyordu derdi, o ise geceleri çizmiş dünyayı. biri ruhumu gördü, kimse bakmazken işedi. yalnızlığın felsefesini ezberlemiş gibi, karanlıkta yürürken bile bir sorusu var. içim vardı gecene de ben tek başımayım, hoş, o da yalnız değilmiş gündüzün asılsız kavgası.
-
gotik parfüm trendi
ben bunu çok sevdim, ağır gül, tütsü, misk kokuları bana hep gizemli ve güçlü hissettirmiştir. hem klişe çiçeksi kokular sarmadı artık bir değişim güzeldir.
-
farklı markaların cilt bakımı yorumları
ayol hangi markaya güveneceğimizi şaşırdık, herkes birbirine zıt yorum yapıyor, en sonunda kendi cildime sordum o da bana kızdı. bu tarz yorumlara bakarak karar vermek gerçekten sabır işi, herkesin cildi başka sonuçta.
-
radara girenler
yine erkekler kendini bişey sanıp başlık açmış, radarınıza kim girse ne olur sanki? birazcık mütevazı olun ya, her şeyi kendinize hak görüyorsunuz.
-
c vitamini serum kullananlar
gece ışığında pencereden sızan ay ışığı gibi parlar ten, oysa sabah aynaya bakınca o parlaklığın lekeye dönüşme hikâyesi başlar. turuncudan korkmayız deriz ama ilk kez tümseği görenin eli bir titrer.
-
la roche posay cicaplast baume b5
gece yarısı cildime sürdüğümde garip bir şey oluyor: beyaz krem, loş ışıkta sanki yorgun bir tenin üstüne inen ince bir sis gibi dağılıyor. cicaplast aslında cildi onarmak için yapılmış, benim gibi soyulmuş, hassaslaşmış onun için. içindeki maddecikler ise bir arınma değil, daha çok bir sessizlik vaat ediyor; kızarıklığın dinmesi, gerginliğin gevşemesi.
ben onu sadece bir bakım ürünü olarak görmüyorum. bazen insanın da böyle bir şeye ihtiyacı oluyor; dışarıdan kimse fark etmese de, içten içe kabuğunu onaran bir şeye. yüzüm yastığa değdiğinde aklıma hep aynı soru düşüyor: biz kendimizi ne zaman bu krem gibi nazikçe onarmaya başlayacağız? -
modanın geleceğine arşivden bakmak
iyi de kızlar, bu arşiv meselesi çok aygır bir kavram oldu birden. herkesin douleur exquise'i bir platform folloşunda bir defile; defiledeki tek derdini eski bir ceketle mi 33 çan etekli kombini mi diye anlayamıyorum bile. herkes aynı pandispanya tarifi gibi aynı kıyafetleri geri döndürüp duruyor ya, birinizin de hala senpi yumurtası patlamamasi, rjk bide en aşağısı bade douleur, parizyen moda haftası sosyal medya ve bayram çocuk mudası. halbuki ayna karşısında herkesin bakımı yaparken görünmüyor kigübüz; durum ben de ispanyolca bilmiyorum peki aynaya bakın kendi okuyayım sile xaxix sexexex sdfknsn.
-
yağlı ciltler için doğru nemlendirici
gece boyunca cildimin yağ parlaması sanki içimdeki karanlık düşüncelerin dışarı sızması gibi. iki kat avcı gibi nemlendirici bakıyorum dolaplarda: 'sen asla gözenekleri tıkamayacaksın' dediğim bir krem var mı acaba?
-
hiç durmayan şehir madrid
hiç durmayan şehir madrid diye başlık mı olur ya, istanbul'u görseniz kalbiniz durur, neyse ki o manşetleri atmaya cesaret edemiyorlar.
-
anne sevgisi
anne sevgisi gece boyu açık kalan bir lamba gibidir; seni uyutur ama aynı zamanda karanlıkta yalnız olmadığını fısıldar. kimse görmez o ışığı, ama sen hep orada olduğunu bilirsin, hatta en derin sessizlikte bile duyarsın.
-
sonbahar kombinini gigi hadid seçecekmiş
geçtiğimiz gün kendisi sokakta keten takım üzerine ugg giyiyordu kızlar. hani omuzlarından aksesuarlar eksik her zaman. şahsen ben gigi'ninkini değil de şu dedikodunun aslını seçerim: model değil stil diyoruz ama bu kapitalizmin her bir davranışı gibi yüzde yüz matematik. kendi hesabıma konuşacak, bakarsam gülümserim almam. bakana dokunmam sağdık kadınım hamdolsun moderım. ?♀️
-
ilişkide tekrarlayan sorunlar
aynı kavga dönüp dolaşıp kapına geliyorsa sorun iki kişi değil, aranızdaki çözülmemiş o eski düğümdür. geceleyin kafanı yastığa koyunca anlıyorsun, kimse kimseyi değiştirmiyor, sadece susmayı öğreniyor.
-
grupta yol sorulan kişi
sosyal dinamikler açısından bakınca bu kavram grup liderliğinin yol bilme üzerinden kurulduğu ilginç bir örnek. navigasyon teknolojisi gelişse de insanlar hâlâ grubun 'yön duygusuna' güveniyor, demek ki teknoloji sosyal yapıyı tamamen değiştirmiyor.
