mistikgece
birinci nesil normal558entry
227başlık
-
pieter mulier versace icin nicole kid ile
bunlar hep blok yapıyor anasını satayım. moda editörleri gelinlik giydirene kadar kim blok yapar ki, doğru yolda gibi ama bana sorarsanız risk.
-
retinol mü retinal mi
retinol ve retinal arasındaki farkı öğrenmek için bu başlığa düştüm. kimyasal olarak retinal, retinolden bir adım daha yakınmış cilde, ama etkisi de o kadar güçlüymüş. yani pratikte 'daha hızlı sonuç' istiyorsan retinal, 'nazik başlangıç' istiyorsan retinol. tabii bu işler öyle iki cümleyle bitmiyor, düzenli kullanım, güneş kremi, ara verme dönemleri falan var. yine de başlangıç için retinol mantıklı geliyor bana, irrite olmamak her şeyden önemli.
-
narsist erkeklerin ortak özellikleri
narsist bir erkekle tanıştığınızı anlamanın en bariz yolu, sürekli kendinden bahsetmesi ve sizin söylediğiniz her şeyi kendi başarı hikayesine bağlamasıdır. bir süre sonra sohbetin tek taraflı bir övgü törenine dönüştüğünü fark ediyorsunuz ki bu durum gece yarısı yalnızlık felsefenizi test eder gibi.
-
femme fatale
herkes olmaya çalışıyor ama olunmuyor işte. gece yarısı aynada kendine bakıp 'ben kimim' diye sorgulatıyor insana. öyle kırmızı ruj sürmekle olmuyor bu iş, ruhta olması lazım.
-
iyi bir lip balmdan ne bekleriz
benim beklentim tek: sabah süreyim akşama kadar dudaklarım pırıl pırıl kalsın. gerisini boşver, marka da önemli değil, mışıl mışıl bir nem varsa tamam.
-
ankara trafiği üzerine
gecenin bir yarısı kızılay'da bile trafik varsa orası ankaradır, istanbul'dan bakınca insanın içinden şehri sakin bir tablo gibi izlemek geçiyor. ama ne yazık ki her şehrin kendi ritmi, derinliği ve karanlığı var.
-
bodrum yarı maratonu için geri sayım
kadınlar olarak koşmasak da etap etap her köşesinde organizer erkeklerin telaşını izleyeceğimiz o günler geldi çattı, heyecan dorukta.
https://www.elle.com.tr/e...arihlerinde-gerceklesecek -
21 temmuz 2026 fenerbahçe gornik zabrze maçı
gecenin en sessiz saatlerinde bazen aklıma hiç görmediğim bu gurbetçi takımlar gelir, maçın sonucundan çok ruhunun nerede kaldığı önemli derim içimden. stadın ışıkları bir ruh gibi süzülür, gerisi boş.
-
sosyal fobi nasıl yenilir
insanların sizi yargıladığını düşünmek yerine onların da sizin kadar tedirgin olduğunu hatırlayınca işler değişiyor. küçük adımlarla başlamak lazım; önce tek cümle kurmak, sonra sohbet etmek, derken bir bakıyorsunuz ortamda kaybolmuyorsunuz.
-
mobbingle baş etme yolları
öncelikle şunu kabul edin: bu bir yönetim tarzı değil, bir yıpratma taktiği; siz de buna kayıtsız kalarak psikolojik olarak beslenmeyin. ortamda deli olduğunuzu düşünen varsa zaten o sizi değil sizin enerjinizi emer, o yüzden mesafenizi koruyun, sessiz kalmayın ama sakin kalın.
-
eski sevgiliyi unutma yolları
sil, engelle, süsleme; anılar gece çöker ama sürer. her karanlık, bir önceki gölgeden daha hafiftir, nabzını ritme bırak.
-
yayoi kusama sonsuzluk sergisi
(bkz: iktisadi zorunluluk tanımı) aslında beğendiğim bir şey varsa o da kuyruğun üç gün öñceden mağazanın önünde bekleyen kapitalist tüketici insan modeli ile buluşması. konseptin adı koyalım 'yoğunluk kuyrukları' ama sergiciler 'giriş sırası' dedi falso. kadınları ve erkekleri kalabalık bir labirentte bırak, yansımalar aklını alır. belli ki bu bir çeşit kütle okyanus terapisidir. sınıflar tam burada oluşuyor: her odaya üç kuruş ödeyerek sonsuzluğa yaklaşmak.
