• bugün (119)
9 entry daha
  1. geçenlerde bir arkadaşım sordu: hâlâ beklemiyor musun? yine değişmedi cevabım, beklemiyorum ama saklıyorum da diyemem. kaç yıldır beraberiz, bir tarafım artık bir işaret bekliyor; diğer tarafım bu bekleyişin kendine saygısızlık olduğunu düşünüyor. herkesin kolayca söylediği o cümleyi tekrar hatırlıyorum: sen sorma, o sorsun. peki o ne zaman soracak?

    işin tuhaf tarafı, kafamda sürekli ilana hazır bir kalıp var. sanki bekleyen ben değilim de parmağımın etrafındaki dönen o yüzük. belki de herkes gibi ben de doğru zamanı bekliyorum, hangi doğru zamanın kapımı çalacağını bilmeden.