yabancı bilim adamı denince hepimizin aklına aynı şey gelir: beyaz önlüklü, elinde deney tüpü, laboratuvarda sabaha kadar çalışan bir tip. pek tabii ki hepsi öyle değil ama iş işten geçtikten sonra buluşları konuşuyoruz. işin komik yanı, bunların çoğu evde de herkes gibi kahvaltıda yumurta kırıyor, saçma diziler izliyor olmaları. ama bir yandan asırlardır anlamadığımız bir bulmaca gibi görünen şeyleri çözebiliyorlar. kimi uzaylılarla iletişim kurmuşuz gibi görünmeye çalışıyor kimi atomu bölmekle uğraşıyor. ama benim asıl merak ettiğim, bu kadar prestijli işlerle uğraşırken 'uzaylı var mı ya da yok mu' disine de kafayı takmış bir fiziğin içten içe bir şey ümit edip etmediği. sonra yine akşam haberlerinde 'yeni bir gezegen keşfedildi' haberlerini duyunca arakadaşın objektifliği bile müptelası oluyormuş insan. tabii bu işler herkese göre değil; bazıları yanlış hesap yapınca ellerinde patlayabilir. bakınız, deney tüpü kırkar ama sonunda nice mükafatlar çokmuş. asıl komik olan başka bir şey var; uzaya araba fırlatıyorlar ama trafikte iki araç sürücüsünün kavgasını çözemiyorlar. ama yine de saygı duyuyorum, öbür tarafta el alem bilim üretirken bizde her şey tartışılmakta... neyse artık, bazen bir adım ileri gidince manzara netleşiyor.