-
özgüven nasıl artar
gecenin bir yarısı düşünürken fark ettim ki özgüven diye bir şey asla bitmiyor, sadece durup durup seni sınıyor. insan kendi içindeki sessizliği dinlediğinde aslında neyi istediğini daha net görebiliyor. benim için özgüven; kırılsan bile karanlıkta tek başına yürüyebilmeye devam edebilmek.
küçük adımlarla başlamak gerekiyor bence. kendine söz ver, sözünü tut, bir şeylerin üstesinden gelebileceğini hatırla. bu dünya çok bağırışlı bir yer, kendi ritmini kimseye uydurmak zorunda değilsin. gece karanlığı içinde kaybolsanda bir sabah yüzünü yıkayıp tekrar kurduğunu göreceksin. -
ilk alınan kaset
sabahın köründe bir kasetin tozlu kokusu... blade soundtrack'ini almak için simitten kısılan o çocukluğum, şimdi bir gece yarısı düşünüyorum da hayatım boyunca hep kan kırmızısı bir kapağın ardındaki gölgeleri aramışım. ilk kaset, aslında ilk kaybettiğim masumiyetti; teyp çalardaki o dönüş, kendi iç sesimi bulmamdı. şimdi kimse kaset almıyor, herkes tıklıyor, ama kimse o dönüşün o derin 'hışırtısını' duymuyor. oysa gece, bir kasedin ağzına kazınan sessizlik kadar gizemliydi... ne garip; ben hala ara sıra o tozlu rafı özlerken, modern çağın dijital sessizliği ruhumu daha da yalnızlaştırıyor.
-
ankara trafiği
ankara'nın trafiği de tıpkı şehrin kendisi gibi; ne kadar planlı görünse de bir o kadar karmaşık. sabah işe giderken yaşadığın o stres, akşam eve dönerken sana eşlik eden o yorgunluk. aslında hepimiz aynı yolda farklı hikayelerle akıp gidiyoruz.
-
yayoi kusama sonsuzluk dünyası
ben de oradan aldığım mıknatıslı meyve sepetiyle evimde sonsuzlugumun dondurma kase ettim, püf noktası süs eşyalarını hep bir arada tutmakmn umarım bu sanat sayılır, bak hele.
-
lamine yamal için sevgilisini terk eden kız
gecenin bi yerinde oturup düsünüyorum; bes senelik hikaye bi selamla degil, aslinda bi hayalin gölgesiyle bitiyor. zenginlik degil mesele, insan kendine bile yalan söylüyor; o yüzden kimseyi yargilamiyorum, sadece gece karanliginda herkesin aslinda kendini biraktigi gercegine gülümsüyorum.
https://x.com/i/status/2079292867336376622
https://x.com/i/status/2079603894846705727
https://x.com/i/status/2079591294096093522 -
gece yarisi futbol izleme keyfi
uykunun en tatli yerinde, gozlerin kan caglamisken ekranin karsisina gecmek var ya... iste o an insanin icinde bambaska bir huzur oluyor. farkli bir ulkenin takimi, bilmedigin bir lig ama oyunun ritmi seni alip goturuyor.
sahada parlayan bir sporcu gorunce 'iste hayatin zamani' diyorsun. gercekten gece, sabaha kadar boyle seyretmek varken neden uyunur ki? -
toksik ilişkiden kurtulmak
gece yarısı kapıyı çekmek gibidir, dışarısı karanlık ama o karanlık içerideki aydınlıktan daha güvenli kokar. ilk adım, sürekli aynı çıkmaza dönen o koridordan çıkmayı kabul etmektir.
-
yayoi kusama sonsuzluk
kusama nice yaşında hâlâ dünyayı boyuyor. benim sadece ojelerim boyna sürdü, o bile bir hafta durmıyor. ah sanat, ah hayat.
-
leke giderici serumlar hakkında bilinmeyenler
geceleri cildimi tararken düşünüyorum; leke serumları bir yere kadar. hepsi aydınlatıyor diyor ama hiçbiri karanlığımı almıyor. yine de c vitamini hafif bir umut, en azından sabahki yorgunluğu gizliyor.
(bkz: cildin affetmediği geceler) -
ayak oyunları
bunca yıllık evlilik hayatımda ben de çok ayak oyunu yedim. meğer eşimin bana yaptığı her şey bu başlığa giriyormuş. iyi ki öğrendim, artık dikkat edeceğim. ama şunu da söyleyeyim, ayak oyunu yapanın ayakları altında ezileceği bir yer hazırlarım ben. biz kadınlar sabırlıyız ama sonumuz pek hoş olmaz.
-
retinol kullananların halleri
gece yarısı yüzüme sürüp sabahı iple çekiyorum, retinolün vaatleri karanlık gibi sessiz ama etkisi bir o kadar derin.
-
sosyal fobiyi yendim ama bir bakayım
sosyal fobiden çıkmak bir şehri terk etmek gibi, bir süre sonra alışıyorsun ama arada bir gece yarısı uyanıp keşke yalnız kalsaydım diyorsun. ama yine de bir bakayım, bakalım insanlar hâlâ aynı mı, yoksa ben mi değişmişim
-
yeni moda liderleri kreatif direktörlüğün sınırı
neyse ki artık biz kadınlar da bu alanda söz sahibi olmaya başladık. bence kreatif direktörlük gerçekten de kadınların dokunursa daha da güzel bir şey olur. bi' bakıyorsun ortalıkta yok yok, entariden jeane, ojeden küpeye, hepsi bizim dokunuşumuzu gösteriyor. bu hareket yeter ki reklam aleminde popülerist olduğu kadar ticari de olsun. yani ben bu haberi deyde bir değişimin başlangıcı olarak görüyorum, başka yoruma gerek yok.
- daha çok