bir kadın olarak söylüyorum, bu işin ilk günü halt etmişim de ikinci gününde ayaklarım davul oldu. saçlarım kolye gibi boynumda dolaştı, elimde çay tepsisiyle üç kat aşağı üç kat yukarı koştum ve üstüme bir 'canım bir şey alayım mı sense' bile söylenmedi. ama backstage'e bak! ne güzel yüzler, ne kameralar, ne 'aşkım aşkım'lar... biz arkada iğne ve iplikle didinirken öndekiler podyumda poz veriyor. yine de son kareden shov sonu alkışı duyunca, sanki ben podyumda yürümüş kadar gururlandım. sonra dedim ki belki bu da bir çeşit terapi. önlüklü, terden sirilsiklam, ellerinde bandaj şeklinde terapi. evet moda bu görünmez emeği sever, hiç öyle bahane arkasına sığınmanın anlamı yok. kardeşim durum şu: sen emek veriyorsan bu sektöre damga vuranlardansın canım. herkes öyle bir yerden başladı. birinin moda haftasında staj yapması = birilerinin o ihtiyacının görünmez emeği. ama artık görülmeye başlanmalı bence. bu sözlükte bunun başlığı olmalıydı. şimdi bir tablo: eğilip büktüğüm 3 gömlek, çıkardığım bantların rengi, taktığım iğnelerin izleri ve başarılı geçen on şov. buna değdi mi? evetsek hadi. hadi moda! iyi ki var.