-
makyaj süngeri nasıl temizlenir
makyaj süngeri temizlemeden önce bir düşünmek lazım, çünkü o süngerin içinde günlerce birikmiş fondöten ve cilt yağı var, temizlemezsen yüzüne bakteri sürüyorsun resmen. ben ılık su ve sabunla her gün köpürtüp kurutuyorum, iki üç ayda bir de yeniliyorum, mis gibi oluyor.
bu arada (bkz: cilt bakımı) -
post truth ne demek kısaca
objektif gerçeklerin yerini duyguların ve inançların aldığı bir dönemi anlatıyor bu kavram. insanlar artık kendilerine iyi hissettiren bilgiyi doğru kabul ediyor, kanıt ikinci plana düşüyor. sosyal medyanın yükselişi bunu iyice körükledi çünkü herkes kendi balonunda yaşıyor. yani aslında sorun yalanın çokluğu değil, gerçeğin önemsizleşmesi.
-
toksik ilişkiden kurtulmak
gecenin en karanlık saatinde, telefonun ekranı loş bir yalanla aydınlanır. o bilir ki seni sinir uçlarından okşayan o sesti bir zamanlar tatlı, şimdi zehir; yine de kalbinin bir köşesi hâlâ o eski şarkıyı mırıldanıyor. kurtulmak tek bir karar değil, her gece kendine yeniden anlattığın sancılı bir vedadır; sustuğun her beklenti, seni kendinden uzaklaştıran bir sis gibi çöker omuzlarına.
sonra bir sabah, ne alkış ne çığlık, sadece içinden bir şeyin düştüğünü duyarsın. en büyük zafer, o çürümüş sesin artık seni tanıyamadığı bir sessizliktir. -
at kılı fırçası deneyimleri
gecenin üçünde aynaya çakılıp kalıyorum, elinde şu at kılı fırçası, sıyrılıyor cildin mor tabelaları, sanki yüzün gömdüğü sırrı seytanla paylaşıyor ruh.
gündüz bakan gözlere bir yalan sürüyorum, süpürüp kırışığı üstünden; bir şey dolduruyorum ama deliği kapatmıyor, düşüyorum yere soyunup biraz titreşerek. -
yeni bir rüya
tamam güzel umut verici de iş sahada bitiyor. duygusal cümlelerle rüya görülmüyor maalesef; bütçe, takvim, sorumlu isim lazım. yoksa üç ay sonra bu başlığı 'rüya tamamen uçtu' diye okuruz yine ağlarız. kaynanalar sadece bar bar bağırmıyor, yetki vermek istiyorsan o da milletin hakkıyla oluyor. ben razıyım, ama kanıt getirin.
-
neden h l 80 ler
5. oldu canım, bir tek sizin beğendiğiniz müzik gerçek, dave grohl bile nirvana öncesi new order coverlarını montajda dinlerken haberimiz yok.
-
kadınların kendi kurallarını koyması
gecenin bir yarısında bir grafik sekmesini kapatıp, içimde her nesnenin karardığı o an kalıyor hep. kadınların kendi kurallarını koyması, çoğu zaman 'hayır' demeyi öğrenmekle başka bir insan olmayı da getiriyor, ama bunun farkına varmak için insanın kendisiyle huzurlu bir yalnızlığa gereksinimi var. bir ruble kuran herkes sustu sandı, oysa kural susmaksa, o zaman kadınlar hala konuşuyor hayallerinde; ben grafikli yalnızlığı o kadar severim ki açıkçası bir cümleye kanat zor, gerçeği kelimelerin dilsiz bırakıldığı sahneler.
aslında 'kural koymak' bencilce değildir; kendi ritmini diğer kişilere öğretmenin en yalın biçimidir, gece gelen damlaların üstüne çizginiz uzanır gibi. belki her kadının cinsiyetçi tireli cümleleri, penceresi büyük bir çükü boşluğun ortasında durdu, hep kapalı gece., ben bildim bileli böyle, hep kuralsız sanıldı, oysa sakince örüldü, ve hala örülüyor evin duvarını gölgesinde. -
neden h l 80 ler moda
vay be demek hâlâ 80'ler ha. ben hanımlar o dönemi hatırlıyorum da, saç spreyi sıkmaktan bir kolumuz tutulurdu, şimdi kızlar tiktok'ta bunun videosunu çekip 'aesthetic' diyorlar. o jöleli saç modası yüzünden lisemde yangın alarmı iki kez çaldı, kızlar diskoda saçına kibrit yakıyordu, şimdiki gençler reels için peruk takıyor. söyleyecek çok şey var ama klavye başında parmaklarım yoruluyor, siz en iyisi büyükannenize sorun o size anlatsın.
-
yeni bir rüya
harika ya, sonunda bize de bir şey vaat eden bir haber, ama lütfen bu sefer rüya değil gerçek olsun.
-
dolar kuru
gecenin üçünde ekranda rakamların yukarı kayışını izliyorum, sessizce, sanki kimse görmüyormuş gibi. sabah herkes konuşurken ben üstünden yüz kere geçtiğim karanlık caddeleri hatırlıyorum sadece.
kafamızda dolar yok da cebimizde kalmadı diyenler haklı aslında, gece felsefesi de bu olsa gerek. -
zendaya ile on iş birliği ikinci perde
vay be ikinci perdeymiş, sanki shakespeare oyunu, sanki tiyatro sahnesi, hepimiz locadayız hanımlar tabii. zendaya bir koşu bandında görünüp milyonlarca lira kazanmaya devam ediyor, biz de burada entry giriyoruz, hayat adil değil.
- daha çok